Şamanizme dair herşey

(5 oy) 4/5 581
Yorum Yaz


Şamanizm deyince aklınıza ilk ne geliyor? Peki ya bildikleriniz ne kadar doğru? İşte kulaktan dolma bilgilerin ötesine geçip Şamanizm’i gerçekten anlamanız için sizlere detaylı bir çalışma.

Şamanizm nedir?

Şamanizm milattan önceki yıllardan bu yana Türklerin ve çevrelerindeki toplulukların İç Asya ve Orta Asya’da yaşadıkları bölgelerde uyguladıkları, şaman ya da kam adı verilen din adamları aracılığıyla gerçekleştirilen bir inanç ve uygulamalar bütünüdür. Sibirya ve Orta Asya’da yaygın olarak görülen bir dinsel olgu olan Şamanizm biçimleri aynı zamanda Kuzey ve Güney Amerika’da, Avustralya yerlilerinde, Endonezya’da, Güneydoğu Asya, Çin, Tibet ve Japonya’da da görülmüştür. Şamanizm üzerine yapılan bazı araştırmalar bize Amerika Kızılderilileri ve Türk Şamanizm’inin benzer özellikler taşıdığını göstermektedir.

Şaman kimdir?

Bununla beraber, Şamanizm toplumun tümünü ilgilendiren toplumsal bir olgudur. Bu yüzden Şaman özel nedenlerle ve daima açıklık getirilmesi gereken bağlamlarda, aynı zamanda, eldeki kaynaklardan yararlanan bir yönetici, hastalıkları tedavi eden bir uzman, zeki bir psikolog, yetkin bir sanatçı işlevi üstlenir. Hem tanrıların sözcüsüdür, hem de siyasal bir planlamacı niteliği taşır. Şamanizm’de ayin ve törenleri yapan, ruhlarla insanlar arasında aynı zamanda tanrılar- ruhlar-insanlar arasında aracılık yapma kudretine sahip kişiye Şaman denir. (Uluslararası bir terim haline gelmiş olan Şaman kelimesi ilk kez 17. yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlanmış olup, Tunguzcada kullanılan bu kelime rahip, sihirbaz, ruhlardan esinlenen adam anlamlarında kullanılmaktadır.

Şamanizm bir din midir?

Öte yandan, Şamanizm’in bir din olup olmadığı meselesinde farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu konudaki görüşler genel olarak 17. yüzyılda Sibirya’yı gezen Rus kilise adamlarına ve ileri gelenlerine özellikle buralara sürgüne gönderilen papazlara dayanır. Şamanizm kimilerine göre şeytansı uygulamaları içerir. Kimilerine göre ise şamanların hareketleri katıksız düzmecelik olarak veya ırksal özelliklere ya da çetin iklim koşullarına bağlı patolojik davranışlar olarak değerlendirilmektedir. Sibiryalı şamanların törenler ya da tedaviler sırasında sergiledikleri ajitasyonlar ile kuzey bölgelerinde ağır iklim koşullarında yaşayan toplulukların bazı üyelerinde özellikle Çukçilerde gözlenen ruhsal bozukluk “arktik isteri” arasında benzerlik bulunduğu iddia edilmektedir. “Arktik isteri”nin temel özellikleri arasında yer alan yoğun ajitasyon, çığlık atma, karşıdaki ne söylerse söylesin ona yönelme, ışıktan korkma, aynı zamanda bölge yerlilerinin de şamancıl eğilime atfettiği belirtilerdir. Bu değerlendirmeler şamanı üstü kapalı da olsa delilerde izleri görülen “ilkel düşünce biçiminin” temsilcisi olarak görmektedir. Bu yaklaşımların sebebi olarak da isteri, nevroz, epilepsi gibi rahatsızlıklar görülmektedir. Yine aynı dönemlerde Sovyet gözlemciler de düzmecilik varsayımına sımsıkı sarılarak, Marksist düşünceleri adına şamanları halkın sağlığından yararlanmasını bilen şarlatanlar olarak değerlendireceklerdir.

