Peygamberler Şehri Şanlıurfa Gezi Rehberi

(0 oy) 0/5 56
Yorum Yaz


Şanlıurfa her zaman doğu ile batı arasında bir köprü görevi görmüş ve doğu ile batıyı kültür ve ticaret bakımından birbirine bağlayan eski etkin ticari yolları sisteminin bir düğüm noktası olmuştur. Bu durum Şanlıurfa’nın parlak bir medeniyet seviyesine ulaşmasını sağlamış ve pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.  Şanlıurfa’nın tescilli 1827 kültür varlığı bulunmaktadır. Bunlar arasında yer alan ve Şanlıurfa gezi planında görülmesi gereken yerleri sizlere sunuyoruz.

1- Urfa’da Bulunan Kaleler

Urfa Kalesi

Şanlıurfa’nın güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerinde yer almaktadır. Doğu, batı ve güney kısmı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrilidir.

Hz. İbrahim’in doğduğu mağara hemen kale surlarının altında bulunmaktadır. Kale üzerinde bulunan Korint başlıklı iki sütunun arası 14 m. yükseklikleri 17.25 ve çapları 4.60 metredir. Bu sütunlar üzerinden Hz. İbrahim’in ateşe atıldığına inanılmaktadır.

Harran Kalesi

Harran kalesinin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmese de Nemrut tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Harran kalesi biri iç, diğer, dış kale olmak üzere iki beden halindedir.

Çimdin kale

Soğmatar antik şehrinin 50 km kuzey doğusunda bulunan bu tarihi yapı büyük bir kayalık tepe üzerine inşa edilmiştir. Yüksek kemerli anıtsal kapısı bulunmaktadır. Çimdin kalesi, 1182-1239 yılları arasında Eyyübiler’in bölgeye hâkimiyet kurduğu yıllarda savunma ve konaklama amaçlı inşa edilmiştir.

Birecik Kalesi

Birecik kalesi M.Ö. 2000 yılından başlayarak iskâna sahne olduğu tahmin edilmektedir. Kalenin en önemli onarımını Memlüklüler yapmıştır. Bugün mevcut olmayan ve biri kale camiine ait olan üç kitabeye göre Kale Muhammed Berke Han tarafından Bira’daki saltanat naibi Emir Cemaleddin’in velayetinde ve Sultan Nasır Muhammed zamanında 1301 yılı sonunda yenilenmiştir.

Rumkale

Rumkale tarihte hep Halfeti ile birlikte anılmıştır fakat günümüzde Gaziantep il sınırları içerisinde bulunmaktadır. İlk kurulduğunda Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı bir kale iken günümüzde Gaziantep il sınırları içerisinde kalmıştır. Rumkale’ye yine de en kestirme yol Halfeti üzerinden yarım saatlik bir tekne turu ile ulaşılmaktadır.

2- Şanlıurfa gezi Harran Kümbet Evleri

Harran ile özdeşleşmiş olan kümbet evler hala mevcudiyetini korumaktadır. Kümbet evleri karakteristik olarak tek katlı ve avlusuzdur. Meskenlerdeki oda, başka bir ifadeyle kubbe sayısı ve meskenin iç düzeni, meskenlerde yaşayan aile sayısının, hane halkı büyüklüğünün ve sosyoekonomik seviyenin bir göstergesi hükmündedir.

Harran evlerinin kubbeleri tuğla ile yapılmıştır. Bunun sebepleri ise; bölgenin çöl olmasından dolayı ağaç malzemenin bulunmayışı, diğeri ise, Harran’da bol miktarda bulunan tuğla malzemesidir.

