Kadim Şehir Bitlis Gezi rehberi

(0 oy) 0/5 22
Yorum Yaz


Doğunun en güzel illerinden bir tanesi Bitlis şehri. Diğer yazılarımızda Ahlat, Tatvan ve Adilcevaz ilçeleri için gezi haberleri yapmıştık. Şimdi sıra Bitlis merkezinde. Bu yazımız Bitlis şehir merkezi gezi rehberi ve Bitlis’te gezilecek yerler hakkında olacak.

1- Bitlis Kalesi

Kentin ortasındaki yalçın bir kaya yükseltisi üzerine kurulan kalenin yapım yılı tam olarak bilinmemekle birlikte MÖ 330 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Büyük İskender’in komutanlarından Bedlis veya Lis tarafından yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Doğu batı uzantılı, dikdörtgen şeklinde bir kaledir ve doğu tarafında yüksek bir burcu bulunmaktadır. Kale 670 mazgalla çevrilidir ve her kulede birer gözetleme kulesi vardır. Kalenin çevresi 2.800 metre, yüksekliği 56 metre, sur kalınlığı ise 7 metredir. Yapı taşı bazalt olan kalenin günümüzde yenileme çalışmaları devam etmektedir.

Bitlis Kalesi’nin kuruluş yerinin seçimi tesadüfi olmayıp coğrafi konumuyla ilgilidir. Kentin kolay savunulabilecek bir kesiminde kurulduğu dikkat çekmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Bitlis Kalesi’nin Divan ile Üveyh Dağları’nın arasında geniş bir vadide, Üveyh ile İskender derelerinin kesiştiği sarp bir kayalık üzerinde bulunduğunu ve buraya altı yüz adımla zor bir yoldan çıkıldığından bahsetmektedir. İki burca sahip olan kalenin doğuda bulunan yüksek burcuna “Kanlı Kule” denilirken batıdaki kule ise kalede bulunan Han’a ait sarayın köşesinde bulunur ve cephanelik olarak kullanılır. Kale duvarlarının açı yaparak kesiştiği köşelerde yer alan dışa taşkın burçlar birbirlerini görebilecek şekilde plana bağlı olarak konumlandırılmıştır. Bu mimari, savunma yapısı olan kalelerde stratejik bir zorunluluktur.

Bitlis Kalesi üzerinde 2004 yılından itibaren kazı çalışmaları yürütülmektedir. Bu kazı çalışmaları sırasında farklı niteliklerde çok sayıda tarihi eser bulunmuştur. Sikkeler, lüleler, cam eşyalar, madeni eşyalar gibi çeşitli gruplardan oluşan bu eserler içinde kayda değer bir grubu çini ve seramiklerdir. Günümüzde halen kale üzerindeki kazı çalışmaları devam etmektedir.

2-Şerefiye Külliyesi

Bitlis kent merkezinden geçen Kışla ve Hosor derelerinin kesiştiği yerde bulunmaktadır. Külliye; camii, medrese, türbe ve imaretten oluşmaktadır. Kitabesine göre 1529 yılında IV. Şeref Han tarafından yaptırılmıştır. Doğu batı yönünde dikdörtgen yapılı bir planı vardır. Eğimli bir arazide kurulduğu için doğu cephesi iki, diğer yerleri tek katlı olarak düzenlenmiştir. Bitlis’e özgü Ahlat taşından yapılmıştır ve yöre mimari üslubundadır. Taç kapı, Osmanlı mimari tarzını en güzel şekilde yansıtmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerekli restorasyon çalışmaları yapılmış ve kaybolmaya yüz tutmuş kısımlar çıkarılmaya çalışılmıştır.

