Obezite tedavi yöntemleri

(4 oy) 5/5 309
Yorum Yaz


Obezite nasıl tedavi edilir? Günümüzün belki de en tehlikeli ve en yaygın sorunlarından birisidir obezite ve tedavi edilmediği zaman ilerki yaşlarda ciddi sorunlara neden olabilmektedir.

Obezite tedavisinin amacı

Obezitenin tedavisinde genel amaçlar; vücut ağırlığının azaltılması, uzun dönemde vücut ağırlığının korunması, daha fazla kilo alınmasının önüne geçilmesi ve ortaya çıkabilecek diğer hastalık risk etmenlerinin kontrolüdür.

Obezitenin tedavisindeki güçlük, kilo vermenin sağlanmasından sonra bu azaltılmış vücut ağırlığının uzun bir süre korunmasında da kendini gösterir. Obezlerin tedavisinde hedef sadece kilo kaybı değil, davranış ve yaşam tarzı değişikliği olmalıdır. Başlangıç için vücut ağırlığının %10’ unu kaybetmek obezite ile birlikte olan kan basıncı yüksekliği, diyabet, kan yağları yüksekliği ve eklem ağrılarının düzelmesine yarar sağlayacaktır. Bu hedefe ulaşıldıktan sonra yeni bir hedef belirlenebilir.

Kilo kaybetme ve kilonun korunması için hedefler:

  1. Kilo kaybetme,
  2. Uzun dönemde kaybedilen kiloyu koruma,
  3. Kilo kazanımını önlemektir.

Obezite tedavi seçenekleri

Obezite tedavisinde kilo vermeyi amaçlayan çeşitli tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Düşük kalorili diyetler, fiziksel egzersiz programları, farmakolojik tedaviler, cerrahi operasyonlar ve bilişsel davranışçı terapiler etkili tedavi seçeneklerindendir. Bunların bireye özgü ve birlikte kullanımları günümüzdeki obezite tedavisinin temelini oluşturmaktadır. En iyi sonuçları uzun döneme yayılmış, beslenme ve fiziksel aktivite davranışlarını değiştiren tedavi yaklaşımlarının verdiği belirtilmektedir.

1-Obezitede diyet tedavisi

Ciddi kalori kısıtlamasıyla önemli derecede ağırlık kaybı sağlanabilse de, kazanılan davranış değişikliklerini koruma çabaları olmazsa, kaybedilen kilolar geri kazanılır. Yeme alışkanlıkları ve aktivitedeki kalıcı yaşam biçimi değişiklikleri, kalıcı ağırlık kaybı ile sonuçlanmaktadır.

Ağırlık kaybının korunması için yeme alışkanlığındaki değişikliğin kalıcı olması gerekir. Deneyimli bir diyetisyen, hastanın yeme alışkanlıklarının değerlendirilmesinde ve eğitiminde yardımcı olur. Hastadan alınacak ayrıntılı bir diyet öyküsü, uygunsuz yeme davranışlarından bazılarını açığa çıkartabilir. Ardından hatalı olanların düzeltilmesi ve belli bir yemek düzeni sağlanması için tavsiyeler verilir. Önemli olan, diyet ve yeme alışkanlığı ile ilgili genel prensiplerin anlatılmasıdır.

Hastalar gözlem kayıtlarını tuttukları haftalarda daha rahat kilo verirler. Günlük yenileni gösteren çizelgeler yeme miktarı ve zamanını içermenin yanında, yemek sırasındaki morali, yemek yerini, beraber yenilen kişileri ve birlikte yapılan aktiviteyi de içerirse çok daha değerli olur. Beslenme günlükleri hastaya sadece beslenmeyi öğretmez, aynı zamanda uygunsuz beslenme alışkanlıklarını ve uygunsuz beslenmeye sebep olan davranışları da fark etmesini sağlar. Diyet günlüğü tutmaya zorlanmayan birçok hasta uygunsuz beslenme alışkanlıklarının farkında olmamaktadır.

Hastalara yalnız diyet tedavisi uygulamak başarı oranı düşük bir yöntemdir. Obezite tedavisinde tek başına diyet yerine diyet ile birlikte egzersiz programlarının ağırlık kaybını arttırabildiği gözlenmiştir. Özellikle de sadece diyetle oluşan yağsız doku kayıplarının önlemesi, abdominal obezitedeki etkisi ve metabolik hızın korunması açısından fiziksel aktivitenin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Ancak ne kadar egzersiz yapılması gerektiği konusunda kesin bir fikir birliği bulunmamaktadır. Amerikan Spor Hekimliği Koleji’nin önerisi tüm erişkinlerin her gün ortalama 30 dakika egzersiz yapmasıdır. Bu aktivite günlük 200 kkal enerji tüketimi sağlar. Obez hastaların bu aktiviteleri yavaş yavaş yapmaları önerilir. Sağlığın korunması için günde 30 dakika, kilo kazanımını önlemek için günde 60 dakika fiziksel aktivite önerilmektedir. Ağırlık kaybını sağlamada, fiziksel aktivitenin katkısı çok tartışmalı bir konu olarak karşımıza çıksa da, fiziksel aktivitenin yağ dokusu ve abdominal obezite üzerindeki etkisi ile diyet süresince kas kütlesindeki kayıpları önlemedeki yararı önem kazanmaktadır.

