Salvador Dali – Belleğin Azmi Tablosu

(0 oy) 0/5 38
Yorum Yaz


“Dali resimlerinden bakmaktan en zevk aldığım resmi “Belleğin azmi” isimli tablosudur. Kimileri ona yumuşak saatler de dese de ben ona verilen isimlerden en çok “Eriyen Saatler” i beğeniyorum der Julien Green.  Salvador Dali – Belleğin Azmi Tablosu akıp giden zamana karşı, unutmak istemediklerimizi, çalışmadaki üç saatten biri olan, ters şekilde duran ve sırt bölgesinden karıncalar çıkan cep saati yardımıyla anımsatmaktadır. Karıncalar, kötüye kullanılan zamanın, zaman sıfatını istemeyip başka bir bedende zamanı geriye sarmaya çalışmasıdır sanki. Kötülüklerle geçirdiğimiz, boşa akıtıp ziyan ettiğimiz zamanlar bizden kurtulmaya çalışıyor gibidirler. Belleğimiz ise hem bu boşa geçen vaktin acısını unutmak, hem de kötülüklerle geçen zamanın verdiği pişmanlığı silmek istercesine direnmektedir adeta.

Belleğin Azmi Tablosundaki Nesnelerin Anlamı

Resimdeki tek bitki olan zeytin ağacı Dali’nin birçok eserinde genel anlamı olan huzur, umut ve iyileşme simgesi olarak kullanılmıştır, fakat bu resimde kurumuş olarak çizilen bu ağaç başka bir kavrama işaret etmektedir: “Ölüm”. Resmin genelinde yansıtılan bu ölüm hissi, sinek ve karıncalar, bomboş kumsal, geri plandaki sade sonsuzluk, eriyen saatlerle geçen zaman hissi ve uyku/rüya göndermeleri ile de desteklenmektedir.

Tablonun orta kısmında bulunan ve Dali’nin bundan başka birkaç resminde daha gördüğümüz gözleri kapalı, burnundan saç başlangıcına kadar, zamanın yükünü kaldıramamışcasına yere düşmüş profilden bir insan kafası yer almaktadır. Kapanmış göz kapaklarındaki kirpiklerin uzunluğu sanki insanın unutmak istediği zamanları unutmaya çalışırken geçen o sıkıcı vakitleri simgelemektedir. Aynı zamanda sanki kirpikler insanın o unutmak istemedikleri hatıraları unutmamak istercesine sonsuzluğa uzanmaktadır.

Çelimsiz bir dal üzerinde eriyip, akan cep saati, zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bizlere göstermektedir. Bir uçurumdan aşağıya düşerken tutunup kurtulduğumuz bir dal, bizim için ne kadar önemli ise yaşamımızda da zamanın bu kadar mühim bir olay olduğunu “yumuşak saatler”, benim ben olduğuma emin olduğum kadar iyi anlatmaktadır. Bu çalışma genel adıyla “yumuşayan saatler” bir sinema seansının sınırlı zamanında tamamlanmış bir tablonun, dayanılmaz bir migrenin ve akan kamamber peynirinin sonucudur. Bu eserde her biçime girebilen bulutların gezindiği o alacakaranlıktaki kumsal, avundurucu gerçek dışılığı taşır. Zaman ortadan kalkmıştır. Belleğin ısrarındaki eriyen saatlerin direnci karşısında yenilgiye uğramıştır. Tuval, üstünlük için birbiriyle yarışan imgelerin, silinip süpürülme, yok olma tehlikesi altında buluştuğu ve ortadan kaldırıldığı yerdir. (S.Alamdari-YLT)