Şamanizmin yayılımı

Diğer yandan, Mircea Eliade’a göre Şamanizm’in en ileri düzeyde geliştiği yer Kuzey Asya (Sibirya) ve Orta Asya’dır. Amerika hakkında da ilk göçmen dalgaları ile beraber, her iki Amerika kıtasında belirli bir Şamanizm biçiminin yayıldığını varsaymakta ve Kuzey Amerika ile Kuzey Asya arasındaki sürekli ilişkilerin ilk insanların Amerika’ya gelmesinden çok sonra da Asya etkilerinin buraya ulaşmasını mümkün kıldığını eklemektedir.

Şamanizmde Şamanın rolü

Şamanizm’in ne olduğunu anlatmaya başlarken öncelikle “şaman” figürü etrafında şekillenen bir olgu olan Şamanizm’i anlamaya şamanın güç ve görevlerine değinerek başlamak gerekir. Kendisinin tanrılar tarafından şaman olarak tayin edildiğine, ruhların kendisinin hizmetinde bulunduklarına inanan şaman, hayali geniş, mistik ve yaratılıştan zeki, tabiattaki bazı sırlara vakıf birisidir. Şaman olacak kişi küçüklüğünden beri çok düşünceli olur, vakit vakit canı sıkılır, şairdir, irticalen şiirler ilahiler söyler. İnançlara göre şamanların güçleri rüya, hastalık veya herhangi bir özel durum vesilesiyle şaman olarak adaya görünerek ona “seçildiğini” haber veren ve bundan böyle yeni bir yaşam düzeni izlemesi gerektiğini söyleyen tanrısal veya yarı-tanrısal bir varlıkla karşılaşma yoluyla kazanılır. Bu haberi veren varlık da çoğu zaman ata şamanların ruhlarıdır. Hatta bu yüzden şamanların seçim yönteminin atalara tapma olayıyla ilişkili olduğu da düşünülmüştür. Burada konumuzun ana temasını teşkil eden New Age düşüncesiyle büyük bir benzerlik ortaya çıkmaktadır ki o da, Şamanizm’de şamanın tanrısal ya da yarı tanrısal varlıklarla iletişim kurması ile New Age gurularının ruhsal rehberlerden birtakım bilgiler almasıdır. Buradan da anlaşılmaktadır ki New Age akımının öğretilerinde pek çok dinin etkisi söz konusudur.

Öte yandan şamanın özelliklerine ve görevlerine devam edecek olursak, onun en büyük gücü ruhlarla iletişime geçebilmesidir. Böyle bir şaman ancak hakiki şaman olma vasfını kazanmıştır.

Şaman’ın görevleri nelerdir?

  • Bir sene boyunca meskende dolaştığına inanılan ölü ruhunu öteki dünyaya gönderir,
  • Ortada dolaşan ruhu sahibine devreder,
  • Kabilenin dualarını ya on altı kat göklerde bulunan ruhlara ya da yeraltı dünyasında bulunan ölülerin kara hükümdarı erlik hana ulaştırır,
  • Göğün en üst tabakasında bulunan ve en yüce tanrı olan Bay Ülgen için yapılan kurban törenini yürütür,
  • Çeşitli hastalıkları tedavi eder ve salgın hastalıkları durdurur,
  • Halkı için tanrıdan bereket ve refah ister, av temin eder,
  • Gelecekten haber verir, kayıp eşya ve canlıları bulur,
  • Gerektiğinde yağmur ve kar yağdırarak veya tufanı durdurarak havayı etkiler, zor durumlarda kötü ruhları kovarak yardım eder, doğan çocuğa ad verir, kaderini belirtir,
  • Toplum üyeleri arasındaki anlaşmazlıkları çözer, hakanlık yapar,
  • Mitler, efsaneler, masallar ve türkülerin bilicisi gibi, bunların korunmasında ve diğer nesillere aktarılmasında rol oynar ve aynı zamanda halkı eğlendirir,
  • Mevsimsel ayinleri düzenler.

