Türklerde semboller ve anlamları – Türklerin sembolleri

(0 oy) 0/5 21
Yorum Yaz


Geçmişten günümüze ezoterizmin tanımına uygun olarak Türk Kültürü’nde yer alan semboller ve anlamları nelerdir konusuna yer vereceğiz. Burada yer alan semboller sosyal yaşamda karşılaşılan /karşılaşılabilecek olan fakat anlamı üzerinde çok durulmayan simgelerin anlaşılması için önemli bir başlangıç olacaktır.

Alfabetik sıraya göre semboller ve anlamları şu şekildedir:

Agarta:

Mu’dan ve daha sonra Atlantis’ten yapılan göçler sırasında Naacall rahiplerince bilgileri korumak ve yaşatmak için yeraltında oluşturulan ileri düzeydeki yeraltı uygarlığıdır.

Ağaç:

Tanrının tekliğini sembolize eder.

Ak Sakallı Dede – Hızır:

Türk ve İslam mitolojisinde de yeri olan ve genellikle yardıma ihtiyaç duyanların ve muhtaçların yardımına koşan Hızır, felaketlerde yardımcı, iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandıran, bereket ve bolluğa kavuşturan, savaşlara katılan kutsal bir kişi olarak bilinmektedir.

Alın Yazısı:

İnsanoğlunun, yaşamının normal seyri boyunca geçirmek zorunda olduğu üç temel dönem vardır. Doğma, büyüme ve ölme. Bu dönemler de yaşantısı içerisinde gerçekleşen ve çoğu zaman anlayamadığı olayların, kişi doğmadan önce onun yaşam öyküsüne yazıldığını temsil etmekte kullanılan kavramdır.

Altın Çağ:

Büyük devrenin başlangıcı ve sonunda yaşanacak zaman dilimi olarak değerlendirilen altın çağ; eski insiyatik kökenli geleneklerde sözü edilen bir zamanlar yer yüzünde Mu ve Atlantis dönemlerinde yaşanan mükemmeliyet devri olarak da bilinir.

Altın Post:

Yunan Ezoterizminde zenginliği ve gücü temsil eden altın post, ezoterizmde genel olarak insiye olmuş kişiyi ve bedenini temsil etmektedir.

Post astral bedeni, altın post ise inisinasyonun sonucunda arınmış astral bedeni ifade eder. Mağarada altın postun elde edilmesiyle ilgili mitolojik anlatımların nedeni de budur. Çünkü mağara mitolojilerde gizli mabetlere karşılık gelir.

Amel Defteri:

Bireyin o yaşamı sırasında yaptığı tüm eylemlerinin sonucunda ortaya çıkan sonuçlarının o kişinin bireysel akaşasına -süptil cevrer- kaydolunması.

Anka Kuşu:

Güneşin evrensel bir sembolü, mistik bir yeniden doğuş, diriliş ve ölümsüzlüğü ifade eden semboldür.

Ankh:

Mitsel bir sonsuz yaşam, yeniden doğuş ve güneşin yaşam veren gücünü simgeleyen Mısır kökenli bir haçtır.

Asa:

Hz. Musa’ya verilen kozmik enerjileri çekme özelliğine sahip olan ve Hz. Musa’nın mucizeleri arasında yer alan denizin yarılması hadisesinin temel figürlerinden biridir.

At:

Astral bedeni temsil eden at, beden dışı yolculuğun temel sembollerinden olarak görülmektedir.

Ateş:

Astral bedenimizdeki tortuların temizlenmesini sağlayan ruhsal-manyetik enerji olan ateş, arınmanın sembolü olarak bilinir.

Ateş-Hava-Toprak-Su:

Varoluşun dört temel enerjisine karşılık kullanılan birleşik bir sembolü olan bu dört sembol, Mu Uygarlığı’nda bu dört temel enerji ruh, zaman, madde ve hayat enerjileridir. Ayrıca evrendeki tüm güçlerin tanrıdan kaynaklandığını anlatmaktadır.

Ateş Taşı:

Güneşten gelen manyetik enerjilerin de depolanabildiği kristallerdir. Türk Mitolojisi’nde ve eski Türk geleneklerinde geçen Yada Taşı da aynı anlamda kullanılmıştır.

Ay-Yıldız:

Hilal biçimli bir yayın içindeki yıldız olan ay-yıldız, Sirius’un sembolü olarak çok eski uygarlıklarca kullanılmıştır. Bu sembole en çok Mayalar’da, Mezopotamya uygarlıklarında ve Mısır’da rastlanır.

Baba:

İnsiyatik çalışmalarda inisiye adayının hocası, onun babasıdır.

