Hint felsefesi – Mokşa Nirvana

(2 oy) 5/5 1364
Yorum Yaz


Hint Kökenli dinlerde karma-tenasüh anlayışının ortaya çıkardığı karamsar bakış açısı tamamen çözümsüz görülmemiştir. Yeniden bedenlenme çemberinden kurtulmanın imkânı kabul edilmiş ve kurtuluş ile ilgili teoriler aktarılmıştır. Bu çemberden kurtulmayı ifade eden çeşitli kavramlar kurtuluş fenomeninin temelini teşkil etmektedir. Günümüzde Hinduizm’de kurtuluşu ifade etmek için özgürlük, kurtuluş gibi anlamlara gelen “mokşa” kelimesi, Budizm’de ise nirvana kavramı kullanılmaktadır. Bu dinlerde kurtuluşla ilgili bir çok terim kullanılmasına rağmen mokşa ve nirvana kelimelerine daha yaygın bir şekilde yer verildiği görülmektedir.

Hinduizm’de kurtuluşu ifade eden Mokşa kelimesi, Sanskritçe eril bir isim olup, “muk” kökünden türetilmiştir. Mukti kelimesi de mokşa ile aynı anlamda kullanılmaktadır ve onun dişil versiyonudur. Mahabbarata destanında mokşa tabiri kullanılmazken, kök olarak muk tabiri kullanılmıştır. Chandogya Upanişad’da vimokşa ve nirvimokşa terimleri yer almaktadır. Mokşa ve mukti her ikisi de “serbest bırakmak”, “özgürleşmek”, “kurtulmak”, “bağımsızlık”, “özgürlük”, “kurtuluş” gibi anlamlara gelmektedir. Terim olarak ise mokşa, bütün Hint kökenli dinlerde ortak olarak inanılan, acı ve ıstırap dolu, sürekli doğum ve ölüm çemberinden (samsara) kurtulmayı ifade eder.

Hint dini düşüncesinde ilk olarak en eski Upanişad’da ve erken dönem Budizm’de görülen mokşa fikri, Veda literatüründe ve Brahmanalar’da yer bulmamıştır. Daha önce belirttiğimiz gibi Veda metinleri yeniden doğum çarkı ve bu çarktan kurtulmaktan değil, dünyada dharmaya uygun bir yaşam sürmeyi ve neticesinde ulaşılacak ahiret inancını anlatmaktadır. Upanişadlar’da karma- tenasüh inancının yerleşmesi sonucu, samsara çarkından kurtuluş fikri ortaya çıkmıştır.

Mokşa terimi Hint dini düşüncesinde sadece samsara çarkından kurtuluşu ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda bir Hindu için, hayatın dört gayesinden biri, hayatın en yüksek gayesi anlamına gelir.

Hint kökenli dinler açısından büyük bir öneme sahip olan kurtuluş fenomeninin tam olarak ne olduğu ve bu hedefe nasıl ulaşılacağı konusunda Hint kökenli dinler ve bu dinlerin mezhepleri arasında farklı görüşler ortaya çıktığı görülmektedir. Hinduizm ve Sihizm’e göre kurtuluş, Tanrının idrak edilmesidir. Hinduizm içerisinde kurtuluş fenomeni ile ilgili altı felsefi ekol ortaya çıkmıştır. Bunlar Mimamsa, Vedanta, Nyaya, Vaisesika, Samkhya ve Yoga ekolleridir. Mimamsa ve Vedanta ekolleri birbirlerine yakın görüşlere sahiptir, Vedalar’ın hakikatin kaynağı olduğuna vurgu yapar, Upanişadlar’ın kurtuluş için önemini öne çıkarırlar. Vedanta ekolünün Upanişadlar kaynaklı görüşüne göre, kurtuluş ferdi ruhla evrensel ruhun birliğinin bilinmesidir. Vedanta ekolünün içerisinden çıkan Ramanuja isimli bir reformist tarafından bu görüş eleştirilmiştir. Ramanuja’ya göre Vedanta’nın ileri sürdüğü atman ve brahmanın birliğine dayanan monist görüş doğru değildir. Onun kaynağını Bhagavat Gita’dan alan teistik görüşüne göre, âlem bir olan Tanrı tarafından yaratılmıştır ve âlem ile tanrı ayrıdır. Kurtuluş için Atman ve Brahman’ı bir “bilmek” değil aslında Tek ve Yaratıcı olan Tanrı’yı sevmek, inayetine sığınarak ona ibadet etmek gereklidir. Bhakti anlayışı olarak adlandırılan bu düşünce Hindular arasında önemli ölçüde kabul görmüştür.