Bununla birlikte, Orta ve Kuzey Asya’da şamanın başlıca işlevi hastalıkları iyileştirmektir. Bu bölgelerde hastalıkların nedeni olarak ruhun kaçırılması görülmektedir. Şaman ise sağaltım yoluyla bu ruhu arayıp bulmak, yakalamak ve hastanın bedenine tekrar iade etmek işlemini yapar. Diğer bir hastalık nedeni de hastanın ruhuna sihirli bir nesnenin ya da kötü ruhların girmesidir. Bu durumda ise şaman yine sağaltım yoluyla hastanın ruhuna giren nesneyi çıkartır ve ifritleri kovar. Hastalıkları defetmek ancak ayinler yoluyla mümkün olabilmektedir.

Bunlara ilave olarak, W. Radloff’un Sibirya’dan isimli eserinde Şamanist ayinlerle ilgili çok çeşitli örnekler anlatılır. Araştırmacı 1860’da Altaylarda Kengi gölü civarında gerçekleşen bir şaman törenini şu şekilde anlatmaktadır: “Bu, ölünün ruhunun verebileceği zararlardan korunmak amacıyla yaptırılan bir ev temizleme ayini idi. Törene iştirak edenler ruh temizleme ayininin yapılacağı yurtta toplanırlar. Karanlık basmaya başlayınca şaman yurdun dışında monoton bir ilahi söylemeye ve çadırın etrafını tavaf etmeye başlar. Bu işlem bittikten sonra içerideki ocakta yanmakta olan ateşin arasına oturarak yine monoton bir sesle ilahi söylemeye başlar. İlahi söyleyen şamanın sesi ruhlar âleminde karşılaşılan duruma göre inişli çıkışlı olmaya başlayacaktır. Bir ara sesi zayıflar ve iniltili bir hal alır. Bu işlemden sonra şaman çadırın içerisinde ölünün ruhunu aramaya ve yakalamaya çalışır. Sonunda ölünün ruhunu yakaladığında onu davulla yere sıkıştırır. Bu arada durumu ifade etmek üzere şamanın söylediği ilahi önce şiddetlenmiş ve sonra yine fısıltı halini almıştır. Şaman daha sonra yerin altından ses geliyormuş izlenimi vermek için davulunu yere vurur ve aşağı dünyaya ölüler diyarına doğru bir seyahate başlar. Nihayet kuvvetli bir darbe ile buraya vardığını bildirir. Şamanın amacı beden yeni ölmüş ruhu aralarına almak istemeyen eski ölüleri razı etmek ya da kandırmaktır. Sonuçta o ölülere hayat suyu (rakı) ikram ederek onların sarhoş olmasını sağlar ve fark ettirmeden beraberinde getirdiği, bedeni yeni ölmüş ruhu onların arasına bırakmış olur. İşte bu noktada şamanın ilahisi çok şiddetli bir hal alır. Nihayet şarkı haşin bir bağırma şeklini alır; şaman sıçramalarla yurdun içinde dönerek dans eder ve en sonunda ter içerisinde kendinden geçerek yere yuvarlanır”.

Diğer yandan, şaman toplumun dar zamanlarında aranan kişidir. Sıkıntıların eşiğinde olan bireyler şamanın yapacağı ayinlerle tehlikenin ortadan kalkacağına inanırlar. Av, hastalık savaş, ölüm gibi her olayda ayinler düzenleyen şaman, genellikle ayinler için geceyi tercih eder. Geceleri karanlık dünyanın ortaya çıktığı, ruhların ortaya çıkacağı inancı vardır. Şaman ayinler sırasında karanlıkta açığa çıkan kötü ruhlarla mücadeleye girer. Ayinlerin vazgeçilmez unsurlarından biri kurban sunumudur. Yeraltı ve gök tanrılarına sunulan kurbanlarla ayin gerçekleşmesi sağlanır.

