İslamda semboller

(7 oy) 4/5 1275
Yorum Yaz


Diğer dinlerde de olduğu gibi, doğrudan doğruya İslam’la özdeşleşmiş ve İslam’ı çağrıştıran semboller vardır. Ancak, İslam tıpkı temsile yönelik girişimlerin hiçbirini onaylamadığı gibi, sembolleri de onaylamaz. Varlık tercihen yalnızca Allah’ın adıyla, ya da dini bir cümleyle getirilmelidir. Sayısız el yazısının, özellikle de zarif süslemeli Kuranların unvanı, yani kapaklarındaki dekoratif kaligrafinin muazzam gelişimi de bu şekilde olmuştur. İslam’da en çok ilişkilendirilen semboller ya sonradan gelenler, ya da yerel adetlerin uzantılarıdır ve her iki durum da muhafazakar kesim tarafından reddedilir. Bu nedenle genelde İslam’ın simgeleri nesne, hayvan, bitki vs. den ziyade bu dinle özdeşleştirilmiş adetler, mimari öğeleri vs. dir. İslamda semboller aşağıda ele alınmıştır.

Kabe

Kabe, Mekke’de bulunan ve bütün Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri ve haç için tavaf yeri olan kutsal bir yapıdır. Kabe, dünyada Allah adına yapılmış olan ilk mabet olması ve Allah’ın isteğiyle yapılmış olması bakımından, bütün insanlığın da mabedi sayılmaktadır.

Cami- Mescit

Arapça “Cem” kökünden türeyen, “toplayan” anlamındaki cami kelimesi, başlangıçta Cuma namazı kılınan büyük mescitler için kullanılan isimdi. İslam’dan önce mukaddes türbeler ve Tanrı’ya adanmış ve içinde Tanrı’ya dua edilen ibadet yerleri de mescit olarak isimlendirilmiştir.

Cami İslam dininin sembolüdür. Cami ibadet dışında toplumsal yaşamın da bir merkezi olmuştur. Genel olarak caminin fonksiyonları şöyle özetlenebilir:

  • İbadet
  • Eğitim ve öğretim
  • Halkın birbiriyle haber alışverişi yapabildiği, bir haberleşme merkezi,
  • Tarih içinde devletin yönetim merkezi,
  • Tarih içinde hastane, depo, kışla, mahkeme, misafirhane… olarak kullanılması.

Minare

Arapça nur saçan kule demektir. Bugünkü biçimiyle 15. yüzyıldan sonra ortaya çıkan minare, cami veya kutsal mekanların yanında ezan okumak için veya yol gösteren kule olarak inşa edilirmiş ve yol göstermek amacıyla geceleri üzerinde ışık veya ateş yakıldığından dolayı, nur saçan kule olarak adlandırılmıştır. Bunun yanı sıra, gerçek işleviyle beraber, minarelerin savaşta bir gözetleme kulesi olarak kullanıldığı yerler de olmuştur.

Yerden göğe doğru uzanıp bir yerlere ulaşmak ve oralara bazı mesajlar yazmak istercesine, bir algılama yaratır insanda. Başka bir düşüncenin açısı içinde onu seyrettiğimizde, minareler sanki şefaat dilemek için Tanrıya uzanan kollar gibi canlanır gözümüzde.

Minarelerin biçim olarak Babil Kulesinden esinlendikleri ileri sürülüyor. Babil Kulesinin yapılışında öngörülen mistik amaç, tanrılara ulaşmayı kolaylaştırmaktı. İlk minarelerin yapım amacı ise, kullanımdan ziyade siyasi amaçlar içindir. İslam’ın ilk yıllarında minare, İslam’ın gelişmesi ve Müslümanların dinlerini temsil edip öne çıkaracak binalar isteği doğrultusunda inşa edildi.

Sembolik bakımdan büyük önem taşıyan minare, İslam’ın diğer sembolleri olan ezan, namaz ve kıbleye de işaret etmektedir. Minarelerde, ezan okuma yeri olan şerefelerin sayısı, caminin önemi, büyüklüğü ve estetiğiyle ilgilidir. Şerefelerde bulunan küçük kapılar kıbleye yöneliktir. Büyük camilerin minarelerinde 99 basamak bulunur, tesbihte de 99 danenin bulunmasında olduğu gibi, Tanrının 99 adına işaret etmektedir.

Tek minareli bir caminin siluetine dikkat edilirse, minare Arapça “elif’ harfini andırır. Elif vahdet’i simgeler.

Kubbe

Kubbe İslam’da dini mimaride olduğu kadar sivil mimari yapılarında da oldukça kullanılmıştır. İslam’da genelde, kubbenin vahdeti, sivri yapıların ise kesret yani çokluğu ifade ettiği kabul edilir. Kubbeler dünyanın üzerine oturmuş göğü veya göğe kurulmuş bir taht gibidirler.

Genel olarak kubbenin fonksiyonları şöyle özetlenebilir:

  • Mekanda akustiği sağlar,
  • Küçük bir göğü (mikrokozmoz) simgeler,
  • Yapıya içten ve dıştan görkemli bir görünüm verir,
  • İç mekanı genişletir,

Sert ve köşeli şekiller rahatsız edicidir. Küresel ve dairesel biçimler ise mekana bir başka rahatlık ve ferahlık verdiğinden insanın ruhsal durumu üzerinde daha olumlu bir etki yaratır.

