Şeker hastalığı nedir ve belirtileri nelerdir?

(0 oy) 0/5 158
Yorum Yaz


Sevgili okurlar hepimizin etrafımızda şeker hastası olan kişiler bulunmaktadır. Şeker hastalığı diğer adıyla diyabet çağımızın kronik hastalıklarından. İşte bu yazımızda siz okurlarımıza Şeker hastalığı nedir ve belirtileri nelerdir? Konusunu işleyeceğiz. Faydalı olması dileğiyle…

1- Şeker hastalığı nedir?

Tıp literatüründe Diyabetes Mellitus (DM) olarak geçen şeker hastalığı:  “İnsülin salgısının ve/veya insülin etkisinin mutlak veya göreceli azlığı sonucu karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında bozukluklara yol açan, kan şekeri düzensizliğine sebep olan, kronik ve metabolik bir hastalıktır”. Diyabet, yaşam süresini ve kalitesini azalttığı gibi organ eksikliklerine ve/veya kaybına da sebep olabilmektedir. Diyabetin ikinci 10 yılında özellikle kontrol altına alınmamış ve yüksek düzeyde seyreden diyabet, kalp damar rahatsızlıklarına, görme bozukluklarına, sinirsel problemlere neden olabilmektedir. Amerikan Diyabet Cemiyeti, “Açlık durumunda en az iki defa ölçülen kirli kan (venöz) plazma örneğinde glikoz düzeyinin 126 mg/dl olması ile veya günün herhangi bir zamanında ölçülen venöz plazma örneğinde glikoz düzeyinin 200 mg/dl olması ve beraber poliüri, polidipsi ve açıklanamayan kilo kaybı gibi diyabet semptomlarının varlığı ile ya da oral glikoz tolerans testi (OGTT) ile diyabet teşhisinin konabileceğini söylemektedir.

Diyabet hastalığı bütün ırklarda, toplumlarda ve yaş aralıklarında görülebilmektedir. Yaklaşık olarak her 10 saniyede 1 kişi, yılda 3.8 milyon kişi diyabet veya diyabete bağlı sebeplerle hayatını kaybetmektedir. Uluslararası Diyabet Federasyonunun (IDF: International Diabetes Federation) 2010 yılında açıkladığı verilere göre dünyada diyabetin en çok rastlandığı beş ülkeyi Hindistan, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya olarak açıklamıştır.

IDF Diyabet Atlasına göre, 2010 itibarı ile Türkiye erişkin (20-79 yaş) nüfusta diyabet yaygınlığı % 7,4’ tür. Ayrıca, TURDEP-I çalışmasına göre diyabetli bireylerin % 30- 50’sine henüz tanı konulmamıştır.

Kentleşmenin artması, beslenme alışkanlığının değişmesi, yaş ortalamasının artması, hareketliliğin azalması ve obezitenin artışı, diyabetin özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artmasının sebeplerden en önemlileri olarak sıralanabilir.

Diyabet hastaları, hastalık teşhisi konduktan sonra bu konuda uzman hemşireler tarafından hastalık ve hastalıkla beraber yaşamayı öğrenmek konusunda uzunca bir eğitimden geçerler. Bu eğitim sırasında mümkünse kişinin aile bireylerinden bir veya bir kaçı da hastanın yanında olmalı ve bilgilendirilmelidir. Eğitimde hastaların günün hangi saatlerinde yemek yemeleri, ne kadar ve hangi tür besin almaları, hangi saatlerde ve ne kadar dozda insülin kullanmaları gerektiği gibi konular anlatılmakta ve bu konularla ilgili broşürler verilmektedir. Hastanın bu kadar bilgiyi aklında tutması, özellikle de birebir uygulaması zordur; özellikle hastalığın ilk dönemlerinde yemek, insülin ve ölçüm saatlerini hatırlayabilmek, yıllardır alışageldiği tüm beslenme ve yaşama alışkanlıklarını değiştiren bir hasta için pek de mümkün değildir. Hastalar bu yüzden bilinçlendirilmeli ve sürekli olarak kontrol altında tutulmalıdır. Her şeyden önce hastanın kendi kendini kontrol altında tutması hastalığın tedavisinde hayati önem taşımaktadır.