Ayrıca, şamanın ayin sırasında kullandığı elbisesi ve davulu da önemlidir. Şaman elbisesi yapılışı itibariyle bazı nesnelerle süslenerek ayinler sırasında bu nesnelerin kendisine yardımcı olacağı inancı vardır. Şaman davulu da ayinler sırasında şamanı öteki dünyaya taşır.

Şamanist dünya görüşü

Şamanist dünya görüşüne göre üç kozmik kuşak vardır: Gökyüzü, yeryüzü ve yer. Bu kozmik kuşaklar arasında iletişimi ve ulaşımı sağlayan şamandır. Şamanist dünya görüşünde ortak fikre göre yukarı 17 kattan, aşağı ise 7 veya 9 kattan oluşuyordu. Altay Türklerine göre aydınlık âlemi olan yukarıdaki âlemde (gök) Ülgen ile ona bağlı iyi ruhlar bulunur. Orta dünyada kişioğulları yaşar. Aşağıdaki dünyada ise Erlik ile ona tabi kötü ruhlar bulunur.

Bunların dışında, Şamanizm’de şamanın yer ve gök tanrıları ile iletişim kurmak için bazı hayvan ruhlarından faydalandığına dair inançlar mevcuttur. Şamanın gök seyahatinde göksel hayvanlar olarak kartal, at, geyik, kaz, karga, baykuş, beyaz tavşan gibi hayvanlar zikredilirken; yeraltına seyahatinde köpek, yılan, kara tavşan gibi hayvan sembollerine yer verilmiştir.

Yine, Şamanizm’de kutsal sayılan ağaçlar da vardır. Şaman mitolojisinde dünya ile yer arasında kutsal değnek olarak tanımlanan hayat ağacı (dünya ağacı) önemlidir. Bu değneğin en önemli özelliği de gökyüzündeki ruhlara yol olmasıdır ve bu yolu şaman trans halinde kullanmaktadır. Kozmolojik olarak hayat ağacı yeryüzünün ortasından yükselir; dünyanın göbek kordonu olan ağacın üst dalları baki Ülgen’in sarayına kadar ulaşır. Şaman dünyasında önemli bir sembol olan hayat ağacı şamanı göksel tanrılara ulaştıran bir semboldür. Bunun yanında şaman seanslarında mühim olan, kayın, çam, meşe, ardıç, dut gibi ağaçlar önemlidir ve şamanın tanrılarla-ruhlarla iletişiminde kullanılan sembol olurken, koruyuculuk özellikleri de vardır.

Çok geniş bir alana yayılmış olan Türk ve Moğol kültür tarihinin önemli bir bölümünü teşkil eden Şamanizm, Orta ve Kuzey Asya’da gök, yer, ay, su, kayın ağacı gibi tabiat unsurlarını içinde barındıran yerli bir din olarak görülür. Bu yerli dinin en eski çağlardan beri süregeldiği de vurgulanır. Şamanizm 17. ve 19. yüzyıllarda Georgi, Banzarov gibi bazı müelliflerce eski bir din olarak gösterilmiştir. Buna mukabil aynı asırlarda Hıristiyanlık taassubu içinde hüküm veren diğer bazı araştırıcılar ise Şamanizm’in bir din sayılmaması gerektiğini öne sürmüşlerdir. Onlara göre şaman bir sihirbaz, kötü ruhları kovmak suretiyle hastalıkları iyileştirmeye çalışan bir üfürükçü ve nihayet gelecekten haber veren bir falcı veya kâhinden başka bir şey olmadığı için de Şamanizm bir din sayılmaz. Son olarak W. Schimit Şamanizm’i gökteki Ülgen ile yeraltındaki Erlik ve bunlara bağlı ruhlara dayanan bir din olarak kabul eder. Bazı araştırmalara göre Şamanizm bir dinden ziyade temel prensibi ruhlara, cinlere, perilere emir ve kumanda etmek, gelecekten haber verme düşüncesi olan bir sihirdir.

