Rukye nedir? İslamiyette rukye

(1 oy) 5/5 454
Yorum Yaz


Rukye nedir?

Rukye sözlükte, yükselmek, terakki, kendisiyle istiazede bulunulacak şey ve ekseriyetle vadi kenarlarında olan arazi parçası anlamlarına gelmektedir. Farsçada rukyeye efsun (ab-Sun) denir. Kendisine nazar değen kişiye okunup suyu içirildiği veya bu su ile banyo yaptırıldığı için bu ismi almıştır. Rukye Türkçede efsun, tılsım, nefes, tükürük gibi anlamlarda kullanılır. Rukye korku, nazar değmesi, cinnet gibi hastalıklara karşı kişinin yöneldiği şeydir. Nefes kelimesi de kök anlamı itibariyle rukye ile aynı anlama gelmektedir. İbn-i Esir rukyeyi şöyle tarif etmiştir: “Hastanın şifa bulmak için kendisiyle ilticada bulunduğu efsundur. Kendisine rukye uygulanan kimse, bununla içinde bulunduğu sara ve benzeri başka afetlerden korunur. Diğer bir tanıma göre ise rukye okuyup, üflemek ve üzerinde taşımak demektir.

Tarihin ilk devirlerinden itibaren insanoğlu hastalıklarından kurtulabilmek amacıyla değişik tedavi arayışları içine girmiştir. Bu uygulamalardan biri de rukyedir. Cahiliye toplumlarının hemen hepsinde zehirli hayvanlardan korunmadan, pek çok hastalığın iyileştirilmesine kadar çok değişik alanlarda kullanılmıştır. Bu tedavi şekli o kadar yaygındır ki, toplum içinde rukyehan denilen meslek sahipleri ortaya çıkmıştır.

Rukye Uygulamaları

Rukyenin birkaç çeşit uygulama şekli mevcuttur. Bunlar: Ya kendisinden şifa ümit edilen ayetler ve dualar okunup hasta üzerine üflenir; ya bu sure ve ayet ve dualar bir şey üzerine yazılır ve hasta bunları boynunda ya da üzerinde taşır; ya da bunlar suya okunup üflenir yahut yazılanlar suya batırılır ve bu su, hastaya içirilir.

Hadislerde Rukye

Hadis kaynaklarına göz attığımızda, Araplar arasında da rukyenin yaygın olarak kullanılan bir şifa arayışı olduğunu müşahede ediyoruz. Avf b. Malik (r.a.)’ten rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Avf b. Malik (r.a.) şöyle diyor:

“Biz cahiliye döneminde okuyup üfleyerek(rukye ile) hastaları tedavi ederdik. (bir gün) :

-“ Ey Allah’ın Rasulü! Bu hususta ne buyurursunuz?” dedik.

-“ Bana (yaptığınız bu tedavi şeklini) gösteriniz. İçerisinde şirk olmadıkça, okuyup üfleyerek tedavi etmede bir sakınca yoktur.” buyurdu. Rivayeti incelediğimizde peygamber (s.a.v) efendimizin de bu şekil tedavi yöntemini men etmediğini görmekteyiz.

Kur’anı Kerim’de Rukye

Kur’an-ı Kerim’de rukye kavramı bu anlamda yer alır. Azrail inanmayan müşriklerin canını alacağı zaman, onların o sırada çektikleri sıkıntı şöyle tasvir edilir: “ Dikkat edin, can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman, çare bulan ( hekim) yok mu? denir.” Burada ayet, ölüm halinin zorluğu sebebiyle, kişiyi bu durumdan rukye yapmak suretiyle iyileştirecek kimseyi ifade etmektedir.

İslamın Rukye’ye Bakışı

İslam alimleri rukyeyi çeşitli kısımlara ayırmışlardır. Bu ayrıma gidilmesinin sebebi bazı rukye çeşitlerinin İslam’ın tevhid anlayışına aykırı olmasıdır. Kur’ân-ı Kerim’den ayetlerle Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatlarıyla, Arapça ve anlamı anlaşılır bir dille yapılan rukyeler mubahtır. Nitekim peygamber (s.a.v) efendimiz de rahatsızlandığı zaman Muavvizeteyn surelerini okumak suretiyle bu çeşit rukyenin cevazını bizlere göstermiştir. Yine Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.)’tan mervi bir hadiste Akrep sokmasına karşı Fatiha Suresi’nin okunmuş olmasını ve akrebin soktuğu şahsın sıhhatine kavuşmasını buna örnek olarak verebiliriz.

Anlaşılmaz sözler, anlamsız kesik harfler, bilinmeyen isimler, bilenlerin Arapçadan başka bir dille rukye yapması, demir, tuz kullanarak veya ip bağlayarak rukye yapılması haram kılınmıştır. Bilinmeyen isimler ve harfler kullanılarak yapılan rukyelerde küfrü gerektirecek bir ifadenin geçip geçmediği tespit edilemediği için bu çeşit rukye caiz değildir. Ayrıca bu sözlerin sihire alet edilme ihtimali de söz konusudur.

