Henri Matisse Eserleri ve Fovizm

(0 oy) 0/5 33
Yorum Yaz


Henry Matisse, 1869’da Fransa’nın kuzeyinde la Cateau’de doğmuştur. Hukuk öğrenimi görmüş olmasına rağmen 1890’da Paris’te Academie Julian’da sembolist ressam Gustave Moreau’dan sanat dersleri almaya başladı. 1904’te Vollard Galerisinde ilk kişisel sergisini açtı. Yazları Fransa’nın güneyinde resim yaparak geçirdi. Salon d’Automne’de 1905-1906 yıllarında katıldığı sergilerle diğer sanatçılarla birlikte Fovlar adıyla tanınmaya başladı. İtalya, İspanya, Almanya, Fas ve Moskova’ya seyahat etti ve çeşitli kurumlarda dekorasyon ve duvar resimleri çalıştı. 1927’de Pittsburgh’daki Carnegie Uluslararası sergisinde ve 1950’de de birincilik ödülü aldı.

Matisse – Yemek Sofrası Tablosu

Matisse ilk yıllarında William Adolphe Bouguereau tarzında resimler yapıyordu. Louvre’de pek çok ustanın resmini kopya ediyordu. Resimlerinde daha sonraki yıllarda da sıkça yer verdiği konulardan 1896 tarihli “The Dinner Table” (Sofra) kendisi gibi hayata hukuk eğitimiyle başlamış olan Cezanne’nin natürmortlarını anımsatır. Masa örtüsünün beyaz olması ve nesnelerdeki hacim etkisi benzeşse de Matisse’nin renk tutkusunu bu dönem resimlerinde görmeye başlarız. Cezanne kadar Van Gogh ve Gauguin’e olan hayranlığı da resimlerine yansır. Bu süreçte renklerle daha çok ilgileniyordu, hatta izlenimcilerde olduğu gibi o da renk düzenlemesiyle usta Japonların resimlerini inceledi. Daha sonra gelişen çağdaş eğilimlerle noktacılık ve Signac tarzı resimler çalıştı.

Matisse – Şapkalı Kadın Tablosu

Matisse renk, biçim ve çizginin bütünlüğünde tarzını yansıtan resimlerini 1903’de gerçekleştirmeye başladı. Resimlerinde amacı yansıtan renk iken yan yana gelen hiçbir renk diğerinin etkisine zarar vermez. Oluşturduğu biçimlerde derinlik etkisine de yer vermez. Bu bakımdan Alman Expresyonizmini anımsatsa da renklerde canlılık kullanırken zıtlıklardan da yararlanmayı tercih etmez. İlk olarak Paris’te Salon d’Automne’un 1905 sergisi ile Matisse, Rouault, Vlaminck ve diğer ressamlar parlak ve doğal olmayan renklerle hazırladıkları tablolarıyla Fovizm (vahşiler) adı anıldı. Boyalar tuval üstüne özensiz ve kaba bir biçimde sürülmüşlerdi. Sergide en büyük etkiyi yaratan Matisse’nin Şapkalı Kadın’ı idi. Renklerdeki özgürlük yanında fırça vuruşlarının rahatlığıyla Van Gogh’a olan ilgisini görürüz.

Van Gogh’un resimlerinde yansıma olarak kullanılan renk Matisse’nin resimlerinde konu ve kompozisyonun heyecanını ifade eden unsurdur. Renk ışığın yansımasıyla oluşan fizyolojik etki olarak tanımlanır. Sembolik değeri yanında tek başına bir mesaj verebilir ve davranışları yönlendirebilen etkisiyle önemli bir tasarım elemanıdır.

Matisse – Kırmızı Oda Tablosu

Matisse 1908’den sonra sert fırçalarından vazgeçti, resimlerinde dekoratif unsurlar görülmeye başladı. Matisse’nin resimlerindeki değişim tesadüfî değildir, yeni fikirler geliştirmek üzere araştırmaya ilgilidir. Bir Rus işadamının siparişi üzerine yaptığı “Kırmızı Oda” rengiyle dikkat çekerken duvarda ve masada devam eden mavi karşıt motifler İran seramik ve minyatür sanatından yansımalardır. Resimde renkler, motifler ve figür -hafif eğilmişliğiyle birlikte- hareket halindedir. Minyatürlerdeki gibi perspektif kaygısı olmasa da bütün bu lekelerin kompozisyonuyla mekândaki derinliği hissederiz.

