Yoga nedir

(1 oy) 5/5 311
Yorum Yaz


Yoga nedir denildiğinde, insanın hem bedenî hem de zihnî ve manevî gücünü bir araya getirdiğine inanılan yoga, Hint dinlerinin temel ritüellerindendir. Yoga, Hint dinlerinde bir irade eğitimi yolu olarak kabul edilmektedir.

Yoga kelimesinin Hintçe ’de iki anlamı bulunmaktadır. Yoganın ilk anlamı; düzenli pratikler, belirli zihinsel ve bedensel egzersizler ile kişinin ruhunun evrensel ruh ile birleşmesidir. İkinci anlama göre ise yoga bir yaşama sanatıdır.

Çeşitli sözlüklerde ve kitaplarda tanımları yapılan yoga, Sanskritçe’de ilahiliğe ya da birliğe bağlanmayı arama anlamındaki “yug” sözcüğünden türemiştir. Buna göre yogayı, maya aleminin ötesindeki hakikatlere ulaşmayı hedefleyen, bu sebeple de içinde yaşadığımız dünyadan duyular yoluyla elde edilen aldatıcı etkilere kapılmadan, duyum sınırlarının ötesindeki hakikate ulaşmaya çalışan mistik bir yol olarak tanımlamak mümkündür. Yoga, Hinduizm’e ait eski metinlerde acıdan kurtulmanın yolu olarak da gösterilmiştir. Buna göre insan içinde yaşadığı dünyayı gerçek sandığı için acı çekmektedir. Bu acıdan kurtulmanın yollarından biri ise yoga yapmaktır.

Hint kutsal metinlerinden Bhagavatgita’da yoga hakkında şöyle ifadeler yer almaktadır:

  • “Bir kimse duyu nesnelerine ve eylemlere bağlılık geliştirmezse, dünyalık düşüncelerden vazgeçerse, bu kişiye yogaya ulaşmıştır denir. ”
  • “Aklı, en yüce huzuru yakalamış, tutkuları sönmüş lekesiz yogi, lekesiz Brahma ile bir hale gelir.”
  • “Özü yoga bağlılığında olan kişi, tüm canlılarda kendi benliğini, kendi benliğinde de tüm canlıları görür. Bu, her yerde olan görüşüdür.”
  • “Ateşli bir biçimde bana inanan ve her zaman derin düşünceyle bana bağlanıp, düşüncesini bana yoğunlaştıranı en iyi Yogi sayarım.”

Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere Bhagavatgita’daki yoga, kişiyi nefsanî arzularından uzaklaştıran, her şeyde kendisini, kendisinde ise her şeyi görmesini sağlayan ve onu tanrı Brahma ile “bir” yapan bir disiplin olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yukarıda vermiş olduğumuz bilgiler ışığında yoganın kişiyi varlığın ardındaki hakikate, evrensel ruh ile bütünleşmeye, acılardan kurtulmaya götüren bir yol olduğunu söylemek mümkündür.

Yoganın Tarihi

Yogayı, ortaya çıktığı tarihten günümüze kadar, dört ana döneme ayırarak incelemek mümkündür. Yoga’nın başlangıcının M.Ö. 3000’lere kadar gittiği tahmin edilmektedir. Bunun sebebi İndus vadisinde yapılan birtakım arkeolojik kazılarda taş mühürler üzerinde bulunan ve yoga duruşlarını gösteren figürlerdir. Bu dönem Veda öncesi dönem olarak adlandırılmaktadır. Sonraki dönemde Aryanlar’ın bölgeye gelmesiyle yerli halk, yani Dravidyenler Aryanlar ile karışmış ve bunun sonucunda ortak bir kültür oluşmuştur. Yoga pratiklerinin ve Hinduizm’in başlaması bu tarihlere denk gelmektedir. En eski Hint kutsal metinleri olan Vedalar da bu dönemde yazılmıştır. Bu nedenle bu döneme de Veda Dönemi denilmiştir. Üçüncü dönem Klasik yoga sistemi de olan Darsana Dönemidir. Klasik yoga M.Ö. 400-500 yılları arasında yaşayan Patanjali adlı bir yoginin Yoga Sutra isimli eserinde Buda’nın fikirleri öne çıkarılır. Buda, kişinin derinlemesine meditasyona geçmeden önce kendisini disiplinle kontrol etmesi gerektiğini söyler.

