Hint felsefesi – Karma

(3 oy) 4/5 1059
Yorum Yaz


Karma terimi ilk kez 18.yy’da Batılı Hint Araştırmacıları tarafından bir terim olarak kullanılmış, zamanla günlük dilde yerini bulmuştur. Karma kavramı kültürümüzdeki “Ne ekersen, onu biçersin!” deyişiyle benzerlik göstermesi sebebiyle, dilimizde yaygın bir şekilde Hint dinlerindeki anlamından sıyrılmış olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Karma kelimesi Sanskritçe, yapmak, sebep olmak, meydana getirmek gibi anlamlara gelen “kr” fiil kökünden türetilmiş bir isimdir. İyi ya da kötü her türlü iradi eylemi ve bu eylemlerin zorunlu olarak ortaya çıkan sonuçları ile ilgili evrensel bir prensibi ifade etmektedir.

Doğu kökenli dinlerin hemen hepsinde temel bir kavram olan karma Hinduizm göz önünde bulundurulduğunda üç ana anlama sahiptir. İlk anlamıyla karma iradi olarak yapılan her türlü işi ifade etmektedir. Veda İlahileri’nde ve Brahmanalar’da dini ve ahlaki öneme sahip kurban, adak ve riyazet gibi kurtuluşu kazandıracak işlerin karşılığı olarak kullanılmıştır. Upanişadlar’da ise kişiyi manevi yönden geliştirecek dini ibadetler anlamında kullanılmış ve kişinin geleceğini belirleyen ve samsara çarkını döndüren yegâne amil olarak nitelendirilmiştir.

İkinci anlamıyla ise yapılan iradi işlerin sonucunda ortaya çıkan manevi güç ve bu gücün kişi üzerinde bıraktığı etki anlaşılmaktadır.

Bu iki anlamından sonra karmanın en yaygın olarak üstlendiği anlam, bir inanç olarak ifade ettiği anlamdır. Buna göre karma, iradi fiiller ile sonuçları arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve evrendeki adaleti sağlayan prensiptir. Karma inancına göre iyi ya da kötü her fiilin bir sonucu mutlaka olacaktır. Bu inanca göre kişinin yaşadıkları bundan önce yaptıklarının eseridir, gelecekte yaşayacakları ise bugün yaptıklarının eseri olacaktır. Dolayısıyla âlemde adaletsizlik diye bir şey yoktur, herkes ektiğini biçmektedir.

Mezhepler arasında farklılıklar bulunsa da Hint literatüründe ortaya çıkaracakları sonuçlara göre fiillerin sanchita karma, prarabdha karma, kriyaman karma ve agama karma şeklinde tasnif edildiği görülmektedir. Sanchita karma hâli hazırda sahip olduğumuz karmik birikimi, prarabdha karma sonuçları şu anda yaşanan karmik birikimi, kriyaman karma şu anda karmamıza eklenmekte olan fiillerimizi, agama karma ise fiillerimiz neticesinde değil, bir fiili yapmaya yönelik niyetlerimiz sebebiyle oluşan karmadır. Karmanın ortaya çıkardığı sonuç mevcut yaşantıda ortaya çıkabileceği gibi gelecek yaşantılarda da ortaya çıkabilmektedir.

Karma inancının kökenine bakıldığında ise, bu inanca Hint literatürünün ilk metinleri olan Vedalar ve Brahmanalar’da açık bir şekilde rastlanmamakla birlikte, ilk olarak M.Ö. 800- 400 yılları arasında oluştukları düşünülen Chandogya, Brihadaranyaka ve Kanda Upanishadlar’da açık bir şekilde ifade edildiği görülmektedir.

Upanişadlar’da açıkça ifadesini bulan karma inancının ortaya çıkışı ile ilgili bir çok farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bu inancın M.Ö. 2000’li yıllarda Doğu Avrupa steplerinden bölgeye gelerek yerli Dravidyen halkı etkisi altına alan Ariler’e mi; yoksa yerli halkın inançlarına mı dayandığı tartışılmıştır. Karma inancının muhtemelen Ariler tarafından oluşturulmuş Vedalar kaynaklı olduğunu söyleyenler yanında, yerli halkın inançlarının etkilerini taşıyan Upanişadlar kökenli olduğunu iddia edenler olmuştur sevgili burclar.net okurları. Bir takım araştırmacılara göre bu inanç Upanişadlar’la birden bire ortaya çıkmış bir inanç değildir ve kaynağını Vedalar’dan almıştır. Bu görüş Vedalar’da Tanrılar için yer alan “iyi kötü fiilleri gören, iyi amellerin koruyucusu” gibi sıfatları temel almaktadır. Diğer yandan Vedalar’da karmanın gereği olan tekrar tekrar dünyaya gelme gibi bir inancın olmadığı, iyilik ve kötülük yapanlar için amelleri neticesinde dünya hayatından sonra ebedi cennet ve cehennem kavramlarının olduğu görülmektedir. Vedalar’da cennet, candra-loka veya svarga adında sonsuza kadar kalınacak her türlü arzunun yerine getirildiği bir yer olarak anlatılmaktadır. Vedalara göre gerçek bilgiye ulaşan iyi kişiler, svarga veya candra- loka adlandırılan cennette tanrılarla birlikte yaşayacaklardır. Kişinin cennete gidebilmesi, dünyada iken yaptığı iyi işlere bağlıdır, kişi iyilikler diyarına gidebilmek için kurban ibadetlerini yerine getirmiş, kötü fiillerden sakınmış olmalıdır. Hırsızlık, soygun, dini törenlerde kusur gibi kötü fiillere sahip olanlar ise “dipsiz çukur, en düşük, karanlık” olarak tasvir edilen eziyet yurdu narako-lokada ceza göreceklerdir. Görüldüğü gibi Vedalar’da karma inancından farklı olarak bir dünya dışında görülen ceza ve mükâfata dayalı bir ahiret anlayışı hâkimdir. Dolayısıyla bu durum, karmanın Vedalar ve Vedalar’ı ortaya koyan Arilere değil, Upanişadlar’da kendine yer bulan yerli halkın inançlarına dayandığı tezini kuvvetlendirmektedir. Bu görüşe göre yerli halkın karma inancı Arilerin etkisi altında oluşan Vedalar’da değil, Upanişadlar’da açıkça ifade edilmektedir.