Balık:

Bilginin ve ruhsal-ilahi tesirlerinin sembolü olan suyun içinde yaşadığı için ezoterik sembolizmde kullanılan bir semboldür. Dünyamız da görüp gözeticilik fonksiyonunda bulunan ruhsal planlarla irtibata girebilme ve o planlardan kaynaklanan tesirlerle yaşayabilmenin sembolü olarak kullanılmıştır.

Baykuş:

Cherokee Şamanlarının ceza ve hastalık üzerine danışmanı olan kuşun sembolüdür.

Beş Uçlu Yıldız:

Pentagram olarak isimlendirilen bu yıldız yerle göğün evliliğinin yani kavuşmanın sembolüdür.

Beyaz:

Saflık ve temizliğin sembolüdür.

Beyt-Lehem Yıldızı:

Doğu’dan gelen kim oldukları bilinmeyen üç bilge rahibin Hz.İsa’nın doğduğu yeri bulmalarını sağlayan, gökyüzünde birden bire beliren parlak objeye verilen ad.

Boğa-Öküz:

Antik Mısır’da tanrıların sembolü olarak ortaya çıkar ve tapınılır. Boynuzları hilal şeklindedir.Çin’deki gibi yin yang, aydınlık karanlık, ay güneş, yaşam ölüm, kadın erkek karşıtlarının birliğini efsanevi ikililiği sembolize eder.

Bok Böceği -Skarabe:

Yavruları yumurtadan çıktıktan sonra sırt üstü döner ve yumuşak karnını yavruları yemesi için sunar. Kendini yavruları için feda eder. Bu nedenle kendini feda etmenin sembolü olarak kullanılmıştır. Özellikle Mısır ezoterizminde çok önemli bir yeri vardır.

Boynuz:

Semavi gücün ve ilahi otoritenin sembolü olan boynuz özellikle Yunan Ezoterizmi’nde çok kullanılmıştır.

Canavar:

Mitolojilerde bir kahramanın canavarla olan mücadelesi en çok işlenen temalardan biridir. Bu temada kahraman inisiyasyondaki inisiye adayının, canavar ise, inisiye adayının temizlemekle yükümlü olduğu astral tortuların sembolüdür.

Cihad-ı Ekber:

Sözlük anlamı büyük savaş olan Cihad-I Ekber, Sufizmde kullanılan bir tamlamadır. Bir müridin kendisiyle olan savaşını simgelemektedir.

Çiçek:

Spritüel aydınlanmayı simgeleyen çiçeğin açması, varlığın spritürelitesini kendi başına çekip aktarabilecek duruma gelmesini simgeler. O varlığın bir üstada ihtiyacı yoktur. Buna pişmek denir. İnisinasyonlarda bu anlamda en çok gül ve lotus sembolleri kullanılmıştır.

Çift Başlı Kartal:

Başlangıcın sembolü olan, masonik bir mühürdür. Kartal; güneş, güç, otorite, zafer, gök tanrı ve bir ulusun kraliyet başını temsil eden evrensel bir semboldür.

Çoban:

Büyük mürşitler ve peygamberler için kullanılmıştır. Koyunlar halkı, çoban ise halkın semavi öğretmenini sembolize etmektedir.

Çocuk:

Çocuk saflaşmanın ve temizliğin sembolüdür.

Daire:

Ezoterizm de kullanılan geometrik şekillerin en mükemmeli olarak kabul edilmiştir. Merkezdeki tek bir noktadan genişleyen halka çokluk alemini yani varoluşu sembolize eder. Bu durum asıl olan yaratıcının çokluk aleminin tam merkezinde olduğunu ve temelini oluşturduğunu anlatmaktadır.

Demirkazık yıldızı (Kutup yıldızı):

Türk Mitolojisi’nde yerin ve göğün göbekleri olduğuna inanılır ve bunlar birbirlerine bağlıdır. Bu yıldız, bir tür yoğun demirden oluşan Sirius’dur. O yüzden de Türk mitolojisinde demir kazık yıldızı -kutup yıldızı- olarak isimlendirilmiştir.

Ejderha:

Ejderha bütün dünyada Çin mitolojisi ve sanatına ait kabul edilirse de Türk mitolojisi ve sanatında da büyük bir yer tutmuştur. Bu masal hayvanı, gök ve yer-su unsurlarına bağlı olarak geniş uygulama alanı bulmuştu.

Fatıma’nın Eli -Hamse Eli:

Ortadoğu’daki kültürlerde kullanılan bir uğur, bereket, şans ve mutluluk sembolü olarak kullanılan Fatıma’nın Eli, pek çok formda ve malzemede kullanılmıştır. Elin orta kısmında yer alan Mısır geleneğinden kalma Horus’un Gözü ya da herşeyi gören göz olarak da anlamlandırılan gözün, şans getireceğine ve nazarı uzaklaştıracağına, kem gözlerden insanları koruyacağına inanılan Fatıma’nın Eli’ni birçok Müslüman folklor ya da batıl inançlarında da görülmektedir.

