Süleyman mabedi

(2 oy) 5/5 524
Yorum Yaz


Üzerinden yüzyıllar da geçse Süleyman tapınağının sırrı hep konuşulmakta ve konuşulacak da… Süleyman mabedi nedir, inşası, yıkılması ve yeniden inşası yazımızın konusu.

1- Süleyman mabedi nedir?

Mabet (tapınak, temple) kelimesi, çevresindeki bölgenin gözetlenmesine imkan sağlayan açık bir yer manasına gelen Latince kelime olan “templum”dan üretilmiştir. Daha dar manada Tanrı için kutsal bir yer, bir mabet anlamına gelmektedir. Süleyman Mabedinin Kudüs’teki “Camilerin Gezinti Yolu” (Haram al Sharif) üzerinde bulunduğu arkeologlar tarafından ispatlanmıştır. Yahudilerin bakış açısına göre “Ağlama Duvarı “geçen yüzyıllar boyunca pek çok umudu dileği ve efsane inancı yeşertmiştir.

Kral Davud Kudüs’ü alınca Hz. İbrahim oğlu İshak’ı Tanrı’nın emri ile kurban edeceği Moriah Dağı’nda Tanrı’nın tüm zamanlar boyunca varlığının bulunması için mabet yaptırmaya karar verdi. Ancak Tanrı ona: “Sen çok kan döktün, bunu oğlun Süleyman yapmaya izinlidir” dedi.

2- Süleyman Mabedinin inşası

Hz. Süleyman da babası Hz. Davud’un çok isteyip de kendisine nasip olan Tapınağın inşasına, saltanatının erken dönemlerinde başladı. Bu durum Kitab-ı Mukaddes’te şöyle geçmektedir:

” Ama barışsever bir oğlun olacak. Onu her yandan kuşatan düşmanlarından kurtarıp rahata kavuşturacağım. Adı Süleyman olacak. Onun döneminde İsrail’in barış ve güvenlik içinde yaşamasını sağlayacağım. Adıma bir tapınak kuracak olan odur. O bana oğul olacak, ben de ona baba olacağım. Onun krallığının tahtını İsrail’de sonsuza dek sürdüreceğim. Şimdi, oğlum, RAB seninle olsun; Tanrın RAB kendisine tapınak kurman için verdiği söz uyarınca, seni başarılı kılsın. “

Hz. Süleyman saltanatının dördüncü yılında ilk büyük icraat olarak Tapınağı inşa etmeye başladı. Hz. Süleyman, mabedi şehrin dışında, şehrin duvarlarından daha yüksek olan ve Hz. İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban etmek istediği yer olan kuzeydeki Moriah Dağı üzerinde inşa ettirdi.

Bu bölge aynı zamanda idari mekanizmanın toplandığı bir merkezdi. Manevi anlamda da bu konum, mabet ve onun temsil ettiği ilahi otoriteye bir üstünlük sağlayacaktı. Babası Hz. Davud, Tapınağın inşası için halktan 108.000 talent altın ile 1.010.000 talent gümüş toplamış, kendi hesabından da 3000 talent altın, 7000 talent gümüş tahsis etmişti. Hz. Süleyman mabedin inşası için krallığın tüm imkanlarını, insanların da tüm çabalarını seferber etti. Tapınağın yapımında 183.600 Kenanlı ve Yahudi işçi 7 yıl 6 ay boyunca çalıştı.

3-Süleyman Mabedinin özellikleri

Sur kralı Hiram sedir ağacı kerestesi ve ustalar göndererek Tapınağın inşasına yardım etti.  Tapınak üç farklı bölümden oluşacak şekilde tasarlandı. İlk bölüm seçkinlerin oluşturduğu grup tarafından ikamet edilen avlu; ikinci bölüm ise kral tahtının bulunduğu avluydu. Bu bölüm birbirinden farklı renklerden oluşan mermerlerden teşekkül ediyordu. Dört kapısı olan bu bölümün her kapısına yedi basamaklı merdivenlerle ulaşılıyordu. Üçüncü bölüm, din adamlarının işgal ettiği avluydu. Bu avlunun biri kuzeye, biri güneye, biri de doğuya bakan ve sekiz basamaklı merdivenle çıkılan üç kapısı vardı. Din adamlarının oluşturduğu bölüm üç kısımdan oluşuyordu. Bunlar, teras, ibadethane ve “Kutsalların Kutsalı” adı verilen bölümlerdi. Din adamlarının oluşturduğu bölümde tütsü sunağı ve on altın kandil yer alıyordu. Kutsalların Kutsalı bölümüne,  içinde Kanun Levhaları bulunan ve altın kaplamalı tahtadan yapılmış iki kanatlı meleğin muhafazasındaki sandık yerleştirildi. Buraya sadece üst düzey din adamları yılda bir defa girebiliyordu. Tapınak 50 m. uzunluğunda, 30 m. genişliğinde bir dikdörtgen şeklinde inşa edildi. Bir revak 12 m. yüksekliğinde iki bronz sütun ve birbirine geçilen iki salondan oluşuyordu. Hekal (kutsal mahal) 20 m. uzunluğunda, 10 m. genişliğinde ve 15 m. yüksekliğindeydi Tapınağın iç kısmı birbirinden değerli eşyalarla süslendi. Tapınağın iç duvarları, sütunları, tavanı ve zemini ve kapıları altın ve bronz oymalarla süslendi. Dış duvarlar ise mermer ve değerli taşlardan bina edildi. Tapınağın duvarlarına işlenen oymalar Babil Tapınağı’ndaki yazıtları andırıyordu. Süleyman Tapınağı, iç avlularıyla birlikte muazzam bir görselliğe büründü. Tapınağın dışını çevreleyen duvarlar tüm iklim ve çevre koşullarına dayanacak kadar sağlam bina edildi. Tapınağın dış kısmında kurban kesmek için özel bir sunak yaptırıldı. Güvenliği sağlamak adına şehrin etrafına duvarlar ördürüldü. Tapınak, Hz. Musa’nın çölde inşa ettirdiği portatif çadırın iki katı büyüklüğündeydi. Mimari açıdan Mısır’dan ziyade Babil ve Fenike mimarisini yansıtıyordu. Nitekim inşasında çalışan duvar ustaları (masonlar) ve zanaatkârlar Lübnan’dan getirtilmişti. Tapınağın inşası tamamen bittikten sonra yirmi iki bin öküz ve yüz yirmi bin koyun, kurban olarak kesildi. Bu Tapınak Babiller tarafından yıkılana kadar, yani 400 yıllık bir süre boyunca Yahudi milletinin her şeyi oldu.

