Milas Gezi Rehberi – Milas’ta Gezilecek Yerler

(0 oy) 0/5 34
Yorum Yaz


Muğla’nın tarihi ve kültürel açıdan belki de en önemli şehri Milas. Deniz turizmi ile öne çıkan Muğla’da belki de denizin ikinci planda kaldığı bunun dışında yer alan tarihi ve doğal güzelliklerin öne geçtiği bir yer Milas. Milas gezi rehberi adlı yazımızda, Milas’ta görülmesi gereken yerleri sizler için hazırladık.

Uyku Vadisi

Uyku Vadisi ve Gökçeler Mağarası, Milas turizmi için oldukça önem taşıyan ve en çok dikkat çeken doğal turistik çekicilikler arasında bulunmaktadır. Buraya “Uyku Vadisi” denilmesinin nedeni, vadide gezerken çiçek kokularının uykuyu getirmesidir. Bir rivayete göre ise, geçmişte askerlerden kaçan hırsızlar, bu vadiye gelince vadinin temiz havasından dolayı uykuya dalarlar. Daha sonra buraya gelen askerler bu hırsızları kıskıvrak yakalarlar. O zamandan sonra Karadeniz Bölgesi’nden gelen bir kişi, bu hikâyeden esinlenerek buraya “Uyku Vadisi” adını vermiştir.

Gökçeler (İncirli) Mağarası

Gökçeler Mağarası’nın toplam uzunluğu 345 m’dir. Mağaranın yüksekliği 2 ila 20 m’dir. Mağara, karstik oluşumlar bakımından son derece zengindir. Çeşitli galerilerden oluşan mağaranın bir galerisinde yarasalar, koloni halinde yaşamaktadır. Kuvvetli ışıkla mağaraya girilmemesi hayvanları ürkütmemek açısından son derece önemlidir. Mağaranın 7 m’lik inişle girilen ikinci bölümüne ip olmadan inilmesi sakıncalıdır. Bunun dışındaki kısma, yarasalar galerisine girmemek kaydıyla girişte herhangi bir zorluk bulunmamaktadır.

Tuzla Sulak Alanı

Tuzla (Boğaziçi) sulak alanı (lagünü), özellikle doğasever ve kuşlara meraklı ziyaretçileri çeken bir sulak alandır. Burası, kış mevsiminde göçmen kuşların barınma ve beslenme yeridir ve çevresi ılgın, zeytin ve çamlarla çevrilidir. En çok rastlanan kuş türlerinin başında pelikanlar gelmekte, bunun yanı sıra boz ördek, yeşilbaş, sakarca, macar ördeği, sakarmeke, balıkçıl, kaz, flamingo, su tavuğu, bataklık kırlangıcı gibi kuşlar da bulunmaktadır

Bafa Gölü Tabiat Parkı

Milas’taki en önemli sulak alanlardan birisi Bafa Gölü’dür. Eskiden Ege Denizi’nin bir körfezi olan Latmos Körfezi’nin, Büyük Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlarla kaplanması ve yaklaşık 300 km2’lik körfezin dolması sonucunda bugünkü Bafa Gölü meydana gelmiştir. Göl üzerinde antik kalıntıların bulunduğu 5 ada vardır. Ekolojik yönden bol gıdalı özellik arz eden gölün, güneybatı kesimlerinde saz toplulukları, kuzeybatı ucunda sazlarla birlikte ılgın, söğüt ve kındıra toplulukları bulunmaktadır.

Bafa Gölü, flora (özellikle su bitkileri) ve fauna yönünden oldukça zengindir. Toplamda 261 kuş türü, bunun yanı sıra 325 bitki, 22 sürüngen ve 19 memeli türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bafa Gölü’nün sığ bir göl olması nedeniyle birçok su kuşu için beslenme ve barınma yeridir. Bunlardan en önemlileri; akkuyruklu kartal, kaşıkçı kuşu, sulak alanların simgesi sayılan ve kolayca tanınabilen tepeli pelikan, sayıları on binlerle ifade edilen, özellikle eylül ve mayıs aylarında gölün kuzey kıyılarında ve Serçin gölü de denilen bölgesinde beslenmek amacıyla gelen flamingolar olarak ifade edilebilir. Ayrıca Bafa Gölü, göçmen kuşların göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle yılın belli dönemlerinde tür ve sayı bakımından daha da zenginleşmektedir.

Sırtlandağ Halep Çamı Tabiatı Koruma Alanı

Didim-Milas kıyı kuşağı, Halep çamının (Pinus helepensis), Türkiye’deki iki doğal yayılış alanlarından birini teşkil eden nadir bir ekosisteme ev sahipliği yapmaktadır. Ülkemizde az rastlanır bir tür olan Halep çamının nadir bir orman ekosistemi oluşu, zengin bir yaban hayatı potansiyeline sahip bulunuşu temel özelliklerini oluşturmaktadır. Türkiye’deki toplam alanın % 95’i Milas ve Gökova’dadır.

