Nazarın bilimsel açıklaması

(6 oy) 5/5 7643
1 Yorum


Sevgili okurlar hepimiz nazara inanıyoruz değil mi? Bu yazımızda burclar.net olarak sizlere Nazarın bilimsel açıklaması nedir? sorusunu cevaplamaya çalışıyoruz.

Nazar nedir?

Nazarın bilimsel açıklaması zor bir konu olmakla beraber, son yıllarda para psikoloji ile uğraşanlar nazarın bilimsel yönünü araştırmaya başlamışlardır. Adı değişse de her yerde aynı olan nazara batı literatüründe psikokinezi – telekinezi denilmiş ve iyi niyet ve yoğunlaşmaya göre alıcı ve verici uçlardan geçen bir ark olarak tanımlanmıştır.

Günümüzde nazara inanan halk kadar, bu konuda araştırma yapan bilim adamları da çeşitli düşünceler ileri sürmüşlerdir. Halk arasında nazarın nedeni sorulduğunda kıskanç, kötü niyetli kişilerin gözlerinin ya da sözlerinin kıskandıkları nesneye zarar vermesi diye açıklanmaktadır.

Kimi bilim adamları da bu olayı biyo enerji ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaya göre insanların gözlerinde morötesi ve kızılötesi ışınlar vardır ve bu ışınlar kızgınlık, hırs ve kıskançlık duygusuyla karşıdaki kişiye aktarılırsa o kişide ya da varlıkta tahribata neden olmaktadır. Çünkü bu enerji nedeniyle karşıdaki varlığın biyolojik dengesi bozulmaktadır. Bu nedenle bol ürün veren tarla yanmakta ya da ürün bozulmakta, doğal afet gelmekte, çok güzel bir eşya kırılmakta, güzel insanların başına çeşitli hastalıklar, bünyesi zayıfsa da ölüm gelmektedir. Bu olumsuz gücün renkli gözlü insanlarda daha fazla olduğuna inanılmaktadır.

Bugün Avrupa’da yapılan çalışmalarda, bunun psikokinezi olduğunu söyleyenler de vardır. Bu teze göre nazar, iyi niyet ve yoğunlaşmaya göre alıcı ile verici uçlardan geçen bir “ark” oluşturmaktadır.

Gıpta, övünme, imrenme gibi dostça duygular, hatta ebeveynlerin çocuklarına aşırı sevgisi nazarın küçük dozda uğratma nedenidir. Asıl uğursuz nazar ise haset duygusundan geçer. Nazar duygusunda bu hasedin dozajı çok önemlidir. Haset duygusu ne kadar şiddetli olursa, nazarın gücü de o kadar şiddetli olmaktadır. Rusya’da da nazar ile ilgili çalışmalar yapılmış ve günümüzde de çalışmalara devam edilmektedir. Burada yapılan çalışmalara göre gözlerin yaydığı bir elektromanyetik ışınlar vardır. Bu ışınların dalga boyu yaklaşık yüzde sekiz milimetredir. Yani radyo dalgalarıyla enfraruj (kızılötesi) dalgalar arasındadır. Bu yayılan elektromanyetik dalgalar canlı ya da cansız varlıklara zarar verebilmektedir. İşte bu ışınlar insan makinesinin düzeni olarak kabul edilen ‘Bioritim’i yani insanın biyolojik dengesini bozmakta ve insanlarda bitkinliğe, halsizliğe, hastalığa, hatta zayıf bünyeli insanlarda ölüme bile neden olduğu düşünülmektedir.

Bakışın elektromanyetik etkisini destekleyen bir örneği de Elmalılı Hamdi Yazır vermektedir.

“Kıskançlıklarından az daha Hz. Peygamber’i nazara uğratacaklar, aç ve kötü gözlerinin şerriyle ellerinden gelse onu helâk edeceklerdi. Demek ki, öfkenin bedende bir hükmü bulunduğu gibi, gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur çarpar, mıknatıslar ve manyetize eder. Kimi de aldığı teessürle hasedinden bir gayze düşer, türlü türlü suikasta ve hilelere kalkışır ki, maddi veya manevi hangisi olursa olsun hedefine vardığı zaman, isabet-i ayn değmesi veya nazar tabir olunur. Bunun hakkında uzun uzadıya sözler söylenmiş, inkâr edenler, ispat edenler olmuştur. Keyfiyeti ne olursa olsun isabet-i ayn vardır”.

Görüldüğü gibi Yazır’a göre de, nazarın temeli kıskançlıktır. Bu duygu o kadar etkilidir ki Hz. Muhammed’e bile zarar vereceğinden endişe edilmiştir.

