Muharrem orucu nedir? Muharrem orucu ne zaman başlar?

(0 oy) 0/5 30
Yorum Yaz


Alevi vatandaşların en çok değer verdikleri oruç olan Muharrem orucu, insanların hayatlarında yabana atılamayacak bir yer edinmiştir. Bunun bir sonucu olarak kişiler, Muharrem ayı geldiğinde bu oruçla alakalı olarak belirli kaideler etrafında şekillenen yaşantının içerisinde kendilerini buluyorlar. Bu kurallar bazen bir yasak olabildiği gibi, bazen de bir etkinlik olabilmektedir. Burada belirleyici olan şey, toplumun bu konudaki yaklaşımlarıdır.

Muharrem Orucu niçin tutulur?

Alevîler, Hz. Hüseyin ve Hz. Peygamber soyunun Kerbela’da susuz şehit edilmelerini, hep yüreklerinde yaşatmışlardır. Yüreklerdeki bu yaşantıyı dışa vurmak ve Muharrem ayında meydana gelen bu katliamda şehit olanlara saygılarını sunmak için Muharrem orucunu tutmuşlardır.

Muharrem Orucu ne zaman ve kaç gün tutulur?

Muharrem orucu hakkında belirtilmesi gereken en önemli şey; bu orucun istisnasız bütün dedeler tarafından kabul ediliyor olmasıdır. Burada ihtilaf olansa, bu orucun kaç gün tutulması gerektiği meselesidir. Ancak ağırlıklı görüş, bu günlerin on iki olduğu yönündedir. Alevi-Bektaşiler, Hz. Hüseyin’in şehadeti anısına Muharrem ayının birinden on ikisine kadar oruç tutarlar. Bu süre zarfında akşam oruçlarını açtıklarında sıvı olan hiçbir şeyi içmezler. Yalnız Muharrem orucuna başlamadan önce üç günlük “Masum-u Pak” orucu tutulur. Bu oruç, Kufe’de şehid olan Müslüm b. Akil ile Kerbela’da şehid düşen Müslim’in çocukları İbrahim ve Muhammed içindir. Bu üç günlük Masum-u Pak ve on iki günlük Muharrem orucu -ki toplamda on beş gün oruç tutulmuş olunur- sonrasında, Muharrem ayının on ikinci günü kurbanlar kesilir, Aşure yemeği dağıtılır ve aynı gün cem yapılır. Muharrem’de tutulan bu orucun anlamı ise, nefsi arındırmaktır. Bu ayın onuncu günü olan aşure günü de, Alevîlerin dini inanç günüdür ve en büyük törenler, en büyük bayramlar bu günde yapılır.

Muharrem Orucu’na ilişkin ritüeller

Muharrem ayında tutulan matem orucuna Tahtacılar, “Oğundurma Orucu” demektedirler ve bu oruç bittikten sonra da Aşure yemeği pişirilmektedir. Ancak bu oruç tutulması sırasında ilginç olaylar da olmaktadır. Mesela oruç tutanlar, birbirlerine rastladıklarında selam yerine “Yuh münkire” ve karşılığında da “Lanet Yezid’e” derler. Bektaşiler ise birbirlerine rastlayınca veya birbirlerini ziyarete gidince: “Ya İmâm” derler. Karşısındaki de “Ya Hüseyin” diye karşılık verir. Bir başka ilginç nokta da, oruç tutanların bu günlerde birbirlerine mektup yazmamalarıdır.

