Şifa tasları nedir? Şifa tasları nasıl ortaya çıktı?

(2 oy) 5/5 994
Yorum Yaz


Sevgi dostlar fazla söze gerek yok! Yine merak ettiğiniz bir konuyu burclar.net size sunuyor. İşte Şifa tasları nedir? Şifa tasları nasıl ortaya çıktı? konulu haberimiz:

Şifa tasları nedir?

Şifa tasları, üzerlerinde nazar duası, Esma-ül Hüsna, İhlas, Felak, Nasr, Yasin gibi dua, sure ve ayetlerin özenle işlendiği, tılsım da denilen vefk uygulamalarıyla etki gücünün pekiştirilmeye çalışıldığı ve kullanan kişinin Şifa bulması inancıyla yapılmış taslardır.

Tılsımlar bir isteğin gerçekleşmesini sağlamak, felaketlerden, belalardan, sıtma, sara gibi ateşli hastalıklardan, nazardan, yılan ve akrep sokmalarından, kötülerin Şerrinden korunmak amacıyla gizli güçlerden ve sihir öğelerinden yararlanmak için taslar üzerinde kullanılmışlardır. Bu tasların koruyucu ve iyileştirici etkisi olduğuna inanılmaktadır. İçindeki suyun içildiğinde ya da üzerine serpildiğinde Şifa vereceği inancı günümüze kadar ulaşmalarını sağlamıştır. Örneğin Avarlarda hastalanan bebek veya yaşlı bir büyüğün nezaretinde pir ziyaretine götürülür, burada 7 defa ihlas Suresi okunur ve bu ziyaret yerlerinden kutsallığına inanılan taş, toprak, ağaç dalı gibi Şeyler getirilerek suyun içine konur, su okunur ve rahatsızlığı olan çocuğa bu sudan içirilir.

Allah’ın veya evrendeki gizli güçlerin yardımı ile Şifa bulma çabasının bu tasların kutsiyetini artırdığı düşünülmektedir. Bazı tasların üzerinde hangi hastalık için Şifa olacağı “akrep yılan sokmasına karşı”, “kulunç ağrısına” veya “zor doğum yapan hamile için” gibi cümlelerle belirtilmektedir.

Anadolu’da şifa tasları

Günümüzde artık fazla üretilmese de Anadolu’nun birçok yerinde bu taslara rastlamak halen mümkündür. Esasen Anadolu’da yaygın bir kullanım alanına sahip olduğu bilinen taslar bölgelerine göre farklı yöresel isimler almaktadır. Örneğin çiçek hastalığının tedavisinde kullanıldığından “çiçek tası” adını almıştır. Ankara Kızılcahamam bölgesinde çiçek hastalığına botca denildiği için burada şifa tasına “botca tası”, Erzurum, Konya gibi bazı yörelerde “tihtap tası”, Çorum çevresinde ise “korku tası” gibi isimler verilmiştir. Bazı yörelerde sarılık hastalığı tedavisinde kullanılmasından dolayı “sarılık tası” da denilmektedir. Şifa taslarının gerek müzelerde gerek özel koleksiyonlarda hatta bazı evlerde hangi amaçla kullanıldığı bilinmeden bir şekilde varlığını sürdürdüğünü düşünmekteyiz.

Şifa taslarının ortaya çıkışı

Şifa taslarıyla kullanım amacı ve üzerinde yer alan yazı ve figür programlarıyla ilişkilendirilebilecek en yakın örnekler Arami sihirli taslarıdır. Arami kavmi M.Ö. 2. binin son çeyreğinde Mezopotamya ve Suriye civarında yaşamışlardır. Bu tasların üzerinde yer alan yazılarda çeşitli tanrı ve doğaüstü güçlerden yardım istenmektedir. Tarih boyunca Mezopotamya bölgesi büyücülük olaylarının son derece yaygın olduğu bir alandır. Kötü güçlerin etkisi altına girdiği düşünülen hastalar, güç ve zenginlik elde etmek isteyenler bunlara başvurmuşlardır. Bu kişiler değişik dinlere ait uygulamaları hazırladıkları nesnelerde kullanmışlardır.

İslam dininin Suriye bölgesinde yayılması sonucu yerleşik kültürlerle güçlü bir etkileşim gözlenir. Arami sihirli taslarının etkisi ile İslam dininin kendi kuralları doğrultusunda şifa taslarının ilk örnekleri hazırlanmıştır.

Şifa taslarına konulan suyun okunup bu sudan içilmesi veya yıkanılması geleneği İslamiyet’in ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. Hacılar, hac dönüşü Mekke ve Medine’den hem şifa taslarını hem zemzem sularını getirmişlerdir. İran bölgelerine ait şifa taslarında insan ve hayvan figürleri kullanılmıştır. Bu bağlamda Şifa taslarının ilk kullanılmaya başlandığı dönemin Hz. Muhammed’e kadar gittiği düşünülebilmektedir.