Nazarın bilimsel tanımı

Gözdeki foto reseptörlerin kasılması sonucu açığa çıkan negatif ve pozitif göz akım dalga ışınımına nazar denir. Nazar’ın üç türlü ışınım etkisi vardır. Bu konu radyoloji ilmiyle bağdaştırılarak laboratuvarlarda ispatlanmıştır. Alfa (sarsıcı) Beta (kırıcı, yıkıcı) ve Gama (yakıcı) ışınları olarak, genel itibariyle halk arasında daha çok Alfa (sarsıcı)ışın etkileri daha yoğun olarak oluşmaktadır. Nazar değen insanda bilimsel olarak beynin orta bölümü olan (Mezensefelon) kısmında nöronlar (sinirler) harekete geçerek; göz küresini büyütür ve esneme başlar. İnsana nazar değdiği bilimsel olarak fizyolojik açıdan esneme ve göz küresinin büyümesinden anlaşılır. Nazar’ın oluşa gelmesi için nazarı vuran kişinin, nazara gelecek kişiye negatif ışın göndermesini bilinçsiz olarak gerçekleşmesi gerekir. Nazar kesinlikle bilinçli olarak gerçekleşemez. Nazar’ı bilinçli olarak gerçekleştiren insanlar, çok azdır. Bu olay parapsikoloji konusuna girer. Nazarı bilinçli olarak vuran insanların gözlerinden Gama(yakıcı)ışınlar akımı oluşur. Bu tür ışınlar röntgen çekimi bile gözleriyle yapabilecek seviyede X ışınlarını beynin hipotalamus kısımlarından boşalarak oluşturabilirler. Bu tür insanlar sayısı az olmakla birlikte çok tehlikelidirler. Gama ışınları ilk defa 14 yaşındaki bir Rus kızında bulunmuş ve ölçülmüştür. Bu insan gözleriyle karşısındaki insana radyolojik Gama ışını yollayarak röntgen çekimi bile yapabilmektedir. 1000 kişi üzerinde laboratuvarda yapılan çalışma sonucunda en çok nazara gelen göz renkleri arasında kahverengi ve yeşil gözlü insanlar bulunmuştur bu renk gözlüler daha çok nazara maruz kalırlar.

En etkili nazar ışınlarını oluşturan göz renkleri ise mavi ve sarı (Bal) göz renklerine sahip olan insanlar oluşturmaktadır.

Nazarın daha çok güzel insanlara, mala, mülk sahiplerine, halk arasında şöhret sahiplerine, işinde başarılı olan insanlara, değerli maddelere, yeni olan gelişmelere, yeni evlenen gençlere, yeni doğan şirin çocuklara, yeni alınan arabalara, yeni alınan eve, bağa bahçeye daha çok değer diye düşünülür. Çünkü insana çekim ve istem oluşturan tüm güzel olan oluşumlar göz önündedir, kıskanılır ve nazara maruz kalır.

Nazarın Fizyolojik Etkileri

Kişiler nazar değdiğini düşündükleri andan itibaren bazı hastalık belirtileri gösterebilmektedirler. Nazarın fizyolojik etkileri; baş dönmesi, ani mide bulantısı, ayak kayması, bulanık görme, refleks bozulmaları, gözlerin kızarması, göz küresinin büyümesi, sebepsiz esnemeler, sakarlıkların başlaması, çeşitli hastalıklar, bir yerden düşme, gözde kan birikimi, sivilceler, elde veya başka bir yerde siğiller çıkması, göz çıbanları, kaş dökülmesi, boğaz ve kulak kaşıntısı, saç dökülmesi, cinsel iktidarsızlık, sakal ve saç kıran, mide ağrısı, dudak kuruması, ayak-el ağrıması, bel ağrısı, burun kaşıntısı, kulak çınlaması, göz bulanıklığı, el-ayak kaşıntısı vb gibi fizyolojik bozukluklar nazar değdiğinde başlar.

Sonuçta nazarın belirtileri erişkinlerde şiddetli baş ağrıları, yaşamdan uzaklaşma, hemen her işte isteksizlik, ekonomik, teknolojik ve sosyal ilişkilerde uzun süreli başarısızlık, çocuklarda ise aşırı huysuzluk ve sürekli ağlama, olarak betimlenebilir.

Nazarın Psikolojik Etkileri

Nazarın psikolojik etkisi; rüyada sıçramalar, tik oluşması, el titremesi, göz dalması, yorgunluk hissi, uyku bozukluğu bazen de aşırı uyku isteği, dalma hastalığı, gülme hastalığı, ani bunalım dönemi, stres, konsantre ve motive eksikliği, sebepsiz huysuzlaşma, dil sürçmesi, düşüncede saçmalama, kalp çarpıntısı, kabuslar görme, sebepsiz göz yaşı, sebepsiz mutsuzluk-huzursuzluk hissi, kendinde ağırlık olduğu hissi, regl sancısının artması, rüyada nazar boncuğu görmesi, bitkinlik hissi vb gibi ruhsal etkiler oluşur.

Nazarın para psikolojik etkileri halk arasında şöyle betimlenmiştir; bereketsizleşme, işlerin rast gitmemesi, evde huzursuz olunması, kaderin bir parçası olan şansın kapanması, kısmetin kapanması, yaşanılan ortamı sevmeme, üzerinde aşırı derece bilinmeyen ağırlıklar oluşması, sevdiğinden nefret etme, evliliklerde sebepsiz kavgalar, boşanmalar, eşin huy değiştirmesi, kıskançlıkların başlaması, arkadaşlıkların bozulması, evlenememe, rüyalarda devamlı mavi renk veya nazar boncuğu görme, şiddetli geçimsizlik, büyülenme hissi vb gibi parapsikolojik etkiler oluştuğu söylenir.

Ayrıca nazarın daha çok altın, elmas, pırlanta ve gümüş gibi değerli takılara değdiği düşünülür.

Kadın nazarı erkek nazarından daha fazladır. Bu olay kadınların her ortamda güzel gözükmek hissinden ve kapris yapma gücünden oluşur. Kadınlar birbirlerine daha çok nazar vururlar. Erkek nazarı kadınlar üzerinde fazla etkili değildir. Erkekler genellikle kendi cinslerine daha çok nazar vururlar. (Figen Ertem-YLT)

loading...
loading...