Görülmesi gereken mısır tapınakları

(0 oy) 0/5 61
Yorum Yaz


Mısır ülkesi denince aklınıza geliyor? Herkesin piramitler dediğini duyar gibiyim. Ama yanıldınız bu yazımız mısır tapınakları ile ilgili. İşte mutlaka görülmesi gereken mısır tapınakları konulu yazımız:

Karnak Amon Tapınağı

Dünyada bugüne kadar inşa edilmiş en büyük ve dikkate değer dini kompleks olan Amon tapınağı, modern Luksor kenti yakınındaki Karnak mevkisindedir. Tapınak, Amon rahiplerinin ‘’Cennetin en büyüğü, dünyanın en eskisi” diyerek her gün ilahiler okudukları, Tanrı Amon inancının merkezi (Nesut-Towi, anlamı iki kentin tahtı) olan Teb kentinde tarihi bilinmeyen çok eski bir yapı ile başlamış, Orta ve Yeni Krallık dönemlerinde yapılan eklemelerle eski Mısır’ın en büyük kompleksine dönüşmüştür.

Yeni Krallığın kralları Karnak’ta Amon-Ra için büyük bir kraliyet tapınağı yaptırmak için neredeyse birbirleriyle yarışmış, sonunda burası pilonlar, avlular, salonlar ve odalardan oluşan gerçek bir labirente dönüşmüştür.  300 dönüm alana yayılmış olan kompleksin, güney yönündeki 8 hektarlık alanda, yüzey araştırmaları ve kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Xl. Hanedan döneminde başlatılan, XVIII. ve XX. Hanedanlar döneminde tamamlanan büyük boyutlu yapıların çekirdeği Amon Tapınağına iki yanında koçbaşlı Sfenkslerin bulunduğu caddeden girilir, üzerinde yazıt ve desen bulunmayan 113 m genişliğinde, 15 m kalınlığında ki büyük 1. pilondan sonra yüksek duvar ve sütunlarla çevrelenmiş sağlı sollu koçbaşlı Sfenkslerin sıralandığı büyük avluya gelinir. Sol yanda II. Seti Tapınağı, Amon, Mut, Khons Tanrıları için üç küçük şapel ile sağda üç yanı Osiris sütunları ile çevrili avlusu bulunan lll. Ramses Tapınağı yer alır. Ortada XXV. Hanedanın Habeş kökenli firavunlarından Tharkaya ait köşkün 21 m yüksekliğindeki papirüs başlıklı 10 sütunundan birisi ile Amon başrahiplerinden XXI. Hanedan firavunu Pinedjen’e (Smendes) ait büyük heykel bulunur. Avluya bitişik olan ve XVI-II. Hanedan firavunlarından Horemhab’ın inşa ettirdiği 2. pilon duvarından geçilerek büyük hipostil hole girilir. Buranın yapımını lll. Amenhotep başlatmış, I. Seti devam ettirmiş ve ll. Ramses tamamlatabilmiştir. 6 dönümlük alana yayılmış, 15 ve 23 m yükseklikte 134 sütunun oluşturduğu büyük hipostil holden yukarı baktığınızda, sütunları birbirleri üzerine eğilip sallanarak, gökyüzüne ulaşmaya çalışan ağaçlara benzetirsiniz.

Horus –  Edfu Tapınağı

Mısır’da en iyi korunmuş tapınaktır. Yapımını III. Ptolemaios Euergetes M.Ö.237’de başlatmış ve 200 yıl sonra ünlü Kraliçe VII. Kleopatra’nın babası Flütçü Firavun olarak bilinen XIII. Ptolemaios tarafından tamamlanmıştır. Bugün olmayan eski bir tapınak üzerinde, Horus’un doğduğu yer olarak bilinen alanda, eski Mısır’ın en popüler tanrılarından şahin başlı Horus adına inşa edilmiştir. Tapınağın yeri Mısır mitolojisindeki Osiris efsanesine uymaktadır. Ana girişteki pilonun sol yanında VIII. Ptolemaios tarafından yaptırılan ve Horus’un doğduğu ev olarak bilinen güzel bir yapı yer alır.

