Telepati Nedir? Nasıl Yapılır?

(0 oy) 0/5 406
Yorum Yaz


Sevgili okurlar ilginç yazılara devam ediyoruz. Bu yazımızda sizlere  Telepati Nedir? Nasıl Yapılır? konusunu bilginize ve ilginize sunuyoruz

Duyu dışı algılama nedir?

Duyu dışı algılama, telepati, uza duyum ve zihinler arasındaki paranormal bilgi iletişimi olarak kabul edilmektedir. Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama veya uza duyum, olarak da tarif edilir. ‘Siyasi ve askeri sahada hipnozun kullanımı’ başlıklı makalede diğer bir insanın zihin haline veya düşüncelerine karşı bir uyanıklık ve algılama, diye tanımlanmaktadır. Bir başka yerde duyu ötesi algı yoluyla, iki zihin arasındaki doğrudan haberleşme veya telepati şeklinde de açıklanmaktadır.

Telepati nedir?

Telepati ise bir kimsenin kafasından geçenleri veya çok uzakta geçen bir olayı, arada hiçbir araç, duygusal hiçbir bağlantı olmaksızın algılama yeteneği, uzaduyum olarak ifade edilmektedir. Uzaktan ilgi kurmak anlamında da kullanılır. Türkçe tıp dili kılavuzunda telepati; uzaduyum, öte duyum  olarak açıklanmakta. Telepati ile ilgili olarak, telepati uygulayan kimseye, medyuma telepat denmektedir. Bir kişinin düşünce ya da izlenimlerinin bir başka kişiye bilinen duyu yolları dışında ulaşmasıdır telepati. Telepatik görüngülerin Fransa’da Charles Richet ile başlayan incelenmesi, gelişimini Amerikalı para psikolog J. B. Rhine’e borçludur. Rhine bu olayların yalnızca rastlantı ya da aldatmacaya bağlanamayacağını deneysel olarak göstermiştir. Yakın tarihlerde Amerikalı psikiyatr M. Ullman telepatik düşleri deneysel olarak ortaya koymuştur.‘Telepatik güç herkeste var’ başlıklı haberde parapsikolojinin temel araştırma dallarından biri olarak kabul edilen telepatinin, duyu organları ya da herhangi bir araç kullanmadan, düşünce ve duyguların zihinden zihine gönderilip, alınması olarak açıklaması yapılmaktadır. Kelime olarak, Yunanca “tele” (uzak), “pathos” (birine ya da bir şeye karşı meydana gelen normalüstü duygusal bağ) kelimelerinin birleşiminden meydana gelir ve telepati sadece bazı insanlara özgü bir yetenek değildir. Parapsikologlara göre telepati yeteneği “doğuştan” gelen bir yetenek ve herkeste bulunur. Ancak kullanılmadığı için zamanla körelir fakat kaybolmaz. Örneğin, anne ile çocuğu arasında, özellikle de tek yumurta ikizlerinde kuvvetli bir telepatik bağ bulunmaktadır. ‘Gizemden bilime parapsikoloji’ başlıklı yazıda telepatiyle ilgili bir başka kişinin düşüncelerinin, izlenimlerinin ve zihin hallerinin duyu-dışı algılanmasıdır denilmektedir. Ana-çocuk, eşler gibi yakın kişiler, giderek toplum fertleri ve nihayet dünya beşeriyet ailesinin tüm fertleri arasında duygu ve düşünce birliğinin sağlanması telepati ile mümkündür. Telepatiyle ilgili tarihteki bir örnekte,  Apollo 14’ün ay yolculuğu sırasında, astronot Dr. Edgar Mitchell ile NASA’dan mühendis Olaf Jonsson arasında telepatik aktarımın gerçekleşmesi öne çıkmaktadır. Yine, 1959 yılında, Nautilius atom denizaltısının Atlas Okyanusunun derinliklerinde 16 gün süren bir yolculuğu boyunca, denizaltındaki bir görevliyle Maryland’deki başka bir görevli arasında telepatik iletişimin sağlandığı da belgelenmiş durumdadı. Araştırmacılar, Ukrayna Psikoloji Enstitüsünden Alexi Guko’nun: ‘‘Beyin tabiatı pek bilinmeyen, fakat telepatik olaylara yardımcı olan özel tip bir dalga yaymaktadır” fikrine inanmaktadırlar.

‘Siyasi ve askeri sahada hipnozun kullanımı’ başlıklı makalede SRI “Stanford Research institute” (Stanford Araştırma Enstitüsü) fizikçilerinden Laser Uzmanı Russel Targ ve Dr. Harold Puthoff yazdıkları Mınd-Reach, Positive Proof that E.S.P. Exısts (Zihin-Vüsat, ESP’nin Pozitif Mevcudiyetinin İspatı) adlı kitapta, 20 den fazla süje üzerinde yapılan, yüzden fazla bilimsel deneyde duyumlar dışı bir algılamanın mevcut olduğu anlatılmaktadır.

