Obezitenin nedenleri nelerdir?

(3 oy) 5/5 131
Yorum Yaz


Obezite, vücuttaki yağ dokularının fazlalığı olarak tanımlanan kronik, kompleks, multifaktöriyel bir hastalıktır. Genetik, metabolik ve fizyolojik nedenlerle birlikte, psikolojik ve çevresel faktörlerin de obezite oluşumunda etkili olduğu bilinmektedir. Obezite tek bir nedene dayalı olmayıp heterojen olarak bir çok etkenden doğan bir durumdur. İsterseniz sırasıyla obezitenin nedenlerine göz atalım:

1. Cinsiyet

Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Çalışmasında; obezitenin yaygınlığı tüm yerleşim birimleri ve coğrafi bölgelerde kadınlarda erkeklerden (kadın % 29,9; erkek % 12,9) daha yüksektir. Kadınlarda evlilik, gebelik, multiparite ve menopoz dönemleri obezite olasılığını arttırmaktadır.

2. Yaş

Yaş ile birlikte obezite görülme sıklığı artar. Vücut yağ oranı yaş arttıkça, artış göstermektedir. 18 yaşından sonra erkeklerde vücut ağırlığının yaklaşık %15-18’inin, kadınlarda %20-25’inin yağ dokusundan oluştuğu belirtilmektedir. TURDEP çalışmasında; genel olarak yaşlanma ile obezite sıklığının arttığı belirlenmiştir, 55-59 yaş grubunda en yüksek %34,8 olmak üzere orta yaş (40 – 65 yaş) gruplarında bireylerin %30’unun obez olduğu saptanmıştır.

3. Mesleki Durumu

Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Çalışmasında; aktif meslek gruplarında obezite daha seyrek iken emekli ve ev hanımlarında prevalans (yaygınlık) artmıştır (sırası ile % 17,3 ve % 30,7).

4. Eğitim Düzeyi

Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Çalışmasında; eğitim düzeyi düşük (okur-yazar olmayanlar % 33,4), yüksek okul mezunları ve dar gelirli gruplarda obezite sıklığı daha yüksek bulunmuştur. Bir başka çalışma ise yüksek eğitim düzeyinin koruyucu olduğunu göstermiştir.

5. Sosyoekonomik Düzey

Bir araştırmaya göre obezitenin gelişmiş ülkelerde düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip kesimlerinde, gelişmekte olan ülkelerde ise yüksek sosyo-ekonomik düzeye sahip kesimlerde daha sık olduğu gösterilmiştir. Düşük sosyoekonomik sınıflarda ve bazı etnik gruplarda obezite sıklığı daha yüksektir. Fakir ülkelerde obezite, zenginlik ve başarının bir sembolü olarak değerlendirilir.

Dünya Turizm Örgütünün 2006 yılında yapılan HBSC (Okul Çağı Çocuklarında Sağlık Yaşam Davranışı) çalışmasında; yüksek ekonomik gelirli ailelerden gelen gençlerin, daha düşük ekonomik gelirli ailelerden gelenlere göre obeziteye daha yatkın olduğu gösterilmiştir.

Ülkenin gelişmişlik düzeyi arttıkça kadınlardaki obezite sıklığı gelir düzeyiyle doğru, eğitim düzeyiyle ters orantılı; erkeklerde ise sadece gelir düzeyiyle doğru orantılı hale gelmektedir. Monterio çalışması gelir düzeyinin eğitim düzeyine göre obezite üzerinde daha büyük etkisi olduğunu göstermiştir. Çünkü gelişmiş toplumlarda besine ulaşabilmek daha kolayken günlük enerji harcaması da daha azdır. Bir başka çalışma ise yüksek gelirin obezite için risk faktörü olduğunu göstermiştir.

Yapılan bir diğer araştırmada endüstriyelleşmekte olan toplumlarda obezite ve fazla kilolu olma durumunun oldukça yaygın olduğu belirtilmiştir. Artık obezite görülen kesimler arasında bir ayrım kalmamıştır. İlginç olan durum sosyo ekonomik durumu düşük olan kesimlerde bile obezite sıklıkla görülmektedir.

6. Alkol ve Sigara Kullanımı

Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Çalışmasında obezite sıklığı alkol ve sigara kullananlarda, bu alışkanlıkları olmayan gruplara oranla daha yüksektir. İskemik kalp hastalığı, ailede diyabet, bilinen diyabet ve bilinen hipertansiyon anamnezi veren bireylerde, bu özellikleri bulunmayanlara kıyasla obezite yaygınlığı  artmıştır.