Kutsal mekânların bulunduğu kapalı bölüm ile batı yönündeki dış yüksek duvarın iç yüzeyinde bu efsaneye ait kabartma tasvirler bulunur. 2000 yıllık geleneksel Mısır mimari planlamasına ve bölümlerine sahip olmakla beraber, dış duvarlardan pilon ve sütunlara kadar masif taş yapının tüm yüzeyleri, doymak bilmez bir tutku ve sabırla Helenistik tarzda büyük veya küçük boyutlu pek çok figür, tasvir ve süslemelerle doldurulmuştur. Tapınağa, iki yanında Horus heykeli bulunan 64 m x 36 m boyutlu pilon duvarından girilir. Pilon yüzeyinin iki başında, Philae ve Khnum Tapınağı’nda olduğu gibi şahin başlı insan vücutlu Tanrı Horus’un karşısında, saçlarından tuttuğu bir demet düşmana elindeki asası ile saldıran XII. Ptolemaios ‘un büyük boy kabartmaları ile daha üstte küçük tasvirler yer alır. Alnında güneş kursIu kanatlı Mısır arması bulunan pilon kapısından 32 sütunlu büyük avluya girilir. Buradaki sütunların ve duvarların üzerinde Ptolemaios dönemi firavunlarının tanrılara sundukları adak tasvirlerine ait kabartmalar serpiştirilmiştir. Hipostil hole açılmış lotus başlıklı 12 kolonun olduğu geniş bir bölümden girilir. 12 kolonlu hipostil holden sonra, üç yanı küçük odalarla çevrili kutsal odaya gelinir.

3.pilon lll. Amenhotep, 4.pilon I. Tutmosis tarafından yaptırılmıştır.4. pilon önünde I ve III. Tutmosis’e ait dikili taşlardan birincisi ayakta (yükseklik 28 m, ağırlık 143 ton) diğerinin parçaları ise avluda yatmaktadır. Buradan itibaren Tanrı Amon’a ait kutsal dar ve küçük mekanlar, girişteki ana aksın devamında ardarda dizilirken, sağ tarafta güney yönündeki aksta lll. Tutmosis ve Hatshepsut’un yaptırdığı pilonlar ve anıtsal heykeller ile kutsal göl ve nilometre yer alır. 4. pilonun arkasından III. Tutmosis’in yaptırdığı 14 sütunlu küçük hipostil hol ve Kraliçe Hatshepsut’a ait iki dikilitaştan birisi durmaktadır (29,56 m, 200 ton ağırlığında), 5. pilon I. Tutmosis, 6. pilon II. Tutmosis tarafından yaptırılmış, 6.pilonun arkasındaki pembe granit kolonlara; Aşağı ve Yukarı Mısır’ın armaları yontulmuş, yanına Tutanhkamon döneminde yapılan Amon ve dişisi Amonet’in heykelleri yerleşmiştir. Tapınağın sonunda bulunan en ilginç bölüm, III. Tutmosis’in yaptırdığı büyük festival tapınağıdır. Botanik ve hayvanat bahçesi olarak bilinen bu bölümde, firavunun Suriye seferinden dönerken getirdiği hayvan ve bitkilere ait çok güzel kabartmalar işlenmiştir. Amon-Ra kompleksi çevresinde çeşitli üniteleri olan büyük bir tapınak ile dört dikili taş ve üzerindeki yazıtlar Hatshepsut tarafından yaptırılmıştır. Tamamı kesme taştan inşa edilen Amon kompleksine, 2000 yıl boyunca çeşitli firavunlar tarafından eklemeler yaptırılmıştır. Beraberinde pek çok yazıt ve tasvirlerin işlenmesi bu kompleksi aynı zamanda dünyanın en büyük ve en eski arşivlerinden biri haline getirmiştir.

Daha sonra Roma dönemine kadar ve Roma dönemini de içine alan yüzyıllarda Karnak gelişti ve güzelleşti. MS. 4. yüzyıldan itibaren tapınak terk edildi, bölge insanları ve hayvanları için barınak haline geldi. Zamanla görünürde yalnızca ana girişin pencereleri kaldı ve tapınak enkaz altında kaldı. Bu nedenle buraya “Pencere Şehri” anlamına gelen ve Arapça bir isim olan Karnak dendi.

