Sahaja yoganın temel kavramları

(3 oy) 5/5 686
Yorum Yaz


Sahaja Yoga’da bazı temel kavramlar bulunmaktadır. Sahaja yoga nedir sorusuna cevap olarak bir başka deyişle uygulamalarının nasıl yapıldığının, aydınlanmanın nasıl yaşandığının daha iyi anlaşılması için bu temel kavramların açıklanması gerekmektedir. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür:

1.Kendini Gerçekleştirme

Kendini gerçekleştirme, sağlıklı insan davranışlarının temel yönetici gücü sayılmaktadır. Bu güç, Maslow’un motivasyon teorisinde, insan ihtiyaçlarının sıralandığı hiyerarşinin en üstünde durmaktadır. Kendini gerçekleştirmenin yaşanabilmesi için insanın en alt basamaktan başlayarak yukarıya doğru bütün gereksinimlerini karşılaması gerekmektedir. Bu piramitte en alttan başlayarak temel fizyolojik, güvenlik, sosyo-ekonomik ve duygusal açıdan güvende olma, sevilme ve sayılma, insanın başarılı ve saygın olma ve son olarak da kendini gerçekleştirme gereksinimleri bulunur. Saymış olduğumuz ilk beş gereksinim karşılandığı takdirde insanın kendini gerçekleştirme ihtiyacının ortaya çıkacağı iddia edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında kendini gerçekleştirmeyi insanın ulaşabileceği nihai hedef olarak tanımlamak mümkündür.

Sosyolojik açıdan kendini gerçekleştirme, insanın sahip olduğu tüm potansiyellerini üst düzeyde geliştirmesidir. Kişinin var olduğunun bilinciyle yaşaması, var olmaktan hoşnut olması ve yaşamını kendi kararları doğrultusunda etkin ve huzurlu bir şekilde sürdürebilmesidir.

Psikolojik ve sosyolojik açıdan bu şekilde değerlendirilen kendini gerçekleştirme yerine Sahaja Yoga’da “aydınlanma” terimi kullanılmaktadır. Aydınlanmaya “ikinci doğum ” ve “kurtuluş ” gibi isimlerin verildiği de görülmektedir. Sahaja Yoga’da kendini gerçekleştirmenin, bilgi ve aydınlanmanın en yüksek formu olduğuna inanılmaktadır. Bu, gerçeği arayan kişinin nihai amacıdır. Şri Mataji’ye göre aydınlanma, gerçeklik ile ilk karşılaşmadır. Kişinin içindeki kutsallığın farkına vardığı ve “bütün” ile bağlantıya geçtiği zaman ortaya çıkan bir durumdur. Sahaja Yoga’ya göre gerçekleşme, zihni kavrayış ve anlayış ile aynı şey değildir. Gerçekleşme deneyiminin ilk kez yaşanmasında, unutulmuş olan ve derinlerde yatan hakikatin ortaya çıkması söz konusudur. Yine Sahaja Yoga açısından bakıldığında aydınlanma ya da kendini gerçekleştirme kişinin gerçek evine dönmesine benzer, kişinin döndüğü bu ev tamamen uyum, denge ve sükunet doludur. Dolayısıyla aydınlanma kişinin kendi kendine gerçek doğasını kurmasıdır. Bu durumda gerçek doğa dışarıda bir yerlerde değil insanın içindedir. O, özgürlük ve kurtuluş alanıdır. Burada özgürlük ve kurtuluş ile kastedilen; acıdan, ıstıraptan, korkudan, ikilikten, hayatın baskısından, benlikten kurtulmak ve böylece özgürlüğe kavuşmaktır. Birçok takipçi için ise gerçekleşme, kendilerine yol gösteren hayati bir işarettir.

