Sıcacık Müze Kent: Safranbolu Gezi Rehberi

(2 oy) 5/5 22
Yorum Yaz


Safranbolu geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir. Sahip olduğu zengin kültürel mirası kent ölçeğinde korumadaki başarısı Safranbolu’yu “Dünya Kenti” ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne alınmıştır. Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıklarının yaklaşık 1500’ü Safranbolu’ dadır. Bu zenginlik kenti bir Müze Kent haline getirmiş, korumacılıktaki başarısı ise kente “Korumanın Başkenti” unvanını kazandırmıştır. Burclar.net olarak Safranbolu gezisi için görülmesi gereken en önemli yerleri sizler için derledik. Safranbolu gezi haberimizi beğeneceğinizi düşünüyoruz.

Safranbolu Evleri

Safranbolu denince akla ilk gelen Safranbolu evleridir. İlçe merkezinde 18.ve 19. y.y. ile 20. yy başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bunlardan 1000 kadarı yasal koruma altındadır. Evler Safranbolu’nun iki ayrı kesiminde gruplanmıştır: Eskiden ‘Şehir’ diye bilinen ve kışlık olarak adlandırılan çarşı kesimi ile “Bağlar “ diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesimidir. Çarşı ve Bağlar semtlerinde toplu olarak korunabilmiş Safranbolu evleri, çoğunlukla tarıma elverişli olmayan vadi kenarındaki yamaçlara, çevreye ve komşulara saygılı bir biçimde birbirinin manzarasını ve güneşini kapatmayacak şekilde inşa edilmiştir. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar, yazın havaların ısınmasıyla Bağlardaki yazlık evine göçer, ancak “Çarşı”da üretim ve ticaret hayatı devam ederdi. Günlük hayatın devam ettiği kentte ulaşımın sağlandığı ev ve sokak araları ise yine yapı ile uyumlu tarzda Arnavut kaldırımı şeklinde yapılmıştır. Mevcut taş kaplama yollar; sel sularına karşı dayanıklı ve rutubeti en aza indirebilecek nitelikte meyilli formdadır.

Geleneksel ev tarzının ön planda olduğu Safranbolu’da yapı formu evler genellikle 3 kattan oluşmuş 6-8 odalı, geniş hacimli, insan ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanmıştır. Odaların her biri bir çekirdek aileyi barındırabilecek tüm unsurlara sahip bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Her odada yüklük adı verilen dolaplar, sergenler, ocak ve sedirler vardır. Ahşap yüklük dolapların içerisinde yıkanmak amacıyla da kullanılabilen gusülhaneler de mevcuttur. Safranbolu evlerine bir başka detayı katan unsur ise tavanları ahşap işlemelidir. Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarır. Odaların büyüklüğüne göre sayısı değişen dar ve uzun pencerelerde “muşabak” adı verilen ahşap kafesler bulunur. Evlerin bazılarının içlerinde, serinlik vermesi ve yangından korunması amacıyla yapılmış olan havuzlar da bulunmaktadır. Bu nitelikli evleri oluşturan malzemeler ise; Alt katlarda taş, üst katlarda kerpiç ve ahşaptır. Çatıda da alaturka kiremit kullanılmıştır. Evin giriş kısmına “hayat” adı verilir. Hayat taş kaplıysa “taşlık” olarak da anılmaktadır

Yemeniciler Arastası

Bugün, kahvesinde oturabileceğiniz, hediyelik eşyalar ve el sanatları ürünleri alabileceğiniz Yemeniciler Arastası, Köprülü Mehmet Paşa Camisine bitişik olup, camiye gelir getirmesi amacıyla caminin vakfı tarafından 1661 yılında yaptırılmıştır. 48 ahşap dükkânın yer aldığı, yemeni adı verilen el yapımı deri ayakkabıların hayat bulduğu eski bir lonca çarşısıdır. Arasta kelimesi, çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu yer anlamına gelmektedir. Bu nedenle de çarşı Yemeniciler Arastası olarak adlandırılmaktadır.

Demirciler Çarşısı

İzzet Mehmet Paşa Camisi altından geçen Akçasu deresinin iki yakasına kurulan çarşı sıcak ve soğuk demircilik el sanatlarının üretildiği yaşayan tek Lonca çarşısıdır. Bakırcı ve kalaycı esnaf da bu çarşı içerisinde çalışmaktadır.

