Kuranı Kerimde Burçlar

(36 oy) 4/5 39647
2 Yorum


Kuranı Kerimde Burçlar bir diğer gök cismi olan anılarak “burçlarla donatılmış gökyüzüne yemin edilmiştir.Burç (çoğulu burûc ve ebrâc) sözlükte “güzel olmak, örtülerinden sıyrılmak, yükselerek görünür olmak” manalarına gelen berec kökünden Arapça bir isimdir. Gökteki burçlar yükselmeleri, görünür olmaları veya açığa çıkmalarından ötürü bu adı aldıkları gibi; surlarla çevrili bir şehrin veya sarayın kuleleriyle bir kalenin yüksek ve stratejik mevzileri de aynı sebeplerden burç olarak adlandırılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de dört defa çoğul şeklinde geçip bir sûrenin de adını (elBurûc) oluşturan kelime, bir yerde “kale burcu” (en-Nisâ 4/78), diğerlerinde “yıldız kümeleri” veya “takım yıldızları” (el-Hicr 15/16; el-Furkan 25/61; el-Burûc 85/1) anlamında kullanılmıştır. Burûc kelimesini Taberi, İbn Kesir gibi alimler yıldızlar diye açıklarken, tefsirinde kozmolojik teorilere geniş yer vermesiyle tanınan Fahreddin er-Râzî de burçları gezegenlerin katettikleri merhaleler düzeni olarak anlar ve onları gökteki yüksek saraylara benzetir. Burçlar güneşin ve ayın geçtiği konaklardır. (berrin çelebi-ylt)

Kuran’da Buruc suresi ve astroloji

Gök cisimleri, eski çağlardan beri insanoğlunun merakını çekmiş ve hayretini celbetmiştir. Zira gökyüzündeki cisimlerin durumları, ay ve güneş tutulmaları, gök gürültüleri ve zaman zaman yeryüzüne düşen gök cisimleri, hemen hemen bütün insanların dikkatlerini çekmiş, onların merak, korku hatta zevk ve hayret duygularım celbetmiştir.

Kur’an bilgilerinin mahiyeti ile pozitif bilim dallarına ait bilgilerin mahiyeti birbirinden farklıdır. Zira Kur’an’da yer alan bilgiler, bu bilim dallarının bazı konularına ait bir kısım bilgileri ihtiva etmektedir.

Kur’ân-ı Kerim sûrelerinin bir kısmının adı, tabiat olayları ve astronomi ile ilgilidir. Kur’ân’daki bazı âyetlerin açık ve bazılarının işaret yoluyla ilmî ve fennî konulara, tabiat olaylarına ve kanunlarına temas edip bunlardan bahsetmesi, Kur’ân’ın pozitif ilimlerle olan münasebetini açıkça gösterir.

Burûc kelimesi burç’un cem’idir. Oniki burç, teşbih yoluyla gökteki köşkler, güneş ve ayın menzilleri anlamlarına gelir. Ayrıca büyük yıldızlar, göklerin kapılan şeklinde açıklayanlar da vardır. Zerkeşî’ye göre ise, “Kur’ân’da geçen her burûc kelimesi, yıldızlar manasına gelir.” “Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onu bakanlar için süsledik. ” (Hicr 17) âyetinde gelen burûc lafzı da, buradaki manayı ifade eder.

Elmalılı burç lafzının manası konusunda şöyle demektedir: “Burç, aslında görünen şey demek olup daha sonra her bakanın gözüne çarpacak şekilde görünen yüksek köşkler manasında hakikat olmuştur. Şehir surlarının, kalelerinin yüksek yerlerine de aynı şekilde burç denilmiştir. Bunlara teşbih yoluyla veya görünme manasıyla gökteki yıldızlara veya büyüklerine veya bazı yıldızların bir araya gelmesinden ortaya çıkan görüntülere de burç denilmiştir.”

On iki burç bir varsayım olmakla beraber en çok bu mananın meşhur olması sebebi ile burçlar deyince hemen onlar akla gelmektedir. Bununla beraber zikredilen yorumlardan her birinde özel bir fayda bulunduğu da açıktır. Hangisine göre düşünülürse düşünülsün “burçlar sahibi gök” sözü, dünya semasını en yüksek tabakasıyla ifade etmiş olur.