Anlaşılan Şamanizm, arkaik bir dini-sihri-mistik olaydır ve ona paleotik çağdan bu yana rastlanmaktadır. Bununla birlikte Şamanizm’e kelimenin tam anlamıyla bir din demek mümkün görünmemektedir. Zira o, arkaik dönemlerden itibaren karşımıza “ekstazik ve terapatik yöntemler bütünü” olarak çıkmakta ve gayesi, insanlarınkine paralel, ancak görülmez ruhlar âlemi ile temasın ve insanların işlerinin gidişatına ruhların desteğinin sağlanması olarak görünmektedir. Belki de bu etkilerin, çoğu zaman Orta ve Kuzey Asya muhitinde kavuşmuş olması, Şamanizm’e münhasıran oraya mahsus bir dini fenomenmiş intibaını kazandırmıştır.

Şamanizm’in bugünkü durumuna göz atacak olursak, değişen dünya konjonktüründe şamanlığın, varlığını korumağa ve diğer dini inanç sistemleri ile etkileşimini sürdürmeğe devam ettiği kabul edilmektedir. 21. yüzyılda ekolojik dengenin bozulması ve insan yaşamının başlıca şartları olan doğal ihtiyaçların dengesiz istismarına karşı insanlığı koruyabilecek tek şey olarak insanın milli kültüre sarılması, doğayla cemiyeti birleştirmesi ve kaybolan harmoniyi yeniden inşa etmesi görülmüştür. Böyle bir kurtuluş doktrini post Şamanlık olarak adlandırılan ve insanın geçmişi ile geleceğini bir mekanda birleştiren felsefi ve ritüel pratik içerikli olgudur. Pratik olarak post Şamanlık kavramının canlanmasıyla insanlar, modern tıp son derece gelişmiş olmasına rağmen eski tedavi yöntemlerini uygulamaktadırlar. Ancak eski şamanın bütün işlevlerini bugün yerine getiren bir post şaman bulmak da zordur. Türk dünyasının dışında ABD’de, Avustralya’da, Yeni Zelanda’da ve Afrika post Şamanlık süreci çağdaş dünyanın ilgi alanına çevrilmiştir.

Ayrıca, bugün dünyada şamanlığı araştıran ve uygulayan derneklerin ve araştırma merkezlerinin sayısının 50’den fazla olduğu bilinmektedir. Bunlardan Michael Harner’in 1985’te kurduğu Şamanlığı Öğrenme Vakfı (The Foundation for Shamanic Studies) ve 1988’de Zagreb’de Uluslararası Antropoloji ve Etnoloji Kongresi tarafından kurulan Uluslararası Şamanlığı Araştırma Enstitüsü (International Society for Shamanistic Research)’nü göstermek mümkündür. Aynı zamanda Uluslararası Şamanlığı Araştırma Enstitüsü’nün 1995’de yayımladığı Shaman dergisi de vardır. Bir diğer dergi de editörlüğünü Timothy White’in yürüttüğü Shaman’s Drum (Şamanın Davulu) dergisidir. Bu dernekler üye topladıkları gibi üyelerinden de aidat almaktadırlar. Bu derneklerin en başında ise, “Kartallar nereye uçar?” (Where the eagles to fly?), Avrupa Şaman Birliği isimli dernekler gelmektedir. Türkiye’de kendilerini Şamanist olarak tanımlayan küçük bir grubun belli bir derneği yoktur. Ancak Türkiye’de de Şamanist olduğunu iddia eden ve bu inanç sistemini benimseyerek ibadetlerini ve ritüellerini bu sisteme göre yerine getiren bazı aileler ve bireyler mevcuttur. Hatta bugün dahi İstanbul’un yakın yerlerindeki dağlarında Şamanizm’in sonbahar karşılama törenini yapan Altay Kurt Şamanları ve onlarla birlikte bu ayine katılan katılımcılar vardır.(emre uysal-ylt)