Numeroloji nedir?

(3 oy) 4/5 529
Yorum Yaz


Sevgili okuyucularımız sayılar – rakamlar hepimizin hayatında önemli bir yer tutar. Hepimiz bu rakamlara ayrı anlamlar yükleriz. Tarihsel olarak da böyle olmuştur. İşte bu yazımızda numeroloji ilminin nasıl ortaya çıktığını ve yapıldığını anlatmaya çalışacağız. Numeroloji nedir? yazımızı beğeninize sunuyoruz.

Numeroloji nasıl ortaya çıktı?

Her uygarlık sayıları gösteren kendi işaretlerine sahiptir. Sümerler çeşitli şekillerdeki kertikleri, İnkalar renkli düğümleri, Çinliler çeşitli çizgileri olan imleri ve abaküsü, Firavun uygarlığı resimleri, Girit ve Hitit krallıkları hiyeroglif sayısal gösterimini, Fenikeliler ve Romalılar ilkel sayı formlarını kullanmaktaydılar. Daha karışık matematik işlemleri için alfabenin harflerinin sayıları temsil ettiği sayma sisteminin pratik olduğu kanıtlanmıştı. Kökeni antik Yunan’a veya İbranilere dayandırılan alfabetik sayılama yönteminin kullanımı Arapçada da devam etmiştir. Arapçada aynı zamanda rakamları da gösteren harflerin Eski Sami dilleri esasınca dizilmesini izleyen Arap alfabesine ebced denilir.

Zaman ve mekân mücerret büyüklükte sayı ile ifade edilir ve sayı her ikisinin kutsallığında pay sahibidir. Sayı ideal bir zaman ve mekân ölçüsüdür. Zaman ve mekan için de tezahür eden şeyler kutsal sayı ile tespit edilir. Sayı bağlı bulunduğu nesneye tabiatüstü bir güç verir.

İnsanoğlu ilk zamanlardan beri sayılara karşı sevgi-nefret ilişkisi içinde yaklaşmıştır. Tarihsel araştırmalar toplumların çok eski zamanlardan beri sayı ile ilgilendiklerini tespit etmiştir. 1937 yılında Çekoslovakya’da yapılan kazıda bulunan bir kurt bacak kemiğinde iki sütun üzerinde 57 çizgi görüldü. Bu buluşla 20.000 yıl önce sayıların bilinip kullanıldığı açıklığa kavuştu. Ekonomik ihtiyaçlar karşısında sayılarla ilgilenildiği genel olarak kabullenilmektedir.

Babil’iler, gezegenlerin hareketlerini gözlemler, onların hareketlerini rakamsal olarak kaydeder ve bu kayıtlarla gökle ve astronomik olaylarla ilgili öngörülerde bulunurlardı. Eski Mısır din adamları sayıları Nil nehrinin hangi zamanlarda taşabileceğini öngörmek için kullanırlardı.

İlim adamları bir kaç yüzyıl önce sayılarla yaşanan dünyayı, yıldızları ölçmeye muvaffak olmuşlardır. Bugün dahi evrenin sırları kısmen olsun sayılarla çözülmektedir. Sayılar hakkında tarihçiler tarafından yapılan araştırmalar, ilginç bilgiler aktarmaktadır. Başlangıçta, insanlar parmaklarıyla saymaya çalışmışlardır ve bu nedenle on parmak kullanılmış ve sayılar onar onar gruplandırılmıştır. Mayalar, Aztekler, Keltler saymak için el ve ayak parmaklarını kullanmışlar ve on değil yirmi sayıyı gruplar halinde değerlendirmişlerdir. Sümerler ve Babiller ise 10 yerine 12 ve bilhassa 60 sayısına önem vermişlerdir.

Genelde bir sayısı, düz bir çizgi olarak belirtilmiş, iki için birinci çizginin yanına eşit bir çizgi daha eklenmiş, 3 ve 4 için ayni şekilde hareket edilmiş. 5 için farklı bir çizgi çizilmiş, 6 için beşi açıklayan çizgiden sonra bir için kullanılan çizgi eklenmiş, dokuza kadar ayni sistem tatbik edilmiş, 10 için farklı bir işaret benimsenmiştir. Ondan sonra yirmiye kadar bir ile 10 sayısı için benimsenen işaretler tekrarlanmış, 20 için 2 defa 10 işareti tekrarlanmış ve 50, 100, 500, 1000 için farklı işaretler kabul edilmiş olduğu görülmektedir. Yunanlılar ve İbraniler 5, 10, 50, 100, 500, 1000 sayılarını önemli birer sembol olarak değerlendirmişlerdir.

