Hint felsefesinde Dharma

(3 oy) 5/5 1114
Yorum Yaz


 Hint felsefesinde Dharma kavramı Hint kökenli akımların öğretilerinin temelinde önemli bir yer tutan, sıklıkla üzerinde durulan bir kavramdır. Doğu kökenli akımların öğretilerinin ve pratiklerinin anlaşılabilmesi için Dharma kavramının anlaşılması zaruridir. Dharma terimi “din” kelimesinin Sanskritçe karşılığı kabul edilmekle birlikte, on beş farklı anlamının bulunması , bu kavramın anlaşılmasını oldukça zorlaştırmaktadır.

Sevgili burclar.net okuyucuları Dharma, “desteklemek, beslemek ve bir arada tutmak” gibi manalara gelen Sanskritçe dhr kökünden türeyen bir kavramdır. Kelime olarak “din, şeriat, örf-adet, fazilet, görev-sorumluluk, hakikat, ilahi adalet, kendini Tanrı’ya adama, ahlak, bir şeyin doğası veya karakteri, temel niteliği veya özü, uygunluk, kurban töreni, iyi arkadaş, fedakarlık, davranış ve tarz” anlamlarına gelmektedir.

 Dharma, genelde din kelimesinin karşılığı olarak kullanılmakla birlikte, Hindu düşünürler, Avrupalıların kullandığı anlamda din kelimesinin Sanskritçe karşılığının, mezhep fırka anlamına gelen Sampradaya olduğunu, Hinduizm dışındaki dinlerin, bir din olarak görülemeyeceği “Dharma” ile kıyaslanamayacağını ve ancak birer mezhep olarak görülebileceğini ileri sürmektedirler. Hinduların dinlerini tanımlamak için Sanatana Dharma ya da Dharma kelimesinin bu açıdan Avrupalıların din kelimesinden çok daha geniş bir anlama sahip olduğunu belirtmektedirler. Dharma dinlerden bir dini değil, tüm dünyaya yayılmış olan evrensel tek hakikati ve doğal dini ifade etmektedir. Hinduizm’in Dharma anlayışı esas alınarak, dharma kavramı üç temel anlam üzerinde açıklanmaktadır:

a) Dharma, âlemin özünde olan, âlemdeki dengeyi varlıklar arasındaki ilişkiyi sağlayan ezeli-ebedi prensiptir. Bu prensip kesinlikle korunmalıdır, dharmanın bozulması beraberinde helakı getirir. Bhagavat Gitaya’göre bu düzen bozulduğu takdirde Vişnu’nun kötülüğü mağlup etmek için cisimleşeceğine ve dünyaya geleceğine inanılır. Bu inanışa göre, Tanrı Vişnu, her düzensizlik döneminde insanları kurtarmak için farklı bir kılık ve ad ile cisimleşerek dünyaya inecektir. Avatara adı verilen bu iniş daha önce dokuz kez gerçekleşmiştir. Bu anlamıyla kozmik ve ahlaki bir yasayı ifade eden dharma, karma, samsara, mokşa kavramlarıyla yakından alakalıdır. Evrendeki tüm düzeni ifade etmesi yönüyle dharma, âlemdeki döngüyü ve bu döngüyü düzenleyen prensip olarak karma ile samsarayı ve bu döngüden kurtuluşu ifade eden mokşayı kapsamaktadır.

b) Karma, samsara ve mokşa ile bağlantılı olarak dharmanın yüklendiği diğer bir anlam da insanların insanlar ve diğer canlılar ile ilişkilerini düzenleyen ve Tanrı ile bir olduklarını idrak etmeleri amacıyla konulmuş kurallar bütünüdür. Tanrı Brahma’dan sudur eden âlemin doğasına uygun olarak yaşamak ve âlemdeki ahengin devam etmesi için konulan kurallar bütünü “dharma” olarak adlandırılmaktadır. Birey bedensel, zihinsel ve akli olarak kendini aşarak ruhsal gelişimin zirvesine ulaşır ve Tanrı’yı idrak eder. Bu gelişim meditasyon ve yoga uygulamaları gibi pratiklerle gerçekleşebilmekte ve kişi tanrılık seviyesine ulaşabilmektedir.Her ne kadar Batılılar tarafından kabul görecek seküler ve bilimsel bir dil ile öğretilerini izah etseler de genelde tüm Doğu kökenli akımlar Hinduizm’in kökeninde yer alan bu temel amacı gerçekleştirmeyi, kişilerin bedensel ve zihinsel olarak bu amaç için kendilerini geliştirerek tanrılık bilincine ulaşmalarını hedeflemektedir.

c) Bireyin içinde bulunduğu sosyal statü ve içinde bulunduğu duruma uygun olarak davranması dharmanın yaygın olarak kullanıldığı anlamlardan biridir. Bu anlamıyla Dharma bireyin toplumsal, ahlaki ve kanuni sorumluluklarını ifade eder. Bu sorumluluklar kişinin mensup olduğu kasttan dolayı yüklendiği sorumluluklar olabileceği gibi; herkes tarafından yerine getirilmesi gereken hiçbir canlıyı yaralamama-öldürmeme (ahimsa), doğruluktan ayrılmama (satya), hırsızlıktan kaçınma (asteya), zinaya yaklaşmama (brahmacharya) ve dünya malına tamah göstermeme (aparigraha) gibi evrensel ahlaki kurallar da olabilir. Manu Kanunnamesi’nde bildirildiğine göre, sosyal ve ahlaki görevler anlamında dharmanın kaynağı Vedalar, Vedaları bilenlerin örfü, faziletli kimselerin eylemleri ve onların hoşnut olduğu davranışlardır.