 

3- Sıra Gecesi

Urfa folkloru denilince akla, türküler, hoyratlar, çiğ köfte ve sıra gecesi gelir. Yaşları birbirlerine yakın arkadaş gruplarının, haftada bir akşam bir arkadaşın evinde olmak üzere belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara ‘Sıra Gecesi’ denir. Sıraya katılanlar sıra gecesinin kurallarına uymak zorundadırlar. Bu kurallardan biri, sıraya gelen misafirler veya yaşça büyük olanlar saygı ifadesinden dolayı üst tarafa oturtulur; ev sahibi ise kapıya yakın bir köşede oturur. Sıra gecesinde müzik icra ederken konuşmak ve sohbet etmek pek hoş karşılanmaz.

Sıra gecesinin Urfa kültüründe ki yerini şöyle özetleyebiliriz; Urfalı genç yaşından itibaren sıra gecesine katılarak, topluluk ile oturup kalkmayı, gelenek ve göreneklerini, adab-ı muaşeret kurallarını, toplulukta konuşma kurallarını, yeri geldiği zaman konuşmayı, yeri geldiğinde dinlemesini bilmeyi, büyüğüne saygıyı öğrenir. Bu yönüyle “sıra gecesi” bir halk mektebidir. Sıra gecelerinde, sanat, edebiyat, spor, ekonomi, siyaset ve Şanlıurfa ilinin durumu hakkında konular tartışılır ve yorumlar yapılır. Bu yönüyle “sıra gecesi” bir eğitim- öğretim müessesidir. “Sıra geceleri” acıyı ve mutluluğu paylaşmaktır.

4- Nevali Çori

Nevali Çori höyüğü Şanlıurfa il merkezinin kuzeyinde Hilvan ilçesi yakınlarında yer almaktadır. Atatürk Barajının oluşturduğu gölden önce Fırat nehrinin bir kolu olan Kantara deresinin iki tarafında bulunmaktadır. Kantara deresi höyüğü ikiye bölmüş durumdadır. Nevali Çori antik çağ insanlarının yerleşik hayata geçmeye başladığı, yoğun olarak avcılığın yapıldığı ve yanı sıra bitki ve hayvanların evcilleştirilmeye başlandığı bir dönemi yansıtmaktadır.

Nevali Çori’de yapılan kazılar da 5 yapı katlı yerleşim yerleri bulunmuştur. I. yapı katında bir evin tabanının altında iki kanal ile ev dışında ateş çukurları ve çöp çukurları ortaya çıkarılmıştır. II. katında ise en az 3 yapı katı halinde ki yerleşimde 10x6m ve 16x6m boyutlarında ki son derece özenli taş duvarlara sahip sekiz ve on odalı yapılar, hücre planlı evleri anımsatmaktadır.

5- Göbeklitepe

Güneydoğu Anadolu’da Şanlıurfa kentinin 15 km kuzeydoğusunda Çanak Çömleksiz Neolitik çağa ait bir buluntu yeridir. 1963 yılından beri bölgenin bilinmesine karşın, önemi ilk araştırmacılar tarafından anlaşılmamış olup günümüzde devam etmekte olan araştırmalar, 1995’ten beri Şanlıurfa Müzesi’nin ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün çalışanları tarafından sürdürülmektedir. Ayrıntılı bilgi için Bkz: Göbeklitepe

6- Soğmatar Antik Şehri

Harran’ın 45 km kuzeydoğusunda Tek Tek Dağlarında yer alan Soğmatar Antik Kenti yöresel Ay Tanrı inancının şaşırtıcı kitabe ve delillerini sunmaktadır. Soğmatar şehri ay, güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı pagan dininin ve bu dinin baş tanrısı Marelahe’nin (tanrıların efendisi) merkezidir. Marelahe’yi temsil eden açık hava mabedi “Kutsal Tepe” Soğmatar’ın odak noktasını teşkil etmektedir. Kutsal Tepe’nin batısında, kuzeyinde ve kuzey batısındaki tepelerde yer alan 7 adet yapı kalıntısı Güneş, Ay, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs ve Merkür tanrılarını temsil etmektedir. Kutsal Tepe’ye çıkan Soğmatar’lı Paganlar bu tapınaklara yönelerek ibadet ederler ve kurban keserlerdi. Harranlı Paganlar da ay tanrısı Sin mabedindeki ibadetleri sırasında baş tanrı maralahe’nin mabedinin bulunduğu Soğmatar’daki Kutsal Tepe’ye yönelirdi.