Sahaja Yoga’da kendini gerçekleştirme üç şekilde mümkündür: Bunlardan birincisi evde tek başına, ikincisi küçük bölgesel toplantılarda 5-10 kişilik gruplar şeklinde, üçüncüsü ise büyük toplantılarda daha geniş gruplar halinde yapılabilir. Bunları biraz daha açacak olursak gerçekleşme deneyimini yaşamak isteyen kişi internetten ya da başka birinden aldığı bilgi ve yardımla bunu yapabilir. Ayrıca kişi yaşadığı bölgenin en yakınındaki Sahaja Yoga merkezine giderek yapabilir. Yine ulusal veya uluslararası toplantılara katılarak da yapabilir. Burada şunu ifade etmek gerekir ki, ulusal ya da uluslararası toplantılar çok sık yapılmadığı ve herkesin bu toplantılara katılma fırsatı olmadığı için, Sahaja Yoga merkezlerinde yapılacak aydınlanma meditasyonu en çok tercih edilen seçenektir.

Bu şekilde farklı ortamlarda yapılabilen gerçekleşme ya da aydınlanmanın, uygulama açısından değil ama etki açısından birbirinden bazı farklı tarafları vardır.

Yani toplantılarda yapılan aydınlanmanın daha etkili olduğu düşünülmektedir. Çünkü ne kadar çok kişi aydınlanırsa kundalini enerjisinin de o oranda kozmik enerji ile bağlantıya geçeceğine inanılmaktadır.

Kundalinin uyandırılması ya da aydınlanma dinlerdeki erginleme törenlerine benzetilebilir. Bu törenlerde kişi artık dinin bir izleyicisi ya da pasif bir üyesi olmaktan çıkarak onun tam bir üyesi durumuna gelir. Sahaja Yoga’da da kişiler aydınlanma ile artık grubun bir parçası durumuna gelmektedirler. Burada şunu da söylemek gerekir ki, Sahaja Yoga’da bu aydınlanmanın bir bağlayıcılığı yoktur; kişi istediği zaman mensubu olduğu bu gruptan ayrılabilmektedir.

2. Vibrasyon

Sahaja Yoga’nın temel kavramlarından birisi de vibrasyondur. Kutsal bir enerji olarak kabul edilen vibrasyon, meditasyon esnasında kundalininin harekete geçmesi ile vücutta oluşan titreşimlerdir. Bu titreşimlerin avuç içlerinden ve başın üzerinden çıkan serin bir esinti şeklinde hissedildiği kabul edilmektedir. İnanışa göre kişi aydınlamayı yaşayana kadar bu enerjinin farkında değildir. Vibrasyon kundalini uyandıktan ve çakralardan geçerek hareket etmeye başladıktan sonra ellerde ve başın üzerinde hissedilmektedir.

Meditasyon esnasında özellikle ilk denemelerde bu esintinin mutlaka hissedilmesinin gerekmediği söylenmektedir. Hatta bu esinti hiç hissedilmeyebilir veya bazen sıcak bir esinti hissedilebilir. İnanışa göre esintinin sıcak hissedilmesi, kundalinin harekete geçtiğinin bir işaretidir; ancak bu durum çakra ya da nadilerde bazı sorunların olduğunu da gösterebilir. Meditasyon yaptıkça bu esintinin serine dönmeye başlayacağı ifade edilmektedir.

3. Kundalini

Kundalini, Hint yoga sisteminde beden enerjisi, hassas enerji şeklinde ifade edilmektedir. Kundalini Tantrik literatürde insan ve evrende bulunan kutsal kozmik enerji olarak kabul edilmektedir. Kundalininin sübtil bedenin altında bulunduğuna mooladhara’da pasif bir şekilde, yılan gibi uyuduğuna inanılmaktadır. Klasik yoga ve Tantra’da beden ve ruhun hazırlanması, nefes kontrol egzersizleri, fiziksel egzersizler gibi hazırlıklar yapıldıktan sonra bir guru tarafından kundalini uyandırılır. Sahaja Yoga’ya göre de kundalini, herkeste bulunan bir enerjidir. Bu enerji kişinin bel hizasında, omuriliğin altında, sakrum kemiğindedir. Sahaja Yoga meditasyonu sayesinde, uyur halde bulunan bu enerji harekete geçirilerek vücut içinde belirli bir yol izledikten sonra kişinin başının üstünden çıkarak kozmik enerji ile bütünleşir. Yukarıda bahsettiğimiz, aydınlanma ya da kendini gerçekleştirme dediğimiz deneyim de budur.