Beypınarı Orman İçi Dinlenme Yeri

Milas Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait piknik alanı, Muğla-Milas karayolu üzerinde ve Milas’tan 20 km uzaklıkta bulunmaktadır. Piknik alanı, Beypınarı restoranlarıyla karşı karşıyadır. Buradaki restoranlar, bir vadinin kenarında, ağaçlık bir alanın içinde sıralanmışlardır.

Beçin Dedesi Piknik Alanı

Halk arasında Beçin Dedesi olarak nitelenen yer, Ahmet Gazi Türbesi’nin olduğu mekândır. Beçin kalesi alanı içinde yer alan Ahmet Gazi Medresesi ve Türbesi’nin yanında bulunan küçük alan, piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Burada insanlar, adaklarını yerine getirmekte, aşure ayında saz ve söz eşliğinde “Aşure Günü” kutlanmakta ve aynı zamanda mevlitli toplantılar da yapılmaktadır. Alanda büyük bir çınar ağacı ve alanın ortasında yaz-kış akan küçük hacimli bir kaynak suyu bulunmaktadır.

Mylasa (Milas)

Milas, kökleri Antik döneme kadar uzanan ve yerleşimin aralıksız devam ettiği, günümüze kadar pek çok uygarlığın yaşamış olduğu, iki farklı uygarlığa başkentlik yapmış, tarih ve kültür bakımından son derece zengin bir yerdir. Sırasıyla Karya, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu, Menteşeoğulları ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra Karya uygarlığına ve Menteşe Beyliği’ne başkentlik yapmıştır. Milas’ın en az 3500 yıllık bir tarihi geçmişi vardır. Şehrin ismi 3500 yıldan bu yana hiç değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Mylasa (Milas) kentinin kurucusu, Byzantionlu (İstanbullu) Stephanos’un anlattığı hikâyeye göre, Mylassos‘tur. Milas’ın antik ismi “Mylasa” idi. Kent, ismini de buradan almıştır. Kentte M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısından itibaren iskan edilmektedir. Tarihçi Strabon’a göre Mylasa, iç Karya’nın Alabanda ve Stratonikiea ile birlikte en önemli üç kentinden biriydi

Gümüşkesen Anıtı

Milas turizminin simge yapıtlarından olan, Milas’ın güneybatısında Sodra dağı eteğindeki Yahudi mezarlığının hemen yanında yer alan bu anıt, ilk çağlardan günümüze kadar tüm elemanlarıyla birlikte ayakta kalabilen tek anıttır.

Menandros Onur Sütunu (Uzun Yuva) ve Podyumu

Zeus Karios Tapınağı’nın kalıntıları olarak gösterilen Hisarbaşı Mahallesi’ndeki Uzun Yuva’nın (buradaki sütunun tepesine leylek yuva yaptığından halk bu ismi takmıştır) bu tapınakla bir ilgisinin olup olmadığına, buradaki sütunun üzerinde, kazınmadan önce batılı seyyah araştırmacılar tarafından okunan şu yazıt açıklık getirmektedir. “Mylasa”nın halkı, Uliades’in oğlu Euthydemos’un torunu olan memleketin hayırseveri ve hayırseverlerin evladı olarak tanınmış Menandros’u heykel olarak dikti.” Bu yazıta göre bu sütun kente büyük yararları dokunan Menandros için dikilmişti ve herhangi bir tapınakla da ilgisi yoktu.

Baltalı Kapı

Bugünkü Milas şehri, eski şehrin tam üzerine kurulmuş olduğundan bu yapıların hemen hepsi tahribe uğramıştır. Surlardan hiçbir iz kalmamış olmakla birlikte, güneye açılan kemerli güzel bir mermer kapı hala ayakta durmaktadır.

Berber İni Kaya Mezarı

Bu mezar, Milas kent merkezinde, Bodrum yolu üzerinde şehir mezarlığının güneybatısında bulunan tepedeki kayalıktadır. Buraya halk arasında “Berber İni” ya da “Berber Yatağı” denilmektedir. Mezar girişinin üst yüzeyi anthis planlı bir dor tapınağı cephesi şeklinde oyulmuştur. Mezar odasına merdivensiz girmek mümkündür. Üst düzey bir yöneticiye veya önemli bir aileye ait bir mezar olması ihtimali kuvvetlidir.