Allah Teâlâ’dan başkasına dua ederek, sığınarak veya yardım dilenerek yapılan rukye, şirktir. Meleklerin, peygamberlerin, cinlerin ve benzeri varlıkların isimleriyle rukye yapmak gibi… Bunların tamamı Allah Teâlâ’ya şirk koşmaktır. Nitekim Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Efsun, nazarlık boncuklar, ve muhabbet için yapılan muhabbet muskaları şirktir” Yine peygamber (s.a.v) “İçinde şirk bulunmayan şeyle rukye yapmakta bir kötülük yoktur” buyurmaktadır. İbn Hacer bu konuyu şöyle açıklamaktadır: “Bazı rukyelerde şirk bulunmaktadır. Çünkü onu yapanlar kendilerine dokunan zararı defetmek ve fayda elde etmeyi Allah’tan başka kimselerden istemektedirler”

İslam alimleri rukye yapmanın caiz olduğu konusunda ittifak içindedirler. Burada bazı alimlerin görüşlerini aktarmakta fayda vardır. İbn Teym der ki: “Muavvizeler ve Allah’u Teala’nın diğer isimleri ile rukye yapmak ruha ait tıb yani tedavi yolu olup, iyi insanların dil ve nefeslerinden çıkınca faydalı olup Allah’u Teala’nın izni ile hemen şifa hasıl olur. Bu tür şifa çok kıymetli olduğu halde, insanlar bedene ait hastalık ve bu yolla tedavisinden korkuyorlar. Nitekim Peygamber efendimizin ‘Yakin sahibi bir kimse, bunları bir dağa okusa, yerinde kalmaz.’ Hadis-i şerifi bunun kıymetini göstermektedir. Rebi den mervidir: İmam-ı Şafi ye rukyeyi sordum. Allah’u Teala’nın kitabından ve zikrinden bilinenler ile rukye yapmakta beis yoktur.’ buyurdu.” Kurtubi: “Şifa maksadıyla okunan zikirler, Kur’an ayetleri ve dualar bizatihi faydalı ve şifa vericidir. Ancak kendisine okundukları kalp tarafından kabul edilmeleri, okuyanın da nefesinin güçlü ve tesirli olmasını da gerektirirler. Şifanın gecikmesinin sebebi, okuyanın nefesinin tesir gücünün zayıf olması, kendisine okunan kalbin okumayı kabul etmemesi ya da ilacın faydasını ortadan kaldıran güçlü bir engelin bulunmasıdır. Maddi hastalık ve ilaçlarda olan şey burada da olmaktadır: İlacın etkisini gösterememesi, bazen de hasta olan bünyenin söz konusu ilacı kabul etmeyişinden, bazen ilacın etkisini göstermesini önleyen güçlü bir engelden kaynaklanır. Eğer bünye ilacı kabul edip onunla tam bir etkileşime geçerse, beden de bu kabul oranında o ilaçtan faydalanır. Kalp de böyledir. Kalp, okunan ayetleri ve sığınma dualarını tam bir şekilde kabul eder, okuyanın da etkili ve güçlü bir nefesi olursa, kalpteki hastalık iyileşecektir.”

Hasan-ı Basri, İmam-ı Mücahid, Ebu Kulaba ve Evzai gibi bir kısım İslam alimi Kur’an-ı Kerim’den bir kap içine yazıp, yıkanıp, hastaya içirmekte mahsur olmadığını belirtmişlerdir.

Rukyenin Şartları

Yukarıda belirttiğimiz şekliyle rukyenin caiz olması için bazı şartları kendisinde barındırıyor olması gereklidir. Bunlar:

  1. Allah Teala’nın kelamıyla (âyetlerle), isimleri veya sıfatlarıyla olması;
  2. Arap diliyle veya başka bir dille anlaşılır olacak şekilde yapılması;
  3. Yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah Teâlâ tarafından gönderildiğine inanılması

Anılan şartları haiz olan rukyeyi kişi kendi kendine uygulayabileceği gibi, bir başkasından da yardım isteyebilir. Fakat hasta olan kimse gibi, rukyeyi tatbik edecek olan kişi de Müslüman olmalı ve şifayı verenin Allah olduğu inancında olmalıdır. Rukye esnasında ağrı olan bölüme elin konulması veya sürülmesi de meşrudur. Üzerinde anlamsız ve gerçek dışı şeylerin yazılı olduğu rukye ve büyülerin bile psikolojik olarak hastalığı giderme ve iyileştirme konusunda etkili olduğu görülmektedir. Durum böyle olunca din ve dünya konusunda fayda sağlamak amacıyla Allah’ın kelamını içeren Kur’an-ı Kerim’i okumak daha faydalı ve doğrudur. Kur’an-ı Kerim’den şifa bulmak konusundaki görüşü şu hadis de destekler mahiyettedir: “Kur’an ile şifa bulmayan kimseye Allah şifa vermez.(Huriye Akbıyık-YLT)

loading...
loading...