Migren nedir? Nedenleri, Belirtileri

(5 oy) 5/5 301
Yorum Yaz


Migren nedir? Nedenleri, Belirtileri nelerdir? ve Nasıl tedavi edilir?  Pek çoğumuzun başının belası olan ve zaman zaman bizlere hayatı zindan eden migrenin belirtileri ve etkilerini iyi anlamak ve buna göre tedaviler yapmak gerekir.

1-Migrenin Tarihçesi

Baş ağrısı sınıflamasına göre birincil baş ağrılarının başında yer alan migren; tarih boyunca bilinen en eski hastalıklardan biridir. Migren terimi Yunanca ‘hemicrania’ kelimesinden kaynaklanmaktadır. Bu terim ilk kez Galen (M.S. 2.yy) tarafından kullanılmış, Latince’de ‘hemigranea’ ve ‘migranea’ kelimeleri ile ifade edilmiş ve son olarak Fransızca ‘migraine’ kelimesi kullanılmıştır. Bu dönemdeki yazılar migrenden nevralji ve zonklayıcı baş ağrısı olarak bahsetmiştir. Migrenin diğer sık görülen baş ağrılarından ayrımı ilk olarak 1783 yılında Tisso tarafından yapılmış ve migren supraorbital nevralji olarak isimlendirilmiştir.

Eski Mısırlılar tarafından nevralji ve zonklayıcı baş ağrısı olarak bahsedilen migren Dowson  tarafından ‘bireyin yaşamında yıllar boyunca epizotik (nöbetler halinde)  bir şekilde ortaya çıkan, tekrarlayıcı baş ağrısı ataklarının sık görülen ve ağrı verici bir durumu’ olarak tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise yakın zamanda yayınladığı bildirisinde, migreni bireyi çaresiz bırakıcı kronik durumlardan biri olarak tanımlamıştır.

2-Dünyada Migren

Migren, genelde çocukluk yaşlarında başlayan bir hastalık olup 50 yaşın üzerinde başlaması ise ender olan bir hastalıktır. Dünya’da yaklaşık migren görülme sıklığı % 10—15 olarak bildirilmiştir. Dünya’da migren ile ilgili prevelans (yaygınlık) çalışmaları ilk olarak Avrupa ile Amerika’da yapılmış, ayrıca bazı Asya ve Afrika ülkelerinde de yürütülmüştür. Asya ve Afrika toplumlarında migren yaygınlığı batı toplumlarına kıyasla daha düşük bulunmuştur (Hong Kong’da %1,5, Suudi Arabistan ve Etiyopya’da %3 ) Ancak Japonya ve Malezya’da da batı ülkelerinin prevelans değerlerine yakın rakamlara ulaşılmıştır (Japonya %8, Malezya %9).

Dünya’da 9 bireyden 1’inde migren görüldüğü saptanmıştır. ABD’de yapılan çalışmalarda ise; her 10 kadından 6’sının ve her 10 erkekten 7’sinin migren hastası olduğu belirtilmiştir.

Migrenin yaygınlığı ırklara göre değişim gösterebilmektedir. Örneğin beyaz Amerikalılarda migrenin yaygınlığı % 20,4 iken Afrika kökenli Amerikalılarda % 16,2 ve Asya kökenli Amerikalılarda % 9,2 olarak bulunmuştur. Genellikle sosyo-ekonomik düzeyi gelişmiş ülkelerde görülen migrenin, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ülkelerde de büyük bir halk sağlığı sorunu oluşturmaya başladığı saptanmıştır.

3-Ülkemizde Migren

Ülkemizde ise yapılan Türk Baş Ağrısı Epidemiyolojisi çalışması verilerine göre, 15-55 yaş grubunda migren sıklığı %16,4 olarak bildirilmiştir. Bölgesel olarak bakıldığında ise; Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yaygınlık %11,4-14,7 arasında değişmekte, buna karşılık Ege, Akdeniz ve Doğu- Güneydoğu Anadolu’da bu değer artmakta ve yaygınlık %20,6-24,0 gibi değerlere ulaşmaktadır.

