Jan van Eyck – Arnolfini’nin Evlenmesi 

(0 oy) 0/5 71
Yorum Yaz


Jan van Eyck – Arnolfini’nin Evlenmesi  adlı büyük tablonun sahibi Flaman ressam (1395-1441). Sanatçının teknik yeteneği ve resimsel düzenleme konusundaki yaratıcılığı onu, erken dönem Flaman okulun en güçlü temsilcilerinden yapmaktadır. Rönesans sanatçısıdır. Çoğunlukla portre ve dinsel konulu resimler yapmıştır. İlk boya tekniğini kullanan sanatçılardandır. Van Eyck kardeşlerin öncülüğünde gelişim gösteren resim sanatında, dinsel konuların sürdürüldüğü ancak gözlem yöntemine dayanan ve ayrıntıya önem veren kuzey doğalcılığın geçerlilik kazandığı görülmektedir. 15. yy’in birinci yarısında Flaman okulunu kurduklarına ve yağlı boya resmini geliştirdiklerine inanılır.

Gotik dönemde Bizans etkileri sürerken, 13. yüzyılın ortalarında kitap bezeme, vitray, pano resmi ve freskte yeni bir anlayış kendini göstermeye başladı. Giotto gibi İtalyan, Hubert ve Jan van Eyck, Hugo van der Goes ve Rogier van der Weyden gibi Flaman ressamlar anıtsal yapıtlarıyla geç gotik dönemin temsilcileri oldular. Bu ressamların yapıtlarında henüz klasik öğeler yoksa da, Bizans geleneğine göre daha yumuşak ve gerçekçi bir üslup geliştirdikleri ve böylelikle Rönesans sanatına bir temel hazırladıkları görülür.

Jan Van Eyck aynı zamanda bir edebiyat ve kültür adamı idi siyasi görevlerle gönderildiği İspanya, Portekiz gibi dış ülkelerde etkisini duyurmuştur. Üstün bir seviyede olan ressamlığını, yoğun renk ve güçlü ışık anlayışı ve detayı araştıran gözlem çabasıyla realiteye yaklaşması karakterize ediyordu. İtalyanların perspektif ustalığına hiçbir zaman erişmediği halde resimlerinde biçim ve öz, madde ve ruh birliğini sağlamakta büyük başarı gösteriyordu.

15. yüzyılda yeni gelişmekte olan yağlı boya tekniğini yetkinleştirmesiyle tanınır. Çoğunlukla portre ve dinsel konulu resimler yapmıştır. 1422-24 arasında Lahey’de Hollanda Kontu Bauyeralı Jahannes için çalışmış, 1425’te Burgonya dökü III. Philippe ‘nın saray ressamı olmuştur. Bu tarihten 1429’un sonuna değin Lille’de yaşayan sanatçı olarak ölümüne değin burada kalmıştır.

Arnolfini’nin Evlenmesi – Düğünü Tablosu

Arnolfini’nin Evlenmesi (The Arnolfini Wedding) 1434 Jan Van Eyck’ın Arnolfi’nin Evlenmesi adlı bu tablosunda ilk kez resim sanatında ki anlayışı değiştirip dinsel bağnazlıkların kırıldığı ve yeni görüşlerin öne çıktığı gerçekçi bir bakış açısı egemen olmuştur. O güne kadar resmedilen resimlerden farklı bir sanat anlayışı söz konusudur. Kilisenin ve dinin etkisinde olan resim sanatında Eyck, tüccar olan Arnolfini’ni resmetmiştir. Ayrıca resimdeki bir diğer önemli unsur eşinin hamile olarak resmedilmesidir. Bu durum ahlaki değerler açısından bir çatışmayı getirmiştir.

Jan Van Eyck Arnolfini’nin Düğünü adlı eseri, sanatçının bir ressam olarak şaşmaz hünerini iyi belirler. Figürlerin ayakları dibindeki köpek figürünün ve duvardaki aynanın derin bir detay ilgisine işaret ettiği bu resim, henüz bir Orta çağ atmosferine de sahiptir. Bu atmosferi orta sınıftan insanların hareketsiz bir an içinde tespit edilmeleri sağlanmıştır. Tablodaki parka ışık parçaları sakın gölgeler bu geçici anı zamanın sonsuz akışına bağlar.

Flaman resim sanatı; her zaman ayrıntıya önem vermiştir. Ve ifade önemli bir unsurdur. Flaman resminde çarpıcı ifade yüklü gerçekçilik anlayışı söz konusudur.

Arnolfini’nin Evlenmesi resminin sembolleri

Eyck bu eserinde flaman resmin özelliklerini taşıyan resimde ayrıntılar ve simgesellik söz konusudur. Arnolfini’nin yüzündeki ifade, gölgeler, giysinin dokusu, kıvrımlar, köpeğin her tüyünün sabır ve ayrıntılı şekilde işlenmiş olması. Işığın yüzler ve giysiler üzerinde yarattığı etkiler canlı cansız varlıkların bir simgesellik içinde olduğunun kanıtıdır.

Örneğin tepedeki avizede yanan tek mum üzerine birkaç spekülasyon vardır. Belki tanrının ışığıdır, belki de öylesine yanan mum. Kadının başındaki beyaz örtü büyük bir ihtimalle onun bekaretine ve dolayısıyla temizliğine gönderme yapar. Diğer bir simge yerdeki köpektir. Sıradan bir köpek gibi gözükse de, bunun evliliğe duyulan sadakati temsil ettiği bilinir. Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür. Yerde gelişi güzel duran terlikler de evliliğin kutsallığına bir gönderme niteliği taşır. Pencerenin kenarındaki meyveler ise hayal gücünün sınırlarını zorlar. Tüm bunların ötesinde, resmin orta yerinde çok önemli ve bu resmi bir ilk özelliğini katan bir dış bükey ayna durur. Dikkatle bakıldığında Arnolfini’yi, karısını ve van Eyck’i görebiliriz bu aynadan. Aynanın üstünde, duvarda “Jan van Eyck buradaydı. (Johannes van Eyck fuit hic 1434) diye yazar. Olasılıkla bu resim aynı zamanda nikah şahitliği ve evlilik cüzdanı işini de görmesi düşünülen bir resimdir.

Ayrıca resimdeki gelinin hamile olması, dönemin yeni oluşmaya başlayan ve eski aristokrat değerlerinden son derece farklı “burjuva ahlakının anlaşılması açısından önemlidir. “Kır soylu” aristokrat kesime göre normal olan evlilikten sonra hamilelik iken, yeni gelişen “şehirli” (burjuva) ahlâkı bu normu yıkmıştır. Evlilik öncesi ilişki ve hamilelik artık doğal karşılanabilmektedir.

Eyck’ın bu eserinde ana konu aslında portredir. Aynı zamanda sanatçı bize iç mekan ve günlük hayattan bir sahne sunmaktadır. Resmin yağlı boya ile yapılmasından dolayı ressam nesnelere ve figürlere doku ve ayrıntılara ulaşırken daha gerçekçi resmetmesine olanak sağlamıştır.(S.memoğlu-YLT)