Diğer taraftan, tarihte ve günümüzde sayı spekülasyonlarına çokça rastlanmaktadır. Örnekleri Sümerlilerde ve Babillilerde de vardır. Anlayışa göre, Rahip Kral Gudea’ya vahiyde bulunan Tanrı sayıları biliyordu. Babil’deki sayı sembolleri ve mistiği diğer eski medeniyet merkezlerine (Hindistan, İran ,Yunanistan), Eski İsrail dinine, Eski ve Yeni Ahid’e ölçü olmuştur. Bilhassa Ortaçağ’da sayılar mistiği büyük önem kazanmıştır. Bunda Kabalanın büyük hissesi vardır. Başlangıçta bu semavi ihtişama nüfus etme olarak görüldüyse de sonradan tasavvuf! mistik sırlar bilgisi oldu. Bunun en önemli eseri 13. yy.’dan kalma Kabbalistlerin kanonu sayabileceğimiz Zohar (Pırıltı, Nur)’dır. Zohar, daha sonraki devirlerle büyü keramet vs. gibi sırlı bilgilere (Okultizme) kaynak teşkil etmiştir. Sayıların düzene soktukları nesnelerin özelliklerini etkilediğine Tanrı ile yaratılmış dünya arasında olduğuna inanılmıştır.

Numerolojide  (sayı sembolizminde)  bazı kurallar toplama ve çarpma

Numeroloji  ( sayı sembolizmi ) sayıların toplam veya çarpması önemli birer işlemdir, buna karşılık eksiltme veya bölme ile genelde ilgilenilmemektedir. Ancak bu kural da mutlak değildir. 11 sayısının, 12 eksi bir olarak da değerlendirildiği görülmektedir. 12 sayısı kemali ifade edip, 11 ile bu kemale tüm çalışmalara rağmen varılmadığı bu suretle belirtilmek istenmiştir.

Numerolojide  kesirlerin -1, -2 gibi eksi sayıların hiç bir zaman ilgi çekmediğini görmekteyiz. Ayrıca sıfırın sayı sembolizmimde yeri yoktur. Bu ilgisizliğin nedenleri üzerinde durulabilir. Atabek’e göre bu gibi matematiksel işlemler, sayılarla toplamların ilgilenmesinden bir hayli sonra gerçekleşmiş, kutsal 6 yaşantının dışında inkişaf etmiş ve bu nedenlerle de sembol olarak değerlendirilmemiş olması muhtemeldir. Genelde çarpma aynı sayının, bir veya iki veya üç kere kendi kendine çarpması ile gerçekleştirilir. Örnek olarak ikiyi alırsak 2×2 = 4 veya 2x2x2 = 8 veya 2x2x2x2 = 16 olarak değerlendirmelere gidildiği görü­lür. Eşit olmayan sayıların çarpımı, örneğin 2×7 = 14 gibi işlemlere nadiren rastlanılmaktadır. Bu konuda iki istisnaya işaret etmek gerekir: 3×2 = 6 ile 5×2 = 10 sayılar üzerinde özel bir şekilde durulduğunu da vurgulamak gerekir. Ancak genelde 6, 3 + 3 olarak, 10 sayısı da 5 + 5 olarak değerlendirilmiştir.

Bir sayının kendi kendine çarpımı ile genel olarak o sayının sembol değerinin kuvvetlendiği, kudretlendiği kabul edilir. 2, 4, 8 sayıların birbirine yakın anlam taşıdıkları görülmektedir. Genel olarak 4 ikiden daha kuvvetlidir, sekizin de dörtten daha vurgulayıcı olduğu benimsenir. Ancak burada da kati bir nizamın varlığı ileri sürülemez, bazen dördün ikiden kısmen farklı bir sembol olarak değerlendirildiği görülmektedir. Eşit olmayan iki sayının bir biriyle çarpımı ile her iki sayının sembolik değerlerinden faydalanmak istenilmiştir. Sayı sembolizminde toplama çok önemli bir işlemdir, ancak toplamanın iki farklı şekline işaret etmek gerekir. İlki matematiksel toplam diğeri ise mistik toplamıdır. Sayı Sembolizminde, matematiksel toplam önemli bir yere sahiptir. Bu konuda bir kaç örnek vermek gerekirse: 7 sayısı, 4+3 veya 5 + 2 veya 6+1 olarak mütalaa edildiği gibi, 2×2 + 3 olarak da değerlendirilmiştir. Ayrıca bu sayılar ile geometrik şekillerle bağlantı kurularak, kare üzerinde üçgen çizilerek 4 sayı kareye, 3 sayı da üçgene karşılık teşkil ettiği belirtilmiştir. Kare ile evrenin kast edildiği ve evrenin 4 öğeden, su toprak, hava, ateşten ibaret olduğu ve üçgenin de göğün karsağı olduğu ve iman, umut ve sevgiyi dile getirdiği açıklanmıştır.

Matematiksel toplam hakkında iki örnek daha vermekte yarar vardır: Dokuz sayısı etrafında birçok işlemler yapılmış ve bu sayının 3 + 3 + 3 olarak özel anlam taşıdığı açıklanmıştır. Ayni düşünce tarzı altında 17 sayısı 2x2x2x2 + 1 veya 4×4 + 1 olarak değerlendirildiği görülmektedir.