Muharrem ayının 12. günü

Aleviler için Muharrem ayının on ikinci günü, Zeyne’l-Âbîdîn’in sağ kurtulduğu gün olmasından dolayı, sevinçle karşılanan bir gündür. Kimi Alevîler, Aşure yemeğini ayın on birinci günü pişirir, on ikinci günü de tuttukları oruçlarını bu pişirdikleri Aşure yemeği ile açar. Matem kurbanı ise on ikinci gün kesilir. Bu on ikinci günde, sadece yarım oruç tutulur. Zenginler koyun keserken, zenginlerin dışındakiler birer horoz kesmekle yetinirler. Ancak her şeye rağmen kesilen genellikle bir horoz olur. Kesilen bu kurbana “lokma” ismi verilir. Bu kurbanın etini herkes yiyebilir. Yedikten sonra; “Allah kabul eylesin” denir. Bu söze; “Yüzün ak olsun” cevabı verilir

Muharrem Orucunda su içmeme

Muharrem ayında oruç tutulması sırasında en dikkat edilen şeylerden olan su orucu, diğer bir değimle su içmeme durumu, bütün Bektaşi ve Aleviler tarafından Muharrem ayının birinci gününden onuncu günü öğle vaktine kadar şiddetle uygulanır. Hatta on gün devamlı olarak, gece-gündüz bir damla bile su içilmez. Yani su orucu tutulur. Ancak bu oruç müddetinde çorba, çay gibi sulu gıdalar alınabilir. Burada ifade edilmesi gereken bir başka şey de, kimi yerlerde (özellikle Bektaşilerde) oruç bozulurken, suyun içine Hz. Hüseyin’in şehit edildiği yerin toprağından, diğer bir değimle Kerbela toprağından katılmasıdır.

Muharrem ayının onuncu günü öğleyin oruç (su orucu) biterse de matem on ikinci günü sabahına kadar sürer. Ancak Muharrem orucunu, sadece su için değil de tam oruç olarak tutanlar da vardır. Ayrıca bu orucu, on ikinci veya on yedinci gecesine kadar tutanlar da vardır. On iki gün tutanlar, on ikinci günü akşamı kurbanı tığlar ve bundan sonra da Aynü’l-cem’ler başlar. Bu cemlerde talibler varsa nasib verilir. Bilinmesi gereken, bu gecede nasib almanın daha makbul sayılmasıdır.

Muharrem’in onuncu günü sabahı ise “Tercüman” (Gülbank) okunur:

“Selam sana ey Hüseyin… Selam sana ey Tanrı elçisinin oğlu… Selam sana ey Tanrı tarafından beğenilip seçilmiş Ali’nin oğlu. Selam sana büyük Hatice’nin oğlu. Selam sana Fâtıma Zehrâ’nın oğlu. Selam sana ey güzel huylu Hasan’ın kardeşi. Hüseyin’in yakınlarına Tanrı’dan rahmet olsun. Hüseyin’in soyuna ve kendisine uyanlara Tanrı’dan rahmet olsun. Allah Yezid’e, onun kavmine ve kendisine uyanlara lânet etsin. O zamandan bu zamana lânet olsun. Zamanın tâ sonuna kadar lânet olsun. Ubeydullah’a lânet. İbn-i Mülcem’e lânet. Sa’d ve Şemîr’e lânet. Ebû Sufyân ve Mervân soyuna-sopuna kıyamete kadar lânet. Zülmedenlerin kavmine Tanrı lânet etsin. İnananların kavmine Tanrı rahmet etsin. Ey İmâm Hüseyin. Allah eyvallah. Muhammed ve Ali’nin hakkı için bunu kabul et Tanrı’m. Hû Dost.”

Muharrem Orucu’nun Önemi

Burada şunu söylemek gerekmektedir ki, çok fazla değer verilen Muharrem ayı için doğal olarak da birçok nefes yazılmıştır. Bu nefeslerde ise, birçok konu işlenmiştir. Mesela bu nefeslerden birinde; bu orucu tutanın mü’min, tutmayanın ise Yezid olduğu ve tutulan her bir gün için orucu tutan kişinin nimetlerinin arttığı, on iki günün tamamını tutanın ise kendisine sorgu-sualin sorulmayacağı, ona Cennet kapısının açılacağı yazmaktadır.

Muharrem ayının girmesi ile Alevi ve Bektaşi topluluklarında görülen Muharrem orucunun tutulması, uzun yıllardan beri yaşatılan ve büyük bir hassasiyetle devam ettirilen bir uygulamadır.