Mezopotamya’da numeroloji

(5 oy) 4/5 1652
Yorum Yaz


İlk 9 sayının hangi anlama geldiğini sitemizde burclar.net  bilginize sunmuştuk İsterseniz Mezopotamya numerolojisinde diğer sayıların anlamlarına bir bakalım.

Onbir 11 sayısı, Marduk’un ve hayvan takvimlerinin sayısıdır. 12 sayısı her şeyden önce 3×4’ün sonucu olarak görülebilir, yani ruhsal olanla maddi olanın bir kombinasyonudur. İkinci olarak iki önemli sayının 5+7’nin toplamıdır. 12’nin ilginç yanı, burçlar kuşağının gözlemlenmesinden geliştirilmişe benzemesidir.

Eski Babil’de çok iyi bilindiği gibi ay ve güneş 12 noktadan geçerdi. Kozmik bir sayıdır.

Altılık sistemin temel sayısıdır. Gılgamış efsanesinde 12 levha vardır. Sümer uygarlığında 12’nin çok büyük önemi vardır. Göklerin ve Yerin Tanrıları 12 sayısı ile ifade edilirdi. 12 aylık takvim ve bir sürü matematik bilgi Sümerlerden gelmektedir.

13 sayısı, Babil’de ay-güneş senesi sayısıdır. Yeraltı dünyasının ve Tanrı Nergal’in sayısıdır. Babil’de hem felaket hem de şans sayısı olabilir.

Babilliler, uğurlu ve uğursuz sayılara inanırdı. 13 sayısı, Babilliler’de uğursuz sayılırdı. Bu inanışın nedeni muhtemelen 13 sayısının, Babilliler’in sayı sisteminin temelini oluşturan 60 sayısının tam böleni olan 12’den sonra gelmesidir.

Ondört 14 sayısı (2×7), Babil ve Mısır‘da uğur getiren sayıdır. Sevgili burçlar.net okurları yerin tanrısı Nergal’e yardımcı hizmet eder. Osiris’in vücudu 14 kısma ayrılmış ve her biri dağıldığı ülkeye bereket getirmiştir. Babil’de, Nergal’ı ölüler dünyasına geri döndüren 14 tanrı vardır, bunlar yükselen ayın günlerinden türetilmiş olabilirler ama bu 14 öte dünyanın 7 kapısının 2 katına çıkarılması olarak da yorumlanabilir.

Eski Babil’de sayılar, tanrılar panteonuna hiyerarşik bir yapı oluşturmak için de kullanılıyordu. Diğer tanrılara, önemlerine göre daha düşük sayılar atfedilmişken, mutlak hakim tanrı olan Anu’ya en mükemmel sayı olarak kabul edilen 60 atfedilmişti. Bu hiyerarşik yapıda, Anu’nun sevgilisi ve gücü onunla paylaşan Tanrıça İştar’a 15 sayısı atfedilmişti ve İştar, Venüs’e karşılık gelmekteydi. Bir aşk ve savaş tanrıçası olan İştar, sıklıkla vücudundan çıkan 8 adet ışınla tasvir edilmekteydi. İştar’ın kendisi ve 8 güçlü ışının toplamı 9 yaptığı ve İştar 15 sayısının somutlaşmış hali olduğu için Babilliler’in Lo Şu karesini bulduğu tahmin edilmekte birlikte bu tahminin daha fazla kanıttan yoksun olduğu belirtilmiştir. 15 sayısı, ilk 5 sayının toplamı (1+2+3+4+5=15), 2 kutsal sayının çarpımının sonucu, yani 3×5=15 olduğu için matematiksel ve dinsel anlama da sahipti. 15 sayısı, daha önemli İştar sayısı 5’ten türetildiği ya da Babil’de en yüksek gök tanrısının sayısı olan 60’ın dörtte biri olduğu için İştar’a göre kutsal bir sayıydı. İştar’a adanmış Ninova’nın 15 kapısı vardır. iştar’a hizmet eden rahiplerin sayısı da 15 tanedir. Rahiplerin sayısı olarak 15, Babil’den Roma’ya ulaşmıştır.

Uğursuz bir sayı 19 sayısının anlamı şu şekildedir:

Babil’de 19 sayısının uğursuz olduğu kabul edilmiştir. Eski Babil’de her ayın 19. gününün şanssızlık getireceğine inanılırdı, çünkü bir önceki ayın başlangıcından itibaren 49. günü olurdu ve bu 7×7 (49) onun iyi ya da kötü güçle dolu olduğu anlamına gelirdi.

20 sayısı, el ve ayak parmaklarının sayısıdır. Eski Babil’de Şamas’ın sayısıdır.

