Sille Köyünde tarihi ve kültürel bir gezi

(0 oy) 0/5 34
Yorum Yaz


Sille’nin Tarihi ve Turistik Değerleri Doğal güzellikleri, havası, otantik mimari yapısı, derin kültürel geçmişi ve coğrafi avantajları binlerce yıllık zengin tarihi ile birleşen Sille, çeşitli dönemlerin kültür, sanat, mimari, folklor, dil ve edebiyatının seçkin eser ve izlerini taşımaktadır. Pek çok tarihi olayda önemli bir yere sahip olan Sille, başta Hristiyanlık döneminden kalan kilise ve manastırlar, Selçuklular ve Osmanlılardan kalma camiler, çeşmeler, köprüler, hamamlar, tarihi Gevele Kalesi ve otantik mimari dokusu ile turizm açısından oldukça önemli bir potansiyele sahiptir. Şimdi isterseniz Sille Köyünde tarihi ve kültürel bir gezi yapalım

Gevale (Kevele) Kalesi

Konya’nın yaklaşık 9 km. batısında bulunan Gevale Kalesi, 1710 m. yüksekliğindeki Takkeli Dağ’ın zirvesinde yer almaktadır. İlk yapılışının Hitit dönemine kadar uzandığı ileri sürülen kalede Klasik, Antik, Bizans ve Selçuklu dönemine ait izler bulunmaktadır. Tarihte Konya’nın savunmasında önemli görevler üstlenen kalenin eteklerinde kayadan oyularak yapılmış mezar ve mekanlar da yer almaktadır. Yol üzerindeki çeşitli manastır kalıntılarından, Bizans döneminde Aziz Philip tepesi olarak da adlandırılan tepenin dini bir önemi olduğu ve Sille’yle tarihi bir yol ile bağlandığı anlaşılmaktadır. Selçuklu döneminde sultanların av ve eğlence için uğradıkları da bir sarayın da bulunduğu kale, Haçlı ve Bizans akınlarında Selçuklu sultanları tarafından kullanılmıştır. Fatih zamanında Karamanoğulları ile Osmanlı mücadelesinde önemli bir hedef haline gelen eser, gedik Ahmet Paşa tarafından yıktırılmıştır. Konya kenti ve vadisinin en güzel seyredilebileceği yerlerden biri olan ve sur duvarları ile burçlarının zamanın yıkıcı etkilerine dayandığı kalenin içinde sarnıçlar ve çeşitli mekanlar görülebilmektedir.

Camiler

Sille’de Müslüman nüfusun artışına bağlı olarak camı sayıları da artış göstermiştir. Camilerin çoğu 17. ve 18. yüzyılda inşa edilmişlerdir. 1900’lerin başında 7 cami bulunan Sille’de söz konusu camiler halen varlığını sürdürmektedirler. Bunlar Ak Cami, Çay Camii, Karataş Cami, Kurtuluş Cami, Mezaryaka Cami, Orta Mahalle Cami ve Subaşı Cami’dir. Mimari özellikleri birbirine benzeyen Sille camilerinin neredeyse hepsi moloz taştan inşa edilmiştir ve üst örtüsü ahşap direkli olup çatıları sonradan yapılmıştır. Çeşitli bölümlerinde ve süslemelerde ahşap malzemelerin de kullanıldığı camiler zaman içinde tadilatlar görmesine rağmen eski mimari özelliklerini korumaktadırlar.

Sille Ak Cami

Ak Mahallededir. Sille’deki en büyük camidir. Diğer Sille camileri gibi eğimli bir arazide yer almasından dolayı güney ve doğuda fevkani bir yapıda inşa edilse de kuzey ve batıda tek katlı görünümdedir. Kareye yakın planda inşa edilmiş caminin güneyindeki bir kapının üzerinde yer alan üç satırlık kitabe, camiyi yapan ustaların Bektaşoğlu Mehmet Usta ve oğlu Ahmet Usta olduğunu ve H. 1280 (M. 1863) yılında yapıldığını bize bildirmektedir. Bektaşoğlu Mehmet Usta aynı zamanda 44 Mezaryakası Cami’ni de yapan ustadır. Minaresi kuzey-batı köşesinde yer alan ve Sille’nin en görkemli ahşap mihrap, minber ve kürsülerine sahip olan eserin mihrap ve minberdeki ajur teknikli bitkisel süslemeleri görülmeye değerdir