Gökyüzünden inen ışık:

Göksel ilahi güçlerin spiritüel tesirlerinin yeryüzüne inmesi olarak değerlendirilen ışık, dini ve mitolojik metinlerde çok işlenmiş bir tema olarak metinlerde yer almaktadır.

Göz:

Dünyayı görüp gözeten Evrensel İdare Mekanizması’nın koruyucu ve himaye edici gücü olarak anlamlandırılan göz sembolü, bir çok uygarlık ve ezoterik grubun temel sembolleri içerisinde yer almıştır.

Gül:

Merkeze ulaşılmış olmayı, merkezi, dairesel bir yapılanmayı simgeleyen gül, içsel bir döngü içerisinde edinilen şuur halini anlatan bir semboldür. Kişinin duygu, düşünce ve niyetlerini içe dönerek anlamlandırdığını anlatan gül sembolü, ego ile ilgili isteklerini yenmiş, kendini her bakımdan denetleyebilen, aydınlanmış, uyanmış insanın şuurunu, kısaca, spritüel aydınlanmayı, varlığın ilahi duruma gelmesini ve bu duruma erişen varlığı ifade eder. Sufizm’de de kullanılan gül sembolü, ruhsal aydınlanmanın ve kalp gözü nün açılmasının sembolü olarak kullanılmıştır.

Güneş ve ay:

Türkler’de güneş doğunun, ay da batının sembolüdür.

Güvercin:

Bazı geleneklerde İlahi Haberci olarak, bazı geleneklerde ise ruhun ve arınmış astral bedeninin sembolü olarak kullanılan güvercin figürü, ezoterik semboller içerisinde evrensel barışı temsil eder.

Hakikat ağacı -hayat ağacı:

Türk Mitolojisi’nde özellikle Selçuklular’da sıklıkla görülen hayat ağacı sembolü, Tevrat’taki hakikat ağacı olarak bilinen ve meyvesi bilgi olan ağacın özelliklerine sahiptir.

Hasat:

Ruhsal uyanışın, kıyametin sembolü olan hasat dönemi, çoğunlukla buğday başağı ile birlikte kullanılmıştır. Hitit ilahları üzüm sakallı ve buğday değnekli olarak sembolize edilir.

Hilal:

Müslümanlar için ölüm üzerine zafer ya da tanrıça sembolüdür.

Horus’un Gözü:

Eski Mısır’da, Hor olarak anılmakta olan Horus, Hor kelimesinin Eski Yunancadaki karşılığıdır. Daha önce de değinildiği üzere göz, Dünyayı görüp gözeten Evrensel İdare Mekanizması’nın koruyucu ve himaye edici gücü olarak anlamlandırılmıştır.

Horus’un bilinen en yaygın sembollerinden biri Ra’nın iki koruyucu sembollerinden biri olarak bilinen sol gözü olarak ifade edilen göz şeklindeki sembolüdür.

Irmak:

Bilginin elde edilişi sırasında oluşan akışın sembolü olan ırmak, sürekli değişimi ve gelişimi göstermektedir. Bununla birlikte ırmağın karşı kıyısına geçen kişi yeni bilgilere ulaşmış demektir.

Işık:

Bilginin, aydınlanmanın ve bilginin gücünü temsil eden ışık sembolü, ezoterik okumalarda genellikle beyaz ışık hüzmesi olarak görülmektedir.

İksir:

Türk Mitolojisi’nde Ab-ı Hayat olarak da bilinen ve Ölümsüzlük iksiri olarak da adlandırılan iksir sembolü, insanoğlunun yaradılışından beri elde etmeye çalıştığı ölümsüzlük emelinin sembolü olarak kullanılmıştır.

İnci:

Saklı, ulaşılması güç derinliklerde gömülü olarak tasvir edilen inci beyaz rengiyle bilgiyi, hakikati ve aydınlanmayı ifade etmektedir.

İnfinity:

Eski Hindistan ve Tibet’te mükemmellik, kadın erkek arasındaki birlikteliği temsil eden, günümüzde sayıların sonsuzluğunu temsil eden semboldür.

İnsan-ı Kamil:

İnisinasyonda üçüncü son aşama olan ve tamamen kötülüklerden arınmış müritlerin sembolüdür.

İp:

Ruhsal alem ile dünya arasında kurulan irtibatın -kanalın- sembolüdür.

İpek Böceği:

İnisiyatik eğitimin tamamına verilen bir benzetmedir.

İsrafil’in Süru:

Kur’an-ı Kerim’deki dört büyük melekten biri olarak bildirilen İsrafil’in, üfleyeceği Sür borusu ile kıyamet denilen büyük uyanış devrini başlatacağına, yaşadığımız bu devrenin sonunun geleceğine inanılmaktadır. Tamamen dinsel bir sembol olan İsrafil ve Süru özellikle İslam inancında büyük yer kaplamaktadır.