Su Kemerleri

Milas’ın tam doğusundaki ovada kente su getiren ve yer yer iyi korunan su kemerlerini 2,5 km boyunca görmek mümkündür. Su yolu başlangıcı kanal biçiminde  iken, arazi yapısının gerektirdiği yerlerde duvar üzerine oturtulmuş, bir yerde de bir tepeye (Karanlı tepe) oyulmuştur. Kemerler batıya doğru kente yaklaştıkça iki katlı kemerli bir konstrüksiyon gösterir. M.S. 2. yüzyıla tarihlenen kemerlerin duvar örgüsünde bolca devşirme malzemenin kullanıldığı görülmektedir.

Milas arastası

Milas Arastası, eskiden 15 hektarlık bir alanı kapsamakta iken, günümüzde Hisarbaşı Mahallesi’nde, belediyenin önü ve Çöllüoğlu Hanı’nın bulunduğu alanı içermekte ve yüzölçümü yaklaşık 2,5 hektardır. Bölge, kentsel sit ve 1. derece arkeolojik sit bölgesidir. Arastadaki dükkânlar tek ve iki katlı, çatıları kiremittir. Aynı işi yapan dükkânlar bir araya toplanmıştır. Arastadaki yapılar, geleneksel Türk mimarisinin özelliklerini taşırlar. Arasta, konum olarak dikdörtgen şeklindedir ve dükkânlar karşılıklı olarak sıralanmışlardır.

Ulu Cami (Ahmet Gazi Cami)

Ahmet Gazi tarafından 1378 yılında yaptırılmıştır. Milas’ın Hoca Bedrettin Mahallesi’ndedir. Milas’ın en büyük camisidir. Yan duvarları payandalarla desteklenmiştir. Cami inşaatında devşirme malzeme kullanılmamış, taş-tuğla karışımı kullanılmıştır. Duvarların dışı sıvasız bırakılmıştır. Cami, kıble duvarına dikey paye sırası ile üç sahına ayrılmıştır. Sağ ve orta sahın beşik, sol sahın ise çapraz tonozla örtülüdür. Sol sahın tonozları, kemerler vasıtasıyla doğrudan doğruya duvarlara isnat ettiği halde sağ sahını örtenler kısa destekler üzerine oturur. Orta sahında mihrabın önünde dışı kurşunla kaplı bir kubbe vardır. Tonozlarla kubbeyi birleştirmesi bakımından bu cami, ulu camiler arasında düz bir çatıdan tonoza, tonozdan kubbeye geçişin temsil edildiği iyi bir örnektir.

Belen Cami

Milas’ın Hisarbaşı tepesinde bulunan bu cami, planı bakımından tamamıyla Ulu Cami’ye benzer. İçi üçerli iki sıra sütunla üç sahna ayrılmıştır. Cümle kapısı kısa tarafta olup, batıda daha küçük bir yan kapısı vardır. Son cemaat yeri burada da mevcut değildir. Sütunlar antik yapıdan alınmıştır. Mihver tarafındaki iki sütunun başlığı Korinth nizamındadır. Tavan ahşaptır. Duvarlar, içine tuğla karıştırılmış taştan yapılıp dışı sıvasız bırakılmıştır. Hoca Mukbil isminde bir kimse tarafından eski bir kiliseden camiye çevrildiği söylenen bu camiyi, Evliya Çelebi “tarzı kadim” olarak vasıflandırmıştır. Batı tarafında bir kaide üzerinde yükselen minaresi ise 1811 yılında aynı aileden Abdulfettahoğlu Ömer Ağa tarafından yaptırılmıştır. Mehmet Sait Ağa, bu caminin yanına bir medrese de yaptırmış ise de bugüne kadar hiçbir iz kalmamıştır.

Çöllüoğlu Hanı

Abdülaziz Ağa tarafından 1719- 1720 yıllarında yaptırılan han, Milas belediye binasıyla Belen Camiin yanında ve Milas Arastası ile iç içedir. Çöllüoğlu Hanı, kentin merkezinde, çevreye hâkim bir noktada ve eski mimari dokunun bozulmadan korunduğu bir ortam içinde yer almaktadır.

Milas Gezi – Beçin Ören Yeri

Beçin ören yeri, Milas şehir merkezinin 5 km güneyinde Beçin beldesindedir. Ören yeri, Milas ovasına hâkim bir plato üzerindedir. 2007 yılında Milas Müzesi tarafından yapılan kurtarma kazısında ele geçen buluntular, kentin tarihinin Tunç çağına kadar uzandığını göstermektedir. Geometrik ve arkaik dönemde de önemli bir yerleşim yeri olduğu düşünülen Beçin, Klasik dönemde Mylasa’nın yükselmesiyle geri planda kalmıştır.(İbrahim Sezer-Dok.Tez.)