4-Cinsiyet ve Yaşa Göre Migren

Migren yaygınlığı kronolojik ve hormonal faktörlerden etkilenmektedir. Büyük oranda cinsiyete (ve yaşa) bağlı olan migren tüm Dünya’da yaklaşık olarak erkeklerin % 6’sı, kadınların ise % 15’inde görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde yapılan prevelans çalışmaları bu tür baş ağrısının erişkin kadınlarda % 12-24, erkeklerde ise %5—12 oranlarında görüldüğünü göstermektedir. Kanada’da 1998-99 yılları arasında yapılan bir prevelans çalışmasında migren görülme sıklığının 25-39 yaşlarında arttığı ve bu oranın kadınlarda % 15,5, erkeklerde % 4 olduğu belirtilmiştir. ABD’de yapılan bir çalışmada ise migrenin 25 ile 55 yaşları arasında pik yaptığı belirtilmiştir.

5-Kişilik ve Migren İlişkisi

2003 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre; belirli kişilik özelliği gösterenlerde migrene yatkınlık olduğu tartışılmaktadır. Baş ağrısı araştırmalarının öncülerinden olan Wolff, migreni olan bireylerde katı, hırslı, mükemmeliyetçi kişilik tipi ve güçlü obsesyonel özellikler tanımlamış,  Knopf migreni olanların kişilik özelliklerini ‘hırslı, çekingen, duygularını açığa vurmayan ve çökkün’ olarak belirtmiştir. Friedman ise bütün migren hastalarını tanımlayan bir kişilik tipi olmadığını ve migrenlilerin kişilik belirtilerinin son derece değişken olduğunu savunmuştur.

6-Migren tanısı nasıl koyulur

Migren tanısı, değişken şiddet, süre sıklıkta tekrarlayıcı, zonklayıcı karakterde baş ağrısı nöbetlerine eşlik eden diğer bulguların (bulantı, kusma vb.) varlığı ile konur. Bu amaçla Uluslararası Baş Ağrısı Komitesi (IHS) tarafından 1988’de oluşturulan kriterler kullanılmaktadır.

Bu kriterler:

1- Baş ağrıları birkaç saatle birkaç gün sürer

2- Baş ağrılarında aşağıdaki özelliklerden en az ikisi vardır:

  • Orta şiddette veya çok şiddetlidir.
  • Fiziksel aktiviteyle kötüleşir.
  • Tek taraflıdır.
  • Zonklayıcı ağrı vardır.

3-Baş ağrıları aşağıdaki özelliklerin en azından biriyle ilişkilidir:

  • Bulantı veya kusma
  • Gürültü ve ışıktan hoşlanmama

4-Hasta öyküsü veya fizik muayenede başka bir baş ağrısı nedeni saptanamaz.

7-Migren Ağrısı

Migren ağrısı, sıklıkla başın % 75 bir tarafına lokalize ve zonklayıcı nitelikte, aktivitelerle şiddetlenen, orta şiddette ya da daha şiddetli ağrı tipidir.  Migrenli bireylerin 3/4′ ünde ağrının göz, alın ve şakakta, 1/4′ ünde ise boyun ve ensede başladığı belirtilmiştir. Zonklayıcı baş ağrısı migrenli bireylerin % 80’ inde ve özellikle başlangıçta olurken daha sonra kesintisiz ve künt ağrıya dönüşür. Nöbet boyunca ağrı zonklayıcı nitelikte devam etmez ancak migren ağrısı sürerken fiziksel aktivite sürdürülüyorsa zonklayıcı nitelik devam eder. Bazı nörologlar migren ağrısının niteliklerini vurgularken zonklayıcının dışında ‘çekiçle vurulur gibi’, ‘vurucu-itici’, ‘batıcı’, ‘oyucu’, ‘yırtıcı-koparıcı’ ve ‘gerilme duygusu’ şeklindeki nitelikleri de belirtmişlerdir.

