Holizm bütüncülük nedir?

(0 oy) 0/5 368
Yorum Yaz


18. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasındaki dönemde ortaya çıkmış olan dini akımlar bir yandan fizikötesi alanla irtibat kurmaya çalışırken diğer taraftan modern bilimin evren tasavvurunu içselleştirmişlerdir. Bu akımlar modern bilim adamlarının bilimin konusu olarak görmedikleri spritüal konuları içinde bulundukları dünya ile tutarlı bir şekilde açıklama ihtiyacıyla ve bilimin evrenin bütünü üzerine söyleminden de esinlenerek dış dünya ile insanın iç dünyası arasındaki bağlantıyı göz önüne alarak bütüncül bir dünya görüşü geliştirmişlerdir.

Öte yandan bu arayış “The Key to Theosophy” adlı eserinde de kendisini gösteren Teosofi hareketinin kurucusu Blavatsky’de de bulunuyordu. Maddi ve spritüal olanın birbirine girdiği bir evren modeline dayanarak Teosofistler her iki alanı da yöneten yasaları bulmayı amaçlayarak sadece Doğu dinleri ve okültü değil aynı zamanda bilim ve felsefe çalışmalarına da kendilerini adamışlardı. Teosofi hareketinden gelme Alice Bailey’de de benzeri bir arayış vardır. İsmi bile bu anlayışı yansıtan “The Soul and its Mechanism” kitabının birinci bölümünde Bailey, kitabının yazılış gayesinin ardında materyalistik veya dışsal/zahiri psikoloji ile içe yönelik veya içsel/dahili psikolojiyi bir araya getirmek ve materyalist Batı ile içe dönük Doğu’yu uyuşturmak ve tüm çatışan yönlerin bir hakikatin yüzleri olduğunu, birlikte tek bir gerçekliği inşa ettiklerini göstermek olduğunu söylemektedir.

New Age’in popüler kavramlarından biri olan holizm, modern düşüncenin birbirinden ayırdığı beden ve ruh, birey ve topluluk, maskülen ve feminen ve benzerlerinin bütünleştirilmesi anlamına gelmektedir. Bir başka ifadeyle holizm kavramı, hayatta olan her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu ifade eder. Holistik görüş astrolojideki yıldızların işleyişiyle insan yaşamında karşılaşılan olaylar, insanların duygusal durumlarıyla dünyanın jeolojik hareketleri gibi ilişkileri doğrudan gözlenemeyen durumlar arasında bile bağlantılar olduğunu kabul etmektedir.

Zira New Age vizyonunda gerçekliğe ilişkin söz konusu monist ve holistik bakış panteizm ve animizmi doğurmaktadır. Yunanca “pan ve theos” kelimelerinin birleşiminden oluşan panteizm “her şeyin Tanrı olduğu” anlamına gelmektedir. Monizmin varyasyonlarından biri olan panteizm Tanrı ile doğayı birbiriyle özdeşleştirir. Animizm ise evrendeki her şeyde yaşam gücü, zihin veya ruh bulunduğu anlayışıdır. Bu birliğin doğal sonuçlarından biri maddi ve metafizik arasında ayrım yapılmaması ve spritüalin maddileştirilmesi ve maddenin spiritüelleştirilmesidir. Çin toplumundaki “chi” ve ilkel toplumlardaki “mana” benzeri bu enerjiler tüm insanları olduğu kadar tüm maddi fenomenleri de etkilemektedir. New Age literatüründe bilimsel çağrışımlar yapan ve geniş bir kullanıma kavuşmuş “enerji” tabiri tüm bir fiziksel ve ruhsal düzeylerin birbirleriyle ilişkisini açıklamakta kullanılmaktadır.

Buna ilaveten, fizikteki enerji kavramının ima ettiği uzantıları da taşıyan ve evrendeki her şeyi var eden ve sürekli var olmalarını sağlayan “enerji” kişinin spritüal tekniklerle psikolojik ve fizik alanlarda kullanabileceği, gayri şahsi/kişi dışı bir güçtür. Bu etkin gücün kullanımı yüksek bir teknoloji ile çatışmamakta aksine onunla uyum içinde var olmaktadır. Bu yüzden dünya dışı varlıklar bile New Age öğretilerinde daha yüksek bilinç ve teknolojiyle iş gören ruhsal öğretmenler kabul edilirler. (E. Uysal-YLT)