Hator Tapınağı

Horus’un karısı aşk, ışık ve güzellik tanrıçası Hator adına Ptolemaios döneminde eski bir tapınak üzerinde inşa edilmiştir. Burası Hator’un Horus’tan olan oğlu Ihy’nin doğduğu yer olarak bilinir, çok iyi korunmuş olan tapınak geleneksel plan üzerinde inşa edilmiş olmakla beraber; dekorasyonu, tasvirleri ve süslemelerinin güzellikleri yanında, arşiv özelliği ile eski Mısır’ın en dikkate değer eseridir. Tapınak girişindeki geniş avlunun sağ yanında “Mammisi” denilen ve Hator’un oğlu Ihy adına yaptırılan doğumevi ve koptik (kıpti) kilise kalıntılarını geçtikten sonra, tapınak ana mekânına gelinir. Başında “afnet” denilen örtüsü ve inek kulaklarıyla tasvir edilen Hator başlıklı büyük sütunlar çok ilginçtir. (Hator’un simgesi, arasında güneş diski bulunan inek boynuzlarıdır.) Orta yerdeki girişten 24 sütunlu ön hipostil hole girilir. Holün güney duvarı üzerindeki kabartma da Roma imparatorları Tiberius, Caligula, Claudius ve Nero firavun şeklinde Hator’a adak sunmaktadırlar. Tavanda ay, güneş ve yıldızlar arasında uçuşan akbabalar, Gök Tanrısı Nut ve sıralanmış kayıkları ile cennete doğru giden tanrılarla Mısır Zodyağı’na ait kompozisyon vardır. 6 sütunlu hipostii holde tapınağın kuruluşuna ait hiyeroglif yazıtlar ve tasvirler görülür. Buradan sonra, birisi şapel olmak üzere 11 oda ile çevrelenen dar ve karanlık kutsal mekânlara geçilir. Adak odası duvarında, yeni yıl festivalin de firavunların Hator’a sundukları adaklarla ilgili tasvirler, kutsal odada ise firavunun özel bir dini törenine ait kabartmaları bulunur. Tapınağın güney duvarında boynuzlu Hator başlığı ile Kleopatra ve önünde oğlu Caeserian’a ait kabartma vardır. Güneyde Augustos’un yaptırdığı küçük İsis Tapınağı ile batıda sağlık merkezine ait kalıntılar ve kutsal havuz yer alır.

Luksor Tapınağı

Karnak Amon Tapınağı yakınında bulunan ve görkemli eski Mısır mimarlığının Nil kıyısındaki en zarif örneklerinden biri olan tapınak, Yeni Krallık döneminin dokuzuncu Firavunu III. Amenhotep tarafından, Eski Mısır Tanrıları’nın en büyüğü Amon-Ra adına M.Ö. XlV. yüzyılda inşa ettirilmiştir.12 Bu tapınak arka akaya dizilmiş bir takım dairelerden meydana gelmektedir.

Daha sonraları Tutahkamon, ll. Ramses, Büyük İskender, Roma ve Müslüman Araplar tarafından, çeşitli ekleme ve yapılarla günümüze kadar gelmiştir. l885’te başlatılan araştırma, kazı ve yenileme çalışmaları günümüzde de devam etmektedir.

Tapınağa 24 m yükseklikteki pilondan girilir. Pilon cephesinde 4 tanesi oturan, 2’si ayakta duran büyük boy 6 adet Ramses heykeli bulunmaktaydı. Günümüzde tahtta oturur şeklindeki iki heykel, girişin sağında ve solunda yer alır. Solda görülen 25 m yükseklikteki pembe granit dikili taşın sağda olması gereken ikincisi 1833 yılında Paris’e götürülmüş ve 1836 yılında Concorde Meydanı’na dikilmiştir. Pilon cephesi boydan boya II. Ramses’in zaferlerine ait tasvir ve yazıtlarla süslenmiştir. Pilon’dan sonra ll. Ramses olarak bilinen ilk büyük avluya girilir. Burası kapalı lotus başlıklı sütunlar ve aralarında yer alan Osiris heykelleri ile çevrilidir. Avlu girişinin sağında, Orta Krallık döneminden kalma orijinal ve küçük Teb üçlüsü tapınağı ile sol yanda ve yukarıda yerel bir şeyh tarafından Xlll. yüzyılda da inşa ettirilen Abu al-Haggag Camii yer alır.

