Gizli bir tarikat Masonluk nedir?

(3 oy) 5/5 350
Yorum Yaz


Mason kelimesinin anlamına bakacak olursak, sözcük anlamı bakımından loca ”dünya” ya da “evren” demektir. Bu anlamda ki loca sözcüğü Latince de ki “locus loga” teriminden alınmalıdır. Kimilerine göre bu terimin asıl etimolojisi Doğu dillerinden yer alır. Nitekim, Sanskritçe’de “loga” sözcüğü “dünya” anlamına gelir.

Masonlukta loca sözcüğü “en küçük Mason birimi ve bağımsız Mason topluluğu” anlamına gelmek üzere kullanılır. XIV. yy ortalarından başlamak üzere yaklaşık dört yüz yıl boyunca Avrupa’da bir yapıcı ustasının yönetiminde çalışan her topluluk genellikle çalışmakta olduğu yerin ya da yapmakta olduğu işin adıyla ve bir “loca” olarak anılmıştır. Masonların toplantılarını yaptıkları yer de genel olarak yine “loca” olarak anılırdı.

Fransa’dan kaçan Tapınakçılar, güvenli sığınak bulma konusunda fazla sıkıntı yaşamamışlardır. Fransa hariç bütün Avrupa ‘da kimlik değiştirerek faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etmişlerdi. Ticari konularda hiçbir zorlukla karşılaşmamış özellikle de dönemin en önemli ticari kurumları olan localara sızarak, tecrübeleri sayesinde yeni bir güç kaynağı ele geçirmişlerdi. Şövalyeler, işleri gereği localarla zaten uzun yıllar boyunca iç içeydiler. Tarikat, inşaat, ticaret, hayvancılık ve tarımla uğraştığı dönemlerde locaların kurulmasında ve gelişmesinde önayak olmuşlardı. Loca mensupları aralarındaki işbirliği ve düzenli örgütlenme sayesinde, belirli bir bölgede belirli bir konuda tekel oluşturabiliyor, fiyat belirliyor ve üyelerine çeşitli imtiyazlar sağlayabiliyorlardı. Mesala yün ticareti yapanlar, bir loca oluşturuyor, o bölgenin yünlerini üretiyor ve pazarlıyordu. Böylece kısa sürede güçleri artıyor ve daha geniş bölgeleri hakimiyetleri altına alıp tekel oluşturuyorlardı.

Şövalyeler çeşitli localar içinde duvarcı yani mason locasını kendi amaçlarına daha uygun gördüler. Bunun çeşitli sebepleri varsa da en önemlisi, şövalyelerin kutsal topraklardaki öğrendikleri ezoterik inançlarıdır. Eski Mısır gizemciliği, Pisagorculuk ve Yahudilik mistisizminin kaynağı Kabala öğretisinden türeyen batıl inanışlara göre çeşitli sayıların geometrik şekillerin ,sembollerin ve tılsımların doğaüstü güçleri kontrol etme özelliği vardı. Bu formüllerin, Hiram Usta ve çok sayıda duvarcı tarafından Süleyman Mabedi’nde kullanıldığına da inanılıyordu. Şövalyeler Kutsal Topraklar’da olmak üzere inşa ettikleri şatolarda gizemli geometrik formları, sayısal formülleri ve sembolleri kullanmış, böylece gizli l güçlerin, dünya hakimiyetini kurmakta, kendilerine yardım edecekleri gibi bir düşünceye inanmışlardı. İşte bütün bu birikim, tarikatın mason localarına yönelmesine yol açmıştı.

Tapınakçılar birçok alanda edindikleri tecrübe ile çeşitli localara sızarak kısa sürede en üst mevkilere geldiler. Localar şövalyelere hem istedikleri korumayı hem de güçlenme imkanı veriyorlardı. Böylece Fransa Kralı’nın ortadan kaldırmaya çalıştığı örgüt, farklı ülkelerdeki biraderlerle bağlantıyı da koruyarak yeniden canlanma imkanı bulmuş oldu. Bu dönemde şövalyeler Portekiz’den sonra ilgilerini İngiltere’ye yönelttiler. Bunu çeşitli sebepleri vardı: İlki, tarikatın Fransa’dan sonra en fazla örgütlendiği, en iyi tanıdığı ve en rahat hareket ettiği ülke İngiltere’ydi. İkincisi ise, İngiltere’de birçok soyluyla akrabalık bağlarına ve etkili ilişkilere sahipti. Üçüncüsü, Fransa’da yaşanan baskı ve infazlar İngiltere’de yaşanmamıştı. Son olarak, Katolik Kilisesi’nin otoritesini tanımayan İskoçya Kralı Bruce, şövalyelere kapısını açmış ve her konuda onlara destek olmuştu. Şövalyeler de bütün imkanlarıyla Bruce’u desteklemiş ve 300 yıl boyunca güven içinde yaşayabilecekleri bir vatana kavuşmuşlardı. İngiltere’nin Tapınakçı tarihi açısından asıl önemi Masonluğa geçişinde bu ülkede başlamasıdır. Ayrıca ortadan kaldırıldıktan sonra yeniden dinsel bir kurum olarak ortaya çıkmayan şövalyeler, duvar locaları ile bağlantıları vasıtasıyla etkili olmaya başladıkları Masonluk ve onların York Riti ile de birleşmişlerdir.