Cinci Hanı ve Hamamı

1640 yılında Sultan I. İbrahim’in tahta çıkışından sonra Anadolu Kazaskeri olan Cinci Hoca (Karabaşzade Hüseyin Efendi) tarafından 1640-1645 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kesme ve moloz taştan inşa edilen han, 2 katlı ve 62 odalıdır. Han’ın giriş kapısı, kilit ve anahtarı; Türk demir işçiliğinin örneklerindendir. Restorasyonundan sonra, 25 odasıyla aynı amaca hizmet eden han, otel ve restaurant olarak hizmet vermektedir. Cinci Hoca tarafından 1645 tarihinde yaptırılan diğer yapı Cinci Hamamı’dır. Kazdağlıoğlu meydanında çarşı içerisinde yer alır. Kadınlar ve erkekler bölümünden oluşan hamam kubbe ile örtülmüştür. Soğukluk, sıcaklık, külhan, ocak yerleri mevcut ve halen hamam durumdadır

Bulak (Mencilis Mağarası)

Dünya mağara literatürüne girmiş olan Bulak Mağarası Türkiye’nin 4., Karadeniz bölgesinin de 2. büyük mağarasıdır. Şehir merkezinin kuzeybatısında Karabük’e bağlı Bulak Köyü’nün Safranbolu ile sınır teşkil ettiği yerdedir. Safranbolu’nun merkezine 8 km uzaklıkta olan mağara, günümüzden 65-200 milyon yıl önce oluşmuştur. 6042 m. uzunluğunda olup ilk 400 metresi ziyarete açıktır. Bu özelliğiyle de Türkiye’nin turizme açılan en uzun mağarasıdır. Mağaranın 2 girişi bulunmaktadır. İlk giriş su çıkışının olduğu bir ağızdan yapılmaktadır. 2.aktif girişi ise, giriş ağzının arkasında yer alan tepenin solunda merdivenle çıkılan fosil bir ağızdan yapılmaktadır.

İncekaya Su Kemeri

Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından 19. yy. sonunda yaptırılmıştır. Safranbolu’nun kuzeydoğusunda kalan su kemeri şehir merkezine 7,5 km uzaklıktadır. Su kemerine Bağlar semti, İncekaya köyü yolu üzerinden ulaşılır. Tokatlı kanyonun üzerine yapılan kemer, zeminden 60 m yükseklikte ve 116 m uzunluğundadır. Genişliği ise 110 -220 cm’dir. 6 kemerli görkemli bir yapıdır. Sonradan su kemerinin alt kısmına çeşitli etkinlikler için sahne ve oturma yerleri, kanyona inmek için de merdivenler yapılmıştır. “Paşa Suyu” olarak bilinen bu su, kemerden geçerek kapalı arklar şeklinde Beybağında bulunan Turing Havuzlu Asmazlar Konağının bahçesindeki su terazisine gelir ve buradan kentteki çeşmelere dağıtılırmış.

Safranbolu Gezi Saat Kulesi

Safranbolu’nun Eski Hükümet binasının arkasına düşen yerde, eski kalenin orta yerinde, bugünde görev yapan tarihi saat kulesi, yine III. Selim’in Sadrazamlarından İzzet Paşa’nın kente kazandırdığı eserlerden bir tanesidir. Mimari değer taşıyan bu eserin 1794-1798 tarihleri arasında yapıldığı bilinmektedir. Bir dikdörtgeni andıran kiremitli çatısı bulunan, bu saat kulesinin yüksekliği 20 m’dir. Saatin gongunun sesi çok uzaklardan duyulmaktadır. Saat kulesi son olarak 1999 yılında restore edilmiştir. Kare planlıdır, saat zembereksizdir.

Yapı restore edilmiş olup, Cuma, cumartesi, Pazar günleri geziye açıktır  Saat Kulesi, Eski Hükümet Konağı arkasına düşen yerde, eski kalenin orta yerinde, bu günde görev yapan saat kulesi, III. Selim’in Sadrazamlarından İzzet Mehmet Paşa tarafından 1794-1798 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kiremitli çatısı bulunan kulenin yüksekliği 20 metre kadardır. Saatin sesi uzaklardan işitilmektedir. 7 günde bir kurulan saat, zembereksiz olup 60 kg’lık bir ağırlıkla çalışmaktadır.

Yörük Köyü

Safranbolu’nun küçük bir modeli olan Yörük Köyü, 1997 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir Türkmen köyü olması sebebiyle tamamen kentsel sit alanı içerisine alınarak korunması kararlaştırılmıştır. 16. yüzyılda Safranbolu yöresinde yaşayan göçebe cemaatlere “Yörükan-ı Taraklı” ya da “Yörükan-ı Taraklıborlu” adı verilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Safranbolu, biri bugünkü Safranbolu ilçe merkezinde “Medine-i Taraklıborlu” diğeri merkezi bugünkü Yörük Köyü (Nefa-i Yörük) adını taşıyan aşiretler için kurulmuş olan Yörükan-ı Taraklıborlu adını taşıyan iki ayrı kazadır. Yörük Köyü ile ilgili yazılı efsanelerde, Yörüklerin 14. ve 15. yüzyıllarda göçer durumda oldukları, kendilerine özgü vergi düzeni ile ayrı bir kariye teşkil edecek şekilde bir kadıya bağlanıp zaman içerisinde yerleştirildikleri ve bu kazanın merkezi olarak bugünkü Yörük köyünün tespit edildiği ve uzun sürede, yüzyıllar boyunca konumlarını devam ettirdikleri anlaşılmaktadır. Köyün efsanede yer aldığı şekilde Karakeçili aşiretine bağlı oymaklar ve Taraklı aşireti mensupları ya da bütününden oluşan biçimde kurulmuş olması kesin olmamakla birlikte ihtimal dahilindedir. Safranbolu’nun aksine arsa ve engebeli arazi sorunu olmayan Yörüklüler evlerini nerede ise bitişik nizam inşa etmişlerdir. Anadolu köylerinde genellikle görülen ev kümelenmesi yerine ana cadde boyunca yapılanmışlardır. Ana cadde sonundaki meydandan açılan düzenli sokaklar da bile bitişik nizam havası devam etmektedir.