Sahaja Yoga’ya göre, herkesin içinde bulunan bu kutsal enstrüman kullanılmaksızın Sahaja Yoga yapılamaz. Kundalini adeta Tanrı’nın görünümüdür, onun dişi halidir. Kalbérmatten’in ifadesi ile söyleyecek olursak:

Çocuklar annesinden doğar, ikinci doğum kundalinidendir. O hem içimizdeki tanrıça hem de annedir. “Kundalini, bizim manevi annemizdir, rehberimizdir ve anne gücüyle koruyan ruhsal bir yansımadır.” Şri Mataji de kundaliniyi şöyle açıklar:

“Bizim içimizde annemiz vardır. O, kalbimizdedir ve o uyanırsa bize bakar, ihtiyacımız olan bütün korumayı sağlar. Onu korkutacak hiçbir şey yoktur. Kundalini seni tedavi eder, seni geliştirir, bütün mutlulukları sana verir.”

Bu ifadelerden de anlaşıldığı gibi, kundalini enerjisi Sahaja Yoga için vazgeçilmez bir unsurdur. Kundalininin bu şekilde kutsal bir enerji olarak görülmesinin yanında, meditasyon esnasında çakralardan geçerken onları temizlediğine, ego ve süper egoden gelen bütün şehvet ve arzuları yok ederek kişiyi rahatlattığına inanılmaktadır.

Sahaja Yoga’da bir anne ya da tanrıça gözüyle bakılan kundalininin bilinçli bir enerji olduğu kabul edilmektedir. Buna göre eğer aydınlanma esnasında ortamda önceden aydınlanmış biri varsa onun etkisiyle kundalininin daha kolay harekete geçeceğine inanılmaktadır. Bu sebeple aydınlanma ve daha sonraki meditasyonlar sırasında bu mekanda Şri Mataji’nin fotoğrafı bulundurulmaktadır.

Kundalinin uyanışı sırasında bazı fiziksel olayların da gerçekleşeceğine, kişinin göz bebeklerinin büyüyeceğine, renginin koyulaşıp siyaha döneceğine inanılmaktadır.

Burada şunu da söylemek gerekir ki, Kundalinin bu şekilde uyandırılmasına dayanan ve bu haliyle de Sahaja Yoga’ya çok benzeyen bir yoga ekolü daha vardır. Bu ekolün adı Kundalini Yoga’dır. Bu Kundalini Yoga’nın sadece bir yoga ekolü mü yoksa Sahaja Yoga gibi YDH’den birisi mi olduğu sorusu bizim konumuzun dışında kalmaktadır.

4.Nadiler

Nadileri vücuttaki enerji kanalları olarak tarif etmek mümkündür. İnsanın sağında, solunda ve ortasında bulunmak üzere üç tane olan bu kanallar kişinin ruhsal enerjisi için birer yol gibidir. Vücut enerjisinin, bütün varlığımızı beslemek ve dengelemek için bu nadi sistemi çevresinde hareket ettiğine inanılmaktadır. Bu enerji sistemlerinin aslında tam olarak sağda, solda ve ortada bulunmadığı, gerçekte bunların birbirine sarmal şekilde ve merkezde bulundukları da söylenmektedir.

Nadiler, bazı bilimsel bilgiler ile desteklenerek de açıklanmaya çalışılmıştır. Buna göre, insan vücudunda üç tip sinir sistemi vardır. Bunlar; Otonom sinir sistemi, merkezi sinir sistemi, sol ve sağ taraflarda duran sempatik sinir sistemi ile parasempatik sinir sistemidir. Sol sempatik sistem İda Nadi sağ sempatik sistem Pingala Nadi, ortadaki parasempatik sistem de Sushumna Nadi olarak adlandırılır.

Sahaja Yoga’ya göre sol sempatik sinir sistem varlığın gücü tarafından kontrol edilir ve bunu sağlayan ana organ kalptir. Sağ sempatik sinir sistem yaratma gücü tarafından kontrol edilir, bunu sağlayan ana organ karaciğerdir.