Aborjinler ve telepati

Aborjin halkının telepatiyle konuştuğu iddia edilmektedir. Diğer halklarda yapılamamasının tek nedenini, korku tarafından bloke edilmiş olmalarına bağlıyorlar. Diğer halkların sır tuttuğu ve her zaman doğruyu söylemediği ifade edilmektedir. ‘‘Onlar birisinin kendi kafalarından ve kalplerinden geçeni okumasından ve içlerinde sakladıklarının açığa çıkmasından korkarlar. Kendilerine bunun yapılamayacağını ve yapılabilse bile bunun istenmeyen, hatta kötü bir şey olacağını söylerler, çünkü doğaüstü olanla bağlantıya geçmek değişime uğramış olanların çoğu için korkutucudur. Onlar bunun insan yeteneklerinin normal sınırlarının ötesinde olduğuna inanırlar. Ama öyle değildir. Bunun için yalnızca çalışma yapmaya ve konsantrasyona gerek vardır.’’

İkizler ve telepati

Özellikle ikizler arasında yaşanan telepatik vakalardan söz edilmektedir. ‘Ben ne hissedersem o da aynısını hisseder’ başlıklı haberde bununla ilgili şunlar yazılıdır: ‘‘İkizlerin neler yaşadığını en iyi bilenlerden biri de gazetedeki çalışma arkadaşımız Ömer Bahar. Ömer tek yumurta ikizi Önder’le birkaç dakika arayla doğmuş. Bugün bilim dünyasının bile çözmekte zorlandığı ikiziyle aralarındaki ilişkileri şöyle anlatıyor: “Bugüne kadar birçok olayda ikizler arasında olduğu söylenen telepatik etkinin izlerini hissettik. Aynı zamanda hastalanmak da bunlardan biri. Örneğin ben grip olduğumda aynı zamanda ya da bir gün arayla ikizim de grip olur. Hele diş ağrılarımız var ki. Neredeyse bir anda oluverir. Tesadüfi yaralanmalarımız bile aynı zamanlara denk gelir. Futbol oynarken ben bacağımı sakatlamışsam o da hemen ertesinde futbol oynadığında aynı yerden sakatlandı. Bu başımıza birkaç kere geldi. Ortada hiçbir şey yokken içime bir sıkıntı doğuyorsa hemen ikizimi arıyorum çünkü yüzde yüz onun bir sıkıntısı vardır diye düşünüyorum ve öyle çıkıyor.” Ömer’in o çok tartışılan telepatiye verdiği bir örnek var ki. Bu kadar da olmaz dedirten cinsten: “Önder’le bir arkadaşının evinde buluşmak üzere sözleştik. Ancak apartmanın yerini ve evi tam olarak bilmiyordum. Sokağa girdim ve içimden “Dışarıya çıkıp bana bakınsaydı keşke” diye geçirdim. İki üç saniye sonra bir apartmanın kap ısı açıldı ve Önder karşımdaydı.” Arkadaşları ise olayı şöyle anlatıyor: İskambil oynarken birden Önder yerinden kalktı ve aşağıya indi.’’

İstihbarat örgütleri ve telepati

Yapılan araştırmalarla ilgili ‘Psikolojik Savaş’ başlıklı yazıda komünist devlet otoriteleri, askeriye ve KGB’nin, 1960’lar öncesi bir araştırmada, kitlelerin zihin kontrolünde ESP kullanımıyla ilgilendiği belirtilmektedir. ‘‘Dr. Milan Rayz, birkaç yıl öncesinde, anti-sosyal bireyleri yeniden eğitici ve öğretici telepati uygulamak için SSCB’de bir projenin başladığını söyledi. Bir mesafeden insanların, onlar farkında olmaksızın, resmen istenen politik ve sosyal davranışları benimsemelerine neden olunabilecek bir telkin metodu geliştirme umudu söz konusuydu. 1961’de CIA’in bir kurum içi raporuna göre, ‘CIA’in Teknik Servis Ofisi’nin (daha sonra Teknik Servisler Bölümü oldu) bazı araştırmacıları, ESP’nin bir gerçeklik olduğu iddialarıyla ilgilenir hale geldi. Teknik proje personeli hemen İngiltere Oxford Üniversitesi Parapsikoloji Laboratuvarının yöneticisi Stephen I. Abrams ile ilişki kurdu. MKULTRA Projesi desteği ile Abrams, ESP’nin ispat edildiğini, fakat anlaşılamadığını ya da kontrol edilebilir olmadığını iddia eden bir eleştiri makalesi hazırladı. Rapor ilgiyle okundu, fakat sonraki on yıl için hiçbir araştırmaya sevk etmedi.’’ Aynı yazıda SRI (uzak görüntüleme araştırma fonlarının adı) deneylerinin başarılarından sonra, uzak görüş araştırmalarına maddi desteğin arttığı belirtilmektedir. (O.Ulusan-YLT)