3- Bitlis Medreseleri

Ihlasiye Medresesi:

Bitlis kent merkezindeki Hükümet konağının arka tarafı ve Gökmeydan semtinde bulunmaktadır. Kent merkezindeki medreselerin en büyüğü ve göz alıcısıdır. Selçuklular tarafından 1216 tarihinde yaptırılmış olan medrese, üstündeki kitabesine göre V. Şeref Han tarafından 1589 yılında onarılmıştır. Mimari süsleme yönünden çok zengin olan medresenin süsleme ve planlama anlayışında Selçuklu üslubunun etkisi oldukça fazladır. Kültürel yönden il için çok büyük bir öneme sahip olup Osmanlı döneminde medreseden daha çok üniversite olarak görev yapan eser, dönemin önde gelen bilim merkezlerinden biri pozisyonundadır.1989-91 yıllarında Arkeoloji Müzesi olarak kullanmak için Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Günümüzde ise Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü binası olarak kullanılmaktadır.

Hatibiye Medresesi:

Zeydan Mahallesindedir. Kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı bilinmeyen medresenin tarihinin XVI. yüzyıla dayandığı düşünülmektedir. Süslemeli bir yapısı ve dikdörtgen şeklinde bir planı bulunmaktadır.

Nuhiye Medresesi:

1700 yılında yapılmış olan medrese, Hersan mahallesinde bulunmakla beraber kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Medresenin planı enine dikdörtgen şeklindedir. Yanı başında yer alan Nuhiye türbe ve camisiyle birlikte bir külliye meydana getirmektedir

4- Bitlis’te Bulunan Kaplıcalar

Köprüaltı Kaplıcası:

Bitlis çarşısı içerisinde, Bitlis Deresi kenarında bulunan ve üstü kapalı bir havuz şeklinde duran bu kaynaktan çıkan su miktarı saniyede 0.16 lt’dir. Suyun sıcaklığı 18oC’dir ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Köçür Kaplıcası:

Bitlis’in Taş Mahallesi’nde bulunan bu kaplıcanın kaynağından çıkan suyun miktarı saniyede 0.09 litredir. Su sıcaklığı 23 oC olan bu su romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Alemdar Kaplıcası:

Bitlis merkezde bulunan bu kaplıcanın, su sıcaklığı 15 oC’dir ve saniyede 1 litre su çıkarmaktadır. Madensuyu olarak kullanılan bu su kükürt kokuludur ve deri hastalıklarının tedavisinde olumlu sonuçlar vermektedir.

Değirmen İçmesi (Kaplıcası):

Bitlis şehir merkezinde bulunan bu sudan maden suyu olarak da yararlanılmaktadır. Suyun kaynağından çıkan su miktarı saniyede 0.03 litredir. Üzerinde herhangi bir tesis bulunmayan ve sıcaklığı 13oC olan bu su deri hastalıklarına şifa vermektedir.

Acısu:

Bitlis il merkezine 8 km mesafede olan Acısu, Bitlis’in Yolyazı Köyü’nde bulunmaktadır. Suyun sıcaklığı 19oC’dir. Kaynaktan çıkan su miktarı saniyede 1 litredir. Romatizma, deri, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarıyla mide, bağırsak ve göz hastalıklarına iyi gelmektedir.

Yılan Dirilten Maden Suyu:

Bitlis’in Zeydan Mahallesi’nde, Mutki yolu üzerinde bulunan suyun sıcaklığı 14oC’ dir. Kaynağından çıkan su miktarı saniyede 0.4 litredir. Bu su içme suyu olarak kullanıldığında hazmı kolaylaştırmaktadır

5- Bitlis’te Bulunan Camiler

Ulu Camii:

Zeydan Mahallesi Nurullah Eren Caddesi üzerinde bulunan Ulu Cami’nin ilk kez ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kûfi yazıyla yazılmış olan kitabeden anlaşıldığı kadarıyla H.455/M.1150 tarihinde tamir edilmiştir. Anadolu-Türk mimarlığının ilk örneği, simetrik planlı olması yönüyle tipinin öncüsü görülmektedir. Hem ilin ayakta kalan en eski eseri oluşu hem de Anadolu’daki Büyük Selçuklu sanatının ender örneklerinden biri oluşu yönüyle de önemlidir. Yapı, Artuklu mimarisinin de ilk örneği olarak görülmekte ve enine şekliyle üç nef düzenine dayanmaktadır. Kubbe, mihrap önünde tek nef genişliğinde bulunmakla birlikte dış taraftan kümbetlerdeki gibi bir konik çatı altına alınmıştır.