Dört ana başlık altında ele aldığımız yoga yaklaşık beş bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Sevgili burclar.net okurları Yoga bu uzun süre içinde birçok dala ayrılmıştır. Hatha Yoga, Bhakti Yoga, Karma Yoga bunlardan sadece birkaç tanesidir. Yoga zamanla, değişik adlar altında Hindistan sınırlarını aşarak çeşitli ülkelere yayılmıştır. İlk olarak 13. asır ile 18. asır arasında yaşayan Hint sufiler aracılığıyla Doğu’dan Batı’ya gelen yoga 19. asırda Avrupa’nın her tarafına ulaşmıştır.

Günümüzde yoga, Asya ve Avrupa’nın da sınırlarını aşmış ve çok daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Dünya üzerinde bu kadar büyük bir yayılma gösteren yoga, (doğal olarak) tarihsel ve coğrafi bazı değişikliklere uğramıştır. Bunun sonucunda da gerek yoganın amacı gerekse yogadan ne anlaşıldığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Böylece (Doğu’dakinden farklı olarak) Batı’da yogadan daha başka beklentiler ortaya çıkmıştır. Yogilerin ateşte yürümek, havada asılı kalmak, uçmak, görünmezlik gibi büyüsel, mucizevi ve doğaüstü olaylara daha fazla odaklanmalarının sebebi de budur.

Halbuki yoganın klasik metinlerinde -bütün bu yukarda zikredilen olağanüstü olaylardan bahsedilmekle birlikte- yogilere yoganın asıl amacının bu güçlere ulaşmak olduğundan söz edilmemiş, böyle bir hedef de gösterilmemiştir. Bunun yerine, kişinin ruhsal özgürlüğe kavuşması hedeflenmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere kişilere hakikati göstermek, onları acılardan kurtarmak gibi bazı özelliklere sahip olduğuna inanılan yoga yaklaşık beş bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu uzun tarihinde çeşitli dallara ayrılarak dünyanın pek çok yerine yayılan yogadan farklı beklentiler ortaya çıkmıştır. Bu beklentiler ise yoganın özünde olan nitelikler ile uyuşmamaktadır. Dolayısıyla bugün Batı’da Doğu’dakinden farklı bir yoga olgusuyla karşı karşıya bulunmaktayız. Bunun sebebini ise yayıldığı yerlerdeki insanların beklentileri olarak göstermek mümkündür.

Doğu’da Yoga

Burada bizim Doğu’dan kastımız yoganın ortaya çıktığı yer olan Hindistan’dır. Daha önce de söylediğimiz gibi, yoga Hindistan’da kişiyi kurtuluşa ulaştıran bir araçtır. Bu yönüyle de dini bir anlama sahiptir.

Hindistan’daki, yoga sekiz basamaktan oluşmaktadır. Bu basamaklar şu şekildedir:

  1. Yama: Zarar vermeme, doğruluk, çalmama, tensel zevkleri kontrol etme.
  2. Niyama: Arı olma, halinden memnun olma, okuma, hatırlama.
  3. Asana: Patanjali’nin Yoga Sutra’larında meditasyonda kullanılan oturma duruşunu ifade etmektedir.
  4. Pranayama: “Prana”, nefes, “ayama”, durdurmak demektir. Ayrıca, yaşam gücünün kontrolü olarak da yorumlanabilir.
  5. Pratyahara: Dış nesnelerden duyu organlarını geri çekmedir.
  6. Dharana: Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.
  7. Dhyana: Meditasyon nesnesinin doğası üzerine yoğun tefekkürdür.
  8. Samâdhi: Meditasyon nesnesi ile şuurun birleşmesidir.

Bu basamaklardan da anlaşıldığı gibi Hindistan’da yoga belirli aşamalardan geçtikten sonra ulaşılan bir hali ifade etmektedir. Ayrıca onu bir Hint mistisizmi olarak ele almak da mümkündür.