4-Süleyman Mabedinin yeniden inşası

Babil Devleti’nin yıkılması ve Pers Kralı Sirus’un fermanı ile Yahudiler Tapınağı yeniden inşa etmek için büyük bir gayret göstermişlerdir. Kral Sirus saltanatının ikinci yılında, vali Şeşbassar’a: “Bu kapları al, gidip Yeruşalim’deki tapınağa yerleştir,” dedi, “Tanrı’nın Tapınağını, eski yerinde yeniden kur.”  buyruğu neticesinde Şeşbassar, Tanrı’nın Kudüs’teki tapınağının temelini atıp kutsal eşyaları oraya koymuştur. Rahip Hoşea ve son Yahuda kralı Yehoyakin’in torunu Zerubabel bu işe devam etmişlerdir. Hagay ve Zekeriya peygamberler, onları bu iş için teşvik etmişlerdir. Her iki peygamber de, Zerubabel’in Tanrı nazarında diğer varlıklara nazaran özel bir yeri olduğuna inanır. Hoşea da, kavmin yüksek rahibi olarak, önemli bir nüfuza sahiptir. Yahudiler, Kudüs’e döner dönmez, eski Tapınağın arazisi üzerine yeni Tapınağı inşa etmek için hazırlıklara başladılar. 1 M.Ö. 536’da Zerubabel’in önderliğinde başlayan inşa faaliyetleri, coşkulu bir Yahudi topluluğu eşliğinde devam etti. Tapınak inşa edilirken burada toplanan Yahudi topluluğu, heyecanla Kutsal Tapınak’ın yükselişini izliyordu, çünkü Tapınak, onların hayatında, her şeyden üstün bir konumdaydı. Bu yüzden Tapınağın yükselişini gözleriyle görmek istiyorlardı. Yahudilerin çoğu bu anları coşkuyla, neşeyle izlerken, yaşlı olup da Önceki Tapınağın Babilliler tarafından yıkılışını hatırlayanlar gözyaşlarına boğuldular.

Tapınağın inşası tüm hızıyla devam ediyordu ancak her şey yolunda gitmiyordu Çünkü ülke fakirdi ve Kudüs korunaklı değildi. İnsanlar hassastı ve örgütlenememişlerdi. Hz. Süleyman döneminin refah ve bolluğu altında inşa edilen Birinci Tapınak’ın görkemi ve şaşası, İkinci Tapınak’ta zuhur etmemişti. İkinci Tapınak, daha önceki Tapınak’la neredeyse aynı boyutlarda inşa edilmesine rağmen, nispeten daha mütevazı ve daha gösterişsizdi. İkinci Tapınak, önceki Tapınak gibi altın ve gümüş gibi değerli madenlerle süslenmemişti.  Bu durum Yahudiler tarafından üzüntüyle karşılanmış ve eski Tapınağın görkemini, ihtişamını hatırlayanlar gözyaşı dökmekten kendilerini alamamışlardı.

5-Süleyman Mabedinin tamamen yıkılması

12 Ağustos 70 yılında Tapınak Romalılar tarafından ele geçirildi. Josephus’a göre Romalı Titus tapınağın yakılması için emir vermişti. Ancak olayları kontrol edemedi. 10 Ağustos 70’te Titus’un askerleri tapınağın dışındaki isyancılarla mücadele ederken Romalı bir asker Tapınağın içine bir meşale fırlattı. Ateş kısa süre içinde tüm Tapınağı sardı. Tapınaktan arta kalan tek kalıntı, büyük batı duvarı (Ağlama Duvarı)’dır. Bununla birlikte Romalılar Kudüs’ün antik kalbinin yanına “Aelia Capatolina” isimli şehir kurdular ve bu arada mabedin yeri de ortadan kayboldu.

loading...
loading...