Vedalar ve Upanişadlarda ortak olan ruhun ölümsüz olduğu, kişinin yaptığı işlerden sorumlu olduğu ve yaşadığı hayat dışında eylemlerinin sonucunu göreceğidir.

Budizm’de ise karma, iradi her türlü fiili içerisine alırken, fiilden çok fiili ortaya çıkaran iradeyi, fiile sebep olan arzu ve isteği vurgulamaktadır. Değerli burclar.net okurları Budistlere göre, her şeyi idare eden yegâne kuvvet karmadır.

Caynizm’de ise Budizm ve Hinduizm’den farklı olarak pudgala atomlarına jivayla temasları sonrasında verilen isimdir. Karma Caynizm’de pudgala atomlarının jiva ile birleşerek, jivayı kirletmeleri, asli özelliklerini yok etmelerini ifade eden olumsuz bir anlamı içermektedir.

Hinduizm, Budizm ve Caynizm’de kişinin eylemlerinin sonucunu eylemlerinin niteliğine bağlı bir şekilde göreceğini öngören karma inancı, kişinin eylemlerinin sonucunu dünya ya da dünya dışında bir âlemde görüp görmemesi konusunda ittifak halinde olmasa da, ortak bir prensip olarak kabul edilmektedir. Bu ortak inanç üç din ve mezhepler arasında bazı noktalarda farklılıklar göstermektedir. Hinduizm ve Caynizm’de karmik birikimin ruh ile taşındığına inanılırken, manevi bir cevheri, ruh inancını kabul etmeyen Budizm’de aktarılanın ne olduğu, ruh olmadan karmik birikimin nasıl aktarıldığı gibi sorular net olarak cevabını bulamamaktadır. Yine karmik birikimlerin nasıl yok olacağı konusunda Hint kökenli dinler arasında farklı görüşler söz konusudur. Karmik birikimi Hinduizm ve Caynizm’de bu katı bir riyazetle mümkündür. Hindular tarafından kutsal yerleri ziyaret, bağışda bulunmak, insanlara hizmet etmek, nefes egzersizleri, meditasyon, dua, tanrıya bağlılık ve teslimiyet gibi faaliyetler kötü karmanın izale edilmesi için yollar olarak gösterilmektedir. Ancak Vedanta ekolü gibi bir takım ekollerde, karmik birikimin neticelerinin alınması yalnızca Tanrı’nın inayeti ile ilişkilendirilmiştir, kişinin sadece kendi fiilleri ile kurtulması mümkün değildir. Diğer yandan Hinduizm’in bazı ekolleri, Caynizm ve Budizm’de ise karma inancı Tanrı’nın inayetinden tamemen bağımsız olarak görülmüştür. Budizm’e göre karma Tanrı’nın da uyması gereken bir prensiptir ve karmadan kurtulmak için Tanrı’nın inayetine sığınmak, Tanrı’ya kurban adamak yararsızdır.

Oluşan karmik birikimlerin bir hayatta giderilemeyeceği inancı, karmik birikim giderilene kadar “yeniden doğum” Hint literatüründeki adıyla samsara inancını doğurmuştur. Ruh karmik birikiminden kurtulana kadar samsara çarkına mahkûmdur. Karma inancıyla samsara bir inanç gibi görülmektedir. Karma-samsara şeklinde tabir edilen bu inanca sahip olmak Hint dinine mensup olmanın bir şartıdır. Kaynak:Batı’dan Gelen Doğu Kökenli Akımlar ve Türkiye’deki Faaliyetleri,İlknur Uğurlu-YLT)

  • Hint felsefesi – Samsara

    Ruhun karmik birikiminden kurtulması için karma prensibi çerçevesinde yeniden başka bir bedende dünyaya gelmesini ifade eden samsara kelimesi ilk olar…
  • Hint felsefesinde Dharma

     Hint felsefesinde Dharma kavramı Hint kökenli akımların öğretilerinin temelinde önemli bir yer tutan, sıklıkla üzerinde durulan bir kavramdır. Doğu k…
  • Hint felsefesi

    Tarih boyunca Hint yarımadasında ve kültüründe doğmuş ve gelişmiş dinlere Hint Dinleri denir. Bunlar başta Hinduizm olmakla birlikte, Budizm, Yogaizm,…
  • Hint felsefesi – Meditasyon

    Meditasyon nedir ? Meditasyon sözcük anlamıyla bir çok Batı dilinde "derin düşünme" anlamına gelir. Bir teknik olarak kişinin iç huzur, sükûnet, üstü…
  • Hint felsefesi – Maya Avidya

    Maya kavramı evrenin yaratıcı gücünün ortaya çıkardığı hayal ürünü bir görüntüyü ifade etmektedir. Veda'da “maya”, Tanrı Varuna'nın bir sıfatıdır. Bu …

Yorum Yaz

Tüm alanlar doldurulmalıdır.