2- Şeker Hastalığının – Diyabetin Türleri

Amerikan Diyabet Cemiyeti (ADA: American Diabetes Association), 2003 yılında tekrar gözden geçirilen diyabet uzman komite raporuna göre, Tip 1, Tip 2, Gestasyonel ve “diğer spesifik diyabet tipleri” şeklinde 4 gruba ayırsa da genelde diyabet, tip 1 ve tip 2 olarak 2 türde incelenir. Ayrıca tip 1.5 diyabet denen ve LADA olarak da adlandırılan bir türden de bahsedilebilir.

Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabette vücut hiç insülin üretmez, bu yüzden bu hastalar mutlaka dışarıdan insülin almak zorundadır. Tip 1 diyabette; savunma sistemi, pankreasın insülin üreten hücrelerine saldırır. Bu sebeple kan şekerini düşürmekle görevli insülin hormonu üretilemediğinden, kandaki glikoz seviyesi aşırı yükselir (hiperglisemi). Tip 1 diyabetin belirtileri genelde; anormal susama, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, sürekli açlık, ani kilo kaybı, bulanık görme, tekrarlayan enfeksiyonlar, aşırı yorgunluk ve halsizlik, yavaş iyileşen yaralar şeklindedir.

Bu tip diyabet hastaları kandaki glikoz seviyelerini normale en yakın seviyede tutmak için her gün dışarıdan insülin enjeksiyonu yapmak zorundadır. Bunu yaparken de fazla insülin sebebiyle şeker seviyesini aşırı düşük seviyeye (hipoglisemi) düşürmemelidirler.

Tip 2 diyabet

Tip 2 diyabette hem insülin salgısı hem de insülin etkisi bozuktur. Vücut insülin üretir; fakat bu insülin ya eksik üretilir ya da vücutta glikoz birikmesine sebep olur. Belirtileri genellikle; halsizlik, sık sık idrara çıkma, çok sık susama, kilo alımı ya da kilo kaybı, bulanık görme ve tekrarlayıcı cilt hastalıkları ve mantarlar olarak sayılabilir. Tip 2 diyabet bazen hiçbir belirti göstermeyebilmektedir. Tip 2 diyabet olan kişilerde hastalık belirtileri çok uzun sürebilir, vücutta aşırı artış gösteren kan şekeri, bu süre boyunca vücuda zarar verir. Tip 2 şeker hastalığı, antidiyabetik haplarla, insülin tedavisi ile, diyet ve spor ile yönetilip kontrol altına alınabilmektedir.

Gestasyonel Diyabet (Gebelik diyabeti)

Gestasyonel Diabetes Mellitus (GDM) şeker hastalığı teşhisinin ilk kez hamilelik sırasında konması durumudur. Tüm hamileliklerin yaklaşık % 2-5’inde görülür. Risk faktörlerinin içerisinde; obezite, birinci dereceden akrabada diyabet, etnik köken, ilerlemiş anne yaşı, önceden geçirilmiş GDM ve önceden doğrulmuş normalden çok büyük (makrozomik) bebek yer almaktadır. Bu tüp diyabet, insülin tedavisi ile haplarla ve diyetler kontrol altına alınabilmektedir. Normal doğumdan sonra gestasyonel diyabet kaybolur. Fakat sonraki gebeliklerde tekrarlama riski yaklaşık %50 oranında artmaktadır. Ayrıca hamilelikten sonra, tip 2 diyabet oluşma riski de vardır. GDM olan annelerden doğan bebeklerde de obezite ve tip 2 diyabet oluşma riski diğer bebeklere göre daha yüksektir.

