Kabala nedir?

(3 oy) 2/5 1484
Yorum Yaz


Yahudi mistisizminin kaynağını kabala oluşturmaktadır. Yahudilikte meydana getirilen dejenerasyonun “yasa” yönünü Talmud’da görmek mümkünken, mistik yöndeki dejenerasyonu da Kabala’da görmek mümkündür. Bu yazımızda kabala nedir?  sorusuna cevap arayacağız.

Kabala nedir? ve Nasıl ortaya çıktı?

Kabala İbranice’de “gelenek” anlamına gelir. Bununla birlikte “Kabbalah” Tevrat’ın nakle dayanan yorumu almak, anlamak, kavramak manalarına geldiği gibi, ilham edilmiş, ihata edilmiş bilgi veya geleneksel bilgi manalarına da gelmektedir. Kabbalah, “hokmah nistarah”(gizli bilgi, hikmet) olarak da adlandırılmaktadır. Terim olarak Kabbala, harf ve sayı esasına dayanan Yahudi mistisizmine ait geleneği ifade etmektedir. Yahudi mistisizmi ve gnostisizmi (sezgi bilimi) olan Kabala; Tanrı, insan ve kainat hakkındaki Batıni mistik doktrinleri ihtiva etmektedir. Yahudi kabalistler Kabbala’nın eski bir ilim olup nakil yoluyla geldiğini ileri sürmüş ve onu gizli şeyleri açığa çıkaran bir bilim haline getirmişlerdir. Yahudi ruhbanlarının asırlardır birbirlerine aktardıkları ve Eski Ahid’in gizli anlamları ile ilgilenen bir tür okültizm ve mistisizm yöntemidir. Kara büyü ile yakından ilişkili olan Kabala, Yahudi felsefesinden derinden etkilenen masonluk gibi pek çok örgüt ve tarikat tarafından da benimsenmiştir. Kabalaya Talmud’un başlangıcı gözü ile bakılmaktadır.

Kabala ilk kaynağını “Danyal” kitabında bulmakta ve İşaya’dan yararlanmaktadır. Kabbala’dan ilk bahseden Rabbi Akiba olmuştur ve onun Talmud’dan ayrı olduğunu ifade etmiştir. Bizde kanunların men ettiği üfürükçülüğün en mürteci ve en ibtidai şeklini Kabala’da bulmak mümkündür. Cabala veyahut Kaballah, Talmut’la atbaşı giden bir meşum kitaptır. Talmut’tan daha eski olan Kabala aşağı yukarı sırf siyah büyü ile uğraşır. Talmud ile Kabala arasındaki fark ise şudur: Talmud hile, desise, sosyal, ekonomik ve normal kalpazanlık ve bir dereceye kadar da büyücü ayinleri ile dünyaya hakim olmak ister, Kabala ise hemen hemen bütün gücünü büyüye verir. Gizli doktrin olan Kabala, teorik ve pratik olmak üzere iki kısma ayrılır. Pratik Kabala, yazı ile tespit edilmemiştir. O “maji”nin (magie=büyü) genel teorisine göredir ve sembollerden yararlanır. Teorik Kabala, yazı ile tespit edilmiştir. Eskatoloji ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış olmasına rağmen bunların en eskisi, teorik Kabalaya ait olanlardır. Pratik Kabala ise şifahi olarak yaşanmıştır. Daha sonra pratik Kabala da yazılmıştır. Bunlar:

  • Sepher Yetrizah (Halkedilme Kitabı)
  • Sepherha Zohar (Işığın Kitabı)’dır.

Yetsirah ile Zohar doktrinleri XIII. yüzyılda büyük gelişme göstermişlerdir. Sefer Yetsirah, kozmolojik bir şema verir. Buradaki on sephirot muhtemelen on emire tekabül eder. On sefirot daha çok “ilahi güçler” sıfatlar ve kendiliğinden bilinmez olan Tanrı’nın kendi kendisini ifadesinin nedenselliğinin araçları ya da yönleridir. On sefirot (Farabideki sudur nazariyesine benzer nitelikleri ihtiva eder. Yaygın olan inanışa göre yaratılış bu on sefirottan teşekkül etmiştir.) Ortaçağ Kabalasının anahtar kelimesidir. Sepherha Zohar ondokuz farklı eserin biraya gelmesinden oluşur. Kutsal metnin her işaretine batini bir anlam yükleyerek harflerin ve rakamların mistisizmini doruk noktasına ulaştırmıştır. Hristiyanlardaki Diyonisos’çu Külliyat gibi Zohar’a da olağan üstü özellikler atfedilmiştir.