Parasempatik sinir sistemi de evrimsel güç tarafından kontrol edilir, bunu sağlayan ana organ beyindir.

Sahaja Yoga açısından bakıldığında nadiler sadece enerji kanalları olarak değerlendirilmemektedir. Nadiler kişinin günlük yaşamında da etkilidir. Gün içindeki faaliyetler, kişinin içinde bulunduğu ruh hali gibi durumlar nadileri etkilemekte, bu da vücutta bazı fiziksel etkilere yol açmaktadır. Ayrıca, nadiler Hint mitolojisinin önemli isimleri tarafından temsil edilmektedir. Sahaja Yoga’da bu kadar önemli olan nadileri şöyle tanımlamak mümkündür:

5. İda Nadi

Diğer adıyla sol sempatik sinir sistemi olan bu kısım vücudun stresli ve acil durumlarda ihtiyaç duyduğu enerji fazlasını, örneğin beyne ve kaslara daha fazla kan gitmesini, kan şekerinin yükselmesini sağlar. Sahaja Yoga’ya göre ida nadi muladhara çakra ile başlar ve agnya çakradan çapraz olarak geçip beynin sağ tarafındaki süperegoya kadar devam eder.

Sahaja Yoga’da ida nadi, ay kanalıdır. Bu nadinin, kişinin asıl kuvvetini oluşturan arzusunun arkasındaki güç olduğu kabul edilir. Kişiler bu kuvvet sayesinde var olmuşlardır, onların yaratılmalarının ilk sebebi bu arzudur. Nitekim, ay Hint mitolojisinde can veren bir çiğ tanesi olarak tasvir edilmektedir. İda nadinin, kişinin duygusal, dişil niteliklerinin bulunduğu ve geçmişi ile ilişkili olan parçası olduğuna inanılmaktadır. Çünkü Sahaja Yoga’ya göre, duygular da arzudan doğmaktadır.

Sahaja Yoga’ya göre, ida nadi aynı zamanda anne kanalıdır. Bu yüzden ida nadinin insandaki sevgi ve şefkatin şekillenmiş hali olduğuna inanılmaktadır. Bu kanal mavi ile temsil edilmektedir. Çünkü mavinin, ayın ve serinliğin rengi olduğu düşünülmektedir.

Sahaja Yoga’ya göre kişi bu kanalı çok kullandığı zaman, yani geçmişini çok düşündüğünde nadi soğumaya başlar. Bu durumda da kişi uyuşuklaşmaya başlar, hatta depresif bir ruh haline girebilir. Başka bir deyişle, duygulara hitap eden bu tarafın zorlanması aşırı duygusallığa sebep olabilir. Beyin üzerindeki bu baskı epilepsi, çökme, cinnet gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Bunun olmaması için de öncelikle sol tarafın sağ taraf ile dengelenmesi gerekir. İda nadinin öncülüğünü Şri Mahakali yapmaktadır.

Sahaja Yoga’da ida nadinin dişil niteliklere sahip olması, kişinin duygusal tarafına etki etmesi gibi özeliklerinden yola çıkarak kişinin manevi yönünü yansıttığını söyleyebiliriz. Cinnet, çökme gibi rahatsızlıklara bakıldığında bunların da psikolojik rahatsızlıklar olduğu görülmektedir. Bu durum da yine ida nadinin manevi taraf olmasıyla ilgilidir. Yani ida nadi kişinin manevi tarafını yansıttığı için yol açacağı rahatsızlıklar da ruhsal, psikolojik rahatsızlıklar türündendir.

6. Pingala Nadi

Pingala nadi sağ sempatik sinir sitemi olarak bilinir. Sahaja Yoga açısından bakıldığında, sağ kanal swadisthan çakra ile başlar, agnya çakradan çapraz geçerek egoya ulaşır. Pingala nadinin güneş kanalı ve kişinin erkeksi tarafı olduğu kabul edilmektedir. Her ne kadar güneş Hint mitolojisinde öldürücü bir güç olarak tasvir edilse de pingala nadi kişinin yaptıklarına güç veren bir enerji kaynağı olarak kabul edilir.