7- Şuayb Şehri Harabeleri

Şanlıurfa’nın 75 km doğusunda yer almaktadır. İlk çağlarda Kefe adını taşıyan bir Süryani piskoposluğunun merkezi olduğu bilinmektedir. Burada Şuayb şehri harabeleri ve kale kalıntıları bulunmaktadır.

Şehrin adını Şuayb Peygamberden aldığı düşünülmektedir ve Hz. Şuayb’ın bu kentte yaşadığına inanılmaktadır. Hz. Şuayb Peygamber, Medye ve Eyke kavimlerine Peygamber olarak gönderilmiştir. Musa Peygamber ile aynı dönemlerde yaşamış olan Hz. Şuayb, Hz. Musa Mısır’dan kovulduğunda onu çadırında misafir etmiş ve kızı ile evlendirmiştir. Kalıntılar arasında ki bir mağara Hz. Şuayb’ın makamı olarak ziyaret edilmektedir.

8- Urfa’da Bulunan Kiliseler

Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi

Kilise Patrik II. Yakup ve Metropolit Aziz Gregorius döneminde 1861 yılında Süryaniler tarafından yaptırılmıştır. Havariler Aziz Pavlus ve Aziz Petrus’a atfedilmiştir. Çapraz tonozlar ile örtülü kilise, doğu-batı yönünde uzanan üç nefli bir bazilika tarzında olup, nefleri ayıran taştan sütunların taşıdığı uzun tonozlara sahiptir.

1924 yılına kadar kilise ve okul olarak kullanılan yapı daha sonra Tekel İdaresine verilmiş ve Tütün İşletme Fabrikası olarak kullanılmıştır. Urfalılar tarafından Fransızca tekel kelimesinin karşılığı olan Reji kelimesinden dolayı Reji kilisesi olarak bilinmektedir. Bina, 24 Mayıs 2002 tarihinde “Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi” adıyla hizmete girmiş olup çeşitli sosyal ve kültürel etkinlikler için kullanılmaktadır.

Deyr-i Yakub manastırı

Şanlıurfa’da bulunan Deyr-i Yakub manastırı Hristiyanlık dininin doğuşundan sonra yaptırılan ilk kiliselerden biridir. Eyüp Peygamber makamının 4 km batısında bulunan Deyr-i Yakub manastırına halk arasında “Nemrud’un Tahtı” ya da “Cin Değirmeni” de denmektedir. Deyr-i Yakub manastırında Edessa Kralı Abgar Manu’nun oğlu Aryu’nun aile fertleri için inşa edilmiş anıt mezar kalıntıları yer almaktadır

 

Şanlıurfa merkezine 10 km uzaklıkta bulunan Germüş köyünde bulunmaktadır. Kilise alanı, bir akarsu, bir kilise (Aziz Yakup Kilisesi) ve kilisenin toplantı meydanından oluşur. Kilise, taştan ve iki katlı olarak inşa edilmiştir.

Tella (Viranşehir) Martyrionu

Bizans dönemi Hristiyanlık yapılarının Şanlıurfa bölgesinde ki en büyük örneklerinden olan sekizgen planlı bu yapı 34.5 X 32 m çapında bir bazalt taşından örülmüş sekiz paye üzerine oturtulmuş olduğu yapılan kazılar sonucu anlaşılmıştır. Büyük bir nekropolün ortasına inşa edildiği anlaşılan bu yapının önemli bir aziz için Martyrion (Şehitlik) olarak IV. ve V. Yüzyıllar arasında inşa edildiği tahmin edilmektedir.

