İran’da Mutlaka Görülmesi Gereken Saraylar

(0 oy) 0/5 40
Yorum Yaz


Tarihi ve kültürel açıdan çok önemli eserlere sahip bir Ülke İran. Kendi özgünlüğünün yanı sıra bu özgünlüğü ortayan tarihi eserleri de çok fazla. İran’da bulunan saraylar bu açıdan görülmeye değer. Tahran’da bulunun Gülistan Sarayından İsfahan’daki Ali Gapu Sarayına kadar çok geniş bir yelpazede olan bu saraylar hakkında haberimizi sizlere sunuyoruz. İran’da Mutlaka Görülmesi Gereken Saraylar:

Gülistan Sarayı Müzesi ( Golestan Sarayı Müzesi )

Müzenin tarihçesinin anlatıldığı kitabeden edinilen bilgilere göre; 2013 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınan Gülistan Sarayı, 200 yıllık bir tarihe sahiptir ve İran’ın başkenti Tahran’da yer almaktadır. 17. yüzyılda Safevi hanedanı zamanında inşasına başlanmış olup zaman içinde diğer şahların eklemeleriyle 9 ayrı bina kompleksi şeklinde genişletilmiştir. Ayrıntılı bilgi için Bkz: Gülistan sarayı müzesi

Ebyez Sarayı (Abyaz Palace)

Osmanlı Sultanı Abdülhamit, Nasiruddin Şah’a gönderdiği hediyeler çok değerli ve miktar bakımından fazla olunca özel bir koruma yeri yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Tahran’da sarayın bu bölümü inşa edilmiştir. Binanın dış rengi beyaz olduğu için Beyaz Kale de denilmektedir. Bu bölümde çeşitli folklorik giysiler, halılar sergilenmektedir. Sarayın bu bölümünün her zaman ziyarete açık olamadığı görülmektedir.

Sa’dabad Sarayı Müzesi

Tahran’da yer alan Sadabad Sarayı’nı, 1921 yılından sonra Şah ailesinin kışlık sarayı olarak kullanılmıştır. Ana kapıdan (Dervaze) girdikten sonra Beyaz Saray’a giriş merdivenlerinin yanında bir zamanların korkulu günlerini anımsatan dev bronz çizmeler görünmektedir. Sarayın arka fonu 600 m’yi bulan, zirveleri karla kaplı Damavand Dağları, ön fonunda ise okçu Areş Kemangir heykeli yer almaktadır. Bir zamanlar ülkeler arasındaki sınır anlaşmazlıklarında, son anda savaşı önleyebilmek için bu okçulardan yardım istenip, okçunun attığı okun ulaştığı son nokta ülkenin sınırı kabul edilmekteydi.

Sarayların yer aldığı bölgedeki müzelerin tamamında fotoğraf çekimi yasaktır. Sarayları gezmek isteyenler için -saraylar birbirinden uzak olduğundan- bahçede ring sefer yapan ücretsiz otobüsler bulunmaktadır. Bütün sarayları gezmek isteyenlerin miktar karşılığında tüm saraylar için ayrı ayrı giriş bileti almaları gerekmektedir.

Beyaz Saray (Millet Sarayı)

Muhammed Rıza Şah ve eşi Farah Diba’nın yaz döneminde Tahran’daki Beyaz Saray’da ikamet ettikleri bilinmektedir. Beyaz Saray’da 54 oda ve 10 ağırlama salonu bulunmaktadır. İran ve Rus mimarları tarafından tasarlanan Millet Sarayı’nın iç mimarlığı Gulamrıza Pehlivan, Abdülkerim Şeyhan, Hüseyin Kaşi ve Rıza Melaike gibi mimarlar tarafından yapılmıştır. Diğer bir ismi Niavaran Sarayı’dır.

Şah Rıza Pehlevi döneminde 80 yıl önce kadar inşa edilmiş olan iki katlı Beyaz Saray yaklaşık 500 m2 büyüklüğündedir. Birinci katta kabul, yemek ve çalışma odaları bulunmaktadır. Sarayın yer döşemelerinde yeşil mermerler, tavanlarında alçı süslemeler görülmektedir. Ferdovsi’nin Şehname adlı eserinden alınış olan mitolojik sahnelerin tavan süslemelerinde kullanıldığı görülmektedir. İkinci kattaki Tören Salonu sarayın en büyük salonudur. Salonun dekorasyonunun en önemli eşyası da 145 m2’lik Meşhed yapımı yer halısıdır. Yatak odalarını süsleyen yer halılar katlandığında küçük el çantasına sığacak kadar incedir. Odaları süsleyen gobenler ve yatak örtüleri Fransa’dan ithal edilmiştir.