 Dharma Hindular için önemli olan hayatın dört amacından bir tanesidir. Bu dört amaç dharma, artha, kama ve mokşadır. Dharma, insanlar için Tanrı tarafından belirlenmiş görevleri ve ahlak kurallarını ifade ederken, Artha, dharmaya uygun olarak maddi kazanç elde etmek, kama, bütün dünyevi zevklerin meşru olarak tatmin edilmesi anlamına gelmekte, Mokşa ise insanın dünyevi arzulara kölelikten, dolayısıyla da doğum-ölüm çemberinden kurtularak sonsuz mutluluğa ermeyi ifade etmektedir. Kurtuluşa erilmesi dharmanın uygulanmasına bağlıdır. Kişi dharmaya uygun bir şekilde hayatın dört aşamasının gereklerini yapmalıdır. Bu aşamaların her birinin kendine özgü sorumlulukları vardır. Bunlara “ashrama-dharma” denilmektedir. Bu aşamaların ilki, brahmacarya olarak adlandırılan öğrencilik devresidir. Bu dönemde kişi, evinden ayrılarak kendini tamamen kutsal metinleri  öğrenmeye verir ve kendini topluma hizmet etmek için hazırlar. İkinci aşama olan grhasthya, kişinin evlenerek yaşadığı topluma karşı vazifesini yerine getirmesidir. Bu dönemde kişinin beş önemli görevi vardır: Bu görevler, Veda öğretilerini çalışmak, tanrılara ibadet etmek, ölmüş atalarının ruhlarına yiyecek ve içecek sunmak, evcil hayvanlara iyi muamele etmek ve düşkünlere misafirlere iyi davranmaktır. Üçüncü aşama vanaprastha, ormana, uzlete çekilme devresidir. Bu dönemde kişi ailesinden ayrılarak bir ormanda veya sessiz bir yerde kutsal metinleri çalışır ve meditasyonla vakit geçirir. Dördüncü ve son aşama ise sannyasa, yani dünyadan tamamen el etek çekme aşamasıdır. Kişinin dharmasına uygun olarak yerine getirdiği eylemler olumlu karmalara neden olacak, bu ise kurtuluşu sağlayacaktır.

 Budizm’de de temel kavram olan Dharma, hem Buda’nın öğretilerini hem de varlığı şartlandıran kuvvetleri ifade eder. Budizm’e göre dharma, Nirvanaya ulaşmaktır. Caynizm’de ise Dharma, dinamizm cevheri ve hareket unsuru anlamlarına gelir.Caynizm’de var oluşun altı unsurundan biri olan, madde ve ruh atomlarının hareketine imkân veren prensibi ifade eder.

Farklılıklar olmakla birlikte Hint kökenli dinler için temel bir kavram olan dharma doğu kökenli akımların öğretilerinde önemli bir yer teşkil etmesi sebebiyle, bu akımların anlaşılmasında önemli rol üstlenen bir kavramdır. (Kaynak:Batı’dan Gelen Doğu Kökenli Akımlar ve Türkiye’deki Faaliyetleri,İlknur Uğurlu-YLT)

loading...
loading...
  • Hint felsefesi – Maya Avidya

    Maya kavramı evrenin yaratıcı gücünün ortaya çıkardığı hayal ürünü bir görüntüyü ifade etmektedir. Veda'da “maya”, Tanrı Varuna'nın bir sıfatıdır. Bu …
  • Hint felsefesi – Karma

    Karma terimi ilk kez 18.yy'da Batılı Hint Araştırmacıları tarafından bir terim olarak kullanılmış, zamanla günlük dilde yerini bulmuştur. Karma kavram…
  • Hint felsefesi – Mokşa Nirvana

    Hint Kökenli dinlerde karma-tenasüh anlayışının ortaya çıkardığı karamsar bakış açısı tamamen çözümsüz görülmemiştir. Yeniden bedenlenme çemberinden k…
  • Hint felsefesi

    Tarih boyunca Hint yarımadasında ve kültüründe doğmuş ve gelişmiş dinlere Hint Dinleri denir. Bunlar başta Hinduizm olmakla birlikte, Budizm, Yogaizm,…
  • Hint felsefesi – Samsara

    Ruhun karmik birikiminden kurtulması için karma prensibi çerçevesinde yeniden başka bir bedende dünyaya gelmesini ifade eden samsara kelimesi ilk olar…

Yorum Yaz

Tüm alanlar doldurulmalıdır.