22 sayısı, tamlığın, ilahi Tesir’in yeryüzüne inişinin ve ilahi Kelam’ın sembolüdür. Sirius B yıldızının sembolü olarak kabul edilir. Yaratılışla da ilişkilendirilen 22 sayısı numerolojideki üstat sayılardan biridir. 22 sayısı, Mu ve Atlantis’e indirilmiş ve Atlantisli bilge Hermes-Thot tarafından Mısır’a getirilmiştir ve Siriusyen öğretiyle de ilişkili görülür. Eski Mısır’ın isis Gizemleri inisiyeleri 22 sayısını çok kutsal saymışlar ve ezoterik anlamını çok gizli tutmuşlardır. Gize’deki üç piramidin isis inisiyasyonu’ndaki 22 sayısını temsil ettiği de bazı araştırmacıların görüşleri arasındadır. Simyadaki “büyük eser” adı verilen aşamanın 22 basamaklı olduğu ifade edilir. Hermes Öğretisi’ni temel alan ve “Hermetika” adı verilen metinlerde inisiyelerin bildiği temel sırlara “arkan” adı verilirdi ve bunların sayısı 22 idi.

Yirmiyedi 27 sayısından Eski Mısır’da olumsuz bir anlamda söz edilirdi. 30 kareli bir tahta üzerinde oynanan oyunda, su adı verilen 27. kare kaybetmek anlamına gelirdi. Taşı buraya denk gelen oyuncu oyunu kaybederdi ve karanlık ayın belirsiz anılarının bu olumsuz sonuçta yansıdığı ileri sürülürdü.

28 Yirmisekiz sayısı, Ebced Alfabesi denen Eski Sami düzeninde 28 Arap harfinin sayısal değeri, 1 ile 1000 arasındaki sayı dizisinin tamamını üretir; ilk 10 harf tek rakamlı sayıları, 10’dan 19’a kadar olanlar çift rakamlı sayıları ve geri kalanlarda üç rakamlıları verir ve gayn ile de bu dizinin son sayısı 1000 elde edilir.

30 sayısı,

Babil ve Asur’da, Ay tanrısı Sin ‘in sayısıdır. Aynı zamanda ölüler sayısıdır. Sin, Astral-teolojik sistemde 30 sayısı ile temsil edilirdi. Büyük bir ihtimalle 30 sayısı bir kamerii aydaki  ortalama gün sayısından (yaklaşık 29.53) türemiştir.

40 sayısı, sayılar arasında en büyüleyici sayı olarak karşımıza çıkmaktadır. Babil Tanrısı Ea ve Sümer Tanrısı Enki’nin sayısı olarak kabul edilmekteydi. Eski Babil’de gözlemlendiği gibi Ülker’in (Süreyya burcu) 40 gün boyunca gözden kaybolmasıyla ilişkiliydi. Bu aynı zamanda yağmurlu mevsimlerin süresidir ki bilindiği gibi Nuh Tufanı’na neden olan yağmurlar da 40 gün sürmüştü. Ülker “sürgün”ünden döndüğünde Babilliler Yeni Yıl Şenliği yaparlardı. Bugün bile bu kurala göre 40 günlük tahmini yapılır. Bu inanca göre: “Eğer belli bir gün yağmur yağıyorsa, ondan sonraki 40 gün de yağmurlu olacak demektir.”

42 sayısı, ölüyü sorgulayacak olan 42 yargıçtan bahseden Mısır ölüler Kitabı’nda yargı sayısı olarak geçmektedir. Bu kitapta ayrıca 42 günah sıralanmaktadır.

50 sayısı, Babil’de Tanrı Enlil’in sayısı olarak kabul edilmekteydi.

60 sayısı, Eski Mezopotamya sistemlerinde merkezi önem taşıyan sayılardan birisiydi ve dakikaları ve saniyeleri sayarken hala günlük yaşantımızı etkileyen bir özelliği vardır. Babil’de 60, ilk büyük birim olarak değerlendirilmiştir. 30, 20, 15, 12, 10, 6, 5, 4, 3, 2, ile kolayca bölünebildiğinden onlu sistemdeki 100’den daha pratik bir işleve sahipti.1 küçük bir keski ile ifade edilirken, 60 daha büyük keskiyle gösterilirdi. “Büyük Tek” olarak en yüce tanrı olan, cennet tanrısı Anu’ya atfedilirdi. Ayrıca 60 sayısının Babil’de, altmış büyük tanrı, cin ve hastalık sayısı olduğuna inanılmıştır.

Babilliler, kelimelere ve özellikle kişisel isimlere sayısal değerler atfeden ilk topluluk olarak bilinmektedir. Onlar daha sonra insanlar ve nesneler arasında ilişkiler kurmak için bu sayısal değerlerde oynamalar yapmışlardır. Kelimelere bu şekilde kodlamalar yapma sistemine “isopsephia” adı verilmektedir. Sonraki dönemlerde bu sistemi Yunanlılar ve Romalılar kullanmışlar, İbrani gizemciler Kabala’ya uyarlamışlar ve bu sistem Ortaçağ Avrupası’nda numerolojinin Gematria sisteminin uygulamaları altında ortaya çıkmıştır.(hakan ferah-ylt)