Yahudilikte semboller

(3 oy) 5/5 2515
Yorum Yaz


Her dinde olduğu gibi, Yahudilikte de çeşitli semboller vardır. Yahudilikte sembol ve kavramların bazılarına aşağıda yer verilmiştir:

Tanrı çeşitli dönemlerde insanlarla ahit yapmıştır. Tanrı ile İsrailoğulları arasında yapılan ahdin hükümlerini içerdiği için, Yahudi ve Hristiyan kutsal kitaplarına “Ahd-i Atik” ve “Ahd-i Cedid” denilmiştir. Tanrı ile İsrailoğulları arasında yapılan bu ahid ile Tanrı Yahweh, İsrailoğullarını kendine millet olarak ve İsrailoğulları da Yahweh’i tanrı olarak seçmiştir. Böylece İsrail milleti Tanrı ile aralarındaki mevcut ilişkilerde özel durumlara ve ayrıcalıklara sahip olmuş ve böylece Ahit, Yahudilik’ te bir sembol haline gelmiştir.

On Emir, Tanrı Yahweh ile İsrailoğulları arasında Hz. Musa aracılığıyla Sina Dağında yapılan ahdin İsrailoğulları tarafından yerine getirilecek bölümünü sembolize eder, bu emirler Tanrı tarafından iki taş levha üzerinde yazılmıştır ve ahit sandığına konulması emredilmiştir. Yahudilerin ahit, ahit sandığı, levhalar ve On Emir’i kutsal sayıp bir sembol haline getirmeleri bu yüzdendir.

Kudüs Mabedi veya Süleyman Mabedi, Yahudiler tarafından Tanrı Yahweh’in kendi aralarında ikamet etmesinin sembolü olarak kabul edilmektedir. Bu mabet ve günümüze ulaşan ve ağlama duvarı olarak adlandırılan kalıntıları Yahudiler için büyük önem taşımaktadır. Günümüzde ise sinagog, Kudüs Mabedi gibi Tanrı’nın İsrailoğulları arasındaki varlığını sembolize etmekle beraber Yahudilerin ibadet yerleridir.

Yahudi kültüründe büyük önem taşıyan ve her sinagogda ahit sandığıyla birlikte mutlaka bulundurulan şeylerin başında yedi kollu şamdan ve Davud yıldızı gelir.

Yedi Kollu Şamdan (Menorah)

Kudüs’te Hz. Süleyman’ın tapınağında kutsal emanetler arasında yer alan ve saf altından yapılan bu şamdan, İsrailoğullarınca manevi ışığın ve yaşam tohumunun bir sembolü olmuştur. Yedi kollu şamdanın ışığı Tanrı’nın varlığını sembolize eder ve Şamdan’ın ışığı asla söndürülmez. Her sinagogda mutlaka bir veya iki menorah bulundurulur.

Yahudi inancına göre sembolik olarak kainatın yedi günde yaratılışını sembolize eder ve merkez ışık (ortadaki kol) sebti sembolize eder. Bunların yanı sıra menorahın yedi gezegeni, ebedi ışığı ve haftanın yedi gününü sembolize ettiği de söylenmiştir .

Yedi kollu şamdan doğulu Yahudiler arasında yaygındır. Sevgili burclar.net okurları dua kitaplarında, evlerde duvarların üstünde, muskalarda yedi ayet menorah şeklinde yazılır, mezar taşlarında ve özellikle sinagoglardaki duvar boyalarında, vitray camlarda ve mozaiklerde sık sık kullanılmıştır. Günümüzde ise menorah İsrail Devleti’nin resmi bir sembolü olarak kullanılmaktadır.

