Van Akdamar Adası ve Kilisesi Tarihçesi

(6 oy) 5/5 27
Yorum Yaz


Van ilimiz sadece doğal güzellikleriyle değil aynı zamanda tarihi ve kültürel yapılarıyla zengin kadim bir şehir. Bu yapılar arasında en önemli ve ilginç olanlardan bir tanesi Van Akdamar adasında bulunan Akdamar Kilisesi. Bu yazımız Van Akdamar Adası ve Kilisesi Tarihçesi ile ilgili.

Van Akdamar Adasının Tarihçesi

Tarihi Akdamar kilisesinin bulunduğu Akdamar adası, Türkiye’nin Van ve Bitlis illeri arasında bulunan, Van gölünün içinde yer alan en büyük adadır. Van’ın Gevaş ilçesi sınırları içerisinde bulunan adada, Ermenilerden kalma bir kilise bulunur. Yüzölçümü 70.000 m² olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 km’yi bulmaktadır. En yüksek noktası deniz seviyesinden 1912 m yüksekte bulunan adanın batı uçlarından yüksekliği 8 m’ye ulaşan dik kayalıklar vardır. Adada yerleşim yoktur.

Van Akdamar Adasının İsim Efsanesi – Ah Tamara!

Adanın adının nereden geldiğine dair yaygın halk hikâyesine göre, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği dillere destan “Tamara” adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan Müslüman bir genç bu kıza âşık olur. Bu genç, Tamara ile buluşmak için her gece adaya yüzer, Tamara ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için, bir fenerle bekler. Bu durumdan haberdar olan Keşiş, fırtınalı bir gecede elinde bir fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek, gencin boş yere yüzüp gücünü yitirmesine sebep olur. Yüzmekten gücünü yitirip yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle “Ah Tamara” diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakarak boğulur. ”Ah Tamara” söyleminin zamanla dönüşerek “Ahtamar” ismini aldığı söylenir. Bu efsanenin tarihi gerçeklerle alakasının zayıf olduğu şüphesizdir. 9. yüzyıldan itibaren kaydedilmiş olan “Ağtamar” adının Arapça “ĞMR” kökünden “kabartı, tümsek” anlamına gelen bir türev olması daha yüksek bir olasılık olarak değerlendirilebilir. Adanın isminin Türkçeleştirilmiş biçimi olan Akdamar, 1980’li yıllardan bu yana resmi kurumlar tarafından tercih edilmektedir.

Van Akdamar Kilisesinin Tarihçesi

Doğu Anadolu’da Van gölündeki Akdamar adası adıyla orijinal kilisesiyle ün yapmıştır. Kilise yapılarının Ortaçağ Hristiyan sanatında önemli bir yeri vardır. Kiliseler yüzyıllar boyu süren karışıklıklara, politik güçlüklere karşılık sanki bir kimlik ve direnç gücü olarak gösterilmiştir. Akdamar kilisesinin yapıldığı (M.S.915–921) ortamı hazırlayan yüzyıllara gidersek, yapımındaki amacı daha iyi değerlendirebiliriz. Müslüman Arap ordularının, Anadolu’nun doğusunu istilası sonucu 7. yüzyılın sonlarından 9. yüzyılın ortalarına kadar uzanan dönem, buradaki Ermeni sanatının duraklama devri olmuştur. Çeşitli Arap emirlerinin, Ermeni kentlerine yerleşmeleri ve bunların Bizans ile savaşları, iç huzursuzlukları Ermeni krallarını fakir düşürmüş, ancak Bizans ordularının, Abbasilere karşı kazandıkları başarılardan sonra Ermeni prenslerinin de durumu düzelmeye başlamıştır.