Bunların yazılması pek eski değildir. Orta çağ sonuna doğru tamamlanmıştır. Bu kısımlar diğer dinler tarafından “Yasak Menşeler” olarak kabul edilir. Kabalaistler bu menşeleri sırf kudret ve fazla bilgi için kullanırlar. Kabala korku ve dehşetle doludur, fakat bunların çoğu gizli ayinler, siyah büyü, nekromansi ve buna benzer şeylerdir. Kabala, Talmud’a nazaran son derece çapraşık, muğlak, kasti bir şekilde anlaşılmayacak tarzda yazılmış, adeta baştan başa şifre, kod, kryptogram, her okuyuşta başka başka şeyler ifade eden kısımlar(dan oluşmuştur.)

Kabalayı anlayabilmek

Yahudiler Kabbala’da saklı olan ilmin ancak çok az insan tarafından kavranabileceğine inanırlar. Eski Ahid’de pek çok insanın farkına varamayacağı veya anlayamayacağı sırların, Kabala’ya vakıf olan kişi tarafından çözüleceği düşünülür. Kabala metinleri bilinen kitaplardan farklı olarak, çok az kimsenin anlayabileceği şekilde yazılmıştır. Kitapta anlamsız gibi görünen çok sayıda sembol vardır. Bazı metinlerde yazı kimsenin anlayamaması için şifrelenmiştir. Bu yüzden Kabala’yı tamamen anlamak mümkün değildir. Gerçek manasını Yahudi olmayanın (ve Yahudilerin büyük bir kısmının da) tam bilmediği Kabala, ancak hakkında yazılmış olan kitaplar ile tanınabilir. Kabala üzerine en zengin edebiyat 1200 tarihine doğru İspanya ve Fransa’nın Provence kesiminde meydana getirilmiştir.

Kabala ne ile ilgilenir?

Kabalist öğreti, evrendeki metafizik dengeler, şeytani güçler ve bilinç altı dünyasıyla yakından ilgilenir ve bunları büyü yöntemleri ile etkilemeyi amaçlar. Ünlü Yahudi araştırmacısı Shimon Halevi, Kabala, Tradition of Hidden Knowledge (Kabala ve Gizli Sırlar Geleneği) adlı kitabında Kabbala’yı şöyle tanımlamaktadır:

“Pratikte Kabala, kötülüklerle ilgilenmenin yolu ve semboller yolu ile psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayanan bir formudur.” Kabala harf ve sayı esasına dayanan Yahudi mistisizminin kaynağını teşkil etmekte ve Mesih fikrini işlemektedir. Kabbala’ya göre tarihi olaylar ve kanunlar, sadece Tanrısal kelamın elbisesi ve bedenidir. Onların ruhunu anlamaya, sadece mistik hareket imkan vermektedir.

Kabala Eski Ahid’in asıl anlamlarını araştırır. Kabalistler Kutsal Kitab’ın harflerine, zahiri anlamları dışında Batıni anlamlar vererek istedikleri sonuca ulaşmaya çalışırlar. Tıpkı İslamlardaki Hurufiler’in yaptıkları gibi, harflere tabiat üstü güçler ve anlamlar yorar. Arap harflerinin nasıl ayrıca birer sayı değeri varsa (Ebced hesabı), İbranicede de öyledir. Bu kabalacıları garip, içinden çıkılmaz bir sayı mistisizmine, harfler ve sayılarla kehanete, büyü ve sihire götürmüştür. Nasıl ki İslam aleminde de “cifir” adı verilen böyle bir kehanet yolu, bundan başka sayılar ve harflerle muskalar, vefkler, sihirler vardır. (İşte) Bunlar kabala ile karşılaştırılacak olursa, asla rasgele olamayacak eşitliklere rastlanır. Bunlar da göstermektedir ki, Kabala adı verilen Yahudi mistisizmi de Arap-Endülüs kültürünün büyük ölçüde etkisi altında kalmıştır. Ama Yahudi şeraitinin dışında olan bu akımlar, İslamlıktan çok daha önce, ta M.Ö. birinci yüzyılda başlamıştır. (Bunun dışında) kabalanın menşei hakkında çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bir kısmı, Kabbala’yı vahiy mahsulü kabul edip Hz.Adem’e kadar geri götürmektedir. Diğer bir kısmı ise, onu Pers, Babil, Neo-Platonizm, Helenlik tesirlere ve Apokaliptik etkilere bağlamaktadır. Başlangıcı çok eskilere götürülmesine rağmen gerçek Kabbala’nın tarihinin XII. Veya XII. Yüzyıldan daha geriye gitmeyeceği belirtilmektedir.

Kabala özellikle Ortaçağ’dan başlayarak 17.yüzyılın sonuna kadar devam eden süreç içinde çok gündemdeydi ve dönemin toplumları üzerinde büyük etkisi vardı. Bu dönemde Hıristiyan toplumu içinde de bazı gruplar Kabala ile yakından ilgilenmişlerdi. Bunun en önemli nedenlerinden birisi, Kabbala’nın içinde saklı olduğuna inanılan sırlar ve mistik öğretilerdi. Kabala orta çağ döneminde özellikle İspanya ve Portekiz’de etkili olmuştur. İspanyol filozofların bir çoğu Kabala olgusuyla yüz yüze gelmişlerdir.