Spesifik Nedenlere Bağlı Diyabet

Bunlar, seyrek olarak görülen diğer diyabet türleridir. Diyabetlilerin içindeki oranı %1’den azdır. Oluşma sebebine göre farklı isimler verilen birçok türü mevcuttur. Beta hücre fonksiyonlarının bozulmasına bağlı genetik bozukluklar, insülin etkilerinde bozulmaya yol açan nadir genetik bozukluklar, ekzokrin pankreas hastalıkları, endokrinopatiler, ilaç ve kimyasal ajanlara bağlı gelişen diyabetler, enfeksiyonlar, immun kaynaklı nadir diyabet formları ve diyabetle birlikte görülebilen bazı genetik sendromlardır.

3- Diyabetin Bakımı ve Tedavisi

Şeker hastalığını iyi bir şekilde yönetebilmek için diyabetlinin bireysel yönetimini sağlayabilmesi gerekmektedir. Diyabet diyabetli bireyi düşünmeye zorlar. Birey diyabetle başa çıkmada neyin önemli olduğu, ne yapması ve hangi hareketlerden kaçınması gerektiği gibi konularda bireyin karar mekanizmasını kullanması için zorlar. Şeker hastalığı ile baş etmede başarıya ulaşmak için ekip ile yönetim kaçınılmaz bir olgudur. Diyabetin bir ekip tarafından yönetilmesi, değişimi kolaylaştırır ve pozitif bir sonuç olasılığını güçlendirir. Şeker hastalığı bakım ve yönetim ekibi oluştururken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hasta merkezli bir ekip oluşturulmasıdır. Diyabet yaşamın her yönünü etkileyen uzun süreli kronik bir hastalıktır. Diyabet yönetimini başarısı bireysel yönetim ile sağlanabilmektedir. Bireysel yönetimde daha çok sorumluluk alan bireylerin kan Şekeri düzeylerinde, majör ve minör komplikasyon yaşama durumlarında azalma, yaşam kalitesinde belirgin bir düzelme ve tedaviden memnun oldukları görülmektedir. Ancak diyabetli bireylerin büyük bir bölümü bireysel yönetime katılmada isteksiz davranır, diyabet tanısı alma bireylerde bazı psikolojik değişikliklere yol açabilir. Bireylerin psikolojik değişiklerle başa çıkabilmesi de güçlü bir bireysel yönetim ile sağlanabilir. Diyabetli bireylerde güçlü bireysel yönetimin sağlanabilmesi bireyin alacağı profesyonel eğitim ve ailesel destek ile gerçekleşir. Şeker hastalığı tedavisi ve kontrolünde hedeflenen sonuçlar, diyabetlinin metabolik kontrolünün iyileşmesi, komplikasyonların ortaya çıkışının veya ilerlemesinin engellenmesi, sağlık düzeyinin yükseltilerek yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ve diyabetlinin bireysel yönetimini sağlayarak karar mekanizmalarını olumlu olarak kullanabilmesidir . Tedavi sürecinde öncelikle izlenen ölçüm değerleri, açlık-tokluk kan Şekeri, Hemoglobin A1c (HbA1c), kan basıncı, plazma lipid değerleri, kilo takibi, beden kitle indeksi ve komplikasyonlara özgü diğer bulgulardır.

Şeker hastalığı tedavisi bireye özgü olarak insülin tedavisi ya da oral antidiyabetik tedavi olmak üzere düzenlenmektedir. İnsülinin keşfi ve tedavide uygulanabilir olması diyabet tedavisinde bir dönüm noktası olmuştur. Genellikle Tip 1 diyabetlilerde tedavi yöntemi olarak insülin kullanılmakla birlikte gerekli dönemlerde tüm diyabetlilerde kullanılabilmektedir. Tip 2 diyabetlilerin yaklaşık %43.8  insülin tedavisi uyguladıkları bilinmektedir. İnsülin tedavisi planlanırken doz hesaplamasında diyabet tipi ve diyabetlinin bireysel ihtiyacı göz önüne alınır. Tip 1 diyabetlilerde insülin gereksinimi kilogram başına 0.5-1 ünite olarak hesaplanır ve toplam doz gün içine bölünerek uygulanır (12). 2000 yılında yapılan insülin değişikliği ile ülkemizde 40 ünite/ ml yoğunluğundaki insülinlerden 100 ünite/ ml insülinlere geçiş Avrupa da kullanılan insülinlerle uyumluluğu sağlamış ve böylece yurt dışı seyahatlerinde diyabetlilerin yaşadığı sorunları gidermiştir.