Peki Masonluk nasıl doğdu? Bunun cevabını Ortaçağda Hristiyanlığın yayılması ile ve devletlerin resmi dininin olması sonucu kilise ve katedral inşaatlarının olmasında arayabiliriz. M.Ö 970-931 Kral Süleyman döneminde Masonluğun ilk loca yapılanması, Memtis Tapınağı’nın yapımında çalışan ve Surlu bir mimar olan Hiram’ın oluşturduğu iş örgütlenmesi modeli ve bazı simgeler kullanılarak oluşturuldu. Hiram’ın iş örgütlenmesi olarak oluşturduğu bu loca yapılanması ve bu localardaki hiyerarşik düzen, çırak, kalfa, üstat, dereceleri günümüz Mason localarına kadar gelmiştir. Bu yapılanma 895-990 yılları arası İngiltere’de York kentinde bir kilise inşaatında tekrar görüldü ve bunun sonucunda Tanrı’ya bağlılık, mesleğe bağlılık gibi ilkeleri taşıyan “York Yasası ”ortaya çıktı.

Operatif Masonluğun piri ve en büyük ismi olarak da, Hazreti Süleyman Mabedi’nin Baş Mimarı Hiram ismi üzerinde bir anlaşmaya varıldı. Bu efsanevi kişilik, günümüz Masonluğunun en önemli ritüellerinde yer alan ve insanın kendini yüceltme yolculuğundaki son noktanın, yani “Kamil İnsan” olabilme serüveninin zirvesi sembolü olarak, Hiram şahsiyeti ve isminde sentezlenir.

Daha sonraki dönemde ilişkilerini incelediğimizde karşımıza çıkan ilginç nokta Tapınakçıların kurallarının aynı zamanda Masonların da kuralları olmasıdır. Zaten 200 yıl birlikte yaşayan tarikat ve masonluk kurumu, birbirlerini belirgin ölçüde etkilemiş olması da doğaldır. Hatta masonların ritüelleri, adeta tapınakçılardan kopya edilmiş denilecek kadar birbirine benzerdir. Bu itibarla, masonların kendilerini büyük ölçüde tapınakçılarla özdeşleştirdikleri ve aslında özgün gibi görünen masonluk ezoterizmi içinde önemli boyutlarda tapınakçı mirası olduğu ortaya çıkar.

Buradan yola çıkarak Masonluk tarihine bir perspektif açacak olursak, tarihsel gelişimiyle ilgili ana hatları 3 ayrı döneme ayırabiliriz.

A-ANTİKÇAĞ VE ÖNCESİ: Bu dönem “Masonluğun eski kaynaklarının Dönemi” olarak nitelendirebiliriz. Bu dönemin kökeninde spekülatif nitelikli kaynaklar ve yapıcılık mesleği ve sanatı yer alır.

B-ORTAÇAĞ VE SONRASI: Özellikle geleneksel Yapıcılık mesleği ve sanatını içeren bu dönem, “Operatif Masonluk dönemi” olarak anılmaktadır. Bu dönemde spekülatif masonluk öğeleri çok az miktarda yer alır.

C-18 YY VE SONRASI: Masonluğun günümüzdeki tanımını kazandığı son aşamadır.

Masonluk bazı kaynaklarda tüm insanlık için doğru yaşayan ve doğru düşünen iyi bir felsefe olarak tanımlanmaktadır. Çünkü bu tanım içerisinde sadece doğru düşünme sembollerini değil aynı zamanda eski kardeşlik alegorilerini de barındırır. Nasıl ki pek çok kişinin inandığı gibi insanlığın kökenini ve ilk yeteneklerini kimse bilmiyor, Masonlar hakkında da birçok kişinin merak ettiği gizemler mevcuttur. Ancak şurası bir gerçektir ki masonluğun tarihçesi insanlık ailesinin çok erken karakterize alışkanlıklarından biridir. Çünkü gizemleri eski Mısır mitolojisinden Eski Ahit hikayesine, İbranice metinlerden Aztek ve Peru mimarisine hatta Konfüçyüs öğretilerine kadar uzanır. Tarihin sayfalarını çevirdiğinizde Masonluk başlığı altında eski çağın çok tanıdık modern unsurlarını da bulmuş olursunuz. Çünkü Masonluğun da karakterize özelliği etik ve ahlaki değerlerdir.

Masonlar özellikle duvarcı localarında ilk olarak teşkilatlanmalarının etkisi ile mimaride çok ilerlemiş ve Paris, Viyana, Londra, Strasbourg gibi birçok yere muhteşem katedraller ve diğer eserlerden dikmişlerdir. Sevgili burclar.net okurları Masonların vasıfsız erkeklere kapılarını açması da İngiltere’de olmuş 1702 de Londra’da farklı mesleklerden oluşan erkek üyeleri kabul eden localar daha sonra bunlar için ayrıcalıklara uzanan düzenlemeler yaptılar. Ancak şurası bir gerçektir ki hem muazzam yaptıkları mimari eserlerde hem de uzun süren kuruluş anlayışlarında disiplini elden bırakmamaları ve üyelerine nitelik kazandıracak ayrıcalıklı yapıları en büyük etkendir. Çünkü bu refahları ve organizasyonları için gereklidir.

İngiltere’de İrlanda’da ve İskoçya’da büyük locaların kurulması ile1717-1736 tarihleri arasında Masonluk Avrupa’da hızla yayıldı. Soylular, din adamları ve birçok üye bu örgütün kardeşliğine girmek onun bir parçası olmak için çalıştı. Hiç kuşkusuz ki bunlar kendi aralarında da Masonik bir iletişim başlattılar ve bu büyük localar ile birlikte hem organizasyona hem de ritüellere daha fazla standardizasyon getirdiler. Bu localar hem toplantılarını hem de üyelere arası iletişimlerini sağlamada teknik olarak çok kontrollü ve gizli davranmışlardı. (Derya Dündar-ylt)

loading...
loading...