Özgün bir migren atağı yalnızca baş ağrısı ile sınırlı değildir. Klasik bir migren atağı başlıca 4 evrede gerçekleşir:

  • Öncü evre
  • Aura evresi
  • Baş ağrısı evresi
  • Ağrı sonrası evre
  • Öncü (prodrom) Evre: Baş ağrısından saatler hatta bazen günler öncesinden başlayabilir. Belirtilerinden hipotalamusun sorumlu olduğu düşünülür. Bu evre migrenlilerin yarısından fazlasında görülür. Bu dönemin başlangıcı hasta tarafından net bir şekilde hatırlanmaz ancak iştah değişikliği (acıkma, susama, canı bir şey istememe vb.), duygu durum değişikliği (huzursuzluk, depresyon, öfori vb.), bilişsel bozukluk belirtileri (unutkanlık, beceriksizlik vb.) ortaya çıkabilir.
  • Aura Evresi: Migrenlilerin % 25-30 kadarında, auralı migren atakları bulunmaktadır. Auralı migren atakları migrenlilerin % 10 kadarında görülür. Bu evre sıklıkla baş ağrısından önce başlar ve hastalar öncü evreye göre daha açık bir şekilde ifade edebilir. Aura evresi 4 dakikadan uzun ve 60 dakikadan daha kısa süren bu evreyi takiben hemen veya en çok 60 dakika içinde baş ağrısı başlar. Ender olarak baş ağrısıyla birlikte de başlayabilir ve yine seyrek olarak aura evresi 60 dakikadan uzun sürebilir. Aurayı bazen baş ağrısı takip etmeyebilir. Aura bulguları çoğunlukla görsel bulgulardır. Görsel aura bulguları; yarı alanı görememe (hemianopi), yarı alanda (bazen tüm görme alanında) parlak ışıklar veya karanlık noktalar görme, zigzag çizgiler görme şeklindedir. Nadir olarak aura bulguları duysal (hemihipoestezi veya parestezi), motor (hemiparezi veya pleji), afazi, oftalmopleji, beyin sapı disfonksiyonu (baziler semptomlar: çift görme, bulantı, kusma, baş dönmesi, motor ve duysal kusurlar, dizartri gibi bulguların tümü veya birkaçı) şeklinde olabilir.
  • Baş ağrısı Evresi: Baş ağrısının şekli, süresi, şiddeti ve eşlik eden bulguları hastadan hastaya veya ataktan atağa değişebilir. Bununla birlikte çoğunlukla ağrı başlangıçta tek yanlı olup ilerleyen saatlerde diğer yana da yayılabilir ya da aynı yanda devam edebilir. % 30 hastada ise başlangıçtan itibaren iki yanlı başlar. Ağrı zonklayıcı özellikte olup şakak ve göze yayılım gösterir. Ağrı çoğu zaman ensede de hissedilir, çoğunlukla orta ve ileri derecededir. Hafif ağrılar seyrek görülür. Migren ağrısı tipik olarak günlük bedensel hareketlerle (merdiven çıkmak v.b.) artış gösterir. Ağrı sırasında çoğunlukla ışığa duyarlılık (fotofobi) ve sese duyarlılık (fonofobi) vardır. Ağrılı kişi loş ve sessiz bir ortam arayışındadır. Sıklıkla kokuya artmış duyarlılık (osmofobi) bulunur. Genellikle ağrı başladıktan bir süre sonra bulantı  hissi olur ve bazen kusma da gerçekleşir. Ağrı çoğunlukla 4 saatten uzun sürer ve ilaç kullanılmasa dahi genellikle 72 saat içinde sonlanır. 4 saatten kısa süren ya da 72 saatten uzun süren ağrı atakları olan migren hastaları da vardır ama bunlar az sayıdadır. Uyku çoğunlukla ağrıyı dindiricidir.
  •  Ağrı Sonrası (postdrom) Evre: Ağrının geçmesinden sonraki evredir. Ağrı geçtikten sonra çoğu zaman atak bitmez. Bu evrede hasta yorgunluk, bitkinlik, tedirginlik hisseder. Bazen de aşırı iyilik hissi olabilir. Ağrı sonrası evre saatler veya gün boyu sürebilir. Migren atağı sırasında baş ağrısının neden olduğu yetersizlikler hesaplanırken ağrıdan sonraki bu dönemde göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü ağrısız olan bu dönemde hasta bahsedilen belirtiler nedeniyle hala günlük işlevlerine dönemeyebilir.