İda nadinin geçmiş ile olan ilişkisine kaşılık Pingala nadi gelecek ile ilşkilendirilir. Dolayısıyla kişinin geleceğine dair düşünceleri, planları bu nadi ile bağlantılıdır. Sağ kanal olmaksızın normal insan davranışlarının sergilenemeyeceği düşünülmektedir. Pingala nadi sarı renk ile temsil edilir. Pingala nadi’nin öncülüğünü Şri Mahasaraswati yapmaktadır.

Bu kanalın fazla kullanılmasının yani kişinin geleceğini çok fazla düşünmesinin sağ kanalın ısınmasına yol açacağına, bunun da kişinin sağlığını olumsuz yönde etkileyeceğine, sonuçta ise kişinin fazla sinirli olacağına inanılmaktadır. Bundan başka karaciğer problemleri, ülser, ishal gibi rahatsızlıkların sağ kanalın bozukluğundan kaynaklandığı söylenmektedir.

Bu şekilde sağlık problemlerinin yaşanmaması için her akşam günlük meditasyonun sonunda ayakların tuzlu suya sokulması tavsiye edilmektedir. Bu sayede vücuttaki negatif enerji atılacağından kişinin rahatlayacağı öngörülmektedir.

Şri Mataji’ye göre sağ kanalının etkisinde kalan kişiler bütün hislerini kaybederler. Sadece maddi gelişimleri ve diğer insanlar üzerlerindeki güçlerine önem verirler. O kişiler sadece egolarıyla tanımlanır ve onlar için kalp sadece bir taştır. Yine bu kişiler sadece kendi zekalarının gücüne inanırlar.

Gelecek ile ilgili olması, kişinin erkeksi tarafını temsil etmesi gibi hususlardan yola çıkarak ida nadinin kişinin maddi yönünü yansıttığını söylemek mümkündür. Sevgili burclar.net okurları yine bu nadinin kişide ülser, ishal gibi fiziksel rahatsızlıkla yol açması da bu durumu desteklemektedir.

7. Sushumna Nadi

Sahaja Yoga’da parasempatik sinir sistemi olarak kabul edilen sushumna nadi, merkez kanaldır. Muladharadan başlar ve düz bir şekilde vücudun en üstünde bulunan sahasrara çakraya çıkar. Bu sebeple bu nadiye ruhsal yükselişin nadisi de denmektedir.

İda ve Pingala nadinin, kişinin geçmiş ve geleceği ile ilgili kanallar olduğuna inanıldığı gibi, Sushumna nadinin de “şimdi” ile ilgili bir kanal olduğu kabul edilmektedir. Şu anda yapılanlar bu kanal ile ilgilidir. Kişinin, dengede olduğu zaman sushumna kanalını kullandığı düşünülür. Sushumna nadinin öncülüğünü Şri Mahalakşmi yapmaktadır.

Bu üç nadinin eski Guna-Raja, Tamas ve Satva’nın yansıması olduğuna inanılmaktadır. Bunlar var olan her şeyin içinde bulunan, varlığın üç alanıdır. Geleneksel Veda felsefesinde bu alanlar ya da nitelikler varlığın hayalidir (Maya’sıdır). Raja, sağ kanala tekabül eder. Tama, gerçeğin doğasını saklayan güçtür. Satva, merkez kanaldaki evrimin ezeli görünüşüdür. Ve diğer Guna’lar arasındaki dengedir. Orası saflık alanıdır.

Sahaja Yoga’da birer enerji kanalı olarak düşünülen ve kişinin günlük yaşamında son derece etkili olan nadiler ile ilgili son olarak şunu söylemek mümkündür: Nadileri birer kanal olarak tanımlamak kundalini enerjisinin onların içinden geçtiği gibi bir izlenime sebep olabilmektedir. Oysa kundalini, nadilerden değil çakralardan geçerek yükselmektedir. Yukarıda nadilerden bahsederken geçen enerji terimi kundalini enerjisini değil, ruhsal enerjiyi karşılamaktadır. (serkan derin-ylt)