Sayı sembolizminde mistik toplam olarak adlandırılan özel bir toplama sistemi mevcuttur. Hangi sayı alınırsa alınsın, sayının yazılışı için kullanılan sayılar toplanır ve elde edilen sonuç sembol açısından değerlendirir, örneğin 324 sayısı, 3 + 2 + 4 = 9 olarak bir rakama varılır ve 324 sayısı 9 sayısı imiş gibi değerlendirilir. Sağlanan rakam 9 sayısının üstünde ise ikinci bir defa ayni sistem içinde hareket edilir, örneğin 3876 sayısı 3 + 8 + 7 + 6 = 24 olarak bir kere değerlendirilir, 24 sayısının da 2 + 4 = 6 olarak kıymet ifade ettiği kabul edilir.

Atabek’in “ Sayı Sembolizmine Genel Bakış” adlı kitabında, mistik toplamının iki özeliğine ayrıca işaret edilmektedir: İlk 3 sayı toplandığında 1+2 + 3 = 6 sayısı elde edilir. Bu ilk 3 sayıdan sonra gelen 3 sayı ile 4 + 5 + 6 = 15 sayısına varılır, 15 sayısının da 1 + 5 = 6 olduğu görülür. İlk altı sayıyı takip eden 3 sayının toplamı 7 + 8 + 9 = 24 ve 24 sayısının da 2 + 4 = 6 olduğu görülmektedir. Bu nevi işlemlerin tekrarı halinde her zaman 6 sayısı bulunmaktadır. Bu suretle 6 sayının özel bir anlam taşıdığı ve evrenin 6 günde yaratıldığına dair Tevrat’taki açıklama ile bağlantı kurulabileceği benimsenmektedir. İbrani Geometri Sembolizminde içice olarak çizilen iki üçgenin sayı değerinin 6 olduğu da ayrıca belirtilmekten geri kalınmamaktadır.

İkinci örnek de şudur: Genelde bir sayının olağanüstü bir değer taşıdığı kabullenilmektedir, bu nedenle bu sayı üzerinde her hangi bir işlem yapılmaktan veya bu sayının herhangi bir hesaba katılmasından çoğu zaman kaçınılır, ancak biri takip eden ilk 3 sayının toplamı 2+3 + 4 = 9’dur. Müteakip her 3 sayının toplamının olması ayrıca ilgiyi çekmiştir.

İbrani tefekküründe 6 sayısı üzerine durulmuş, Hıristiyan düşüncesinde 9 ile bilhassa ilgilenilmiştir. 9 sayısı sevgiyle bağlantılı olup, 1 sayısı Tanrı’yı sembolize ettiğinden, bu sayıyı takip eden her üç sayının toplamı ile dokuzun elde edilmesi, Tanrıya yaklaşmanın sevgi ile mümkün olabileceğinin benimsenmesini kolaylaştırmıştır.

Bütün yüksek sayılar ilk on sayıdan birine, 10 sayısı da 1 sayısına indirgenebilir. Dolayısıyla tanrıların isimlerinin numerik değerlerinin bulunmasıyla ortaya çıkan bütün çok haneli sayılar, ilk 10 sayıdan birine tekabül eden bir temele sahiptir. Bu sisteme göre sayılar birbirine eklenir. Örneğin 666 sayısı, 6+6+6, yani 18 bu da 1+8 yani 9 olur. Örneğin İncil’de Vahiyler Kitabında mühürlenmiş 144,000 insan kurtuluşa erecektir. Bu sayı 1+4+4+0+0+0 yani 9’dur. 9 sayısı bir anlamda kurtuluşa ermenin sembolü olarak değerlendirilmiştir.

Tek, Çift, Bölünen Bölünmeyen Sayılar

Sayı sembolizminde tek ve çift sayılar üzerinde özellikle durulmuştur. Tek sayılar 1, 3, 5 gibi genelde haçın dikey çizgisinin karşılığıdır, çift sayılar ise, haçın yapay çizgisini simgeler. Tek sayılar hareketi, çift sayılar ise sükûneti belirtir. Tek sayılar, yücelme sahasında gayreti, yükselmeyi, gökle bağlantı kurma azmini, açıklar, maden uygarlığı ile bağlantılıdır. Çift sayılar ise dünyevi varlıkları, ikili alemi, ahengi, harmoniyi, tarım uygarlığını ifade eder. Tek sayılar renk sembolizminde kırmızıdır, çift sayılar ise yeşil rengin karşılığıdır. Nitekim Pisagorcular yüksek tanrılara her zaman tek sayıda, tanrıçalara ve yeraltı ruhlarına ise çift sayıda sunuda bulunmuşlardır. Ayrıca tek sayıları eril, çift sayılara ise dişil sayı olarak adlandırmışlardır.

Sayı ile ilgilenenler bir sayısı hariç, hiç bir sayı ile bölünmeyen sayılar üzerinde durmuşlardır. Yapılan araştırmalara göre sayıların sonsuza kadar çoğalmasına rağmen, hiç bir sayı ile bölünmeyen sayıların varlığı tespit edilmiştir. İlk 50 sayı içinde hiçbir sayı ile bölünmeyen sayılan kaydedelim: 1, 3, 5, 7, 11, 13, 17, 19, 23, 29, 31, 37, 41, 47. Bölünmeyen sayıların yaşantımızı etkilediği ve tılsımlı oldukları birçok toplumda tekrarlanmıştır.(Hakan ferah-ylt)

loading...
loading...