Samkhya ve Yoga ekolleri ise kutsal metinlerin önemini kabul etmekle birlikte, kurtuluş için kişinin kendi gayretinin esas olduğunu vurgular. Her ikisi de ruh-madde ayrılığına dayanan düalist sistemlerdir. Ateist bir öğreti olması sebebiyle Caynizm’in temeli olduğu düşünülen Samkhya ekolü, madde ile birleşince özelliğini kaybeden ruhun tekrar asli formunu kazanmasını kurtuluş olarak görür. Samkhya’nın aksine teistik olan, Yoga ekolü ise bir çok yöntem sunmakla birlikte genel olarak karma-yoga, jnana-yoga, ve bhakti-yoga yöntemlerinin öne çıktığı görülmektedir.

Budizm’de ise samsara çarkından kurtuluş nirvana terimi ile ifade edilmiştir. Sanskritçe “nirvana”, Pali Dilinde nibbana olarak ifade edilen bu kavram, kelime olarak “ateşin sönmesi, sönmek, soğumak, sakinleşmek” gibi anlamlara gelmektedir. Nirvana, aydınlanma ve sonsuz mutluluk hali olarak ifade edilmektedir. Ancak Budizm’in Tanrı ve ruh konusundaki kapalı görüşü bu kavramın anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Temelde tanrı kavramına sahip olmayan Budizm nirvana olarak adlandırılan kurtuluş anlayışı ile Tanrı’ya ulaşmayı kastetmemektedir. Nirvanaya verilen genel anlam, acıdan arınmış, yücelmiş ruh manalarının aksine ruh anlayışı olmayan Budizm için, ruhun en üst seviyeye yükselmesi söz konusu olamaz. Genel olarak ifade edilecek olursa nirvana, kişinin ızdırap çekmesine samsara çarkına mahkûm olmasına neden olan arzularından sıyrılarak, samsara döngüsünün son bulmasıdır.

Nirvana Budizm’e ait bir terim olmakla birlikte Mahabharata Destanı ve Bhagavat Gita gibi Hindu kutsal metinlerinde de kullanıldığı görülmektedir. Burada nirvana tanrısal âlemle birlik içindeki kurtulmuş ruhların mekânı anlamını ifade etmektedir.

Caynizm’e göre ise nihai kurtuluş, jiva ve pudgala atomlarının tamamen birbirinden ayrılması, jivanın asli formunu kazanmasıdır.

Hint Kökenli dinlerde aydınlanma hayatta iken gerçekleşecek bir olaydır. Bu anlamda Hinduizm, samsara çarkından kurtulanları jivanmukti, Caynizm kevalin (eren), Budizm ise bodhisattva kavramıyla ifade etmektedir. Bu kavramlar bu dünyada aydınlanmış samsara çarkından kurtulmuş, kişileri ifade etmektedir. Doğu kökenli dinlere göre, aydınlanmış kişilerin henüz aydınlanmamış kişilere yardım edebilecekleri ileri sürülmektedir. Söz gelimi Bodhisatvaların aydınlıktan sonra henüz aydınlanmamış kişilere yol göstermek için bu dünyayı terk etmediklerine inanılmaktadır. Ancak günümüzde kabul gören bu görüşün Hint metinlerinde kökeni yoktur.

Doğu kökenli akımların kurucularının kendileri ve taraftarları tarafından bu terimlerle nitelendirilmeleri, kendilerini diğer bireylerin aydınlanması için çaba harcayan, aydınlanmış kişiler olarak tanıtmaları bu akımların temel özelliklerindendir. Bu akımlar incelendiğinden hemen hemen hepsinin kurucusunun yaşadığı bir aydınlanma olayı üzerine bina edildiği görülmektedir. Aynı zamanda taraftarların nihai kurtuluşa, mutluluğa erebilmeleri için gösterdikleri Hint dinleri kökenli yöntemler öğretilerinin temelini oluşturmaktadır.

Kurtuluşu temel bir hedef olarak kabul eden Doğu kökenli dinler, kurtuluşa ulaşmak için bir çok yol önermektedir. Kurtuluş yöntemleri arasında farklılıklar olsa da, genel olarak yöntemlerin temelini riyazet hayatı, yoga ve meditasyon uygulamaları teşkil etmektedir. (İlknur Uğurlu-YLT)