Alemder Camii:

Aynı isimle anılan Alemdar köprüsünün kuzeybatısında, şehrin güneyinde bulunan camii adını Sultan Eyyüb-el Ensari Hazretlerinin kardeşi Feyzullah Ensari’den (Alemder Baba) almaktadır. Türbesi camiinin alt katında bulunan bu zat, 641 yılında Bitlis’in İslâm orduları tarafından fethi sırasında burada şehit düşmüştür. Daha sonra üstüne Osmanlı döneminde kendi adıyla anılan bu camii yapılmıştır.

Hangi tarihlerde yapıldığı bilinmeyen camiinin kitabesine bakıldığında 1783/84 yıllarında Maksut Paşa tarafından üçüncü defa yapıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Bu, camiinin daha önce iki defa yıkılıp tekrardan yapıldığını göstermektedir.

Dört Sandık Camii:

Kurucusunun kim olduğu bilinmeyen fakat 1543-1552 yıllarında yapıldığı düşünülen camii; Gökmeydan semtindeki bir yamaçta, Askeri Gazino’nun hemen alt tarafında yer almaktadır. Kare planlıdır ve kalın kesme taştan yapılmıştır. Basit bir yapısı olan camii düz toprak damlıdır.

İçinde dört yatır sandukası bulunan camiiye dışarıdaki türbe sonradan eklenmiştir. Yatır sandukaları; Şeyh Hasan-i Hizani, Şeyh Abdullahi Bedehşani’nin halifesi, Hasan-i Hizani’nin oğlu Şeyhülislam Abdulhallak ve Ahmed-i Hamedani Hazretlerine aittir. Türbe ise Şeyh Abdullah Bedehşani’ye aittir.

Şerefiye Camii:

1528-1529 yılları arasında yapılmış olan külliye Şerefhan döneminden kalmadır ve camii, medrese, imaret ve türbeden oluşmaktadır.

Kureyşi Camii:

İlin batısında, Kureyşi semtinde bulunan camiinin batısında Sultan Kureyşi Hazretlerinin mezarı vardır. Ne zaman yapıldığı bilinmeyen camii 1810 yılında onarılmıştır. Mekânın üstü kubbelerle değil doğu-batı yönündeki tonozlarla örtülüdür.

6- Bitlis’te Bulunan Hanlar

Hatuniye (Hazo) Hanı:

Şehrin güneyinde, Hatuniye Köprüsü’nün yanında ve Şeyh-ül Garip Türbesi’nin doğusunda bulunmaktadır. Abbasiler Dönemi’nde Evhadullah Han’ın kızı Huma Hatun tarafından XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kitabesinde “Ribat ve Hazo” adı verilen bu han, 1626-27 yıllarında Abdal Han tarafından yenilenmiştir. Günümüzde hayvan barınağı olarak kullanılan han, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kiraya verilmektedir.

Hüsrev Paşa Kervansarayı (Papşin Hanı):

Bitlis-Tatvan karayolu üzerinde bulunan hanın, beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından XVI. yüzyılda yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Dikdörtgen planlıdır ve üstü düz damla örtülüdür. Muntazam bir şekilde yontulmuş Bitlis taşlarından yapılmıştır. Günümüzde karayolunun yükseltilmesiyle yolun aşağısında kalmış ve belli bir süre düğün salonu olarak kullanıldıktan sonra şu an kafe olarak kullanılmaktadır.

Baş Han:

Bitlis-Tatvan yolu üzerinde bulunan han, XVI. yüzyılda Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. 22.32×25.138 ebadındaki ana bölüm ve 8.32×7.33 ebadındaki giriş kısmından ibaret olan hanın beden duvarları düzgün kesme taştan yapılmıştır ve düz damla örtülmüştür. Yapının güney ucunda esas duvarlardan daha içte yay kemerli bir kapı bulunmaktadır. Ortadan bir duvarla iki bölüme ayrılmış olan giriş mekânının içindeki merdiven ile büyük kısmın birinci tonozu üzerinden dama çıkılır. Cephelerinde farklı ebat ve formlarda pencereleri açılmaktadır. Ayrıca Bitlis’e özgü düzgün kesme taştan yapılmıştır. Yapı günümüzde herhangi bir amaçla kullanılmamaktadır.