Kilise ve Manastırlar

Sille’de yaşayan Hristiyanların yapmış oldukları ve ibadetlerini yerine getirdikleri pek çok dini mabet ve kilise bulunmaktadır. Bunlar hem Hristiyanlık döneminde hem de Selçuklu ve Osmanlılar döneminde faaliyette olan mabetlerdir. Bakımı da çoğunlukla devlet tarafından karşılanan bu kiliselerde Sille’deki Hristiyan halk dinlerini istedikleri gibi yaşamışlardır. Sille’de bilinen kiliselerin en önemlileri; Ak Manastır, Aya Eleni Kilisesi, Çevrikler Kilisesi, Mezarlık Kilisesi, Hıdrellez Kilisesi, Aşağı Kilise ve Kızıl Kilise’dir.

Sille ve yakın çevresindeki mağara kiliseler inanç tarihi açısından büyük öneme sahiptirler ve ilk Hristiyanların yerleşim yerleri arasında bu kiliseler de bulunmaktadır.

Birçoğu kayaların oyulmasıyla yapılan bu kiliselerden Ak Manastır ve Aya Eleni Kilisesi’nin önemi ve ünü ülke sınırlarını aşmıştır. Günümüze kadar ulaşabilen eserlerden bazıları Ak Manastır, Salasorma Mevkii’ndeki Manastır, Aya Eleni, Koimesis Tes Panagias (Banaya), Kiriakon (Hızır İlyas) Kilisesi ile Tepe Şapeli’dir.

Sille Ak Manastır

Sille’deki Hristiyanlık dönemine ait en önemli mistik ve teolojik yapılardan birisi, bir bakıma birincisi, Ak Manastır’dır. Yabancı literatürde “Hagios Khariton Manastırı” olarak geçen bu yapı yerlilerde ise “Deyr-i Eflatun diye geçmektedir. Manastırın bulunduğu ve civarındaki tepeler beyaz kireç taşlı ve kumlu dağlardır. Bu yüzden de Konya’yı Antalya’ya bağlayan yolun kıvrılarak yükseldiği tepeye “Akyokuş” denildiği gibi bu manastıra da “Ak Manastır” adı verilmiştir. Ünlü Takkeli Dağ’ın eteğinde bulunan bu otantik eser, Hocacihan’ın yukarısındaki, Akyokuş ile Sille arasındaki vadide yer almıştır. Manastırda bulunan kitabeli mezar taşları Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Sille’nin dinler tarihindeki önemli yapılarından ve Anadolu Hristiyanlık tarihinin önemli eğitim ve öğretim yerlerinden biri olan Ak Manastır’da bir de kilise bulunmaktadır. Meryem’e ithaf edilen bu kilise vadiye nazır yamaca oyularak yapılmıştır. Kapısı güneyde olan kilise oldukça geniş ve ferahtır.

Konya’nın 5 km batısında, Sille’nin 2 km güneyinde yer alan, kayalara asılmış bir kilise ve kesiş odalarından oluşan 9-12. yüzyıllara dayanan bir manastırdır. Manastırın en aktif olduğu 12-13. yüzyıllarda Menakibü’l-Ârifin’de anlatılan bir olayda Mevlânâ Celâleddîn-i Rumî’nin oğullarından birisi bu manastır yakınlarında kayalardan yuvarlanmış ve kendisini sakallı bir rahip kurtarmıştır. Mevlânâ uzun süre bu manastırda kalmış ve papazlarla görüşmüştür.

18-19. yüzyılda manastırı ziyaret eden birçok seyyah tarafından bazı kitabeler yayınlanmıştır. Tam olarak ne zaman terk edildiği bilinmeyen kilisenin önünde eski fotoğraflarda avlu duvarı içinde yapılar görülmektedir. Günümüzde askeri alan içerisinde kalan manastırın ancak kilise bölümü özel izinle görülebilmektedir. Manastırın önünde küçük bir vadi içinde Ayazma suyu vardır. Kilise ve 16 manastır hücresi tüyden yapılmış kayanın doğu yüzüne oyulmuştur. Mevlânâ kaynaklarında Mevlânâ’nın inzivaya çekildiği hücrenin içinde bir mihrap olduğu belirtilmektedir ve bu mescid son zamanlara kadar varlığını sürdürmüştür. Kayalara oyulmuş kilise taş planlıdır ve narteksi yoktur. Doğu taraftan hoosa girilir. Dört ayakla üç salona 52 ayrılmıştır. Doğu tarafında apsis ve protesis inişleri görülür. Yıldız Sarayı albümlerinde, 9-12. yüzyıllara uzanan yapının 19. yüzyıl sonlarındaki durumu görülmektedir.

