İlahi dinlerde büyü

(2 oy) 5/5 614
Yorum Yaz


Yahudilikte – ilahi dinlerde  büyü konusu Kutsal metinlerde geniş yer tutar. Kural olarak Yahudilik büyücülüğe karşıdır. Tevrat büyücülüğe çok açık yasaklar getirir. Büyünün etkisine inanmak Tanrı iradesinin beşeri maksatlarla kullanılması anlamına geleceğinden Tek tanrı inancına ters kabul edilir. Yahudilikte büyü ile ilgili Tevrat’ta ilginç bilgiler yer alır:

“Bu, efendimin ondan içtiği ve hem de onunla fala baktığı kâse değil midir? “ Ve Elişa ona dedi: bir yay ile ok al. Ve kendisine bir yay ile oklar aldı. Ve Israel kralına dedi: Elini yayın üzerine koy ve elini koydu. Ve Elişa ellerini kralın üzerine koydu ve dedi: şark tarafından pencereyi aç ve açtı. Ve Elişa: Oku at dedi ve attı. Ve dedi Rabb ’in kurtarış oku, Suriye ’ye karşı kurtuluş oku, çünkü Suriyelileri bitirinceye kadar onları afekte vuracaksın… Ve dedi: okları al ve aldı. Ve İsrail kralına dedi: yere vur ve üç kere vurup durdu. Ve Allah ’ın adamı ona karşı öfkelenip dedi: Beş veya altı kere vurmalıydın; o zaman Suriye’yi bitirinceye kadar onu vurmuş olurdun; fakat şimdi Suriye ’yi üç kere vuracaksın.

“ Ve size fısıldayan ve mırıldayan cincilere ve bakıcılara danışın, derlerse, bir kavim kendi Allah ’ına danışmaz mı? Yaşayanlar için ölülere mi danışılır, deyin.

“Aldığın öğütlerin çokluğundan yoruldun: Müneccimler yıldızlara bakanlar, aybaşlarında ne olacağını bildirenler, şimdi kalksınlar da başına gelecek şeylerden seni kurtarsınlar. ”

Yahudilikte büyü ile ilgili kesin yasaklamalar olmasına rağmen Yahudiler, hastaları iyileştirmek, fal bakmak, sihirli değnekler kullanmak gibi eylemlerle büyüsel faaliyetlerde bulunur.

Yahudilikten sonra Hıristiyanlıkta da büyü ile ilgili yasaklama devam etmiştir. Ancak Yeni Ahit’te bu konuya ilişkin ayrılan yer, Eski Ahit’e göre çok daha azdır. Büyü faaliyetleri, Hıristiyan olmayanların yürüttüğü işler olduğu kabul edilmiştir. Hıristiyan dünyası büyücülerden çok cadılardan endişe duymuştur. Ancak Yeni Ahit’te belirgin bir şekilde cadılara temas edilmez. Kilise büyüye yasakçı yaklaşırken, büyü geleneği şehir dışı bölgelerde yaygınlaşmıştır. 1320’de papalık çıkardığı bir fermanla büyücülük ve cadılığı dinsizlik olarak nitelendirmiştir. Daha sonra 1484’te Papa 8. İnnocent tarafından cadılık zındıklık olarak ilan edilmiş ve 200 yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli yerlerinde pek çok masum insanın da aralarında bulunduğu on binlerce kişi öldürülmüştür.

İslam dininin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’de büyü kelimesinin Arapça karşılığı olan “sihir” kelimesi kullanılır. Kur’an’da, birçok peygamberin büyücülükle itham edildiği ve bunu yapanların inkârcı olduğu bilgisi yer alır. Ayrıca cahiliye Araplarından kalma cincilik ve yıldızların etkisine dair inançlar reddedilir.

Kur’anda büyünün 3 farklı çeşidi üzerinde durulur. Bunlardan ilki, Hz. Musa döneminde daha çok illüzyon şeklinde uygulanan “Mısırlıların sihridir”. Firavun, Hz. Musa’nın bir illüzyonist olduğu iddiasıyla çevresindeki güçlü sihirbazları toplayarak Hz. Musa’yı alt etmeye çalışmış; ancak O, sihirbazları etkisiz hale getirmiştir. Kur’an, birçok ayetinde Hz Musa’nın bir sihirbaz olmadığını belirtir.

Kur’an’daki bir diğer büyü çeşidi ise, “Babilliler’in sihridir”. Bu çeşit sihirden bahseden ayet meali şöyledir:

“Ve onlar, Süleyman’ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: ‘Biz, yalnızca bir fitneyiz (sizin için bir sınavız veya ayartıcıyız), sakın inkâr etme’ demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Ant olsun, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi

Bu ayet Hz. Süleyman’ın hükümdarlığının sihre dayandığını söyleyen Yahudileri eleştirir ve Allah’ın izni olmadıkça bu güçleri kullanarak kimsenin kimseye zarar veremeyeceğini belirtir. Ayrıca başka ayetlerden anlaşıldığı kadarıyla bu teknikleri kullanmak küfre girmeye sebep sayılır. Üçüncü ve son sihir türü ise, efsunculuk olarak bilinen “düğümlere üflemek suretiyle icra edilen sihir” şeklidir. Felâk suresinde bu durumdan Allah’a sığınılması önerilir. Ayet ve hadislerden büyünün özellikle bazı şekillerinin olağanüstü bilgi ve güç iddiasına dayanması sebebiyle tevhide aykırı bir inanç olduğu anlaşılır. Bazı çeşit büyüler ise, hile ve aldatmaca gibi ahlaki olmayan davranışlardan ibarettir. Ayrıca büyü hadislerde yedi büyük günahtan biri olarak zikredilir.

Büyüsel faaliyetler din ve bilimin karşı çıkmalarına rağmen günümüzde de varlığını sürdürür. Özellikle 1980’li yıllarda Avrupa ve Amerika’da mezarlıkların açılması, ceset ve kemiklerin çalınması, ibadete kapalı mekânlarda siyah mumlar eşliğinde yapılan ayinler, kara kedi ve horozların kesilmesi, büyücü örgüt ve kuruluşların sayısının artması bunun açık kanıtıdır. Günümüzde falcı ve medyumlar televizyon programlarıyla kendilerini ve kitaplarını rahatlıkla tanıtarak büyücülük faaliyetlerini çağdaş bir şekilde gerçekleştirir. Ayrıca sihir konusu, gerek yerli gerekse yabancı filmlerde işlenerek, geniş izleyici kitlerine ulaşmaktadır.