Anonim Han:

Bitlis Mahallebaşı mevkiinde bulunmaktadır. Kitabesi çalındığı için hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bu yüzden Anonim Han olarak isimlendirilmiştir. Hanın damı ve arka duvarları yıkıktır.

Han Hamamı:

Bitlis şehir merkezinde Şerefiye Külliyesi’nin karşısında ve Bitlis deresinin doğu tarafında bulunmaktadır. 1529 tarihinde IV. Şeref Han tarafından yaptırılan hamamın kitabesi bulunmamaktadır. Kare planda yaptırılmıştır ve kısa bir süre önce restore edilerek halkın hizmetine sunulmuştur.

Paşa Hamamı (Hüsrev Paşa Hamamı):

Çifte hamamlar grubunda yer alan hamam kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir yapıya sahiptir. Hamamın kadınlar ve erkekler kısmı yan yanadır fakat kadınlar kısmı yıkılmıştır. Hamam şehir merkezinde olup 1571 yılında Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan inşa edilen yapı dıştan sekizgen kasnak üzerine oturan kubbe ile örtülmüştür. Giriş kısmında bir kitabe bulunmaktadır fakat kitabede yer alan tarih bu kitabenin yapıya daha sonra eklendiğini göstermektedir. Günümüzde halen hamam olarak kullanılmaktadır.

Han Sarayı Hamamı:

Bitlis kalesi üzerinde bulunmakta olup günümüze sadece kalıntıları kalmıştır. XVII. yüzyılda Şerefhan sülalesinden Abdal Han tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Saray Hamamı:

Bitlis’in Saray Mahallesi’nde bulunan hamam, XVII. yüzyılda Şerefhanlardan Abdal Han tarafından yaptırılmıştır. Alt katı hamam, üst katı ise Abdal Han’ın sarayıdır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde hem Han Sarayı Hamamı hem de Saray Hamamı yer almıştır. Bu eserde Revan Seferi’ne çıkan IV. Murad’ın bu hamamda yıkandığı, Abdal Han tarafından kendisine peştamal tutulduğu anlatılmaktadır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde hamam musluklarının altın ve gümüşten, takunyalarının ise yine gümüşten olduğu yazmaktadır. Günümüzde tamamen toprak altında kalan hamam, çocukların futbol oynadıkları bir alan haline gelmiştir

Kasrik (Narlıdere) Köprüsü:

Bitlis-Diyarbakır karayolunun 32. kilometresinde bulunan köprü Bitlis Çayı üzerinde kuruludur. Köprünün kitabesi bulunmadığı ve mevcut belge ile yazılı kaynaklarda yapıya ait herhangi bir bilgi ve belge mevcut olmadığından yapının tarihi, kim tarafından inşa edildiği bilinmemektedir. Fakat köprünün genel mimari özelliklerinden Osmanlı Dönemi XVI. yüzyıl sonları ya da XVII. yüzyıl içerisinde yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

7- Tarihi Bitlis Evleri (Ev Mimarisi)

Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu Bölgesi arasındaki geçişi sağlayan Bitlis, tarih boyunca medeniyetlerin yerleşim sahası, kervanlar açısından da konaklama noktası olmuştur. Geleneksel konut mimarisi yönünden bir kültür hazinesi olan şehrin mimari dokusunu oluşturan dini, askeri ve sivil mimari örnekleriyle beraber mahallelerdeki geleneksel Bitlis evlerinin de bu hazinenin en kıymetli parçası olduğu bir gerçektir. Son yıllarda ildeki kent iskânında mimari yozlaşma yaşanmaktadır. Bu yozlaşmaya rağmen günümüzde kentte hâlâ kimlikli bir mimariyi görmek mümkündür. Çoğunlukla yüksek bir duvarla sokaktan ayrılan evler dışa kapalı olsa da aynı ölçüde içe doğru özgün ve özgür bir mimari anlayışı yansıtmaktadır. Düzgün kesme taştan, üzeri düz toprak damlı biçiminde yapılan evler dıştan donuk bir görüntüde olsa da içeri girildiğinde tersine taş döşemeli olan avluları, türlü meyve ağaçları, çiçekler tarafından süslenen yeşil bahçeleriyle ferah bir dünyaya açılmış bir kapı hissi verir. Bitlis evleri genellikle iki katlı ve sade bir cepheye sahiptir. Sadece birkaç evin cephesinde süsleme görülmekte bunun dışında dış cephede süsleme neredeyse hiç bulunmamaktadır. Dikdörtgen ve sofalı planlı olan evlerin çatıları düz ve topraktır.

Ayrıca bu geleneksel evlerdeki tüm yapı elemanlarında taş, ahşap ve toprak olmak üzere doğal ve ekolojik malzemeler kullanılmıştır.

Ekolojik mimariye verilebilecek en güzel örnekleri içeren Bitlis geleneksel evleri; bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarını giderebilen, ilin doğası ve topoğrafyasına uygun, ekolojik, sürdürülebilir yerleşim şekillerinden olmanın yanında modern mimariye ilham kaynağı olabilme yönünden de birçok özelliğe sahiptir.

Son yıllarda hızlı bir şekilde değişen hayat koşulları, betonarmenin yaygınlaşması, sosyal yapı gibi sebeplerle bu evlerden bazıları gün geçtikçe bakımsızlıktan yıkılma durumuna gelmiş bazıları ise tamamen yıkılarak kaybolmuştur.

8- Bitlis’te Bulunan Türbeler

Küfrevi Türbesi:

1898 tarihinde yapılmış ve Küfrevi ailesinin konağının bahçesine kurulmuş bir ziyaretgâh topluluğudur. Bitlis’in mimari yapısından büsbütün değişik olan türbe, dış görünüşü yönüyle İstanbul’da bulunan “Geç Dönem” türbelerine benzemektedir. Binanın üstü kesme Bitlis taşından yapılmıştır ve bu kısmı külah biçiminde olan Bitlis’teki diğer yapıların tersine yuvarlak kubbemsi bir yapıdadır.

Şeyh Babo (Üryan Baba) Türbesi:

İnönü Mahallesinde bir yamaçta yer almaktadır. Halkın önemli ziyaret yerlerinden biri olan türbenin kitabesi yoktur fakat içinde bulunan mezar taşında 1834 tarihi yazılıdır.

Şeyh Hasan Türbesi:

Yazıtına göre 1632’de yenilenmiş olan türbe Zeydan Mahallesindedir. İlk katı türbe, ikinci katı Sultaniye Camii’sinden oluşan yapı düzgün kesme taştan yapılmış iki katlı bir yapıdır.

Hoca Hasan Türbesi:

Kitabesinde 1822 yılında yapıldığı yazılı olan türbenin kuzey ve güney yanlarından birer pencere açılmış, çapraz tonozla örtülmüş kare planı vardır. Türbe ve tekkeden oluşmuş ilginç bir yapı topluluğudur.

Ziyaeddin Han Türbesi:

İhlasiye Medresesinin tam karşısında yer almaktadır. Duruşu üstü yıkılmış bir kümbetin kaidesi gibidir. XIV. yüzyılın sonları ya da XV. yüzyılın başlarında yapıldığı düşünülen türbenin kitabesi yoktur.

Üç Bacılar Türbesi:

Taş Mahallesi Gökmeydan mevkiindeki yapılar topluluğundandır. Düzgün kesme taştan yapılan türbenin Şerefhan’ın kızları için yapıldığı söylenmektedir. Baldaken tarzı türbeler sınıfına girmekte ve dikdörtgen bir planı bulunmaktadır.(Y.Araboğa-YLT)