100 Sütunlu Saray

1000 Sütunlu Saray antik kent Persepolis’te bulunan en büyük kalıntıdır. Gelen ziyaretçiler sarayın ana salonuna alınmadan önce hemen çaprazındaki 4 sütunlu küçük salonda bekletilir ve 100 sütunlu saraya iki boğa heykelinin arasından alındığı ve Kralın, gelen ziyaretçileri ve hediyeleri kabul ettiği saraydır. Saraydaki çivi yazısı ile yazılan kil tabletin üzerinde kralın ziyaretçileri ve hediyeleri nasıl kabul ettiği ve gelen hediyelerin nereye gönderildiğine dair detaylı bilgiler bulunmaktadır.

Ali Gapu Sarayı

 İsfahan İmam Meydanı’nın batısındaki (Naghsh-e Jahan), 17. yüzyılın en görkemli saraylarından olan Şeyh Lütfullah camisinin hemen önünde yer almaktadır. Fotoda yer alan sarayın ilk kısmı 1597 yılında inşa edilmiş olup, ilk zamanlar konut sarayı olarak kullanılmıştır. Büyük Şah Abbas, Timur zamanında Ali Gapu. Şah Abbas, Sarayı’nı inşa ettirmiştir. Daha sonra sarayı genişletti ve sarayın tepesinde bir müzik salonu (oda) da yaptırdı. Şah Abbas’ın sarayı, verandalı ve dört katlıdır. Saray, yaklaşık 38 m yüksekliği ile 17. yüzyılda İsfahan’daki en yüksek bina olmuştur. Sarayın 52 adet odası bulunmaktadır ancak uzun zamandır restorasyon nedeniyle odaların çoğu ziyaretçilere kapalıdır. Sarayın ismi Türkçede “Ali Kapısı” anlamına gelmektedir. Farsçada ise Ali yani yüce, büyük anlamlarına gelir. Ana yapı 6 katlı olarak yapılmıştır.

Sarayın üçüncü katında yer alan salon toplamda 18 adet sütunla dekore edilmiştir. Sütunların işlemesinde çok ince ahşap işçiliği göze çarpmaktadır. Zeminlerde kullanılan mermer yapının ve aynalarla süslü duvarların varlığı sarayda ihtişamlı bir dönem yaşandığını yansıtmaktadır. Bu sarayda olduğu gibi birçok sarayda bulunan havuzlar daha çok çöl ikliminden uzak bir serinlik oluşması için yapılmıştır. Sarayda yer alan birçok tarihi eserin ve değerli tabloların özellikle Kaçarlar döneminde tahribata uğradığı bilinmektedir. Sarayın altıncı katında bulunan ve diğer salonlara oranla biraz büyük olan salon daha çok Şah için ayrılmış özel çalışma alanı ve Şah’ın çok özel yabancı konuklarını da kabul ettiği onlara konserlerin verildiği bölümdür.

Kırk Sütun (Chehel Sutun) Müzesi ve Sarayı

 İsfahan sarayları, Moğol ve Sasanilerin büyük ve ihtişamlı sarayları karşısında mütevazı kalmaktadır. Şah Abbas döneminde inşasına başlanmış ve II. Şah Abbas tarafından 1647 yılında tamamlanmış olan saray, adını verdiği Çehel Sütun bahçesinde yer almaktadır. Ağaçlar ile çevrili olan sarayı bir büyük havuz tamamlamaktadır.

Saray 20 sütunlu bir yapıdır. Havuza yansıyan 20 sütun, kırk sütun görünümü vermesi nedeniyle Çehel yani Farsçada Kırk Sütun Sarayı olarak adlandırılmıştır. Muhteşem dekora sahip tavan işlemeleri, duvarlarını süsleyen zengin simge ve içerdiği olağanüstü eserleri ile görülmeye değer estetik bir yapıdır.

Hasht Behesht Sarayı

Saray, Safevi Hükümdarlarının yaşadıkları ihtişamlı saraylardan birisidir. Süleyman Şah döneminde 1660 yılında İsfahan’da yaptırılmıştır. Saray günümüze ulaşana kadar fazlasıyla zarar görmüş olsa da tüm görkemini korumaktadır. Bunların dışında; İsfahan’da Doğal Tarih Müzesi, Çağdaş Sanatlar Müzesi ve İmam Humeyni Sanat Galerisi bölgedeki önemli turistik cazibelerdir.(G.Sonakalan-YLT)