862 yılında Abbasi halifesinin Bagradidler sülalesinden Aşot Bagradini’yi Ermeni prensi ilan etmesi bir dönüm noktası olmuştur. Daha sonra 886 yılında da adaşı ve yeğeni olan I. Aşot’a komşu Abbasiler tarafından krallık unvanı verilmiş ve I. Aşot’un tahta geçmesiyle Ermeni sülalesinin liderliğinde bir Rönesans başlatılmıştır. 9. ve 10.yüzyıllarda da birbiri ardına kiliseler yaptırılmıştır. Bu dönemde bölgedeki feodal ve zengin aileler de, arazilerin içindeki kilise ve manastırları onarmışlardır. 9.yüzyıl sonlarında iyice güçlenen Bagradid krallığı bir süre sonra, bütün Ermeni sülalelerini kontrol altında tutamaz duruma gelmiş ve çeşitli feodal ailelerle savaşmak zorunda kalmıştır. En büyük rakipleri ise güneyde Van Gölü’ndeki küçük Vaspurakan krallığından, Ardsruni prensleri olmuştur.  Gönül Öney, a.g.e., s.1 20 Vaspurakan prensliği, Anadolu’nun güneydoğusundaki dağlık bölgede 10.yüzyıl başlarında Vaspurakan adında bağımsız bir prenslik olarak kurulmuştur. Vaspurakan sözcüğü ise Sasani dilinde “en yüksek, en soylu sınıf” anlamına gelmektedir. Kendilerine bu adı veren prenslerin kökeni Ardsruni soylularına dayanmaktadır. Ardsruniler’in hâkimiyet alanları kuzeyde Ağrı’dan, güneyde Urmiye gölüne kadar uzanmaktadır. Bagradidler’den I. Aşot’un halefi Simbad’ın, Ardsruniler’le arası iyice açılınca Ardsruniler’den prens Gagik, Azerbaycan bölgesinin Abbasi hükümdarıyla anlaşmaya varmış ve ondan 908 yılında krallık tacını almıştır. Hemen arkasından da Abbasi halifesi El Muktadır, Gagik’e ikinci bir krallık tacı göndermiştir. I. Gagik, Vaspurakan kralı olunca (M.S.904–938) çeşitli yapıların, özellikle kilise ve manastırların yapımına önem vererek Bagradid krallığıyla adeta yarışmıştır. Bu yapılardan Akdamar kilisesi en fazla tanınan ve yayınlara konu olanıdır. Ardsruniler’in tarihçisi, Prens Gagik ile aynı soydan gelen, Thomas Ardsruni yazdığı kitapta, Kral I. Gagik’in taç törenini yaptırdığı kiliseleri ve sarayları anlatmıştır. Ardsruni, eserinde Gagik’in en sevdiği yapılar olarak, Van gölü’nün güneyindeki Akdamar adasında yer alan kiliseyi, sarayı, manastırı, kasabayı, çarşıyı, limanı ve dükkânları tüm ayrıntılarıyla tanıtmış ve yapıların bizzat Kral Gagik tarafından tasarlandığını yazmıştır. Bu yapıların oluşumu için, Kral Gagik çağının en iyi ustalarını, sanatçılarını Akdamar’da toplamış ve onlara nezaret etmiştir.

Fakat Thomas Ardsruni’nin “Ardsruniler’in Tarihçesi” adlı bu yapıtında, ülkesinin politik durumlarıyla ilgili çok az bilgi vermiş, buna karşın soylu hanedanının, mimari alandaki etkin çalışmalarından inşasına tanıklık ettiği sayısız saray ve kiliseden sıkça söz etmiştir. Ada üzerindeki sivil yerleşimin 16.yüzyıl başlarına kadar canlı olarak varlığını sürdürdüğü ve 1535 yılında Osmanlı-İran harbinde tahrip edildiği anlaşılmaktadır. 16.yüzyıldan sonra sivil yerleşimin bulunmadığı adada, Kutsal Haç’a adanmış bir Ermeni manastırı hayatiyetini sürdürmüştür. 19.yüzyıl sonlarında 300 civarında 21 keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915 olaylarından sonra terkedilmiştir. Ermeni kilisesinin ruhani başkanlığı olan Gatağigosluk makamı, 10.yüzyılın ortalarından 1101 yılına kadar Akdamar adasında bulunmuştur. Makamın 12.yüzyılda Kilikya’ya taşınmasından sonra da Akdamar kilisesi 19.yüzyıla dek önderlik iddiasını sürdürmüştür. Akdamar adasındaki Surp Haç kilisesi, Kudüs’ten İran’a kaçırıldıktan sonra 7.yüzyılda Van yöresine getirildiği rivayet edilen hakiki haçın bir parçasını barındırmak amacıyla, Kral Gagik’in emriyle 915–921 yıllarında Mimar Keşiş Manuel tarafından inşa edilmiştir.