Mihrap

Mihrap imamın durduğu niştir. Niş aynı zamanda, evrensel olarak, mimari bir semboldür. Nişin üstü gökle örtülü ve kaidesi yer olan bir mağara görünümü verdiğine daire bir fikir birliği bulunmaktadır. Kuran da mihrap hakkında “içinde Tanrı ışığının yandığı bir lamba bulunan bir niştir” demektedir.

Mihraplar genellikle mukarnaslı öğelerle donatılır, bu detaylar dolaylı olarak imamın sesinin yankı yapmasını sağlamaktadır. Mimari açıdan ve belirli bir yönü işaret etmesi bakımından, kilise absitlerinden etkilenmiş olabileceği düşünülebilir olan mihrap, İslam’da, namazı birlik ve uyumlu olarak kıldırmakla görevli olan imamın makamıdır.

Kıble

Hz. Peygamber, hicretin ikinci yılına kadar namazlarını Kudüs’teki Mescid- i Aksa’ya dönerek kılmaktaydı. Burada Hz. Süleyman’ın tapınağı bulunuyordu. Vahiy’in gelmesiyle birlikte kendisinin başlatılmasıyla, tüm İslam alemi, Mescid-i Haram, Kabeye dönerek secde etmektedirler. Müslümanların namaz kılarken aynı noktaya yönelmeleri, İslam’ın başta gelen amacı olan birlik ruhunun yani vahdetin en gerçek ve samimi bir göstergesidir.

Ezan

Sözlükte bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak anlamına gelen ezan kelimesi, inanan kişilere namaz saatini hatırlatmak ve onları camiye davet etmek için okunur. Müslümanlarda ezanla hatırlatılan ibadet saati, Hristiyanlıkta çan çalınmasıyla ve Yahudilikte de nefir yani borazan çalınmasıyla hatırlatılır. Böylece ezan Müslümanların sembolü olarak kabul edilmiş; örneğin Müslümanların harp etmek için girdiği bir şehirden ezan sesi geldiğinde, onların da Müslüman olduğu anlaşılır ve savaştan vazgeçilirmiş.

Kur’an

Allah kullarına 104 adet kutsal kitap gönderdi; bu kitaplar o dinin temsili ve sembolü oldu. Sözcük olarak okumak, ezberden okumak anlamına gelen Kuran, Hz. Muhammed’e vahiy edildiği zaman, Ashabı tarafından ezberlenmiş ve yazılmıştır. Kuran Müslümanlar için tek ve yanılmaz otoritedir. Ayrıca, Müslümanlıkla ilgili birçok simge ve sembollerin kaynağı da Kuran ayetlerinden alınmıştır.

Tesbih

Tesbih genel tanımlama ile, ezbere tekrar edilmesi gerekli dinsel söz ve duaları saymakta kullanılan, bir ipe sıralanmış daneler dizisidir. Dini hüviyeti ile ilk tespih Brahmanizm (Hinduizm)’de görülmektedir. Brahman tapınaklarındaki kabartmalarda, baş tanrı ve dünyanın yaratıcısı olan Brahma, elinde tespihle tasvir edilmektedir. Farklı din ve mezheplerde kullanılan tespihler, dane sayısı ve yapıldıkları maddeler açısından ayrılmaktadır. Bu bağlamda her tespih, dane sayısı ve kullanılan malzeme bakımından bir din veya mezhebin sembolüdür.

Örneğin, Budizm’de tesbih bir dinsel gereç olarak, bir temel unsur haline gelmiştir. Yüz sekiz sayısı Buda’nın sistemiyle bütünleşmiş, pek çok dinsel fonksiyon yüz sekiz sayısıyla sınırlanmış ve sembolize edilmiştir. Sayıları yüz sekiz olan günahlardan korunmanın yolu yüz sekiz daneli tespih çekmektir; Buda’nın doğumunda hazır bulunan Brahmanlar yüz sekiz tanedir; Tibet Budizm’in kutsal kitabı yüz sekiz cilttir; Pekin’deki büyük tapınak (Beyaz Pagoda) yüz sekiz sütunludur, vs.

Hristiyanlıkta ise, tespih daneleri zincir halkalarıyla bağlanır ve tespihlerin dane sayıları Hz. Meryem’in ölüm yaşı gibi, Hristiyanlıkta önemli olan sayılardan alınmıştır.

Müslümanlar ‘da 8. yüzyıldan itibaren yaygınlaşan tesbih kullanımı, ilk olarak çakıl taşı ve hurma ve zeytin çekirdeklerinin ipe bağlanmasıyla başlamıştır. Zeytin ve hurma çekirdeklerinden yapılan tespihlerin Müslümanlar tarafından kutsal sayılmasının nedeni, bu meyvelerin Kuran’ın çeşitli yerlerinde zikredilmesi ve Allah’ın üzerine yemin etmesidir. Namaz tespihinin doksan dokuz daneli olmasının nedeni, Hz. Muhammed’in “Her namazın peşinde otuz üç kere Suphanallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere de Allahu Ekber dedikten sonra yüzüncü de La ilahe illallah diyen kimsenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da mağfiret olunur.” hadisinde bildirdiği sayılara uymasıdır. (sadaf dianat-ylt)