Davud Yıldızı – Davud Mührü – Davud Kalkanı

Arap kaynaklarında altı köşeli yıldız sadece diğer geometrik süslerle birlikte, bazı Yahudi grupların tarafından Süleyman Mührü olarak adlandırılan bir terim altında yaygın olarak kullanılmıştır. Yine altı köşeli yıldızın ismi olarak Süleyman Mührü tabiri 11. yüzyıl Bizans muskalarında daima kullanılmıştır. Altı köşeli yıldız, Kral Davud’un eski günlerinin bir sembolü olarak bu öneminden dolayı resmi bir sembol oldu; çünkü Kral Davud onu kendi kalkanı üzerinde taşıyordu.

Davud Mühürü aslında, ters olarak yerleştirilmiş iki eşkenar üçgenden oluşmaktadır. Davud yıldızı, biçimsel olarak ilginç bazı sembolik anlatımlar içermektedir. Geçmişi eski çağlara kadar inen bu sembol, önceleri başka toplumlarda da beş köşeli yıldızla birlikte bir süs ve bir büyü işareti olarak kullanılmıştır. Fakat altı köşeli yıldız, beş köşeli yıldızdan çok daha önce ortaya çıkmıştır. Altı köşeli yıldızın, bronz çağından çok daha önceleri bir süs ve bir büyü işareti olarak kullanıldığı görülmüştür. Altı köşeli yıldız, orta çağın ilk yarısından bir büyü işareti olarak resmedilmeye başlanmıştır. Helenistik dönemde Yahudi amblemleri arasında hem altı köşeli hem de beş köşeli yıldız eksik olmamıştır. Altı köşeli yıldız, süs amacıyla orta çağda özellikle 10. ve 11. yüzyıllarda Müslüman ve Hristiyan memleketlerinde de kullanılmıştır.

Bu şekil altı kollu ve altı uçlu bir yıldız görünümüyle batıni düşüncenin gerçek bir toplamını yansıtmaktadır. İçerdiği dört temel elemandan tepe noktası yukarıda olan üçgen ateşi, tepe noktası aşağıda olan suyu, su üçgenin taban kenarı ile kesişen ateş üçgeni havayı, ateş üçgeninin taban kenarı ile kesişen su üçgeni ise toprağı göstermektedir. Tüm bunların bir altıgen içinde birleşmeleri ise evreni oluşturan elemanların uyum ve beraberliğini dile getirmektedir.

Görüldüğü gibi ateş üçgeni yukarıya yönelmiştir. Çünkü alev hep yukarı çıkmak ister. Su üçgeni ise, suyun dökülmek istediği yöne bakar, ateşi keserek onu söndürür. Sonuçta bu birleşimlerin değişmeye uğramaları, maddi yaratıkların da çeşitlenmelerine neden olmaktadır. Bu bakımdan, Süleyman’ın Mührü, evrendeki karşıtların, zıtlıkların, kozmik birliğin ve onun akıl almaz ve karmakarışık ifadesinin bir sentezi olarak kabul ediliyor.

Süleyman Mührü motifi, Türk mimarisinde birçok dini eserde de kullanılmıştır. İki eşkenar üçgenin zıt yönde iç içe geçmesi sonucunda oluşan bu sembol, dini ve sivil mimari eserlerde yapının birçok yerinde kullanılmıştır. Bu sembolün tarihte sadece mimaride değil padişah kıyafetlerinde ve sancaklarında da yer aldığını biliyoruz. İslam kültüründe Mühr-i Süleyman’ın bulunduğu yere şeytanın giremediği inancı mevcuttur. Bu inanç gereği de dini mekanlarda özellikle bu sembole yer verilmiştir.

Bu sembolün bazı bölgelerde nazara karşı önlem amacıyla da kullanıldığı ve örneğin Samsun’da Çarşamba ve Salıpazarı ilçelerinde bulunan eski ahşap camilerde, evlerin kapılarında, mezar taşlarında bu sembol yer alıyor. Günümüzde de bu sembol aynı anlam içeriğinde bazı mimari eserlerde kullanılmaktadır. (sadaf dianat-ylt)