Kaymakamlar Evi

18. ve 19. yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü ve yaşama biçimi ve teknolojisini yansıtan Safranbolu Evleri arasında önemli bir örnektir. 18. yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Sahibi Safranbolu Kışlası Kumandanı Hacı Mehmet Efendi’dir. Hacı Mehmet Efendi’ye Yarbay karşılığı olan “Kaim-Makam” denilmesi nedeniyle ailesi; dolayısıyla evleri de halk arasında bu isimle söylenegelir olmuştur. Kentsel dokusunu ve tüm mimari özelliklerini günümüze dek koruyabilmiş, ilçemizde T.C. Kültür Bakanlığı’nın Safranbolu’nun korunması ve sağlamlaştırılması projesi çerçevesinde 1979 yılında kamulaştırıp restorasyonunu tamamladığı Kaymakamlar Evi; 16.12.1981 tarihinde Eğitim Merkezi olarak hizmete açılmıştır. Safranbolu Çarşısı içinde, Hıdırlık Yokuşu Sokağı üzerinde bulunan yapı; kitle, plan ve cephe olarak özgün bir Türk Evi niteliğine sahiptir. Sekiz oda, üç çardaktan oluşan Kaymakamlar Evi’nin, harem ve selamlık bölümleri çeşitli manken ve malzemelerle donatılmıştır. Zemindeki hayat ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Konferans Odası kültürel ve sanatsal etkinliklere mekân olarak kullanılmaktadır.

Hıdırlık Tepesi

Türklerin Safranbolu’ya geldikleri vakit konuşlandığı yerdir ve açık namazgâh şeklindedir. Yağmur duası ile Hıdırellez kutlamaları burada yapılır. Üzerinde Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa’nın Türbesi (1845), iki namazgâh, Hızır (Hıdır) Paşa’nın makamı/mezarı ile Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman’ın (1955) anıt mezarı bulunmaktadır. Tepeye iki noktadan giriş ve çıkış vardır. Safranbolu’ya hakim tepedir. Fotoğraf meraklılarının Safranbolu manzarası için tercih ettikleri tepedir

Tokatlı Kanyonu

Hızar Çayı’nın yatağındaki Kireç taşı tabakaları binlerce yılda aşındırması sonucunda oluşmuştur. Safranbolu ilçe hudutları içerisinde üç ayrı kanyon bulunmakta olup, bunların içerisinde en ilgi çekici olanıdır. Safranbolu ilçesinin tarihi evlerinin bulunduğu çarşı kesiminde de kanyonlar bulunmakta olup,

Mevcut tarihi yapılar kanyon üzerini taş kemer yapılarla kapattıktan sonra kazanılan alanlar üzerine inşa edilmiştir. Yürüyüş güzergahımız, tarihi çarşı kesimi gümüş mahallesinden başlayarak, kanyonu takiben kuzey istikametinde ilerleyerek, bağlar mahallesi ve Tokatlı köyünün doğusunu takiben devam etmekte olup, kanyon üzerindeki mevcut tarihi taş köprüler ve ince kaya su kemeri ile doğanın yapısı sizlerde değişik duygular yaratacaktır.

Kristal Teras

Tokatlı Kanyonu üzerinde yerden 80 metre yükseklikte ve 11 metre genişliğinde yapılan, 75 ton ağırlığı taşıyabilen Kristal Teras inşa edilmesi çalışmalarına ön ayak olmuş. Roketatar mermisiyle dahi kırılmayan cam seyir terası, yaklaşık 400 kişiyi taşıma kapasitesine sahip. Teras eşsiz Tokatlı Kanyonu manzarasını turistlere sunuyor. Ülkemizde örneği bulunmayan cam terasın sadece Amerika’da bir örneği vardır. Bu cam teras inşası ile Tokatlı Kanyonu ve İncekaya Su Kemeri Safranbolu’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır.

Safranbolu’da Ne Yemeli

Bükme, Perohi, Bütün et yemeği, Koruklu Etli Bamya, Uzun ve Dilme Fasulye, Keşkek, Safranlı Zerde gibi Safranbolu’ ya özgü yemek türlerinin yanı sıra, Su Böreği, Makarna (Cimcük),Yayım (Erişte), Haluşka, Höşmerim, Cevizli çörek, Kiren (kızılcık) suyu, Baklava, Kadayıf gibi geleneksel Türk mutfağının zengin yemek çeşitlerini de Safranbolu Mutfağında görmek mümkündür.