Hristiyanlıkta semboller

(8 oy) 5/5 6874
Yorum Yaz


Hristiyanlık, ilk yıllarında bir yeraltı mezhebiydi ve Roma yönetimi altında kendisini açıkça ilan edemiyordu. İnananlarıysa inançlarını ifade etmek, ama bir yandan da otoritenin zulmünden kaçabilmek için gizli semboller geliştirmişlerdi. Ele getirilen şifreli mesajların çoğu Roma ve diğer yerlerdeki cenaze kalıntılarından, özellikle de yeraltı mezarlarından ve Hristiyanların gizli buluşma ve ibadet yerlerinden geliyor. Şimdi Hristiyanlığın evrensel anlamda tanınan sembolü olan Haç ise çok az kullanılıyor, genelde de saklanıyordu. Amansız işkencelerin alıp yürüdüğü bir dönemde bu çok tehlikeliydi. Roma İmparatorluğu içindeki ilk Hristiyanlar, kendilerinin ve karşılarındakinin kimliğini belli etmek için, çoğunluğu Pagan gelenekleriyle ilgili bir dizi gizli işaret ve sembol geliştirdiler. Bu şifreli mesajlar ilk kilise cemaati arasında inanç birliğini koruma açısından bir kaç yüzyıl boyunca hayati önem taşıdı.

Hristiyanlıkla özdeşleşmiş semboller şunlardır:

Teslis sembolü

Baba, oğul ve Ruhül kudüs’ten meydana gelmiş üçlü bir Tanrı inancı olan teslis, Hristiyanlığın temel iman esaslarındandır. Baba Allah’ı, oğul Hz. İsa’yı ve Ruhül kudüs de kutsal ruhu temsil etmektedir ve Hz. İsa ve kutsal ruhun Tanrı ile aynı cevherden olduğu düşünülmektedir. Böylece Hristiyanlık, “Üç’te Bir, Bir’de Üç” ilahi sistemine inanmaktadır.

Kilise sembolü

İnsanlar topluluğu anlamına gelen kilise, Hristiyanlıktaki mezheplere göre farklı anlamlara sahiptir. Kilise, ilk dönemlerde, Hz. İsa’nın yolunu benimsemiş, Hristiyan dinini kabul etmiş olanların bir yerde toplanarak oluşturduğu cemaati sembolize ederken, Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu tarafından resmen kabul edilmesinden ve Hristiyanların inançlarını rahatça dile getirmesinden sonra ise, dini törenlerini ve ibadetlerini icra etmek için yapmış oldukları mabetleri de sembolize etmiştir. Kilise planları zaman içinde, Hristiyanlığın en önemli sembolü olan haçla da ilişkilendirilip bir arada kullanılmaya başlanmıştır ve kiliseyi daha önemli bir sembol haline getirmiştir.

 Çan sembolü

Çan, başlangıçta insanları tehlikelerden (bazen de yeryüzünü dolduran kötü cinlerden) korumak için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Zamanla farklı kültürlerin de etkisiyle, çanın kullanım alanları da çoğalmıştır. Budizm’de ibadete çağırmak, Hinduizm’de kurban merasiminin parçası olarak, Şintoizm’de dua edenleri Tanrı’ya haber vermek vs. için kullanılan çan, Hristiyanlıkta Hristiyanları ibadete çağırmak, paskalya, milli bayramlar, zafer günleri ve ölüm ve yenilgi gibi olayları halka duyurmak için kullanılır.

İkon sembolü

Tasvir, imge ve resim anlamına gelen ikon, tahta pano üzerine yapılmış bir resimdir. Özellikle kiliselerde başta Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’i, havarileri, azizleri ve din büyüklerini tasvir etmek için kullanılan tahta panolar ve duvarlar üzerine yağlı boya ve mozaikten yapılmış resimlerdir ve dini sembollerde kullanılmaktadır. Bu ikonların karşısında dua etmek, diz çöküp yalvarmak, onların yardımına sığınmak özellikle Ortodokslar için bir gelenek haline gelmiştir.

Balık sembolü

En eski sembollerden biri antik çağların bereket, yaşam ve süreklilik sembolü olan balıktı. Kimi zaman bu sembol bir zıpkına saplı iki balık görünümünü alıyordu. Balıklar ve balıkçılardan dört İncil’de de sıkça bahsediliyordu. Balık silueti genelde inancının gizlice belirtmek isteyen kişi tarafından kuma ya da şaraba çizilirdi. Balık ilk Hristiyanlık ve ilk kilise hayatında Hz. İsa’nın sembolü olarak kullanılmıştır. Yunanda Roma mezarlarının kabartma yazılarında Hz. İsa balık tarafından sembolize edilmiştir. Ayrıca, balık Hristiyan vaftizini sembolize eder. Balığın suda yaşadığı gibi, Hristiyanlar da vaftizle hayat bulur ve kurtuluşa ererler.

On İki Havari sembolü

Hristiyanlıkta havari kelimesi, Hz. İsa tarafından tebliğinin başlangıcında seçilmiş olan on iki arkadaşına dolaylı olarak tahsis edilmiş bir unvandır. On iki havari İncili vazederek, Hz. İsa’nın resaletini devam ettiren ve kilisenin ilk çekirdeğini oluşturanlardır.

Güvercin ve Tavus Kuşu sembolü

Bu iki sembolün kökleri de yine Klasik geleneğe uzanıyordu. Ancak güvercin Pagan dünyasında Afrodit’le ilişkilendirilirken, Hristiyanlar için kutsal Ruhu temsil ediyordu. Kimi zaman bir çeşmeden yaşam suyu içerken betimlenen çifte güvercinler karı koca aşkını temsil ederken, zeytin dalı taşıyan tek güvercin de uzlaşma ve barışın ilk sembollerinden birini oluşturuyordu. Paganlar tavus kuşu etinin bozulmadığına inanıyorlardı, Hristiyanlarda ise bu, ölümsüzlük ve yeniden dirilişin sembolü haline gelmişti.(sadaf dianat-ylt)