İsfahan Gezi ve Kültür rehberi

(0 oy) 0/5 30
Yorum Yaz


İran’ın yabancı turistler için en çekici alanlarının başında (en azından geçmişte) eski Pers İmparatorluğu’nun başkenti olan İsfahan gelmiştir. Orta Doğu’nun en güzel yerlerinden biri olarak nitelendirilen İsfahan, on yılı aşkın ihmal döneminin izlerini silmeye çalışmaktadır. Turkuaz ve pembe camileri, çeşmeleri, pazarlarıyla eski İsfahan şehri bir sanat, mimari ve ticaret merkezi özelliğini taşımaktadır. Bu yazımız tarihi ve kültürel güzellikleri ortaya koyacaktır. İsfahan Gezi ve Kültür Rehberi adlı yazıyı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

İsfahan Nakş-ı Cihan – İmam Meydanı

1. Şah Abbas tarafından 1612 yılında İsfahan’da yaptırılmıştır. Meydan şehir planlaması bakımından dünyanın en gözde örneklerindendir. Meydanı 512 m boyu ve 163 m eni uzunlukları ile Moskova’da bulunan büyüklüğü ile ünlü olan Kızıl Meydanı’ndan hemen hemen iki kat daha büyüktür. Eskiden meydana “Nakş-ı Cihan” denmiştir ve bu meydanın yapıldığı Şah Abbas dönemindeki el sanatları ve mücevherlerin isimleri gibi sanata gönderme yapmak amacıyla konulmuştur. İran İslam Devrimi’nden sonra meydanın ismi “İmam Meydanı” olarak değiştirilmiştir. İmam Humeyni Meydanı olarak da bilinen İmam Meydanı Cuma günleri namaz saatlerinde geçişlere kapatılıp ibadet yeri olarak değerlendirilmektedir.

Meydan ilk yapıldığı dönemlerde Polo Oyunu sahası olarak kullanılmıştır. Polo dünyanın en eski takım sporu olarak bilinmektedir. Asya’daki göçebe halk tarafından 2000 yıl öncesinde birbirinden farklı şekillerde oynandığı görülmüştür. Pers toplumunda polo sporu “Chogân” olarak geçmektedir. Kaynaklarda sporun Pers toplumunda tam olarak ne zaman başladığı ortaya çıkmamaktadır. Genel kanı milattan önce beşinci yüzyılda başladığı üzerinedir. Sporun ortaya çıkış maksadı askerlerin eğitimi olmuştur. Zamanla, özellikle soyluların oynadığı oyuna dönüşmüştür.

Polo Oyunu UNESCO tarafından 2017 sonunda İran’ın manevi kültürel mirasları listesine alındı. Meydanın her iki ucunda mermer malzemeden yapılmış olan Polo kaleleri günümüzde de varlığını korumaktadır. İmam Meydanında ekonomik kapı, dini kapı, ilmi kapı ve siyasi kapı olmak üzere toplamda dört adet kapı bulunmaktadır. “Safeviler döneminde bu meydanda, askeri manevralar, gösteriler yapılır, oyunlar oynanırdı. 1673-1677 yılları arasında buraya gelmiş olan Şövalye Jean Chardin, anılarında: Gece olduğunda meydanda, şarlatanlar, kuklacılar, yüzük oyunları yapanlar, atasözü ve deyimlerden kelime oyunları yapanlar, dini vaaz verenler gördüm.” demiştir.

Çevreyi oluşturan bu yapının içinde kapalı çarşı da bulunmaktadır. Kapalı çarşıda özellikle İsfahan el sanatlarının birbirinden güzel örnekleri bulunmaktadır. Örnekler arasında minyatürler, mozaik denilen sedef kakma işleri ve mine kaplama metal işler dikkatleri çekmektedir. Meydanı gezmek için en uygun zaman öğleden sonra ve havanın serin olduğu gün batımından sonradır. Havuz etrafında bulunan ışıklar yandığında meydanın havası bir anda değişir ve havuzların fıskiyelerin açılmasıyla da tipik bir şark gecesi ortamı oluşmaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin özellikle yakalamak istedikleri mistik ortam meydanı cazip hale getirmektedir. İmam Meydanı, 1797’da UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır.

Vank Katedrali

İsfahan, tarihi dokusundaki zenginliklerin yanında; birbirinden farklı etnik grupların bir arada yaşayabildiği, aile yapısının özellikleri ile geleneksel yapısını ve kültürünü korumaktadır. En güzel örneği, nüfusun büyük çoğunluğunu Ermeniler’in oluşturduğu Zayande Nehrinin güney kıyısındaki Yeni Culfa Mahallesinde görülmektedir. Fotoğrafta yer alan katedral 1604 yılında Şah’ın emriyle Culfa şehri tamamen yıktırılıp, buradaki yaşayan Ermeniler İsfahan’a göç ettirilmiştir. Şehrin Güney batısında Culfa Mahallesi inşa edilmiş ve Çahar-Bağ Caddesi Si-o-Se Pol Köprüsü vasıtasıyla bu mahalleye bağlanmıştır. Bu mahallede, başta Vank Katedrali olmak üzere 13 Hıristiyan kilisesi ve katedral bulunmaktadır.

Sallanan Minareler

1316 yılında vefat eden Ebu Abdullah Garladani’nin türbesi, Monar Jonban mimar Bahaeddin Amili tarafından İsfahan’da inşa edilmiştir. Fotoğrafta olduğu gibi şehrin popüler turistik mekânlarından biri olan Sallanan Minareler 17 m yüksekliğindedir. Sallanan minareler dikkatle incelendiğinde minarelerden biri sallanınca diğerinin de sallandığı görülmektedir.

