Yahudilerin Kutsal Merkezi – Ağlama Duvarı

(0 oy) 0/5 26
Yorum Yaz


Hz. Süleyman tarafından 13 yılda tamamlanan Süleyman Mabedi/Evi diğer adıyla Bet ha Mikdaş, Yahudi dininin ve sosyal hayatının merkezi – Yahudilerin kutsal mekanı olup, sonraki mabetler için de örnek teşkil etmiş olan kutsal bir yapıdır. Yahudilerin bayramlarda ve belirli günlerde bir araya geldikleri bu toplanma yeri, Yahudiler için bir nevi kutlama yeri olmuştur. Ancak MS. 70 yılında Titus tarafından yakılıp yıkılan Kudüs ve Mabet’ten geriye Mabet’in Batı Duvarı kalmıştır. Bu yıkımdan sonra geriye kalan Batı Duvarı önünde Yahudilerin ağlayıp gözyaşı dökmelerinden dolayı Batı Duvarı “Ağlama Duvarı” (Hakotel ha-Mavravi) olarak da anılmaktadır. Yahudilerin Kutsal Merkezi – Ağlama Duvarı bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Süleyman Mabedi ve Ağlama Duvarı

Rivayete göre Süleyman Mabedi yapılırken her kesimin desteği sağlanmıştır. Yöneticiler, zenginler ve iş adamları mabedin bir duvarını yapmıştır. Geriye Batı Duvarı kalmıştır. Batı Duvarı’nın yapımı da işçilere, çiftçilere yani fakir tabakaya kalmıştır. Fakir kesim hem alın teri hem gözyaşı ile Batı Duvarını yapmıştır. El emeği, alın teri ve gözyaşı ile yoğrulduğu için Batı Duvarı yakılıp yıkılmadan etkilenmemiş ve ayakta kalabilmiştir.

Tarih boyunca Yahudilerin hac ibadeti maksadıyla Kudüs’e Süleyman Mabedi’nin kalıntısı olan Batı Duvarı’nı yaygın olan bir diğer ismiyle Ağlama Duvarı’nı ziyaret etmeleri çeşitli sebeplerden dolayı bazen engellenmiştir. Yahudilikte haccın, Tanrı Yahve tarafından emredilen mabet’te toplanma emrinin ve Yahudilerin Tanrı huzurunda bulunmasının, O’nunla beraber olmasının ve Tanrı’nın emirlerine boyun eğmesinin bir sembolü olduğu söylenebilir.

Ağlama Duvarı ve Yahudiler

İbranicede Ha-kotel ha-ma a-ravi olarak bilinen Ağlama Duvarı, Kudüs’ün eski bölümünde bulunan, Yahudilerin kutsal saydığı dua ve hac yeridir. Yahudilerin Kudüs’teki en kutsal tapınağı olan ve M. S. 70’te Romalılarca yıkılan İkinci Tapınak’ın (Herodes Tapınağı) tek kalıntısıdır. Üst bölümleri daha ileri bir tarihte eklenen duvar, M. Ö. yaklaşık 2. yüzyılda yapılmıştır.

Ağlama Duvarı nerededir?

Ağlama Duvarı bugün Mescid-i Aksa ile Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu Haremü’ş-Şerif’i çevreleyen daha büyük bir duvarın parçası olduğundan, Yahudiler ve Araplar duvarın ya da yakın çevresinin denetimini ele geçirmek için uzun süre birbirleriyle mücadele etmişlerdir. Haremü’ş-Şerif’in doğusundaki çıkmaz bir sokakta olan Ağlama Duvarı’nın olduğu yerde eskiden Süleyman Peygamberin Tapınağı vardı. Şimdi halk arasında Ömer Camii denilen büyük bir bina bulunmaktadır.

Ağlama Duvarının Büyüklüğü

Bugün Ağlama Duvarının görünen bölümü 50 m uzunluğunda ve 18 m yüksekliğindedir; ama toprağın altında çok daha derine iner. Yahudiler burada erken Bizans döneminde ibadet etmeye başlamışlardı. Haham metinlerine göre , “Kutsal varlık Ağlama Duvarı’nı asla terk etmez”. Yahudiler Duvarı’ı ziyaret ettiklerinde Tapınak’ın yıkılmasına ağlarlar ve yeniden kurulması için dua ederler. Dindar Yahudilerin Tapınak’ın kalıntıları önündeki kederli gece ibadetlerine tanık olan Avrupalı gezginler duvara bu adı vermişlerdir. Aslında bu sembolik yapının anlamı Yahudi literatüründe “ gökler Tanrınındır, yeryüzünü ise insanoğluna vermiştir” şeklinde belirtilmiştir.

Ağlama Duvarı neyi sembolize eder

Bütün bu anlatılanlardan anlaşılacağı üzere, “Ağlama Duvarı” Hz. Süleyman tarafından yaptırılan mabedin bir kalıntısı olduğu için Yahudiler tarafından kutsal sayılmıştır. Mabed’in yıkılış yıldönümü başta olmak üzere, çeşitli vesilelerle bu duvar önünde dua edilir ve gözyaşı dökülür. Yahudiler için, Ağlama Duvarı, Süleyman Mabedi’nin Hz. Süleyman tarafından yaptırıldığı şekliyle yeniden yapılarak, Yahudi hâkimiyetinin yeniden kurulması hayalini sembolize eder.