Kabalanın ana teması

Kabbala’nın ana teması Tanrı’nın ve onun tahtının esrarı üzerindeki kurgulardır. Kabbala’ya göre Yaradanla Tevrat birdir. Yaradan adına sırra vasıl olmak için Tevrat’ın herkes tarafından bilinemeyen anlamlarına vakıf olmak gerekir. Tevrat’ı Tanrı’nın varlığından ayırmak, Kabbala’cılarca mümkün değildir. Şu halde Tevrat’ın yaratılmış olmasından söz etmek de mümkün değildir. Tevrat Kabalacıların Sudur (Türüm) teorisiyle anlatmaya çalıştıkları, Tanrı’nın esrarlı varlığını temsil etmektedir. O, esrarlı varlık Tevrat’a aks etmiştir ve bu sebeple yaratılışın kanunları Tevrat’ın içindedir. Tevrat yalnızca Tanrı’nın hikmetinin ifadesi değil, bizzat onun hikmetidir.

Kabala ve ibrani alfabesi

Maddi alem havadaki 22 elamanın etkisiyle var olmuştur. Bunlara da İbrani alfabesinin 22 harfidir. Bütün varlıklar bu harflerin yerlerini değiştirerek birleşmesinden vücut bulmuşlardır. Harfler 231 kalıplı bir kürenin üzerinde yazılıdır. Ve orada bütün düşünceleri ve bütün nesneleri ifade ederler. Böylece Tanrı’nın “Kelam”ının gücü yoktan var etmeyi sağlamış, yokluktan var oluşu meydana getirmiştir. Ana harf “Alef”tir. Arap harflerinin ana harfi elif’in karşılığı olan, alfabenin bu ilk harfi, hava “mem” (Arap harfinde mim) su, “şin” ateş harfleridir. Bunların üçü birden suçla suçsuzluğu hakikat mihveri üzerinde dengesini ifade ederler. Kabbalacılar’a göre alef, mem ve şin harfleri, altın mühür altında saklanan büyük sır’dırlar. Aynı zamanda evrensel üçlünün menşei de bunlardır. Alfabenin yedi harfinden her biri de üç anlamı ifade eder: Maddi, zamani ve cismani. Uzayın altı bölgesini ve merkezini, yeryüzünde de Tapınağın en kutsal yerini, Dehbir’i, gezegenleri, burçları ve vücut yapısıyla kozmik ahenge tam uygun olan insanı belirten bunlardır. Son on iki harfe de bedeni ve ruhi fonksiyonlar bağlıdır. Tevrat’ın gizli ve harflere bağlı anlamları üzerindeki akıl oyunlarının sonunda Kabala iki yön alır: İnanç işlerindeki kurguları sürdürenlerle, Tevrat’ta var olduğunu kabul ettikleri güçlerden faydalanmak isteyen “uygulayıcılar.” Bunlar harf ve sayı mistiğine dayanan ve simya, yani altın yapma ve hayat iksirini aramaya çalışan sözde bilim, falcılık, büyü, sihirbazlık, olacakları önceden bilmek işlerinde kullanılan garip formülleri ve hesapları geliştirdiler. Nitekim İslam dünyasında da cifir denen ve harflerle çeşitli cambazlıklar yapma, bunları ebced hesabıyla sayıya, çıkan sayıları çeşitli işlemlerle yeniden harflere çevirmek yoluyla falcılık; böyle kurgulara dayanan yarı sihir yarı dua yoluyla canlı ve cansızlar üzerinde etki yapmaya çalışma, simya; hülasa, insana tabiat üstü güçler kazandırmak için Tanrısal güçten faydalanma yollarının aranışı ve bunlara inanış İslam aleminde de, asıl dine tamamıyla aykırı olduğu halde, almış yürümüştü. Yahudilerde, Tanrının gizli büyük adının yardımıyla insan bile yaratmanın mümkün olduğu varsayılır. 1520-1609 yılları arasında yaşayan Kabalaist Rabbi Löw’ün “Golem” adında bir çeşit insan yarattığı ifade edilir. Tanrı’nın yaratıcı gizil isimlerinin deruni sırrına vakıf olan Rabbi Löw’ün canlı, ruhtan yoksun ama, emre itaati harfiyen yerine getiren bir tür robot ihdas ettiği rivayet edilir.