Matisse – Dans Resmi

Matisse’nin, ilerleyen çalışmalarında çizgi etkisi azalır, daha çok lokal boyamalara başlar. 1909’da gerçekleştirdiği Dans ve Müzik resimlerindeki renk seçimlerinde de 13. Yüzyıl İran seramiklerinden esinlenmiştir. 1904 yılında itibaren Matisse ve birkaç arkadaşı Afrika sanatına da ilgi duymaya başladı ve birkaç zenci ilkel işler koleksiyonu oluşturdu. “Dans” resminde olduğu gibi kendi imgesi haline gelecek olan figürlerinin kaynağının da Afrika duvar resimlerindeki figürler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu dönemde Avrupa sanat geleneğinin özellikle Afrika sanatıyla ilgilenmesi henüz alışılmış bir olgu değilken Matisse olasılıkla Paris’te Tracadero’daki (bugün Museeede l’Homme adı altında birleştirilen) Etnoğrafya ve Arkeoloji müzelerinde görmüştü Afrika elişlerini. Picasso’nun Afrika sanatıyla tanışması Matisse aracılığıyla olmuştur. Renklerin çarpıcılığı yanında yeni figür arayışlarıyla da dikkat çekecek unsurlar yakalamayı başarır. Afrika sanatının garip, sıra dışı figürleri Matisse’nin resimlerinde son yıllarına kadar vazgeçilmez formlar olarak karşımıza çıkacaktır. Aynı dönemde garip hareketleriyle izleyiciyi güldüren, kendisi de ilkel sanata ilgi duyan dışa vurumcu dansçı İzadora Duncan’ı da izlemiş, çalıştığı birçok dans deseninde kullanmış olması olasıdır. Bu resimde ise olasılıkla halk dansları sergilenmektedir. Mavi, durağanlığı anlatan bir renk olmakla birlikte “Dans” resminde figürlerin oluşturduğu halka sonsuz hareket ediyorlarmış etkisi verir.

Matisse – Nehirde yıkananlar tablosu

Matisse rengin yoğun etkisini gördüğümüz resimleri için bir kurama bağlı olmadığını savunuyordu. Renk seçimini gözleme, duyguya ve her yaşantının niteliğine dayandırır. Duygularını yönlendirmek ve düşüncelerini açığa çıkarmak isterken henüz 1899’da sahip olduğu tablolar arasında, en önemli kılavuzu Cezanne’ın “Yıkananlar” resminin olması tesadüf değildir. Matisse resimle birlikte heykel çalışmaları da yapıyordu. Bu alanda da Afrika Plastiğinden yararlanırken Rodin’i takip ediyordu. Ancak Matisse’nin heykelleri Rodin’inkilere göre, resimlerinde olduğu gibi, hareketi yansıtması önemlidir.

Savaşın şiddetli etkisinin yansımalarını gördüğümüz Matisse’nin resimleri, savaştan sonra yine her türlü sıkıntıya rağmen yumuşak fırça dokunuşları ve hoş renkleriyle etkileyici üslubunu yansıtır.

Matisse – Cazz

1920’lerin sonuna doğru Malerme’nin şiir kitabı için yaptığı çizimlerde gölgesiz gravür figürlerini kullandı. Aynı dönemlerde duvar resmi olarak yaptığı kâğıt kesme çalışmalarını gerçekleştirdi. 1944’ten 1947’ye kadar Cazz adlı bir kitap üzerinde çalıştı. Bu kitap tasarımı kesilmiş ve yapıştırılmış kâğıtlarla sürdüreceği bir dizi çalışmanın ilkiydi. Sağlık sorunları nedeniyle yapmaya başladığı bu çalışmalardan oldukça zevk alıyordu.

2011 yılına ait bir caz afişinde yine yırtılmış kağıtlarla yapılmış düzenlemeyi görüyoruz. Renklerin seçimi ve kolajın düzenlenmesiyle Matisse’i yansıttığı söylenebilir. Kağıtlar elde yırtılmış olmasından dolayı daha yumuşak bir etki yaratılmış, siyah lekelerle uygulanan yazı ve boyamalar daha özgün bir ifade kazandırmış.

Matisse ve Fovizm

Matisse, çizim gücünün yanında müthiş bir renk ustasıdır. Başlangıçta tepki almış olsa da fovizm sayesinde renklerle cesareti temsil etmiştir. Özellikle kesilmiş renkli kağıtlarla oluşturduğu lekeler, doğayla soyut sanatı birleştirmeyi amaçlar. Son yıllarında yaptığı bu renkli kağıt figürler farklı tasarımların gelişmesine kapı açmıştır.

Sanatçılar soyut olana kaydıkça, figür resmi ile soyutlama arasındaki engel de önemini yitiriyor. Soyut ressam ve heykelciler Matisse’in yalnızca son zamanlarda yaptığı soyutlamalarına değil, onu tüm yapıtlarına hayrandılar. Matisse’in sanatının bu günkü yüksek düzeyine, onların bu hayranlığı sayesinde ulaşması oldukça çarpıcı bir örnektir. Matisse’nin heyecanını grafik tasarımlarda görmemek mümkün değildir.

Matisse sorgulayıcı sanat yerine güzel olanı yansıtmacı sanat geleneğinin temsilcisi olmuştur. Onun çalışmalarında, rengin, biçimin, boyutların ve öteki resim öğelerinin etkili kullanımı, alıcıya belli bir bildiri iletmek zorunda olan grafik tasarımcıyı büyük ölçüde ilgilendirir. Ancak kitle iletişim araçlarına yüklenen rol, sanatın görsel dili üzerinde yeni fikirlerin gelişmesine de yol açmıştır. Örneğin bu süreçte gelişen, bilimsel yanıyla da büyük ilgi gören Opart her iki alanda da görüş açısını genişletmiştir. (Ş.Atagün-YLT)