9- Urfa’da Bulunan Camiler

Fırfırlı Camii (Oniki Havari Kilisesi-Aziz Havariler Kilisesi)

Fırfırlı Camii (Oniki Havari Kilisesi) Halil-ür Rahman Gölünün kuzeyinde bulunmaktadır. Yapı tarihi bilinmeyen kilise 1936 yılında taş bezemeleri sebebiyle Fırfırlı Cami adı ile camiye çevrilmiştir.

Selahaddin Eyyubi Camii (Aziz Johannes Prodromos Addai Kilisesi)

Şanlıurfa’da bulunan bu cami M.S. 457 yılına kadar kilise olarak kullanılmıştır. Daha sonra kısa bir süreliğine Selahattin Eyyübi döneminde cami olarak kullanılmıştır. XIX. Yüzyılın ortalarında burada bulunan kilisenin üzerine bugün ki yapı inşa edilmiştir. Dönemi itibarı ile bölgedeki en büyük kilise olması dolayısıyla katedral olarak da adlandırılmıştır.

Halil-ür Rahman Camii

Halk arasında “Döşeme camii” veya “Makam Camii” olarak adlandırılan Halil- ür Rahman Camii Urfa’da Eyyübiler döneminde yaptırılan bir camidir. Camii M.S. 504 yılında Bizans döneminde Urbisyus’un maddi yardımlarıyla Monifistler adına yaptırılan Meryem Ana Kilisesi üzerine XIII. Yüzyılda Eyyübiler döneminde inşa edilmiştir.

Halil-ür Rahman Camiinin çevresi, medrese ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelmektedir. Halil-ür Rahman camisinin hemen yanında bulunan Haili-ür Rahman medresesi, Makam-ı Cedd-ül Enbiya Medresesi olarak tanınır.

Mevlevihane Camii

Şanlıurfa’da bulunan Mevlevihane camisinin kim tarafından ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Mevlevihaneye dair en eski arşiv kaydı 1758 yılına aittir.

Rızvaniye Camii

Rızvaniye cami, Halil-ür Rahman gölünün diğer bilinen adıyla Balıklıgöl’ün kuzey kenarı boyunca zarif bir şerit halinde uzanmaktadır. Bazı kaynaklar Rızvaniye Camisinin Bizans dönemine ait Aziz Thomas kilisesinin üzerine kurulduğunu belirtmektedir. Cami, avluyu çevreleyen medrese ile birlikte bir külliye halindedir. Medrese, üzeri tonozla örtülü sıra halinde uzanan hücrelerden (oda) oluşuyor. Rızvaniye Camii ve Medresesi’nde bütün Urfa camilerinde olduğu gibi inşa malzemesi olarak düzgün kesme taş kullanılmıştır.

Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara ve Mevlid-i Halil (Dergah) Camii

Hz. İbrahim, Mevlid-i Halil Camisinin güneyinde bulunan mağarada doğmuştur. Hz. İbrahim öldürülmesin diye 7 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır. Mağarada bulunan suyun şifalı olduğuna ve birçok hastalığa iyi geldiğine rivayet edilmektedir. İnsanlar bu mağarada sık sık dua eder ve daha sonra yan tarafta bulunan Mevlid-i Halil camisinde namaz kılarlar.

Hz. İbrahim bu mağarada doğduğu için, hemen bitişiğinde yapılan camiye Halil’in kutsal doğumu anlamına gelen “Mevlid-i Halil” ismi verilmiştir. Cami inanç ve dinler konusunda 5 evre geçirmiştir. İlk olarak Seleukoslar döneminde meydana bir putperest tapınağı yapılır, daha sonra da Yahudiler aynı alanda bir Havra inşa ederler. Akabinde buralara egemen olan Hristiyanlar, Hristiyanlar Kilisesi adında bir kilise yaparlar. Bizans döneminde bu alanda “Urfa Ayasofya”sı inşa edilir. En son olarak bölgeye hâkim unsur olan Müslümanlar kısmen kiliseden bozma bir camiye dönüştürdüler.