8-Migrenin Nedenleri ve Tetikleyicileri

Migrenin nedenini tam olarak bilemesek de hangi durumlarda migren ağrısının tetiklendiğini öngörebiliyoruz.  Migreni tetikleyen t temel faktörlerden biri hormonal değişimlerdir. Hormonal değişimlere; menarş, adet görme, gebelik, doğum, doğum kontrol ilaçları, menopoz gibi faktörler örnek olarak verilebilir. Migren ağrısını etkileyen diğer faktörler üç kategoride incelenmektedir. Bunlar; travma, kızlarda alerjik hastalıklar, erkeklerde bronşiyal astım ve her iki cinste eşit olarak rastlanan epilepsi nöbetleri gibi organik; fiziksel stres, gürültü, sıcak-soğuk hava, açlık, bazı yemekler ve kokular gibi çevresel; aile içi problemler, anne-baba ayrılığı, okuldaki veya mesleki arkadaş çevresi, stres, korku, anksiyete, yorgunluk ve uyku bozuklukları gibi psikolojik faktörler olarak belirlenmiştir Lüleci’nin 2004 yılında İstanbul’da yaptığı bir çalışmada ise; migren ağrısını tetikleyen en büyük etkenin % 81 oranında stres olduğu saptanmıştır. Yine bu çalışmaya göre diğer tetikleyici etkenler olarak % 54,5 gürültü, % 41 uykusuzluk, % 37,2 açlık, % 33,1 menstrüal dönem, % 27,6 parlak ışığa maruz kalma, % 10 yorgunluk ve % 5,9 oranında bazı yiyeceklerin etkili olduğu bildirilmiştir. Bir başka çalışmada ise, stresin migren ağrısını etkileyen en büyük faktör olduğu belirtilmiştir. Diğer bir çalışmada bedensel ve zihinsel çalışma ve uykusuzluk (%71) en sık görülen tetikleyici olarak saptanmıştır, bunu % 55’lik oranla sıcak ve soğuk hava değişimi izlemektedir. Diğer tetikleyici etkenler olarak fazla TV izleme, fazla bilgisayar başında kalma, açlık-susuzluk, adet görme, sigara dumanı ve aşırı heyecanlanma gibi etkenler yer almaktadır. Yine ülkemizde yapılan bir diğer çalışmada da, stres migreni etkileyen temel etken olarak belirlenmiştir.

Her migrenli, tetikleyicilere aynı derecede duyarlı olmayabilir. Bazı migrenlilerde tek bir tetikleyici ile migren atağı başlayabilirken bazılarında birkaçının birlikte bulunmasıyla ancak atak oluşabilir. Migreni en sık olarak tetikleyenler stres, menstrüasyon, az veya fazla uyku, öğün atlamak, yorgunluk, hava değişikliği (basınç, nem, rüzgâr), alkol (özellikle şarap, bira), koku (parfüm veya keskin kokulu kimyasal maddeler), parlak ışık, sigara dumanı, yüksek rakım, öksürük, bazı gıdalardır.(Serap Gül-ylt)