Tılsım nedir ?

(2 oy) 5/5 1028
Yorum Yaz


Tılsım, semavî birtakım güçlerin arzî güçlerle birleşerek garip, olağandışı işler yapması şeklinde tanımlanır.

Başka bir tanıma göre tılsım, esrarlı bir kuvvet taşıdığına, bazı sırlar sakladığına ve tabiatüstü güçleri bulunduğuna inanılan şeydir.

“Uğurluk” ya da “tılsım” kavramı; esrarlı bir kuvvet taşıdığına, tabiatüstü gücü bulunduğuna ve birtakım sırlar sakladığına inanılan şey olarak da tanımlanabilmektedir. Bu doğrultuda “tılsım” kavramına karşılık olarak dilimizde; “sihir”, “büyü” ya da “efsun” kelimelerinin de kullanıldığı görülmektedir. Haricinde Anadolu’da, kadınlarının başlarına taktıkları metal süs eşyasına da “tılsım” denilmektedir. Baş süslemelerinde kullanılan bu tılsımında, kişiyi; nazar, iftira ve/veya kötü ruhlardan koruduğuna inanılmaktadır. Anadolu folklorunda da tılsım, genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade etmek adına kullanılmaktadır. Örneğin; define vb. gizli şeyleri bulmak ve kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere ya da vasıtalara da “tılsım” denilmektedir.

Tılsım; gümüş, altın vb. değerli metallerden yapılabildiği gibi, bu değerli metallerin taklitlerinden, mücevherlerden ve/veya deniz kabuklarından da yapılabilmektedir. Bu çerçevede, bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve insanlarla hayvanların kötülüklerinden korunmak ve korkmamak için de tılsım yapılması söz konusu olabilmektedir.

Tılsımın, Mani dini ve inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır demek yanlış olmayacaktır. Mani dini bağlamında tılsım; insanları koruduğuna ya da uğur getirdiğine inanılan tabiat veya insan eseri olan nesnelerin tamamını içine almaktadır. Tılsımları, insanlar bizzat kendileri üzerlerinde taşıyabilecekleri gibi, tesirli olması istenen arazi, dam çatısı vb. yerlerde de saklayabilmektedirler. İnsan yapısı tılsımlar; daha çok hayvan ya da eşyaların küçük modelleriyle, üzerinde dinî yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı kâğıtlardan oluşmaktadır. Mani dini çerçevesinde; bazı metal ve muskaların da tılsım için kullanılması oldukça yaygın bir uygulamadır.

İnanışa göre tılsımların etkili olabilmesi, tabiattaki bazı güçlerle ilişki kurulmasına ve uğurlu bir zamanda dinî törenle yapılmasına bağlıdır. Tılsımdan medet ummanın mazisi de bu temelde, oldukça eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi, Eski Mısır’da 75 kadar tılsımın mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. Eski Mısır’da ise; “Doğan Güneş” tılsımının, ölümden sonra yeniden dirilmeyi sağladığına inanılmıştır. Yine Eski Mısır’da, ölüyle birlikte gömülen ve “Menat” adı verilen tılsımın, ölüyü tanrısal koruma altına aldığına kesin gözüyle bakılmıştır.

Hıristiyanlık dünyasında da tılsımın çeşitli şekilleriyle kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din adamlarının asırlar süren mücadelelerine rağmen, günümüzde bile hâlâ tam olarak önlenebilmiş değildir. Hıristiyan halkın birtakım batıl inançlarından da kaynaklanan tılsım inancı; sihir, büyük ve efsunla beslenmektedir denilebilir.

Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri de, Hıristiyanlıktan çok daha yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun sebebi, geç dönem Kabalacıları’nın tılsıma büyük ilgi göstermeleridir. Bundan dolayı da tılsım hazırlamak, hahamların görevleri arasında yer almıştır. Nitekim lohusaya zarar verdiğine inanılan Lilit’ten korumak için, doğum odasına tılsımlı eşyalar asılması, Yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir.

Bazı değişik şekiller göstermekle birlikte, tılsım hemen her toplumda yer almaktadır. Örneğin; Eski Babil, Asur ve Persler’de de tılsım, bir teknik olarak uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün batıl ve muharref dinlerin tören ve ayinlerinde de, her zaman tılsımdan izler bulmak mümkündür. Birçok tarihçi ve sosyolog da tılsımı, batıl ve muharref dinlerin bir parçası gibi ele almıştır. Tılsımla ilgili yazılılar da, tarih öncesi bilgiler noksan olmakla beraber, Yunan ve Mısır papirüslerindeki bilgiler bağlamında konu ile ilgili bilgi vermesi adına önemlidir.

Türk toplumlarında tılsım ve tılsıma benzer uygulamaların mazisi ise, İslâmiyet öncesine kadar uzanmaktadır. İslâmiyet’ten sonraki dönemlerde ise; Eski İran, Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle tılsım, az da olsa varlığını sürdürmüştür. Cahiliye Dönemi Araplarında ise; fal okları atmak, çeşitli anlamlara gelen taşlar dikmek, yıldızlara bakarak mana çıkarmak, birtakım kareler içerisinde harf ya da rakamlar yazarak tılsım yapmak oldukça yaygın bir uygulama idi. Anadolu’da tılsım ve tılsıma benzer uygulamalar da; Hıristiyanlık, eski putperest dinler ve komşu kültürlerin tesiriyle adeta kurumlaşmış ve büyücülükle iç içe yürümüştür. (Serbülent aydın-ylt)