Yeryüzü haritasında şehirler ve şehir haritasında yüksek ve büyük binalar nasılsa, gökyüzü haritasında da burçlar aynıdır. Bunlar gökyüzündeki yıldızların birer topluluk halinde yer aldıklarım gösterir. Yıldızların iyice anlaşılması için, burç taksimatı pek eski zamandan beri görüş olarak benimsenmiş, hatta Hz. İdris (as)’e kadar götürülmüştür.

Yıldızlara burç denilmesinin sebebi, görülebilmelerinden dolayıdır. Bunlara has menzilleri ifade etmek için de (yıldızların burcu) terkibi kullanılır.

İbnu Abbas ve Cumhûrun görüşüne göre islamiyette burçlar, Arapların tayin ettiği ve belirlediği on iki burçtur. Güneş, bunları bir yılda katederken; Ay, yirmi sekiz günde katetmektedir..

“Burûcun manası ile ilgili olarak en isabetli görüş, “güneş ve ayın menzilleri” şeklinde olup bu da oniki burçtur. Ay’ın her burçtaki hareketi iki gün ve günün üçte birini (sülüs) tutar. Bu da, 28 menzil eder. Sonra iki gece gizlenir. Güneş’in her burçtaki hareketi ise bir ay tutar.”

Âlûsî ise islamda yer alan burç ile ilgili geniş malumat ve değişik görüşler serdettikten sonra şöyle der: “Burç için söylenecek söz şudur: Burç, havas ve avamın müşahede ettiği, yıldızlar için tayin edilen mutlak menzillerdir. Bunların hangi semada olduğu, bizim için önemli değildir. Veya nerede olursa olsun yıldızların kendileridir. Veya şeriat ve sahih hadislerin lisanıyla varid olan veya göklerin kapıları olup, bu da her semaya tekabül eder. Buradaki sema, her hangi bir sema olmayıp cinsi kastedilmiştir.”

Râzî, burç lafzı ile ilgili olarak en meşhur görüşün oniki burç olduğunu zikrettikten sonra şöyle demektedir: “Cenâb-ı Hakk’ın, bu burçlardaki enteresan durumlardan ötürü, bunlara yemin edişi, güzel ve yerinde olmuştur. Çünkü güneş, bu burçlarda hareket etmektedir ve yeryüzündeki birçok menfâatin, güneşin hareketlerine bağlı olduğunda ise şüphe yoktur. Böylece bu, o burçların hakim bir yaratıcısının olduğuna delalet eder.” Zerkânî, Tîn sûresindeki ayetten bahsederken “bunlar iki çeşit ağaçtır. Zikredilmeleri, faydalarından dolayı değildir. Bilâkis bütün hâdiseleri hatırlattıkları içindir.”

Buna göre bu sûrede burç kelimesinin zikredilmesi ile de, her gün görülen ancak dikkatten kaçan kainattaki unsurlara dikkat çekilmiştir.

Batlamyus’un el-Mecistisindeki şekliyle benimsenen burçlar kuşağı, İslâm astronomi literatüründe güneş ve diğer gezegenlerin hareketini açıklamada daima başvurulan bir merhaleler düzeni olarak aynı geleneği sürdürmüştür. 360 derecelik dairevî kuşağın 30’ar derecelik on iki bölüme ayrılması sonucu burçlar oluşur. Güneşin burçlar kuşağı üzerindeki bu hareketi mevsimlerin başlangıç ve bitiş noktalan gibi gündüz ve gecenin uzayıp kısalmasını da takvime bağlar.

Astronomide teknik bir terim olan burç, güneşin göklerde yaptığı yolculuğun geçiş noktalarını belirten burçlar kuşağının oniki konağından birini kastetmek için kullanılır. Bu kavram, özellikle oniki burçta yani Hamel (Koç), Sevr (Öküz), Cevza (İkizler), Seratan (Yengeç), Esed (Aslan), Sünbüle (Başak), Mîzan (Terazi), Akrep, Kavs (Yay), Cedî (Oğlak), Delv (Kova) ve Hût (Balık) buçlannda hakikat olmuştur. Onun için astronomi ve yıldız ıstılahında burç deyimi altısı kuzeyde ve altısı güneyde olan bu onikisi için kullanılmıştır. Gökte bu oniki burcun bulunduğu sahaya “mıntıkatü’l-büruc” yani burçlar kuşağı (zodyak) ismi verilir.(Nurullah Aktaş-ylt)