Sille Aya Eleni Kilisesi

Hagios Mikhael ya da Büyük Kilise olarak da bilinen ve Sille’nin en ünlü kilisesi olan yapı; Sille’nin Subaşı mahallesinde, Tatköy baraj yolunun hemen solunda göl evi tepesinin eteğindeki düzlükte bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerindeki Grek alfabesi ile Türkçe yazılmış (Karamanlıca) 1833 tarihli yazıtında, kilisenin 327 yılında Haghia Elena adına yaptırıldığı ve Sultan Mahmut tarafından üçüncü onarımının gerçekleştiği belirtilmektedir. Ayrıca, 1878-1880 tarihlerini taşıyan iki onarım yazıtı da bulunmaktadır.

Dört serbest destekli, kapalı yunan haçı planlı olan eserin batısında narteks denilen bir giriş bölümü ile galerilere geçişi sağlayan merdivenler; iç kısmında ise apsisin önünde İstanbul’dan getirilen ahşap ustalara yaptırılmış görkemli bir ikonastasis bulunmaktadır. Buraya asılan ikonalar Yunanistan’a götürülmüş, kaybolmuş ve daha sonra Konya müzesine taşınmıştır.

Kilisenin kubbesinde Pantokrator İsa resmi, kubbe kasnağı ve pandantiflerde eski Ahit Peygamberleri ile Azizlerin, naosta, doğu taşıyıcıları üzerindeki kitabenin iki yanında ise iki din şehidinin resmi işlenmiştir. Aziz Georgios ile Aziz Minas oldukları anlaşılan bu figürler beyaz atların üzerinde gösterilmiştir. Kapı, pencere alınlıkları, kemer çerçevelerinde ve tavanda, alçıdan yapılmış üzeri altın yaldızlı Rokoko tarzında süsler bulunur. Bu süslemelerden naos giriş kapısının üzerinde yer alan kurukafa üzerindeki haç kabartması, apsis ve yan apsis tavanlarında güvercin kabartmaları ilgi çekmektedir.

Yapı birçok onarım görmesinden dolayı özgün halini kaybetmiştir. Kilise duvarlarının incelenmesinde devşirme malzeme, değişik yapım teknikleri yapının geçirdiği evreleri gözler önüne sermektedir. Kilisenin yüksek tutulmuş kubbe kasnağında, daha çok geç Bizans döneminde görülen değişik biçimli tuğla dizilişlerinden zikzak, baklava ve yıldız motifleriyle karşılaşılır. Yapıdaki fresko ve alçı süslemeler, kubbede görülen tarihe göre 1880 yılında yapılmıştır.

Giriş kapısının üzerindeki Türkçe kitabenin Rum harfleriyle yazıldığı eser, I. Dünya savaşı sırasında askeri depo ve yaralı askerleri tedavi etmek için kullanılmıştır. Yakın zamana kadar harabe halinde olan kilisenin Selçuklu Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve 2012 yılında sona eren restorasyon çalışmaları ile Aya Eleni Müzesi olarak hizmete girmiştir.

Sille Su Mimarisi

İsmini su tanrısından aldığına dair rivayet bulunmasına ve bir dere vadisinde kurulmuş olmasına rağmen, Sille’de eski zamanlardan beri içme suyu sıkıntısı çekilmiştir. Sille ve çevresinde yapılan araştırmalar, Bizanslılar zamanından beri su ihtiyacının çeşitli şekillerde giderilmeye çalışıldığını ortaya çıkarmıştır. 18. ve 19. yüzyılda oldukça kalabalık bir nüfusa sahip olan ve zengin bir su mimarisi olan Sille’de bugün 2 hamam, 17 çeşme, 1 çamaşırhane ve 1 su kemeri mevcuttur. Mormi semtinin üst kısmında yer alan ve halkın “Şeytan Köprüsü” adını verdiği su yolu ve kemeri Bizans devri kalıntılarından birisidir. Diğer su mimarisi örnekleri de hem planları hem de bezeme ve kitabeleri ile Sille’nin zengin kültürel tarihinin tanıklarıdır

