Kutsal Dağlar ve Dağ Sembolü

(0 oy) 0/5 27
Yorum Yaz


Ermişlerin, bilgelerin, kâhinlerin, peygamberlerin mekânı ya da inziva yeri, ruhların, devlerin yaşadığı bir ülke olarak tanıtılan dağlar öteden beri yükseklikleri, göğe yakınlıkları ve erişilmelerinin zor oluşları ile yüceliğin, yüksekliğin sembolü olmuşlardır. Dağın tepesine dünyanın merkezi denmesinin nedenlerinden biri de buradan yeryüzüne hayatiyetin devam etmesinin en önemli nedenlerinden biri olan suların kaynağının yani ırmakların akmasıdır.

Dağ neyi sembolize eder?

Dağın zirvesi hem fiziksel ortamın en yüksek noktası, hem göğe en yakın nokta, hem de görüş açısının en geniş olduğu noktadır. Şamanist Türk topluluklarında dağ, “kazık” denilen “yerin ekseni” kavramıyla çok yakından ilgilidir. İnsanların yaşadığı yer, ölülerin göçtüğü yer altı ve spiritüel anlamdaki kutsal gökten oluşan üç âlemin, merkezlerinden geçen bir eksenle birbirlerine bağlı olduğunu kabul eden Altay, Yakut ve Uygur Türklerinin geleneklerine göre, şamanın yer altına inebilmesi veya göklere çıkabilmesi için öncelikle yerin eksenine çıkması gerekir. Hint geleneğinde Meru Dağı, Ortadoğu’da ise yerin kazığı olup görünen âlemle görünmeyen âlemin bir sınırı olarak Kaf Dağı gösterilmektedir. Huzur, bilgelik ve hakikat dağı olarak nitelendirilen bu dağlarda Arap geleneğinde Anka kuşunun (Zümrüd-ü Anka), Eski İran geleneğinde ise Simurg kuşu gibi hakkında bilgi sahibi olmadığımız varlıkların yaşadığı belirtilir.

Mitoloji ve Dinlerde Dağ Sembolü

Gerek mitolojide gerekse tek Tanrı kavramının oluştuğu evrelerde, önemli olayların hep dağlar üzerinde geçtiğinden söz edilir. Bunların başında, Olimpos Dağı gelir ki burası Tanrıların oturduğu yer olarak kurgulanır. Sümer, Kaldeli ve Mısırlılara göre dağlar ışık ve nur âlemi olan gökyüzünün direği idi. Çinliler, Kuan-lung ve Ki-lien sıradağlarını kutsal saymışlardır. Şintoizm’de, mukaddes dağlar yeryüzünü doldurmuştur. En kutsal dağ olan Fujiyama’ya gidilip, yeni doğan güneşe tapınış parlak bir ibadet sayılmıştı. Japonya’da halen birçok dağ ziyaret edilir, oralarda dilek ve adaklarda bulunulur.

Kutsal dağlar

İranlıların Haraberazaiti Dağı (Elburuz), Germenlerin Himingbjör’ü, Mezopotamya geleneğindeki Ülkeler Tepesi, Filistin’ deki Thabor Tepesi ve yine Filistin’de bulunan ve dünyanın göbeği, dünyanın çekirdeği adını taşıyan Geizm Tepesi ki Samiriler burayı bir hac yeri gibi ziyaret edip burada kurban keserler, Hıristiyanlara göre Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yer olarak kabul edilen ve dünyanın merkezinde olan Golgota Tepesi, önemli dağlardır ve gök ile bağlantılıdır. Ural- Altay halkalarına göre de böyle bir merkezdeki dağ Sumeru Dağı’dır ve kutup yıldızıyla sabitlenmiştir. Yahudilikte, Musa peygamber, Tanrının kendisine gönderdiği 10 emri Sina Çölünün güneyindeki Sina dağında almıştır (Horeb). İbrahim peygamber, oğlu İzak’ı Tanrı aşkı için, Mescid-i Aksa’nın yanındaki Amoria Dağı üstünde kurban etmek istemiştir. Yine Hz. Süleyman’ın mabedinin üzerinde olduğu Moryah Tepesi kutsaldır ve Tanrı Yahve’nin üzerinde oturduğu veya indiği, peygamberlerine göründüğü ve bu nedenle insanların dağa yönelerek dua ettiği mekân oluşu gibi sembolik açılımlar yüklenmiştir. İslami literatürde ise Arafat Dağı, cennetten kovulan Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın yıllarca ayrı kaldıktan sonra buluştukları yer olması yönüyle önemlidir. Yine Hz. Nuh’un tufandan sonra kendisine inananlarla birlikte içinde bulunduğu geminin üzerine oturduğuna inanılan Cudi Dağı’nı da bu dağlara eklemek gerekir.

Tarihte Dağın anlamı

Eski uygarlıklar dünya dağını temsil etmesi düşüncesiyle çeşitli yapılar kurmuşlardır. Yedi katlı olduğu sanılan zigguratın, borubodur tapınağının (Java), piramitlerin, yapay dağların (Hindistan, Moğolistan ve Güney Asya) ve höyüklerin Dünya dağını temsil ettikleri ileri sürülür. Öyle ki Sümer tapınakları dağ biçiminde zigguratlardı, Eski Mısır’da ise firavun sözcük olarak dağ anlamına gelmekteydi. Bu  bakımdan, piramitlerin, dikili taşların firavunu simgelediği ifade edilir. Höyük yapma geleneği olan ulusların sayısı ise azdır. Höyüklere (Latince de Tümülüs, Orta Asya’da kurgan adını alır) en çok Anadolu’da, Trakya’da, Orta Asya’da, Rusya’da ve  Meksika’da rastlanır.

Dağların birçok gelenekte diğer yeryüzü oluşumları arasında bu kadar saygın bir yer almasının nedenleri arasında güvenlik ve ekonomiyle ilgili etkenlere de bağlayabiliriz. Bereketin kaynağı olarak da bilinen dağlar gerek ilkel gerekse ilahi din inananları için kutsal olarak kabul ettikleri birçok olayın buralarda geçmesinden dolayı son derece büyük bir öneme sahiptir.(havva Aras-YLT)