Ülkemizde bugün itibari ile insülin uygulamalarında kullanılan araçlar enjektörler, insülin kalemleri ve insülin pompalarıdır. İnsülin kalemleri en yaygın kullanılan insülin uygulama araçlarıdır. İnsülin pompaları ise öz-bakıma uyumları iyi olan, yoğun insülin tedavisinin yetersiz kaldığı diyabetli bireylerde uygulanan diğer bir insülin uygulama yöntemidir. Açık ve kapalı devre modelleri ile insülin pompaları 2 tipte mevcuttur. Kapalı devre insülin pompaları büyük olmaları nedeni ile diyabetli bireyin mobilitesini kısıtlaması ve komplikasyonlara sebep olmasından dolayı günlük yaşamda sık olarak kullanılmamaktadırlar. Açık devre insülin pompaları daha yaygın kullanılmaktadır. Cilt altına sürekli insülin enjekte eden cihazlardır. Küçük, vücut üzerinde kolay taşınabilir ve programlanabilir olması avantajları arasında sayılırken en önemli dezavantajı maliyetinin yüksek olmasıdır.

4- Diyabet Hastalarının Beslenmesi

Şeker hastalarının yaşamları boyunca yediklerine ve içtiklerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Harcadıkları enerji nispetinde besin almaları, fazlasını da spor ile harcamalıdırlar. Kandaki glikozun yükselmesi veya düşmesi vücut tarafından dengelenemediği için hastanın, önceki bölümde de ifade edildiği gibi yaşam kalitesinin veya süresinin düşmesi söz konusudur. Bu yüzden şeker hastaları öğünlerinin sayısı fazla, kalori miktarlarının az olması gerekmektedir. Günlük öğünler, üçü ana (kahvaltı, öğle ve akşam yemeği) ve üçü de ara (kuşluk, ikindi kahvaltısı ve gece yatma öncesi) öğün olmak üzere 6 parça halinde olması tavsiye edilmektedir.

Aşağıdaki liste diyabet hastalarına önerilen genel yemek listesidir:

  • Sabah kahvaltısı (8.00):

Bir bardak yağsız süt (şekersiz) (200 ml) Bir kibrit kutusu kadar (30 gram) az yağlı ve tuzu azaltılmış beyaz peynir.

  • Kuşluk (11.00):

20 gram ekmek ve 5 yeşil zeytin. Bir porsiyon meyve (meyve değişim listesinden istenilen meyve seçilebilir.)

  • Öğle yemeği (13.00):
  • 60 gram ekmek 1 kâse yağsız et suyu çorba (içine pirinç veya şehriye ilave edilecek ise her çorba kaşığında bunlardan 2-3 adet olacak şekilde sulu olacaktır.)
  • 75 gram kadar yağsız et (genellikle tavuk veya balık eti)
  • 1 tabak yeşil sebze (zeytin yağı ile pişirilmelidir) (sebze değişim listesine bakarak sebze çeşidine göre yenebilecek miktar seçilebilmektedir).
  • 1 büyük kase yeşil salata, salatalık, domates, marul karışımı (bir kase salata 1 tatlı kaşığı zeytin yağı ve bol limon suyu ile hazırlanmalı; fazla tuz ekilmemelidir)
  • 1 çay bardağı kadar yoğurt (kaymağı alınmış olmalı)
  • 1 porsiyon meyve
  • İkindi (17.00): 20 gram ekmek
  • 1 kibrit kutusu kadar (30 gram ) beyaz peynir
  • 1 veya 2 bardak çay
  • Akşam yemeği: Öğlen yemeği ile aynı şeyler yenebilir. Yine protein, karbonhidrat ve yağ dengesi ayarlanmalıdır.
  • Gece öğünü (22.30):
  • 20 gram ekmek ü Bir bardak yağsız süt veya bir porsiyon meyve. Listede verilen yemekler muadili başka bir gıda ile değiştirilebilir. Aşağıda sebze ve meyve değişim listeleri verilmiştir.

