Kendine özgü bir mutfak – Japon Mutfağı

(0 oy) 0/5 96
Yorum Yaz


Pek çok kültürel konuda olduğu gibi, mutfak konusunda da Çin’den etkilenmiş olan Japon mutfağı, kendine mahsus bir mutfak yaratmayı da başarmıştır. Bunda, hem ülkenin coğrafi konumunun, hem de kendi kültürel gücünün etkisi

bulunmaktadır. Bu yazımızın adı:  Kendine özgü bir mutfak – Japon Mutfağı

Japon coğrafyası ve mutfağı

Japonya bir ada, ya da takımadalardan oluşan oldukça kıraç bir coğrafyadır. Çin gibi geniş ve bereketli topraklara sahip değildir. Aynı zamanda akarsular bakımında da pek zengin olmayan bir ülkedir. Çin, ikilimi ve toprakları müsait olmasına rağmen besi hayvancılığının gelişmediği bir memlekettir. Beslenme konusunda Çin’den etkilenmiş olan Japonya, coğrafi şartlarının da olumsuz etkisiyle besi hayvancılığı bakımından daha da fakir bir ülkedir. Bu durum, mutfağa girecek ham maddenin çeşidini ve miktarını sınırlamaktadır. Bütün bu etkenler, Japonya’nın kendini beslemekte, özellikle nüfus artışıyla orantılı olarak bir besin artışı sağlamakta güçlük çekmesi anlamına gelmektedir. Bu durumun zorunlu bir sonucu olarak, Çin’den gelen pirinç ve soya fasulyesi bu adalarda temel besinler haline gelmiştir. Öyle ki, içki yapımında da kullanılan pirinç, Japon diyetetiğinin ana unsuru olmayı bugün de sürdürmektedir.

Ülkenin coğrafi şartları, besin konusunda Japonları daha çok denize yöneltmiştir. Japonya, bir ada ülkesi olmasının da avantajı ile geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın balıkçı ülkeleri sıralamasının başlarında yer almaktadır. Japonlar sadece balıktan yararlanmakla kalmadılar, aynı zamanda, çeşitli yosunları, deniz bitkilerini yenir hale getirmek için de uğraşmışlardır. Bu konuda Japonların edindiği deneyim ve birikim, ileride daha çok yiyecek sıkıntısı çekmesi beklenen bütün dünyanın geleceği için de ayrıca yararlı olabilir. Bahsedilen bu özellikler, Japon mutfağında deniz ürünleri hegemonyasının fiziksel sebeplerini oluşturmaktadır.

Japon mutfağı ve görsellik

Öte yandan, Japon kültüründe görselliğinin ayrı bir yeri bulunmaktadır. Japon evlerinin veya Japon bahçelerinin sade güzelliği bütün dünya tarafından kabul edilmektedir. Uzun bir estetik birikimin sonucunda, fazlalıkların atılmasıyla ortaya çıkan bir kültür olarak da görülebilir. Dünyanın belli başlı resim geleneklerinden birini de yaratan Japonların bu özelliğinin, mutfak anlayışlarına da yansımış olduğu görülmektedir. Tam da buradan hareketle, yemeğin sunuluşu ve sofraya gelmesindeki görsellik, adeta bir tablo yapmayı andırmaktadır. Her şeyi bir sanat haline getiren Japonların, yemek konusunda aynı anlayışı gösterdikleri görülmektedir. Aslında Japon Mutfağını, fiziksel koşulların zorladığı sadelik ile Japon kültürünün getirdiği estetik yerleştirme olarak özetlemek mümkün gibi görünmektedir. Japon sofrası da, Hint ve Çin mutfakları gibi senkroniktir; ama düzenlenmesi yemekte normal olarak bekleneceği gibi lezzetlerin örgüsüne göre değil, renk ve biçim kombinezonlarına göre düzenlenmektedir.

Dile ve damağa hitap eden Ortadoğu mutfağı karşısında, göze ve kulağa önem ve öncelik veren bir Japon mutfağından söz etmek mümkündür.

Japon mutfak kültürü – Şoyu (Shoyu)

Japonlar yemeklerini çoğu kez az pişmiş veya doğrudan doğruya çiğ yemektedirler. Bununla birlikte, aralarında uzun emeklerle pişmiş, karmaşık ve ayrıntılı olarak hazırlanmış yemeklere de rastlanmaktadır. Japon mutfağının besini haşlanmış pirinç, içkisi yeşil çay, protein kaynağı balık, midye ve deniz böcekleri; yeşil vitaminleri de sebze, kök ve meyve turşuları ile çeşitli deniz yosunlarıdır. Bütün yemeklere tat ve koku veren “şoyu” yani soya sosudur. Şoyu, Japon mutfak kültürünün kendine has aromasıdır.

Çin mutfağında olduğu gibi, süt ve süt ürünlerinin pek bir yer bulamadığı Japon yemek anlayışında, buğday, pirinç ve fasulyeden yapılan makarnalar çeşidi önemli bir yere sahiptir. Japonlar, kâseyi ağza yaklaştırarak yemeklerini yemektedirler. Höpürdetmek bir muaşeret bozukluğu değil, tersine, bir meziyet olarak görülmektedir. Marifet, Çin’de olduğu gibi çubukların yardımıyla, makarnayı dişlerinize değdirmeden ağzınıza çekmek ve yutmaktır.

Japonların gündelik yemek anlayışı

Batı etkisinden uzak geleneksel bir Japon kahvaltısı genellikle pirinç, fasulye, balık ve sebze ile pişirilmiş bir çorbadan ibarettir. Öğle yemeklerinde ise, çoğunlukla etli sebzeler yemektedirler. Yağın kullanılmadığı bu yemekler, etin sebzeye karıştırılıp kaynar suda haşlanmasıyla hazırlanmaktadır. Az yemekle yetinen Japonların en çok önem verdikleri yemek ise, akşam yemeğidir. Eğer evde misafir varsa, akşam yemeği adeta bir tören havası içerisinde hazırlanmaktadır.

Japonlar sabah, öğle ve akşam yemeklerinden başka öğleden sonra saat üç sularında “oyatsu” adı ile bir yemek daha yerler. Aslında bir atıştırmadan ibaret olan oyatsu, kışın yer elmasından ve yazın da meyve türlerinden ibarettir. Çay içmek için ise, belli bir zaman yoktur; günün her saatinde çay içilebilmektedir.

Günümüzde Japon mutfağı

Batı dışında en Batılı ülke olarak gösterilebilecek olan Japonya’nın geleneksel yemek biçimleri bu değişimden ciddi bir şekilde etkilenmektedir. Bu bağlamda, pirinç üretimi ve tüketiminin bir hayli azaldığı görülmektedir. Zenginleşen Japonya, her türlü besini ithal edebilmekte ve bu da geleneksel mutfağı derinden etkilemektedir. Japon mutfağında bunlar olurken, öte yandan Japon lokantaları da Batı’da popülerleşmektedirler. Teriyaki, suşiyaki derken bir tür Japon “fast food”unu da yakın gelecekte Batı beslenme alışkanlıkları arasında daha yaygın olarak görmek kuvvetle muhtemeldir. (O.Kozleme-DT)

Başlıca Japon yemekleri şunlardır:

  • Ramen
  • Naruto
  • Tempura
  • Nigiris
  • Tatakis
  • Futomakis
  • Sashimi
  • Gyozas
  • Yakisoba
  • Okonomiyaki
  • Onigiri
  • Sake
  • Mochis
  • Kagigori
loading...
loading...