Gebelikte demir alımı

(3 oy) 5/5 142
Yorum Yaz


Bitkisel besinlerle ve tek yönlü beslenen kadınlarda demir eksikliği anemisi sık görülmektedir ve bu annelerden doğan bebeklerin daha az demir depolarına sahip oldukları, düşük doğum ağırlıklı ve prematüre oldukları belirtilmiştir. Demir, et ve türevleri, sakatat, yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kuru üzüm, incir gibi besinlerde bulunur. Anemik olanlar, adölesan ve sık doğum yapan anneler olmak üzere bütün gebelerde demir ilavesi önerilmektedir. Gebe kadınlarda artan plazma hacmi, fetus için demir gereksinmesinin artması, günlük diyetin tahıla dayalı olması (tahıllarda bulunan fitatların demirin emilimini engellemesi), bağırsak parazitleri, kötü çevre ve yaşam koşulları (enfeksiyonlar), sık doğumlar, yetersiz beslenmeye ek olarak aşırı çay ve kahve tüketimi anemiyi ( kansızlığı ) sık rastlanan bir olgu olarak karşımıza getirmektedir. Günlük vitamin C tüketimi de demirin vücutta kullanılmasında önemli bir etkendir.

Gebeliğin başlangıç döneminde demir yetersizliğinden kaynaklanan aneminin, prematüre, düşük doğum ağırlığı gibi bebek ölümlerinin ortak nedeni olduğunu gösteren bir çok veri vardır. Demir yetersizliğinden kaynaklanan anemi, gebelik dönemindeki yetersiz ağırlık kazanımı ile de ilişkilidir. Gebelik döneminde demir metabolizmasında oluşan belirgin değişiklikler, menstrual kanamanın kesilmesi, kırmızı kan hücre kitlesindeki yaklaşık % 20′ lik artış ve önemli miktardaki demirin fetus ve plasentada birikmesidir. Maternal kırmızı kan hücrelerinin genleşmesi gebeliğin 20-25. haftasında en üst düzeye ulaşır ve bu olay büyük olasılıkla 12-15. haftalarda oluşan ve dikkat çekici serum ferritin konsantrasyonundaki düşüşün sorumlusudur . Genellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren 90-180 mg elementer demir kullanılması varsayılmaktadır ve koruyucu olarak, diyete ek önerilmektedir. Maternal depoların korunması ve demir yetersizliğinin önlenmesi için, gebelik süresince alınması önerilen demir miktarı 1989 yılı değerlendirmelerine göre 30 mg/gün iken, 2001 yılı değerlendirmelerine göre 27 mg/gün’ dür. Bu oran halen korunmaktadır.