Avludan sonra güney yönünde sapma yaparak, koridor şeklinde uzanan açılmış papirüs başlıklı 52 m yüksekliğinde 14 devasa sütun çift sıra halinde 2. büyük avluya uzanır. Sütunlar papirüs demetlerini taklit etmekte ve pek sık dizilmiştir.

III. Amenhotep’e ait olan bu sütunların üzerine, Tel Amarna’daki Aten inancını terk ederek Teb’e gelen ve Amon inancını kabul eden Tutankamon tarafından, bu dönüşümü kutlamak amacıyla süslemeler yaptırılmıştır. III. Amenhotep’e ait ikinci avlunun üç yanı çift sıra halinde kapalı lotus başlıklı sütunlarla çevrilmiştir. Buradan hipostil hole geçilir. 32 sütunlu olan bu ilginç bölümden sonra Khonos, Mut ve Adak şapeli, yuvarlak kemerli, freskli, nişli, iki yanında klasik Roma sütun başlıklı girişi olan Roma kutsal mekânı, doğum odası, lll. Amenhotep ve Büyük İskender’e ait dar ve karanlık kutsal mekanlar bulunur. Doğum odasında, III. Amenhotep’in babası IV. Tutmosis’in Tanrı Amon kisvesine bürünerek, Kraliçe Mutemuia’yı ziyaret etmesi ve bu birleşmeden doğan çocukları, üçüncü Amenhotep’in tanrının oğlu olarak gösterilmesi gibi ilginç tasvir ve yazıtlar ile İskender’e ait kutsal mekan duvarında ise onu tanrı ve firavun olarak gösteren çeşitli tasvirler bulunur. Her yıl Ağustos ayı sonlarında, 15 gün süreyle kutlanan opet festivalleri nedeniyle Karnak Tapınağından törenlerle getirilen, bir örneğini tapınakta görebileceğimiz, Amon-Ra teknesi bu mekanda bir süre bekletilirdi. Karnak ve Luksor Tapınaklarını birbirine bağlayan yolun Sfenksli olan önemli bir bölümü pilon duvarı karşısında görülmektedir.

Diğer Tapınaklar

İsis tapınakları

Mısır’da tanrılara adanan birçok tapınak vardır. Bunların bir kısmı günümüze kadar korunaklı bir şekilde gelmiştir. Mısır’ın incisi olarak bilinen Philae Tapınağı Ptolemaios dönemi aittir. Güneyin en güzel yapılarındandır. Nil’in 1. kataraktında bulunan adalardan Philae üzerinde bulunmaktaydı. Assuvan Baraj gölünün yapımından sonra yükselen sular altında kalan tapınak, Unesco’nun organizasyonu ile 500 m ilerideki Agilika adasına taşındı. Yeraltı Tanrısı Osiris’in karısı İsis adına inşa edilen tapınağın ilk yapısı Nectanebo holü olarak bilinenidir.