Meyve Değişim Listesi

Şeker hastaları öğünlerde meyve tercih edeceklerse aşağıdaki listeye göre seçim yapmalıdır.

  • Erik (yeşil): 8 adet
  • Erik (kırmızı): 5 adet
  • Portakal: Bir orta boy
  • Turunç: Bir iri boy
  • Ayva: Bir orta boy
  • Nar: Yarım
  • Karpuz: Bir dilim
  • Kavun (nadiren): Bir dilim
  • Çilek: 6 adet
  • Elma: Bir orta boy
  • Mandalina: Bir orta boy
  • Limon: İki orta boy
  • Armut: Bir orta boy (ham)
  • Kiraz: 5 adet
  • Vişne: 10 adet
  • Şeftali (ham): 1 adet

Sebze Değişim Listesi

Sebzeler, içerdikleri karbonhidrat miktarına göre gruplara ayrılmıştır. Sadece belirtilen miktarlarda yenmelidir.

  • Her öğünde bir çorba tabağı kadar (çiğ miktarı 300 gram) yenecek sebzeler: Ispanak, semizotu, pazı, ebegümeci, yeşil kıvırcık salata, marul, salatalık.
  • Her öğünde bir yemek tabağı kadar (çiğ miktarı 200 gram ) yenecek sebzeler: Lahana, domates, karnabahar, patlıcan, kırmızı turp.
  • Her öğünde 2/3 yemek tabağı kadar (çiğ miktarı 150 gram ) yenecek sebzeler: Pırasa, kabak, çalı fasulyesi, bamya.
  • Her öğünde yarım yemek tabağı kadar (çiğ miktarı 100 gram ) yenecek sebzeler: Havuç, Ayşe kadın fasulye, yeşil bezelye, kereviz, enginar, soğan.
  • (Çok nadir yemek şartıyla) 1/4 yemek tabağı kadar (çiğ miktarı 50 gram ) yenecek sebzeler: Patates ve yer elması.

Diyabetlilere Yasak Yiyecekler

Aşağıdaki yiyeceklerin şeker hastaları tarafından yenmesi kesinlikle yasaktır.

  • Rafine sofra şekeri ve bununla yapılmış tatlılar, bal, reçel, marmelat ve şuruplar.
  • Hamur işleri, mantı, çörek, şekerli kurabiyeler, pastalar, tahin helvası ve çikolata.
  • Üzüm, kayısı, çok tatlı kavun, şeftali, muz, hurma, incir.
  • Alkolün her çeşidi.
  • Kızartma ve kavurmalarla füme etler.
  • Kuru yemişler (fındık, ceviz, badem, çam fıstığı ve kestane).
  • Sucuk ve pastırma gibi bilumum konserveler.
  • Katı yağlar: Mayonez, tereyağı, kaymak ve margarinler.
  • Tuzlu hazır yiyecekler.

Ekmek Yerine Yenebilecek Yiyecekler

Bir dilim (40 gr) ekmek yerine aşağıdakilerden biri seçilebilir:

  • 3 çorba kaşığı kuru fasulye, nohut, mercimek veya bakla (bu durumda o öğündeki et yarıya düşürülmelidir).
  • 1 kase sulu kıvamda kırmızı mercimek, tarhana veya un çorbası.
  • 1 küçük porsiyon makarna, kuskus veya erişte.
  • 1 iri (100 gr) patates ile yapılmış kızartma; haşlama veya pürede bunun yarısı.
  • 1 dilim tuzsuz peynir veya ıspanakla hazırlanmış börek. (M.Karakoc-YLT)