Havas ilmi nedir ve nasıl ortaya çıktı?

(0 oy) 0/5 630
Yorum Yaz


Havassu’l-Kur’an ilmi rivayete dayanan ilimlerden biridir. Kur’an-ı Kerim’in bazı özelliklerine dair sahabe ve tabiundan çok sayıda rivayet gelmiştir. Bu yönüyle bu ilmin Peygamber (s.a.v) devrine kadar dayandığını söyleyebiliriz. Hadis kitaplarının “tıb”, “daavat”, “fedailu-l Kur’an”, “tefsir” gibi bölümlerinde Kur’an hassalarına yönelik rivayetlere rastlamaktayız.

İlk dönemlerde Havassu’l-Kur’an’ın daha çok “rukye” dediğimiz hastalıkların iyileştirilmesinde kullanıldığına şahit olmaktayız. Arap cahiliye döneminde de bu şekilde tedavi yöntemi uygulana gelen bir yöntemdi. Peygamber (s.a.v) İslam’ın gelişinden sonra hastalıkların iyileştirilmesinde okuma yoluyla tedaviye okunan şeyler ancak Kur’an-ı Kerim’den olursa veya içinde şirk ve küfür ihtiva etmezse, o zaman izin vermiştir.

Bazı müfessirler ve İslam alimleri nasıl ki sıradan insanların duaları müspet neticeler meydana getiriyorsa, Allah’ın kitabının okunmasıyla da bir takım amaç ve hedeflerin gerçekleştirilebileceğini söylemişlerdir. Mevzuatu’l-Ulum isimli eserde Taşköprüzade bu fikri şu şekilde ifade etmektedir:

“Bilmiş olalım ki, nefis başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere semavi kitaplardaki Cenab-ı Hakk ’ın güzel isimleri ile ve dualarla meşgul oldukça kutsi bir cihete doğru yönelmeye başlar. Bu yöneliş, kişiyi niyet ve gayesinin dışındaki şeylerden uzaklaştırarak belli bir cihete doğru sevk eder. Bu, belli bir istikamete sevk oluş ve niyetin dışında kalan her şeyden uzaklaşma neticesinde, isim ve dualarla meşgul olan kimsenin istidadı nispetinde feyizlenme ve nurlanma meydana gelir.”

Böyle bir düşüncenin meydana gelmesinde komşu kültürlerin etkisinin olduğu da inkar edilemez. Çünkü Hint, Yunan, Yahudi ve Hıristiyan kültüründe böyle uygulamalar söz konusudur.

Kur’an’da şifa ve Havas ile ilişkisi

Kur’an-ı Kerim bizzat kendisi, Kur’an-ı Kerim’in şifa olduğunu belirtmektedir. Rabbimiz İsra Suresi 82. ayetinde şöyle buyurur: “ O, müminler için şifa ve rahmettir.” Ayet-i kerimeyi tam anlayabilmemiz için şifa kelimesini incelememiz gerekir. Şifa kavramı sözlüklerde hastalıklardan kurtulma, deva bulma, iyi olma, hastalıktan itidale kavuşma, alınan bir haberin doğruluğuna inanmak ve bu haberden ötürü mutmain olmak, kişinin bir şeyden huzur duyması hali gibi anlamlar ifade eder. Müfessirlerden Razi Tefsiru-l Kebir isimli tefsirinde şifayı şöyle tanımlar: “Şifa, kişinin içinde bulunan ve hastalıklarına neden olan bozuk her şeyi söküp atacak ilaçları kişiye içirmektir.” Bütün bu tarifleri bir araya getirirsek şifayı kişinin ruhen ve bedenen her türlü hastalık ve istenmeyen durumdan kurtulması, selamette olması olarak tanımlamamız mümkündür. O halde, Kur’an-ı Kerim insanlar için hem maddi anlamda hem de manevi anlamda eşsiz bir şifa kaynağıdır. Müfessirler bu görüşten hareketle Kur’an-ı Kerim’in havassına dair eserler kaleme almışlardır.

Kur’an-ı Kerim’in beşerin gücü nispetinde yorumlanması esasına dayanan tefsir kaynaklarında Kur’an-ı Kerim’in havassına dair Peygamber (s.a.v) efendimizden rivayet edilen hadislere de yer verilmiştir. Suyuti, Taberi, Fahreddin Razi, Kurtubi, Ebussuud Efendi, Zemahşeri tefsirlerinde bu rivayetleri veren alimlerden bazılarıdır.

Havassu’l-Kur’an’a dair müstakil kaynakların da kaleme alındığını görmekteyiz. En eski kaynak olarak Cafer es-Sadık’a atfedilen “Havassu’l-Kur’an”ı verebiliriz. Daha sonra Temimi, İbni Cevzi gibi alimler de Kur’an-ı Kerim’in özelliklerinden bahseden eserler kaleme almışlardır. Pek çok yerde Gazzali’nin de Havassu’l-Kur’an isimli bir eseri olduğundan bahsedilmektedir. Kur‘an ilimlerini bildirmeye yönelik telif edilen kaynaklarda Havassu’l- Kur’an ilmine ilk olarak Zerkeşi’(794/1392) nin el-Burhan fi Ulumi-l Kur’an isimli eserinde rastlamaktayız. Sonraki dönemlerde yazılan tefsir usulüne dair kaynakların çoğu bu ilim dalına bölüm olarak yer vermiştir. (H.Akbıyıkk-YLT)