Hasan Padişah Camii

Şanlıurfa merkezinde bulunan camii XV. Yüzyılın ikinci yarısında Akkoyunlu devletinin Sultanı Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır. Hasan Padişah Camii çok kubbeli camiler arasına girmektedir. Caminin poligonal gövdeli minaresi ünlüdür. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu camiden Sultan Hasan Cami olarak söz etmektedir. Cami, 1796, 1874, 1968 ve 1994 yıllarında onarım görmüştür.

Eski Ömeriye Camii

Camideki kitabede Halife Hz. Ömer’in hilafeti zamanında yaptırıldığı yazmaktadır. Son cemaat yerinin doğu duvarında yer alan kitabede caminin 1301 tarihinde Muhammed Ağa tarafından tamir edildiği yazılıdır. Bu kitabedeki tarih Ömeriye Caminin Urfa’nın en eski camilerinden biri olduğunu göstermektedir.

Dabakhane Camii

Şuan ibadete açık olan Dabakhane Camii 1517-1523 yılları arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Dabakhane Cami, mihrap duvarı boyunca enine sıralanmış eş değerde üç büyük kubbe ile örtülüdür. Her kubbenin ortasına gelecek şekilde, üç adet mihrap nişi yerleştirilmiştir. Bu nişlerden doğuda ve batıda olanının her iki yanına da pencere açıklıkları açılmıştır.

Ulu Camii (Kızıl Kilise)

Şehrin göbeğinde yıldız meydanı olarak adlandırılan mevkide bulunmaktadır. Şaman dininin güneş ve Ay mabedi olarak inşa edilmiştir, sonraları Nemrud’a saray olarak kullanılmıştır. Daha sonra kiliseye çevrilen bu yapının avlusunda eski Roma devrine ait yapıtlar bulunmaktadır. Halk arasında ‘Kızıl Kilise’ olarak adlandırılmaktadır ve bunun sebebi de yapı taşlarının kırmızı renkte olmasıdır.

Nimetullah Camii

Nimetullah Bey tarafından 1500 yılında yaptırılmış olan bu camii plan itibariyle Edirne Üç Şerefeli Cami’ye çok benzerlik göstermektedir. Geniş kubbeye sahip olan camii yanlara doğru ikişer küçük kubbe ile genişletilmiştir. Caminin giriş kapısı Urfa’da eşine rastlanmayan Klasik Osmanlı tarzındadır. Caminin kuzeybatı köşesinde bulunan silindirik gövdeli tek şerefeli minare Urfa minareleri arasında en uzun olanlarından biridir.

Harran Ulu Camii

Harran Höyüğünün kuzeydoğu eteğinde yer alan Ulu Cami, 744-750 yıllarında Emevi Hükümdarı II. Mervan tarafından yaptırılmıştır.

10- Balıklıgöl (Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Gölü)

Balıklıgöl Rızvaniye camisinin güney tarafında bulunmaktadır. 150 m uzunluğunda, 30 m genişliğinde olan gölün derinliği 3 ile 5 m arasında değişmektedir. Gölün içerisinde efsanelere konu olmuş olan sazan türü balıklar bulunmaktadır.

Balıkların kutsal sayılmasında ki efsane şöyledir:

Hz. İbrahim, Nuh peygamberin oğlu Sam’ın soyundandır. Rivayete göre devrin zalim ve tanrılık iddiasında olan Nemrut bir rüya görür. Nemrut sabah rüyasında gördüklerini vezirine anlatır. Veziri bu yıl doğacak olan bir erkek çocuğunun saltanatınıza son vereceğini söylemesi üzerine Nemrut, halkına emir salarak o yıl doğacak bütün erkek çocuklarının öldürülmesini ister. Sarayın Putçu ‘su olan Azer’in hanımı çocuğu öldürülmesin diye hamileliğini gizler ve bir mağarada gizlice Hz. İbrahim’i doğurur. Hz. İbrahim’i mağaraya gelen bir ceylanın beslediği rivayet edilmektedir. Hz. İbrahim büyür Tanrı arayışı içerisine girer ve zamanla Nemrut’a karşı gelecek bütün putları kırar. Bunun üzerine Nemrut Hz. İbrahim’in yakalanması emrinin verir. Şehirde bulunan bütün odunlar toplanır ve yakılan büyük ateşin içine mancınıkla Hz. İbrahim atılır. Allah, Hz. İbrahim’i kurtarmak için ateşe serin ve selamet olmasını söyler. Ateş suya odunlarda balıklara dönüşür. Rivayete göre Nemrut’un kızı Zeliha da İbrahim’e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yerde de Ayn-ı Zeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır. Hz. İbrahim kendisine inananlarla ve amcasının kızı olan eşi Sare ile birlikte Mısır’a oradan da Filistin’e geçmiştir.

11- Hazret-i Eyyub Türbesi, Mağarası ve Kuyusu

Hz. Eyyüb İsrailoğullarına doğru yolu göstermek için Cenab-ı Allah tarafından kendisine Peygamberlik görevi verildi. Şanlıurfa’nın Eyyübiye merkez ilçesinde bulunan Hz. Eyüp sabır makamı, Hz. Eyüb’ün hastalığı boyunca kaldığına inanılan küçük bir mağara (sabır mağarası) ve ayağını yere vurup şifalı su çıkardığı kuyu bulunmaktadır.

Kuyu kayadan oyulmuştur. Yüzlerce yıl kullanıldığı bellidir. Kuyunun ağzında taştan bir bilezik mevcut olup su çekmekten dolayı aşınmış ve el derinliğinde oyuklar oluşmuştur. Suyu soğuk ve temiz olup hiç kurumaz. Kuyunun suyu Hristiyanlar Yahudiler ve Müslümanlar tarafından şifalı su olarak kabul edilmiştir. Hastalar tarafından yıkanmak ve içilmek için kullanılır.

Hz. Eyyub Peygamberin ve Hz. Rahime Hatun’un türbesi Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde bulunmaktadır. Hz. Eyyub peygamberin türbesinin bulunduğu yerde Eyyub Peygamberin sırtını sürdüğüne inanılan birde sabır taşı bulunmaktadır.

12- Ayn-El Arus

Hz. İbrahim’in Harran’dan Şam’a göç ederken amcasının kızı Hz. Sara ile bu su kaynağının başında evlilik töreni yaptıkları rivayet edilmektedir. Evlilik töreninin yapıldığı yere “düğün gözü” anlamına gelen Ayn-El Arus adı verilir.

Bugün yarısı Akçakale ilçesinde yarısı da Suriye topraklarında kalmış bu su kaynağı vaha görünümünde olup Hz. İbrahim makamı olarak bilinmekte ve ziyaret edilmektedir.

13- Elyasa Peygamber Türbesi

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde bulunan bu türbe Hz. Eyyub Peygamber’in türbesine 1 km uzaklıkta bulunmaktadır. Rivayete göre Hz. Elyasa Peygamber, Hz. Eyyub Peygamberi görmek için yıllarca yol yürümüş ve çok yakınına geldiği halde onu göremeden vefat etmiştir.

Rivayete göre; Eyyub Peygamber’i ziyaret etmek isteyen Elyasa Peygamber uzun yıllar sonunda O’nun yaşadığı Eyyub Nebi Köyü’ne ulaşır. Ancak kendisi bunu bilmemektedir. Karşısına insan kılığına girmiş Şeytan çıkar ve Eyyub Peygamber’in daha çok uzaklarda olduğunu söyler. Yaşlanmış ve yorulmuş olan Elyesa Peygamber bunu öğrenince umutsuzluğa düşer ve Eyyub Peygamber’i göremeden orada vefat eder ve Eyyub Nebi Köyü’ne gömülür. (Levent S. Göktaş-YLT)