Probiyotik nedir? Probiyotikler hakkında bilmeniz gereken herşey

(6 oy) 5/5 287
Yorum Yaz


Sevgili burclar.net okurları hepimiz yoğurt ve kefir gibi yiyeceklerin faydalı olduğunu biliyoruz. Bu haberimizde Probiyotik besin nedir?  Probiyotikler hakkında bilmeniz gereken herşeyi ayrıntıları ile   sizlere sunuyoruz.

1-Probiyotik nedir?

Besinlerle birlikte veya ayrı olarak alınan, mukozal ve sistemik bağışıklığı düzenleyerek, bağırsaklarda besinsel ve mikrobiyal dengeyi sağlayarak konakçının sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalara “probiyotik” adı verilir. “Pro” ve “biota” olmak üzere iki kısımdan oluşan bu terim “for life” (yaşam için) anlamını taşımakta olup, antibiyotik teriminin anlamca karşıtıdır. Patojen bakterilerin kontrolü için patojen olmayan bakterilerin kullanılması anlamına gelir. Probiyotiklere “biyoterapötik ajanlar” da denir. Probiyotik ile tedaviye “bakteriyel yerine koyma tedavisi”, “bakteriyoterapi” ve “patojen mikroorganizmaların patojen olmayanlar ile kontrolu tedavisi” şeklinde adlandırmalar da yapılmaktadır. Probiyotik bakterilerin değişik türleri özgün yetenekleri ve enzim aktivitelerine bağlı olarak farklı etki gösterebilirler. Benzer şekilde değişik organizmaların yerleşme ve çoğalma yerleri türlere göre farklıdır. Örneğin,  probiyotiklerin başında yer alan Laktobasillus farelerde midede yerleşirken insanda ince bağırsağın en alt bölümünde kolonize olur. Probiyotik mikroorganizmalar mukoza epitellerine yerleşerek patojenlerin (hastalığa neden olan her türlü organizma ve madde) epitellere tutunmasını önlerler.

2-Probiyotik Bakteriler Nelerdir?

Probiyotik kavramı ilk kez 19. Yüzyılın başlarında Nobel ödülü sahibi Elie Metchnikoff tarafından gündeme getirilmiştir. Metchnikoff, Bulgar köylülerinin uzun zaman yaşamalarının fazlaca fermente süt ürünü tüketmelerine bağlı olduğunu belirtmiştir. Gözlemleri sonucunda fermente süt ürünlerindeki asit üreten mikroorganizmaların, kalın bağırsağı zararlılardan koruyarak insanların uzun yaşamalarını sağladığını ileri sürmüştür. Metchinkofdan sonraki bilim adamları bağırsak kaynaklı laktik asit üreten bakteriler üzerinde araştırmalarını yoğunlaştırmışlardır.

Erişkin bir insan bağırsağında 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri ve mantar bulunur. Bu rakam insan hücre sayısının 1 0 katı kadardır.

Sayıları 400’ün üzerinde olan bu bakteriler ve mantarlar normal bağırsak florasını oluştururlar. Bu bakteriler ve mantarlar 300 m2 büyüklüğünde bir yüzey oluşturan bağırsak sümüksü zarını koruyucu bir tabaka şeklinde döşer.

3-Probiyotiklerin Sağlık Üzerine Etkisi

Yoğurt ve kefir gibi mayalandırılmış süt ürünlerinin sağlık üzerine olumlu etkisi eski çağlardan beri bilinmektedir. Metchinkof’un Kafkasyadaki gözlemleri ve Paris Pastör Enstütüsündeki araştırmalarıyla probiyotiklerin fizyolojik etkileri bilimsel boyut kazanmıştır. Günümüzde probiyotiklerin Helikobakter pylori ve bağırsak infeksiyonları ile alerjik belirtileri azalttığı, kabızlık ve irritable – hassas bağırsak sendromlarına iyi geldiği, kanser riskini azalttığı, serum kolesterol düzeyini düşürdüğü, kalsiyum biyoyararlılığını arttırarak kemik sağlığının korunmasına yardımcı olduğu ileri sürülmektedir.

4-Probiyotiklerin Bağışıklık Sistemi Üzerine Etkileri

1- Sindirim aygıtı, mikroorganizmalar ve yenen besinlerden gelen antijenlere karşı engel işlevi görür.

Koruyucu sistemi oluşturan faktörlerin başlıcaları; tükrük, mide asidi, epitel hücrelerin salgıladığı mukoz, ince bağırsağın protein sindirimini sağlayan enzimleri, bağırsak mikroflorası ve epitel hücrelerin zarlarıdır. Doğumdan sonra dışarıdan besin alımının başlamasıyla mukazal proteinlerin, sindirim enzimlerinin ve bağırsak florasının oluşumu ile koruyucu sistem gelişir. Koruyucu faktörlerden mide asiti salgısı yaşamın ilk ayında salgılanmaya başlar. Sindirim organlarını saran epitel doku gobler hücrelerin mukozalarıyla örtülmüştür ve dış etkene karşı fiziksel engel oluşturur.

2- Bağırsaklarda yararlı bakterilerin çoğalması zararlıların yerleşmesini önler.

 Sindirim organlarını saran mukozal zarlardaki lenfoid doku insan bedeninin lenfoid dokusunun önemli bir bölümünü oluşturur. Epitellerde sentezlenen T lenfositler antijene karşı baskılatıcı ve sitotoksik etki gösterir. B hücrelerinden oluşan lenfositler yardımcılık işlevi görürler. Mukozal yüzeyde çok miktarda immunoglobulin A (IgA) antikorları üretilir. Sekrotori IgA denilen bu antikor proteolitik enzimlerin etkisine karşı dayanıklıdır ve mukozayı zararlı etkenlerden korur. İnce bağırsakta IgA, kalın bağırsakta IgA 2 üreten hücreler yaygındır.

3-Sindirim aygıtının mikroflorası önemli savunma sistemini oluşturur.

Mikroflora yokluğunda antijenin mukozaya geçişi artar. Bifidobakterilerinin bağırsaklarda çoğalmasıyla dolaşımda IgA ve IgM antikorlarını sentezleyen hücrelerin arttığı gözlenmiştir. Probiyotik etkinliğe sahip mikroorganizmaların alımının, mukozanın antijene karşı engelini arttırdığı belirlenmiştir.

4-Probiyotik bakterinin humoral bağışıklık yanıtını artırdığı dolayısıyla bağırsakların bağışıklık yeteneğinin gelişimine yardımcı olduğu bildirilmektedir.

5- Probiyotik bakteri aynı zamanda bireyin patojene karşı direncini de arttırmaktadır.

Ağızdan Laktobasilli alımının bağırsaktaki patojenlerin yok olmasına zemin hazırladığı bildirilmiştir. Deney hayvanlarında, laktik asit bakterilerinin, makrofaj üretimini ve fagosit aktiviteyi (vücut içerisinde yabancı besinleri yok eden aktivite) arttırdığı gösterilmiştir. (Canan aysabar-ylt)

5-Doğal Probiyotik Gıdalar Şunlardır:

  • Pastorize olmamış peynirler: Gouda, Gruyere, Cheddar peynirleri
  • Ayran
  • Fermente morina balığı yağı
  • Kefir
  • Kombucha – Kombu çayı
  • Miso
  • Kimçi
  • Sauerkraut – Lahana Turşusu
  • Doğal turşu
  • Tempeh
  • Elma sirkesi
  • Yoğurt
loading...
loading...