Batı’da Yoga

Batı’da yoga ile ilgili pek çok konunun yanlış anlaşıldığını söylemek mümkündür. Öncelikle belirtmeliyiz ki Batı’da yoga pratikleri Hindistan’da olduğu gibi dini bir anlam taşımamakta, sadece fiziksel egzersizler olarak kabul edilmektedir. Hatta bu seküler bakış o kadar ileri bir dereceye götürülmüştür ki yoga egzersizleri spor kurulu tarafından belirlenir olmuştur.

Batılıların yogayı sadece fiziksel egzersizler olarak gördüklerini Arthur Liebers’in şu sözleri de açıkça ortaya koymakatadır: “Amerikalıların çoğu Yoga’nın kendisinden daha çok yogi kelimesini ya da yoga pratiklerini duymuşlardır. Buna göre, yogi bez parçalarıyla sarılmış ve hayatını çivili yatak üzerinde geçiren veya bir ağacın altında, kuşlar kafasına yuva yapana kadar, hareketsiz oturan bir Hint fakiridir.” Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi Batı’da yoganın fiziksel yönüne daha çok odaklanılmaktadır. Böylece yoganın zihinsel bir etkinlik olduğu görmezden gelinmektedir.

Halbuki Hindistan’da yapılan yoga ya da meditasyon, Batı’ya nispeten daha ruhsal bir mahiyete sahiptir. Batı’daki bilim adamları ise meditasyonu psikolojik faydaları için teşvik etmekte, onu klinik tedavilerde kullanmakta ve bilimsel çalışmalarını da bu anlayış üzerine inşa etmektedirler.

Belirtmeliyiz ki Batı’da yogaya ilgi duyulmasının birtakım sebepleri bulunmaktadır; bu sebeplerden birisine göre bazıları yogayı gerçek anlamına uygun olarak yapmakta, bazıları ise yogayı genç görünmek ve genç kalmak için bir araç olarak görmektedir. Diğer bir sebebe göre; özellikle de bilim adamlarının yoğunlukta bulunduğu bir grup, yoganın kişiliğin gelişimine katkısı olduğu üzerinde durmaktadır. Yine bir başka sebebe göreyse, bazı gruplar yogayı içlerindeki gücü ortaya çıkarma aracı olarak görmektedirler. Bu gruplara ait kişiler belirli liderler çevresinde toplanarak dini topluluklar meydana getirebilmektedirler. Bu toplulukları temsil eden liderler de kendilerinin aydınlanmış olduklarını ve ulaştıkları aydınlanmayı başkalarına dokunmak veya bakmak suretiyle verebileceklerini/verebildiklerini iddia etmektedirler. Bu söylem ve iddia ise klasik yoga için fazla vakit ayıramayan kişilere daha cazip gelmektedir. Buradan hareketle Batı’da yoganın ne olduğunu ve nasıl yapılması gerektiğini bilen kişilerin sayısının sınırlı olduğunu söylemek mümkündür.

Batı’da yoganın daha ziyade fiziksel ya da ruhsal faydaları olduğuna inanılarak yapılmasının ve yogaya bu gözle bakılmasının sebebi öncelikle Devananda isimli yoga üstadıdır. Bu kişi, ustası Sivananda ile birlikte Batı’da yogayı fizyolojik ve psikolojik yönleriyle yaymak için çalışmalar yapmıştır. Ayrıca yine Batı’da yoganın yayılmasında Ramakrishna, Şri Aurobindo, Ramana Maharishi, Yogananda v.b Hint mistikleri ile Teozofi Cemiyeti gibi kuruluşların da önemli bir etkisinin olduğu görülmektedir.

Türkiye’deki yoga anlayış ve uygulamalarına baktığımızda ise (Yine aynen Batı’da olduğu gibi), sadece fiziksel olarak yapılan, rahatlamak için uygulanan ve genelde sağlık için başvurulan bir meditasyon tekniği ile karşılaşmaktayız.

Türkiye’de yoganın böyle bir anlayışla uygulanmasına getirilen eleştirilere karşın her geçen gün açılan yoga merkezlerinin ve yoga hakkında yayımlanan kitapların sayısı artmaktadır. Özellikle yaşam standartları yüksek olan semtlerde sağlıklı yaşam merkezi, ya da yoga merkezi adıyla merkezler açılmakta veya spor salonlarında yoga eğitmenleri eşliğinde meditasyon yapılmaktadır. (Serkan Derin-YLT)