Sille Hacı Ali Ağa Hamamı

Aşağı Hamam, Çarşı Hamamı, Ak Hamam, Hacı Ali Ağa Hamamı olarak da bilinen bu eser Sille’nin Konya yönünden girişinde Sille Deresi’nin kuzey kıyısında bulunur. Çifte hamam olarak inşa edilen hamamın erkekler bölümünün doğuda yer alan giriş kapısının üzerindeki yazıta göre hamam, Hacı Ali Ağa tarafından 1884 yılında yaptırılmıştır.

Subaşı Hamamı

Subaşı mahallesinde Karhane adıyla anılan semtte bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan hamamın kesin yapım tarihi bilinmese de 1306 yılında inşa edildiği belirtilmektedir. Çifte hamam olarak inşa edilen Subaşı Hamamı bugün özel mülkiyette bulunmaktadır.

Sille Çeşmeleri

Sille’nin yakın çevresinde yapılan araştırmalardan, Sille’nin su ihtiyacının Bizanslılar döneminden beri çeşitli pınarlardan giderilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bunun en ilginç örneği baraj yolunun kuzeyinde bulunan Kurtuluş (Mormi) semtindeki su kemeridir. Bu kemer halk arasında “Şeytan Köprüsü” olarak anılmaktadır. Kemerin yakın çevresinde eski su yolları ve künkler bulunmaktadır.

Dar cepheli, sivri kemerli, yalaklı olan, su hazneleri de bulunan tipik Osmanlı çeşmelerinden olan ve Sille’ye tatlı içme suyu sağlayan çeşmelerin en önemlileri; 61 Karataş, İstefan (Stefan), Ankereki, Hereki, Çevrikler, Kavaklı, Hassi-oğlu, Nuri Paşa, Veli Paşa, Hacı İsmail Ağa, Çeve-oğlu, Sadettin, Hacı Mustafa Ağa, Takkacı, Çay, İkilli ve Hacı Şaban Çeşmesi’dir

Sille Geysi Evi (Çamaşırhane)

Her evde çeşme bulunmadığı için “Geysi Evi” olarak isimlendirilen Sille’deki tek çamaşırhane Subaşı Hamamı’nın güneyinde yer almaktadır. Çamaşırhanenin avlu duvarı üzerindeki Osmanlıca ve Karamanlıca kitabeden, yapının M. 1786 tarihinde inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Bugün halen Silleli hanımların halı ve kilim yıkamak için kullandığı çamaşırhanenin içinde çeşmesi, dört ocağı ve leğen sekileri bulunmaktadır.

Sille Köprüler

Sille’de yerleşim bir derenin iki kenarına kurulduğundan, halkın yaşamını kolaylaştırmak için dere üzerine uygun noktalarda köprüler yapılmıştır. Derenin her iki tarafındaki çarşı, pazar, dükkan, sokak ve mahallelerde kadın, erkek, yaşlı, çocuk herkes günlük hayatta bu köprüleri kullanırdı. Köprüler genellikle taştan yapılmış, kemerli köprülerdir. Sille’deki köprülerin en önemlisi ve ünlüsü zengin taş işçiliği ile diğer köprülerden ayrılan Mısırlıoğlu Sokak (Taş) Köprüsü’dür. Eski fotoğraflardan ahşaptan yapıldığı anlaşılan diğer köprüler, Sille taşından yapılmış kemerli köprüler ile yenilenmiştir.

Sille Konağı (Kültür Evi)

Sille İlköğretim Okulu’nun bitişiğinde bulunan konak iki katlıdır ve uzun bir süre okul binası olarak hizmet vermiştir. Daha sonra Selçuklu Belediyesi tarafından restore edilen ve bugün Sille Kültür Evi olarak hizmet veren binada kültürel ve bilimsel toplantılar ile turistik faaliyetler yapılmaktadır. (Emel Çınarlı-YLT)