Hint felsefesi – Samsara

(6 oy) 4/5 1606
Yorum Yaz


Ruhun karmik birikiminden kurtulması için karma prensibi çerçevesinde yeniden başka bir bedende dünyaya gelmesini ifade eden samsara kelimesi ilk olarak Upanişadlarda görülmektedir. Fakat hangi kelimeden geldiği belirtilmemektedir. Samsara kavramı Türkçe’de genelde Tenasüh kelimesiyle ifade edilmektedir. Tenasüh kelimesi Arapça n s h fiilinden türeyen, birbirini izale ile müteakip olmak, bir şeyin başka bir şeyi kaldırarak yerine geçmesi anlamlarına gelen bir mastardır. Terim olarak ise insanda bulunan manevi özün, ölümden sonra tekrar bu dünyada canlı ya da cansız bir başka bedene geçmesini ifade etmektedir.

Vedalar’da ölümsüz ruhun tekrar yeryüzünde yeni bir bedene girmesi görülmemektedir. Vedalar’ın kişilerin fiillerine göre, başka bir âlemde ceza ya da mükafat göreceği, svarga veya candra-loka olarak adlandırılan iyilikler diyarında ya da işkence ve eziyet yurdu nara-lokada hayatını sürdüreceği inancı, Brahmanalar ve Upanişadlarla birlikte svarga ve nara-loka anlayışının yanı sıra, ruhların tekâmüllerini tamamlayabilmeleri için tekrar yeryüzüne gelecekleri inancı ortaya çıkmıştır. Sevgili burclar.net okurları diğer yandan bazı araştırmacılar samsara inancını Upanişadlar’da ortaya çıkan bir inanç olarak değil, Vedalar’dan kaynağını alan, süreç içerisinde gelişerek Upanişadlar’da tamamlanmış bir inanç olarak görmektedirler.

Upanişad metinlerinin ortaya koyduğu karma-tenasüh inancına göre, ruh ebedi kurtuluşu gerçekleştirene kadar yeniden doğmaya mahkûmdur. Bu bedenlenme insan şeklinde olabileceği gibi hayvan ya da bitki şeklinde de olabilmektedir. Upanişadlar’da kişinin karmik birikimine göre yeniden bedenleneceği şu şekilde ifade edilmiştir:

“Burada iyi, güzel amel işleyen kimseler, bir brahmana, ksatriya ve vaisya rahmine girerek, iyi bir rahme girecektir. Buna karşılık, kötü amel işleyenler ise bir köpek, sürüngen veya paryanın rahmine girerek, kötü bir rahme girmiş olacaktır.

Samsara çarkı içerisinde insan olarak bedenlenmek çok büyük bir lütuf olarak görülmektedir. İrade sahibi olan insanoğlu, doğanın dikte ettiği şekilde yaşayan hayvan ve bitkilere göre ruhsal gelişime dolayısıyla Brahma’yı kavramaya daha yakındır. Hindular tarafından insan olmanın avantajını kullanmayarak hayvan gibi bir hayat süren insanların, sonraki hayatlarında hayvan olarak dünyaya gelecekleri ileri sürülmektedir. Kötü karma sahibi olan insanlar, böcek veya sinek olarak dirileceklerdir. Brahma’yı kavrayanlar ebedi olarak kurtulurken, bu seviyeye gelemeyenler işlerine göre ya hemen dünyaya geri dönecekler, ya da farklı âlemlere gittikten sonra tekrar dünyaya döneceklerdir. Upanişadlar’a göre Brahma’yı kavrayana kadar yapılacak her iş, yeniden doğuşun nedenidir. Kişinin Brahma’ya ulaşmasını engelleyen en önemli etken ise cehalet yani yukarıda izah ettiğimiz Hint dini sistemlerinin temel dünya görüşü olan maya-avidya yanılgılarıdır.

Doğu kökenli dinlerin en büyük gayesi, kişinin kendini geliştirerek avidyadan kurtulmasıdır. Bu durum kurtuluş fenomeninin doğu dinleri açısından çok önemli bir yere sahip olmasına ve kurtuluş ile ilgili bir çok görüş ve kavram ortaya çıkmasına neden olmuştur. Doğu kökenli akımların öğretilerini doğu dinlerinin kurtuluş anlayışlarının üzerine bina etmeleri Hint kökenli dinlerin kurtuluş anlayışlarını temsil eden Mokşa ve Nirvana kavramlarının çalışmamızda incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kaynak:Batı’dan Gelen Doğu Kökenli Akımlar ve Türkiye’deki Faaliyetleri,İlknur Uğurlu-YLT)