Kalp:

Şuuraltı hareketlerinin bir tür giriş-çıkış kapısını, sezginin, ilhamın, vahiyin, ruhsal tesirlerin alınmasını temsil eden kalp sembolü ezoterik inisinasyonlarda kullanılan temel sembollerden olmuştur.

Kanatlı daire:

Galaktik idare merkezlerinden biri olan ve dünyamızla yakından ilgili sirius sembollerinden biridir.

Kare:

Göğü temsil eden daire ve dik ucu yukarı bakan üçgene karşılık, yeri, yani yeryüzünü, yaşanılan toprakları temsil eden kare birçok uygarlıkta kullanılmış, en güzel örneklerine ise Selçuklu mimari yapılarının duvarlarında kullanılan geometrik taş bezemelerde ve o döneme ait ahşap oyma motiflerinde rastlanmaktadır.

Kartal:

Türk Mitolojisi’nde ve Orta Asya Şamanizmi’nde kartal, yerin göbeği sayılan bir yıldıza tünemiş tanrı elçisi olarak ifade edilir. Kartal ayrıca Selçuklular’ın ana sembollerinden biridir.

Kayık:

İnisiyatik yolculuğu sembolize eden kayık, insiye adayının yolculuğunu ve bu yolculuk esnasında geçirdiği uzun yolu temsil etmektedir.

Kılıç:

Gücünü insiyatik bilgilerden alan kudretin, hâkimiyetin sembolü olan kılıç, ayrıca gücün ezoterizmdeki vasfını da anlatmak için kullanılmıştır. Bu güç, inisiye adayının kendisini yenmesi için yani tortularından kurtulabilmek için kendi kendisiyle giriştiği mücadelesinde kullandığı bir güçtür. Mitolojilerde astral tortuyu sembolize eder.

Koç:

Cesaretin ve atılganlığın simgesidir. Mükemmeli temsil eder.

Koni:

Ruhsal İdare Mekanizması’nın hiyerarşik yapısını sembolize eden koni, aynı zamanda varlığın Yer’den Göğe yükselişini, yani ruhsal birleşmeyi, realitelerden, hakikate doğru olan hareketini gösterir. Birleşmeye yaklaşıldıkça adayın farkındalık düzeyinin artışını da ifade etmektedir.

Koruyucu Melek:

Görüp, gözetici rehber, ruhsal varlıkların dinsel terminolojideki karşılığıdır.

Kurt:

Türk topluluklarında bir totemken Hun devrinde ata kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Türk dünyasının çeşitli yerlerinde kaya veya mezar taşları üzerinde ya da Şaman elbisesi ve malzemelerinde tanrı-kurt tasvirlerine rastlanmaktadır.

Kuş:

Ruh’un ve astral bedenin sembolü olarak kullanılmıştır.

Kutsal Kase:

Hz. İsa’nın son akşam yemeğinde kullandığı söylenilen içi manyetik enerjilerle dolu bir sıvının bulunduğu bardak olarak tasvir edilen kutsal kase, kimi araştırmacılara göre Aramatyalı Yusuf’un  çarmıha gerilen İsa’nın damlayan kanını koyduğu kase olarak da bilinir.

Küre:

Geometrik sekillerin ilki ve en önemlisidir. Ruhun mükemmelliyetini göstermek için kullanılır.

Lotus Çiçeği:

Ezoterik öğretilerde lotus çiçeği, dünyada olan maddi bağları çözmenin, bunları terk etmenin, kendi iç potansiyelinin farkına varmanın, ulaşılması gereken ruhsal saflığın ve aydınlanmanın sembolü olarak kullanılmaktadır.

Manitu:

Kızılderili geleneklerinde geçen bir semboldür. İnsanları, bitkileri ve hayvanları gizemli gücüyle etkileyen ve koruyan ruha verilen isimdir.

Melek:

Haberci ve hükümdar anlamına gelen melek sözcüğü, evrenin sevk ve idare görevini üstlenmiş, Evrensel İdare Mekanizması hiyerarşisine bağlı ilahi ruhsal varlıkları ifade eden bir semboldür.

Merdiven:

Merdiven, aşağıyı yukarıya, yukarıyı aşağıya bağlayan bir köprüdür, bir bağdır; hem inişi, hem çıkışı gerçekleştirir. Gökyüzü ile yeryüzünün irtibatının sembolü olarak kullanılmıştır.

Pusula – Gönye:

Doğu mistizmini andıran ruhsal ve fiziksel dengeyi, doğru hareketi temsil eder. Masonik bir semboldür. (Okan Boydaş-YLT)