Daha sonra Ptolemaioslar ve Roma imparatorluğu zamanındaki eklerle bugünkü şeklini almıştır. Shellal iskelesinden motorlu teknelerle gidilebilen Agilika adasına çıkıldığında “Mammisi” denilen doğum evi, İsis Tapınağı ve Hator başlıklı sütunların sıralandığı revaklı, geniş ve uzun bir avludan, cephesinde Hellenistik etkiler taşıyan büyük boy tanrıça ve tanrı asası ile düşmanlarına saldıran firavunlara ait kabartmalarının yer aldığı 1. pilona ulaşılır. Buradan 2. avlu ve 2. pilondan Osiris’e ait kapalı kutsal mekanların bulunduğu bölüme geçilir. Adanın kuzeyinde Augustos Tapınağı, Diocletian kapısı ile batısında tamamlanmamış Trajan köşkü, müzisyen kabartmalarıyla süslenmiş küçük Hator Tapınağı yer alır. Hıristiyanlık döneminde yapılan 2 küçük kilise dışında tapınağın bazı bölümleri de kiliseye dönüştürülmüştür.19 Sobek Tapınağı ise Yukarı Nil kıyısında yüksekçe bir burun üzerindedir. M.Ö.2.yy da VI. Ptolemaios Philometer zamanında, timsah başlı Tanrı Sobek ile şahin başlı Tanrı Horus adına alışılmışın dışında ikiz planlı olarak inşa edilmiş, dekorasyon süslemeleri ve yazıtları Roma döneminde tamamlanmıştır. Bu yönüyle Creko Romen özellikler gösterir. Figürlerin anatomisi daha gerçekçi ve detaylı, sütun başlıkları ile alınlardaki arma, lotus gibi süsleme yontuları coşkun, zengin ve hacimlidir. Ptolemaioslar dönemine ait Dendara, Edfu, Khnum ve Philae Tapınakları’nın hepsinde benzer özellikler açıkça görülmektedir. M.Ö.30’da Roma İmparatoru Augustos tarafından inşa ettirilen ve pilon girişindeki avluyu çevreleyen duvarlar ile sütunlar, devşirilme veya taşkın nedeniyle tahrip olduğundan sadece izleri veya kalıntıları görülebilmektedir. 10 büyük sütunlu giriş holünün sağ tarafı Sobek, sol tarafı ise Haroeris’e aittir. Buradan sonra 10 sütunlu hipostil hol ve ardından kutsal odalar sıralanır. Yüksek kesme taş duvarlarla çevrili tapınağın güneyinde, içinde mumyalanmış timsahların korunduğu Tanrı Hator için yapılmış Roma şapeli yer alır.

İsis tapınaklarının bir kısmı Hellen tarzından farklıdır. Pompei’de bulunan İsis tapınağı bu konuda bir fikir vermektedir. M.Ö. 63 yılındaki depremde yıkılmış olan eski bir tapınağın yerine inşa edilen bu tapınağın etrafı yüksek bir duvarla çevrilmiştir. Asıl tapınak bunun ortasına inşa edilmiştir. Dörtgen şeklindeki tapınağın sonunda, üstüne tanrıçanın heykeli konan ve ibadete ait eşya dolaplarının bulunduğu bir platform vardır. Mısır’daki din adamları, tapınakların eski parçalarını satmaktan kaçınmamışlardır.

Osiris tapınakları

Osiris’e adanmış tapınaklara Serapeion adı verilmektedir. Sarapeum veya Sarapion olarak da bilinmektedir. Serapis’e adanmış birçok tapınak vardır, ancak Mısır’da bulunan iki tapınak bunların en ünlüleridir.

Tapınakların biri, Nil’in batı kıyısındaki Sakkara yakınlarında, Memphis’in yerel tanrısı Ptah’ın kutsal hayvanları Apis boğalarına mezar olarak yapılmıştır. Daha M.Ö.1400’lerde boğa mezarlığı olarak kullanılan bu tapınağın ana galerisi ile ek odaları II. Ramses döneminde (M.Ö. 1304-1237 ) yapılmıştır. Sonraki firavunlar da yeni odalar inşa ettirmişlerdir. Yapı, hem ölen Apis boğaları için bir mezar, hem de öldükten sonra Osiris’le ilişkilendirilerek, Osiris-Apis adını alan tanrı Apis’e adanmış bir tapınak işlevi görmekteydi. Sakkara yöresindeki Hellenler bu tanrıya Osarapis adıyla tapıyorlardı. Ptolemaios döneminde bu ad Serapis’e dönüşmüş ve tapınak da Serapeion olarak anılmaya başlanmıştır.23 İkinci tapınak, Osiris ‘e adanmış tapınakların en büyüğü ve en tanınmışı olan, İskenderiye’deki Serapeion’dur. Mısır’ın resmi tanrısı olarak, Osiris’i seçen I. Ptolemaios Soter’in (M.Ö.323-285) mimar Parmeniskos’a inşa ettirdiği tapınaktır. Buradaki heykelinde, sakallı olarak betimlenen Osiris tahta oturup, sağ elini Kerberos’a dayamış, sol eliyle de bir asayı yukarı kaldırmıştır. Burada ayin usulüyle Osiris’e tapınılıyordu. Zamanla yalnızca bir güneş tanrısı değil, şifa ve bereket tanrısı olarak da Osiris’e tapılmaya başlanmıştır.