Magnesia antik kenti

(0 oy) 0/5 32
Yorum Yaz


Aydın il sınırları içindeki Magnesia antik kenti, iç bölgede kurulmuş erken Yunan kentleri açısından ender bir örnektir. MÖ 400’lerde son yerleşilmiş alanlardan olan kent, bir durak olması ve tarımcı niteliği dışında Artemis kültürünü yansıtması açısından önemlidir.

Magnesia Artemis Tapınağı’nın, Ephosos Artemis ve Didyma Apollon’dan sonra küçük Asya’nın (yani Anadolu’nun) en büyük tapınağı olduğunu söylenir. Hatta Ephesos’la yapılan kimi kıyaslamalarda, ondan daha zarif ve estetik olduğu belirtilir. (Ephesos Artemis Tapınağı, Yedi Harika’dan biridir.)

Magnesia ve Hermogenes

Magnesia’da, zarif güzelliği anlatılan tapınak, mimarlık tarihinin ‘Altın çocuğu’ Hermogenes’in ustalık eseri kabul edilir. Tapınağın bugün yerinde olmayan sunağı ise, benzer bir şablona sahip olan Pergamon Zeus sunağıyla kıyaslanır. Tapınağın önünde, at nalı biçimindeki sunak yer almaktadır. Buranın sadece hayvan kurbanı için kullanılan basit bir yapı olmadığı ve Pergamon Sunağı gibi başlı başına bir yapı birimi niteliği taşıdığı görülür. Tapınak alanından agoraya açılan Kutsal Yol’un kenarlarında, yere, ‘Artemis Dostları’, ‘Dionysos Dostları’ gibi yazılar kazınmıştır. Bunların, festival esnasında, grupların duracağı yerleri belirttiği düşünülmektedir.

Restorasyonu büyük ölçüde tamamlanmış olan ‘Anıtsal Giriş Kapısı’, tapınak kutsal alanı ile agora birbirine bağlayan yapı birimidir. Henüz büyük ölçüde kazılamamış tapınaktan agoraya geçildiğinde, kente üzerine kurulduğu fay hattının ne ölçüde zarar verdiği anlaşılmaktadır. Agora’nın batısında, Zeus’a adanmış ve yine Hermogenes’e atfedilen, fakat onun erken dönem bir çalışması olarak kabul edilen tapınak yer alır.(D.Gürcün)