Gordion Antik Kenti ve Midas Tümülüsü

(0 oy) 0/5 48
Yorum Yaz


Ankara’nın yaklaşık 80 km batısında, Eskişehir sınırlarına yakın, Sakarya Nehri kenarında kurulan Gordion Antik Kenti, Polatlı ilçesi Yassıhöyük mahallesinde yer almaktadır. Frig kentleri arasında başkent Gordion, her zaman önemli bir yere sahipti. Bölgenin sahip olduğu korunaklı dağlık ve yüksek topografik yapısı ve verimli arazi yapısı nedeniyle Frigler, başkentleri olarak Sakarya Nehri kıyısında bulunan Gordion kentini tercih etmişlerdir.

Gordion nedir?

Frig arkeolojisi ve Frig dili konusunda bildiklerimizin önemli bir kısmı Frig başkenti Gordion kalıntılarından gelmektedir. Etimolojik olarak Gordion kelimesi, kent anlamındaki Slav kökenli “grad” kelimesinin Frig dilindeki karşılığı ya da “Gordieion” yani “Gordios’un yeri” anlamına gelebileceği varsayılmaktadır.

Gordion Antik Kenti, M.Ö. 3 binlere uzanan geçmişi, Friglerin siyasi ve kültürel başkenti oluşu, antik dünyanın başlıca merkez noktalarından biri oluşu, çevresindeki onlarca Frig tümülüsü ile benzersiz bir görünüme sahip olması (bu tümülüslerden biri içerisinde ise dünyanın en eski ahşap yapısı yer almakta) ile 2012 yılında UNESCO’nun Dünya Miras Geçici Listesi’ne girmiş Türkiye’nin en önemli miras alanlarındandır.

Gordion Antik kenti keşfedilmesi

Türkiye’nin en önemli arkeolojik kazı alanından biri olan Gordion antik kentinin keşfi, diğer birçok arkeolojik keşif gibi tesadüfen olmuştur. II. Abdülhamit döneminde başlanan Berlin-Bağdat demir yolu hattının inşaatında çalışan mühendisler, üzerinde çok sayıda seramik parçası bulunan büyük ve üstü yassı bir höyüğü gördüklerinde bölgenin bir antik kent olduğunu düşünmüşlerdir. Bunun üzerine ilk bilimsel araştırmalar, 1894-1895 yıllarında, Frig arkeolojisinin kurucuları sayılan Alfred Körte ve Gustav Körte kardeşler tarafından gerçekleştirilmiş ve yaptıkları kazı sonucunda bölgenin, antik kaynaklarda adı geçen Gordion kenti olduğunu belirlemişlerdir. Körte Kardeşlerden yaklaşık 50 yıl sonra Gordion kazıları, Amerikalı arkeolog Rodney Young tarafından başlamıştır. Young’tan sonra ise 1974-1987 yılları arasında De Veries ve 1988-2012 arasında ise G. Kenneth Sams ile Mary Voigt başkanlığında devam etmiştir. Günümüzde ise başkanlığını Amerika’da bulunan Pennsylvania Üniversitesi’nden C. Brian Rose tarafından yürütülen bir ekip tarafından Gordion kazıları devam etmektedir.

Frig Midas Tümülüsü

Anadolu kültür tarihinde ilk olarak Friglerle birlikte görülmeye başlanan ölen kişinin tümülüs tipi mezar içerisine konmasını içeren ölü gömme geleneği, Friglerden sonra gelen uygarlıklar tarafından da uygulanmaya devam etmiştir. Frigler döneminden kalan en görkemli tümülüs olan ve yapımı M. Ö. 740 yılına tarihlenen Midas Tümülüsü’nün neredeyse kesin olarak Frig kralı Midas tarafından, hükümdarlığı sırasında babası Gordios için inşa ettirildiği kabul edilmektedir. Lidya kralı Karun’un (Kroisos), M. Ö. 560’ta başkent Sardis’te babası Alyattes için inşa ettirdiği ve aynı zamanda Anadolu’nun en büyüğü olan tümülüsten sonra Midas Tümülüsü, Anadolu’daki en büyük ikinci tümülüstür. Midas Tümülüsü, 53 m yüksekliğinde ve 300 m çapında iken Lidya kralı Alyattes’in tümülüsü 69 m yüksekliğinde ve 360 cm çapındadır.

Midas Tümülüsü, Gordion’da bulunan sayısı 120’yı aşan tümülüs yapılarından birisidir. Midas Tümülüsü diğer Frig yapımı tümülüslerden daha büyük ve sağlam bir şekilde inşa edilmiştir. Liebhart ve Stephens çalışmalarında, Gordion’da bulunan tümülüslerin inşasını şu şekilde açıklamaktadır: “Tipik olarak, bir çukur kazılmış, ardından tabana çam ve/veya ardıçtan yapılmış ahşap bir oda inşa edilmiş ve odanın dış kısmında kalan boşluklar molozlarla doldurulmuştu. Mezar, ahşap odanın içine yerleştirilmiş, üstüne düz bir çatı oturtulup bu çatının üzerine yine başka molozlar istiflenmişti. Taşların üzerindeki kil tabakasını, tümülüs mantosunun toprağı izlemişti.” Tümülüsün ahşap odasını mantarlardan korumak adına nem ve sıcaklık düzeyleri düşük tutulmuştur zira günümüzde bile mezar odası yaklaşık 16 santigrat derecede sabit kalmaktadır.

Midas Tümülüs’ü Mezar Odası

Midas Tümülüsündeki mezar odasında yatan kral için cenaze şöleni yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu şölende, servis edilen yiyecek ve içeceklerin yapımında kullanılan malzemeleri tanımlamak için kaplardaki kimyasal kalıntıların analiz edilmesi sonucu şölende, ana yemek olarak mercimek ve baharatlarla tatlandırılmış fırında koyun ya da keçi güveci ve içecek olarak ise üzüm şarabı, arpa birası ve bal likörünün bir karışımın davetlilere sunulduğu ortaya çıkmıştır. (M.Kavak-YLT)