Siosepol Köprüsü (Allahverdi Han Köprüsü)

 İsfahan vilayetinin ortasından geçen ve İran’ın kavşak noktalarından olan Zayende nehri üzerinde, yaşları 400 yılı bulan 6 tarihi köprü bulunmaktadır.

İsfahan için önemi büyük olan Zayende Nehri üzerinde yer alan Siosepol Köprüsü’nün mimari estetiği oldukça etkileyicidir. Köprü 1600’lü yıllarda inşa edilmiştir. Fotoğrafta göründüğü gibi köprü, kendisini ayakta tutan 33 sütun üzerine inşa edildiği için “Siosepol” ismini almıştır. Halk arasında köprüyü inşa eden mimarın adına ithafen Allahverdi Han Köprüsü olarak da anılmaktadır.

Khadjou (Pol-e) Köprüsü

Siosepol Köprüsü’nün biraz daha ilerisinde kalmaktadır. Bu köprü de Şah II. Abbas tarafından 1650 yılında inşa ettirilmiştir. İki katlı olan bu köprüden bir dönemler yalnızca Şah geçmekteydi. Şah, köprünün ortasındaki terasın üzerine yerleşen ve yalnızca kendisine ayrılan balkondan sanatçıların gösterilerini seyretmekteydi. Ünlü İtalyan sinema yönetmeni Pier Paolo Pasolini hayranı olduğu İsfahan Köprüleri üzerine belgesel filmler yönetmiştir.

İsfahan Pazarı

Tahran’daki Büyük Pazar gibi tam bir labirent şeklindedir. Bu labirentte kaybolmamak mümkün değildir. Aynı benzerliği İstanbul Kapalıçarşı’da da görmek mümkündür. Yapı olarak İstanbul Kapalıçarşı’ya çok benzeyen bu çarşıda kubbe biçimindeki tepelerde birer küçük delik bulunmaktadır. Bu delikler ışığın içeri girmesini ve içerde ısınan havanın dışarı çıkmasını sağlar. Böylece ortamda temiz hava ile birlikte doğal bir serinlik hissedilmektedir.

Birçok kapalı çarşıda olduğu gibi burası da pek çok sosyal aktivitenin merkezi sayılmaktadır. Burada alışveriş yapılabildiği gibi kulaktan kulağa herkese ulaşan güncel haberleri de almak mümkündür. Safevi Devleti döneminde Kayseriye Kapısı’nın üst kısmındaki bölümde her akşam, Kraliyet orkestrası bir konser verildiği ve konseri kaçırmamak için herkesin o saate kadar günlük alışverişini bitirmeye çalıştığı bilinmektedir. Fotoğrafta da görüldüğü gibi pazarın içindeki labirent gibi yolların toplam uzunluğu 5 km’yi bulduğu için tümünü gezmek oldukça zordur. Çeşitli iş kollarına ayrılmış sokaklarda, semaver yapımcıları, ayakkabıcılar, halıcılar, kumaş boyayanlar, gümüşçüler ve kuyumcuları sayabilir. Pazarın içinde gezerken yorulduğunuzda karşınıza muhakkak bir çayhane çıkmaktadır. Küçük bahçeleriyle açık hava çaycılarını bile bulmak mümkündür. Aynı zamanda çarşıda birkaç tane hamam da halen faaliyettedir.

İsfahan Kapalıçarşı

 Nakş-ı Cihan Meydanı’ndan başlayan Kapalıçarşı bir zamanlar 16 km boyunca uzandığı bilinmektedir. Çarşının içindeki nargile kahvesi oldukça ilginçtir ve turistlerin de ilgi odağı haline gelmiştir. İsfahan’da çay kıtlama şekerle içilmekte ve Pulaki denilen altın renkli, akide şekerine benzer yassı şekerlerden tercih edilmektedir. Kalyan denilen nargile içme sanatı da burada oldukça ilginç ve yaygındır. İsfahan’da başta halıcılık olmak üzere çok sayıda el sanatı hala varlığını sürdürmektedir. İran halıları ek düğümlüdür ve çok incedirler. Deve kemiği, kemik tozu ve kağıt üzerine yapılan minyatürler de çok özeldir. Firuze gibi yarı değerli taş satan mücevherciler, ahşap işçiliği, el baskısı dokumalar, tatlıcılar önemli turizm cazibelerindedir.

Cuma Camisi (Mescid-i Cuma)

 Mescid-i Cuma Camisi Selçuklu mimarisininin izlerini taşımakta olup genelde Ulu Cami olarak bilinmektedir. Cami önü kubbeli mihrap, dört eyvanlı avlusu olan mimari özellikleri ile 8. yüzyıla kadar giden bir tarihe sahiptir. Caminin yapıldığı yerde Arap kökenli Tirun kabilesi tarafından yaptırılmış olan büyük bir cami yer almaktaydı. Zamanla Abbasi Halifesi Mu’tasım, Halife Muktedir ve Buveyhiler döneminde camiye eklemeler yapılmış ve cami restore edilmiştir. Fotoğrafta yer alan Caminin günümüze kadar gelen esas kısımları Selçuklular zamanında yaptırılmıştır.

İsfahan’da hüküm süren birçok medeniyetin (İlhanlılar) izlerini Cuma Camii’nde görmek mümkündür. 2012 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan ve çeşitli medeniyetlere tanıklık eden külliyenin içerisinde; medrese, türbe, mescit, camii, şadırvan vb. bulunmaktadır.(G. Sonakalan-YLT)