Türk kahvesinin faydaları ve zararları

(0 oy) 0/5 21
Yorum Yaz


Kahve, fark edildiği günden beri tıbbi ilgi konusu olmuştur. İlk hekimler; işlenmiş kahvenin yararlı ve enerji verici bir ilaç olduğunu onaylamışlardır. Yüzlerce araştırmacı tarafından kahvenin yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, kanser ve üreme problemlerine etkisi incelenmiş olup bu araştırmalarda kesin sonuçlara ulaşılamamıştır. Yakın zamanlardaki raporlar, kahvenin bazı hastalıkların riskini azaltmada besleyici özelliğe sahip olabileceğini göstermiştir. Türk kahvesi kahve çeşitleri arasında pişirme yöntemi olarak en sağlıklı olanlardan bir tanesidir. Türk kahvesinin faydaları ve zararları konusunda çok fazla araştırma bulunmaktadır.

Kahve ve kafein

Kafein; kahve, çikolata, çeşitli içecekler ve çok sayıda tedavinin içeriğinde yer alan dünya çapında yüksek miktarda tüketilen psikoaktif bir ilaçtır. Kahve’nin sağlığa etkilerini araştıran tıbbi araştırmaların çoğunluğu kafeine odaklanmıştır. Fakat kafein, kahvenin içindeki insan sağlığını etkileyebilecek farmakolojik aktifleşen bileşiklerin sadece biridir. Kahve, karbonhidratlar, lipitler (yağlar), proteinler, amino asitler, nükleik asitler, vitaminler, inorganik bileşikler, alkaloidler ve uçucu bileşiklerin bir bütününü içerir. Toplamda, kahve binden fazla farklı kimyasal bileşik içerir ve bunun yaklaşık sekiz yüz civarı, hızla dağılan uçucu kimyasallardır. Demleme sırasında 50-60 uçucu kimyasal madde aroma olarak salınır. Arabica ve Robusta kahvelerinin kimyasal bileşimi arasında önemli farklılıklar vardır. Örneğin, Robusta kahveleri Arabica kahvelerine göre iki kat kadar çok kafein içermektedir.

Türk kahvesi ve kafein

Bir fincan kahve, çay ya da kola 100-300 mg kafein içermektedir. Kahvenin filtre edilmesi, içindeki yağlı bileşiklerin çoğunu arındırır, fakat kaynatılarak yapılan kahvelerde böyle değildir. Öğütülmüş, filtre, espresso, hazır ve haşlanarak yapılmış kahvelerin kafein oranları kıyaslandığında, servis başına en yüksek kafein oranı 111-177 mg ile haşlanmış kahvelere aittir. Bu bağlamda, Türk kahvesi içeceğinin daha fazla yağlı bileşiği içerisinde bulundurduğu ve servis başına yüksek kafein içeren kahveler sınıfında olduğu değerlendirilmektedir.

Kafeinin insan sağlığına etkileri

Kafein beyni kaygı durumunu arttıracak şekilde uyarır ve endişe duyan insanlar daha az kahve içme eğilimindedirler. Bireysel kaygı seviyeleri ve kafein hassasiyetinde genetik boyutları da öne sürmektedir. Kişilik tipleri, bireysel olarak kafeine verilen cevapları etkileyebilmektedir. Kahve içerisindeki diğer kimyasal bileşiklere karşı bireysel cevapların çeşitliliği de olasıdır, bireysel fizyolojiler veya genetik durumlar üzerine araştırmalara devam edildikçe kahve tüketiminin kişisel riskleri ve yararları şekillendirilebilir.

Genellikle, kafein tüketimi oral yoldan gerçekleşir ve kafeinin emilimindeki gecikme, güçlü bir bağımlılık olasılığını azaltır. Sonuç olarak, kafein, uyuşturucu madde bağımlılığı için bazı kıstasları yerine getirmesine rağmen, kafeinin bağımlılık riskinin oldukça düşük olduğu görülmektedir.

Türk kahvesinin faydaları ve zararları

  • Cinsiyet farklılıklarına göre değerlendirilecek olursa, günde 300 miligramdan fazla kafein tüketen kadınlarda düşük yapma riski daha yüksektir.
  • Fibrokistik meme hastalığına sahip kadınlarda kafein alımını azaltmanın, ağrı ve rahatsızlığı da azalttığı rapor edilmektedir ve bazı çalışmalar, yüksek kafein tüketiminin rahatsızlığı arttırdığı ve nedeni olabileceğini göstermektedir.
  • Çocuklarda etkileri üzerine yapılan çalışmalarda, kafeinin kaygıları, sinirliliği ve huzursuzluğu arttırdığını gözlemlenmiştir. Yüksek dozlarda kafeinin, alışık olmayan çocukları daha haraketli ve yüksek sesli çocuklara dönüştürdüğü görülmüştür
  • Kalsiyum ve vitamin D eksikliği çeken yaşlı kahve tüketicilerinde, kalça kırığı (hip fracture) riski artmaktadır.
  • Demir takviyesi alan kişiler kahve tüketmekten kaçınmalıdır, çünkü kafein demirin emilimini engeller. Tüketicilerin yaş farklılıklarına göre de farklı etkiler belirtilmektedir.
  • Çalışmalar, kahve tüketimi arttıkça akciğer kanseri ve siroz riskinin azaldığını açık şekilde göstermiştir.
  • Geçmiş 30 yılda, biriken kanıtlar, düzenli kahve tüketiminin Parkinson hastalığı riskini azalttığını göstermektedir.
  • Normal kahvenin değil, kafeinsiz kahvenin sigara içenler arasında akciğer kanseri riskini azalttığı görülmektedir

En çok tüketilen içecekler arasında yer alan kahvenin hastalıklar üzerine olumlu ya da olumsuz etki oluşturması hala tartışma konusudur. Yapılan çalışmalarda kahve tüketim miktarının genellikle sıvı olarak sorgulanıp kuru kahve içeriğinin net bir şekilde tespit edilememesinden dolayı kahvenin içindeki aktif maddelerin ne oranda vücuda alındığı belirlenememiştir. Daha fazla uzunlamasına araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır. Ayrıca, kahvenin Türklerin sosyal yaşantısında, geleneksel halk reçetesi olarak ishal tedavisi, lohusalık sancısı, baş ağrısı ve sıtma tedavisinde kullanıldığı belirtilmektedir.(E.Tufan – YLT)