7. Beslenme Alışkanlıkları

Yetersiz ve dengesiz beslenme, obezitenin birincil nedeni olabilmektedir. Hızlı kentleşmenin etkisi ile birlikte, doymuş yağlar ve şeker açısından zengin olan fast-food tarzı yiyecek tüketiminde artış olmaktadır. Karbonhidrat ve yağlardan zengin, protein ve lifli gıdalardan fakir beslenme alıskanlığının obezite yayılımını arttırdığı bilinmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü 2002 raporuna göre; yoğun enerjili, aşırı yağlı, doymuş yağ oranı yüksek, şeker oranı yüksek, sebze ve meyveden fakir beslenme, fazla alkol ve tuz tüketimi; ağırlık artışı ile sonuçlanmaktadır.

Diyet alışkanlıklarının, şişmanlık, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve kanser gibi bazı kronik hastalıkların gelişiminde önemli katkısı vardır. Kentlerde yaşayan bir çok kişi, batı toplumunun yaşam tarzını ve sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıklarını benimsemiştir.

Beslenme biçimi ve beslenme alışkanlığı olarak yüksek kalorili yiyeceklerle beslenmede obezite daha kolay gelişmektedir. Toplumda obezite sıklığının artmasında besin alımı ve hatalı yeme davranışı önemlidir. En önemlisi ise aşırı yemek yeme davranışıdır.

Obezite enerji alımı ile harcaması arasındaki dengenin bozulması sıklıkla enerji yoğunluğu ve yağı fazla besinlerin aşırı alımına bağlı olan bir durumdur. Günümüzde şehirleşme, ekonomik gelişme ve küreselleşme, yaşam biçiminde ve diyette hızlı değişimler ile beslenmede geçişler yaratmıştır. Beslenmedeki bu geçiş ve enerji yoğunluğu fazla besinlerin tüketimi (posası düşük besinler, şeker içeren ve tatlandırılmış içecekler) obezite riskini arttırmaktadır. Enerji alımındaki artışın nedeni yetişkinlerde ev dışında beslenmenin artması, porsiyonların büyümesi, şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketimi ve atıştırma olarak gösterilmektedir.

8. Fiziksel Aktivite Yetersizliği ve Kentsel Yaşantı

Düşük fiziksel aktivite, artan obezite riski ile paraleldir. Teknolojik ilerleme, günlük yaşamda fiziksel aktiviteyi azaltır. Televizyon, elektronik oyunlar ve bilgisayar başında harcanan zaman, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da sedanter yaşama yol açmaktadır.. Yapılan bir çalışmada televizyon izleyiciliğinin, beden kitle endeksi artışında önemli bir role sahip olduğunu göstermiştir. Başka bir araştırmada, 4 saat ve üzeri günlük televizyon ve bilgisayar karşısında oturmanın, Beden kitle endeksi üzerine anlamlı etkisi saptanmıştır. Adölesan grupla yapılan bir çalışma sonucuna göre, düzenli egzersiz yapmayanlarda yüksek oranda (% 52.2) obezite saptanmış, kızların erkeklere göre daha sedanter olduğu belirlenmiştir. Fiziksel olarak inaktif / sedanter yaşam sürdürenlerde vücut ağırlığı, aktif olanlardan daha fazladır.

Gelişmiş ülkelerde fiziksel aktivite ile obezite arasında direkt bir bağ bulunmaktadır. Son 10-20 yıl içerisinde obezite sıklığındaki artışın asıl önemli nedeni; endüstriyel gelişme ile birlikte, fiziksel güce dayalı yaşam tarzından inaktiviteye dayalı yaşam tarzına geçiş olarak görünmektedir.

Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Çalışmasında; kentsel alanda yaşayanlarda santral tip obezite prevalansının kırsalda yaşayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Endüstrileşmiş ülkelerde obezite prevelansı teknolojik gelişimler ve sedanter yaşam özelliklerine bağlı olarak düşük eğitim ve/veya düşük gelirli ülkelere göre daha yüksektir.

9. Psikolojik Etmenler

Obezite ve psikolojik etmenler arasında bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Örneğin; anne, baba ve çocuk arasındaki olumsuz ilişkiler; çocuğun ruhsal yapısını etkileyip aşırı yemeye neden olabilmektedir. Obezitenin altında yatan sebeple obez olan kişinin psikolojisi birbiriyle bağlantılıdır.

10. Genetik Etmenler

Yapılan pek çok çalışma vücut ağırlığının genetik etmenler ile yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Genetik etkiler bazal metabolizma hızı üzerinde kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bundan dolayı bazı kişiler obeziteye daha yatkınlığı olabilmektedir. Genetik yatkınlık, obeziteden kolaylıkla etkilenen genlerden geçmektedir (Duyarlı gen). Bu genler obeziteye yatkınlığı arttırırlar ancak obezitenin oluşmasında tek kaynak değildirler.