2-Obezitede psikolojik destek

Psikiyatrik hastalıkların obeziteye eşlik etmesi obezite tedavisini olumsuz etkilemektedir. Birlikte bulunan psikiyatrik bozukluğun tedavisi, hastanın uyumunu arttıracak, komplikasyonları azaltacak, tedavi ekibinin yaklaşımlarını modifiye etmelerine olanak tanıyacaktır. Bu nedenle obez hastaya psikiyatrik yardım ve desteğin obezitenin tedavisine ve yaşam kalitesine olumlu katkıları olacağı akılda tutulmalıdır. Hastalar için daha yoğun terapiler seçilmesini etkileyen birçok faktör vardır. Bel kitle endeksi vücut şişmanlığını ölçmek için iyi bir değerlendirmedir. Fakat daha yoğun terapi gerekliliğini belirlemek için bunun genetik ve şişmanlığa bağlı hastalık varlığı gibi risk faktörleri göz önüne alınarak tekrar düzenlenmesi gerekir. Normal kilodakiler ve fazla kilolular arasındaki artmış riski göstermek için beden kitle indeksinin 27 ve üzerinde olması önemli bir değerdir. Bu değerin üstündekiler tedavi edilmelidir.

Günümüzde bilişsel davranışçı terapi ile kombine edilmiş obezite tedavi programlarının başarı oranları artmaktadır.

Obez kişinin zayıflamasında, psikolojik olarak kendini hazır hissetmesinin ve motivasyonunun sağlanması gerekir. Depresyon, anksiyete, uykusuzluk gibi bulgular programın başarısını engeller. Kişinin eğitilmesi, obezite risklerinin anlatılması, ailenin uyarılması gibi girişimler diyet ve egzersiz programının düzgün uygulanmasını sağlar.

3-Obezite ve davranış değişikliği tedavisi

Davranış değişikliği tedavisi günümüzde obezite tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda oldukça önem kazanan davranış değişikliği tedavisinin uygulandığı alanların başında obezite ve yeme davranışı bozukluğunun tedavisi gelmektedir. Obezite tedavisinde davranış değişikliği tedavisinin vazgeçilmez olma nedeni, bireylerin şişmanlığa yol açan hatalı alışkanlıklarından vazgeçmek ve onların yerine doğru davranışları kazanmak zorunda olmalarından kaynaklanmaktadır.

Obez hastalardan anamnez (tıbbi hikaye) alırken; hastaların rutin olarak ruhsal durumları, uyku düzeni, iştah durumu, hoşlandığı aktiviteleri ve yeme alışkanlıkları sorulmalıdır. Obez hastalar obezite tedavisine başlamadan önce depresyon, anksiyete yönünden değerlendirilip bunlara yönelik ilaçla tedaviye ya da psikoterapiye başlanmalıdır.

4-Obezitede ilaç tedavisi

Obezite tedavisinde ilaç tedavisi diğer tedavi şekillerinden sonra düşünülmelidir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanan kilo vermeye yönelik ilaçlar beden kitle indeksi 30 kg/m2 ve üzerinde olan hastaların tedavi programlarına hekim gözetiminde eklenebilir.

5-Obezitede cerrahi tedavi

Obezitede cerrahi girişimlerin genel olarak beden kitle indeksi 40 kg/m2’nin üzerindeki hastalara uygulanması önerilmektedir. Bu yöntemler arasında intestinal bypass, parsiyel biliopankreatik bypass, gastroplasti, ayarlanabilir silikon mide bandı takılması, laparoskopik gastrik bant uygulaması yine daha az invaziv olan ve endoskopik olarak uygulanan bir yöntem olarak gastrik balon uygulaması sayılabilir. Bu yöntemler ile midede olusturulan 30-60 ml kapasitesindeki bir bölüm ile gastrointestinal sistemin devamlılığı sağlanır ve erken doyma hissi nedeniyle gıda alımı kısıtlanır.

Obezite tanınması en kolay ve tedavisi en zor tıbbi durum olarak tanımlanmaktadır. İster farmakolojik, ister psikoterapik ya da davranış tedavileri olsun hemen bütün tedavi yöntemlerinde kilo kaybından sonra hastanın şiddetli stres altında tekrar eski yeme alışkanlığına döndüğü görülmüştür. Bu açıdan psikiyatrik tedavinin ve izlemin obezitenin kontrolünde önemi büyüktür.

Obezite tedavisi büyük bir yarıştır ve başarı oranı oldukça düşüktür. Obezite hem bağlantılı olduğu sağlık problemleri (Koroner arter hastalığı, hipertansiyon, tip2 diyabet, dejeneratif eklem hastalığı, safra kesesi hastalığı, kanser) ile hem de neden olduğu psikolojik sonuçlarla (bozulmuş yaşam kalitesi, beden imgesi aşağılaması, düşük özsaygı, tıkınırcasına yeme) önemli ve karmaşık bir sağlık sorunudur. (İ.A.Özger-ylt)