Kabala ve büyü

Davud Yıldızı dedikleri, iç içe girmiş iki üçgenin meydana getirdiği, altı köşeli yıldız, aslında pek çok halklarda rastlanan, sihirli bir işarettir. Bu altıgen yıldız kabalanın belirgin sembollerindendir. Kabalaistler tarafından oluşturulan sihirler genelde bu sembolün içine yerleştirilir. Süleyman mührü olarak da zikredilen bu imge kabalaistler için siyasi ve uhrevi erkin anahtarı gibidir. Yapılan büyülerin selameti için bu imgenin kullanılması şarttır. Zira Süleyman (a.s) onlara göre siyasi erki elinde bulunduran muhteşem bir büyücüdür. Büyücü Süleyman’ın ve babasının imgesini kullanma empati yoluyla onlara benzeme girişimidir. Kabalacılarında gerçekleştirmek istedikleri nihayette budur. Yani sihirle dünyaya hükmetme ve Armegedon’a hazırlıklı olma.

Kabala karanlık ilimlerin günlük hayata aksetmesini sağlarken bu karanlık ilimlere inananları memnun etmekten geri kalmaz. Sevgili burclar.net okurları Kabala muskalarıyla türlü hastalıklar tedavi edileceği gibi, Kabala’da izah edilen bir otu ayağına bağlayan şahıs ateşin içerisinden yanmadan geçer. Kabala büyülerini tatbik eden avcının avı rast gelir, balıkçının balığı bol olur. Gene Kabala’ya göre, insan sevdiği kadını büyü ile elde eder, kuraklığa bile mani olur. Kabala’nın daha muğlak kısımlarından, gene büyü sayesinde ölülerle nasıl temas edileceği bildirilir. Kabala büyüleri, dünyaya dehşet saçabileceğini ifade eder. Gene kabala sayesinde insan görünmez olur, yahut düşmanlarını taştan taşa çarpar… Bütün bunların çoğunda gene altı köşeli hexogramı havi muskalar büyük rol oynarlar. Meselâ, yok etmek istediğiniz bir düşman var, eğer Kabala’yı yardımınıza çağırırsanız, Kabala düşmanı mahvetmek için size aşağıdaki formülü verecektir:

“ Eğer sana hasım olan şahsı ortadan kaldırmak istersen, bir nehrin iki tarafından çamur al! Yok edilecek şahsın küçük heykelini yap! Yedi hurma ağacından yedi ince dal kır! At kılı ile yay yap! Bu yayı yaparken……………………………………………….. kelimelerini oku! Heykeli

müsait bir yere yerleştir! Yayını ger!…………. duasının sonunu oku ve ölecek şahsın babasının adını ve kendi adını söyleyerek, ölmesini bildir!” noktalı yerler tercüme edilememiştir. Kabala bu heykelciğin üzerine ölecek şahsın adının yazılmasını da tavsiye eder. Bu, büyü ile insanı öldürme ve bilhassa küçük heykel kullanmak, Mısır ve Babil büyü sanatkarları tarafından kopya edilmişti. Fakat aslı hiç şüphesiz Kabala’dır.

Şimdi birkaç Kabala öğretisine daha örnek verelim: Hohana Rabba, Sukkot’un yedinci günüdür. Yom Kimpur’da istikballer hakkında ilahlar tarafından karar verilmiş şahıslar, bu kararın mahiyetini, Hoshana Rabba’dan bir gece evvel anlayabilirler. Mevzuu bahis şahıs, gece yarısı elinde bir dal ile ayın altına çıkar ve ay ışığındaki gölgesini muayene etmeye başlar. Eğer, elindeki bir parmağın gölgesi çıkmıyorsa, uzak bir akraba ölecektir; elinin gölgesi çıkmıyorsa oğlu yahut kızı ölecektir; kol çıkmıyorsa anne veyahut baba; elindeki dalın gölgesi çıkmıyorsa, dalı tutan şahıs o sene sıkıntı çekecek; başın gölgesi çıkmıyorsa adam deli olacak, fakat vücut hiçbir gölge vermezse ölüm demektir. Kabala Pesahim 12a kısmı, “Shabriri” büyüsü hakkında bilgi verir. Shabriri daha fazla bir mukabil büyüdür. Fakat istenildiği zaman türlü usullerle türlü vaziyetlerde istimal edilebilir. Büyü (amuletleri) madalyonları yahut muskaları üzerinde huni şeklinde yazılmıştır ve Ri olarak nihayet bu

SHABRİRİ

ABRİRİ

RİRİ

RİR

Rİ : şeklinde nihayet bulur.

Shabriri Yahudi dilinde kör demektir. Fakat “Ri” en mel’un Yahudi iblislerinden birinin adıdır. Bu iblis uzun seneler evvel korkunç bir şekilde ölmüş, fakat ruhu serseri bir şekilde etraflarda dolaşmakta ve kendine iş aramaktaymış, Ri adına gelen bu ruh çok şey yapmaya kadirmiş.(Kenan Karagöz-ylt)