Şifa tasları için en eski iki yazılı kaynak tespit edilmiştir; Bunlardan biri 13. yüzyıl sonuna ait Arapça İskenderiye risalesi ve diğeri 14. yüzyıla ait El-Sanavbari Risalesi’dir. İskenderiye Risalesi’nde akrep gökyüzünde yükseldiğinde verilen talimatlarla birlikte bakır bir kap içine verilen vefk kazınırsa kolite iyi geleceği yazılıdır. El-Sanavbari Risalesi’nde ise vesvese ve kuruntuya karşı üzerine Kuran ayetleri ve vefk yazılmış tastan üç gün kahvaltıdan önce içilmesi tavsiye edilmektedir . İran Avşarlarında ve Azerbaycan’ın bazı bölgelerinde yeni doğum yapmış annenin kırkı yapılınca, madeni bir kapla su dökülerek bebek ve kendisi yıkanır. Su dökümünde kullanılan bu madeni kabın ortasında bazen beş parmağı açık olan madeni bir el ile üzeri ayetli 40 açar (anahtar) tasviri görülebilmektedir.

Şifa taslarının şekli

Şifa taslarında biçim itibariyle kenar ve gövde kısımlarından başka göbek te vardır. Bu göbek kısımları düz olduğu gibi bombeli yapılanları da mevcuttur.

Şifa tasları, yansıttığı bu şekil bakımından Türk hamam taslarına ve Gordion’da bulunan Frig taslarına çok benzemektedir. Kenar ve göbek şekilleri hemen hemen bir birinin aynısıdır. Aralarındaki fark ise Şifa taslarının içlerinin çiçek veya diğer Şekillerle süslü olmayıp ayetlerle bezenmiş olmasıdır. Özellikle Türk hamamlarında kullanılan hamam taslarıyla Anadolu’ya has bir sanat olan bu tas şekilleri varlıklarını M.Ö. 8-7. yüzyıldan günümüze kadar muhafaza etmişlerdir. Anadolu’da çok çeşitli hamam tasları vardır. Bunların bazılarının Şekilleri Hititlere kadar uzanır. Biçim olarak aynı olan bu tasların aralarındaki tek fark iç ve dış yüzeyine yapılan süslemelerdir. Frig tasları genellikle stilize palmiye yaprakları ile bezenmiştir, Şifa tasları ise dua ve ayet yazıları ile bezenmiştir. Aslında temelde ortak yönleri her iki tasın da su aracılığıyla bir arınma – şifalanma amacı taşımasıdır.

Şifa tasları ve su

Su hayatın kaynağı olduğu için hemen her inançta, ibadetin bir parçası ve arınmanın sembolü olarak karşımıza çıkmaktadır. İslamdan önceki Türklerde de suya kutsiyet atfedilmiştir. Bu gün Anadolu’da yaşayan birçok âdet orta Asya’dan gelen bu kültürün uzantısıdır.

Suyun canlılara yönelik doğrudan katkılarından dolayı ölümsüzlük sembolü olduğunu söyleyebiliriz. Ağrı’da uğuruna inanılmış dere ve göllerden taslarla alınan sular ay ışığında bekletilerek mahsul bol olsun diye tarlayı sulayan ana suya katılırmış.

Kimi zaman bu taslara suyun dışında bal, pekmez şerbeti veya süt de konulduğu bilinmektedir. Erzurum’da koç katımından sonra, büyük bir kap içine doldurulan su, koyun sürülerinin üzerine dölün bol ve bereketli olacağı inancıyla dökülür ve bunun adına da “çiçek suyu” denirdi. Yine bu yörede koyunların sütten kesilmeden önceki son alınan sütleri tarlalara saçı olarak serpilmektedir. Bu süt tarlalara serpildiğinde, o yıl ekin bol ve bereketli olacağına inanılırdı. Su bir yandan büyüleyici olduğu gibi, bir yandan da büyüleri ve sihirleri bozup temizleyen bir niteliğe de sahip olması nedeniyle kutsal sayılmış ve bunun doğal sonucu olarak da birçok adet, davranış ve gelenek doğurmuştur.

Günümüzde şifa tasları

Şifa tasları günümüzde önemini yittirmiş olsa da Anadolu’nun birçok yöresinde ilk örneklerinin kopyaları yapılarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Tasların kopyalarının yapıldığını gösteren en önemli örneklerden biri Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonundaki bir Şifa tasının üzerinde yer alan kitabedir:

“Me’mu’nun (?) hazinesindeki tasa uygun olarak yıldızların durumu gözlenerek kopya ve nakş edilmiştir. Müslümanların faydası için olan bu dualar, çağın imamlarının ve dört halifenin ittifak ettikleri dualardır. İçinden su, yağ veya süt içen kişi şifa bulur”.

Çeşitli şekillerde yapılan şifa arayışının tıbben bir faydası olmasa bile insanların ruhsal yönüne bir katkıda bulunduğu yadsınamaz.(A.Akı-YLT)